Kendini kısa ve net tanıtmak ile karşı tarafa basit kişisel sorular sormak, yeni insanlarla güvenli bir ilk bağ kurmanın A2 düzeyindeki temel becerisidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Tanışmanın günlük hayattaki yeri
Yeni bir sınıfa girdiğinde, yaz kampında veya başka bir şehirde insanlar önce kim olduğunu öğrenmek ister. İngilizce A2 düzeyinde uzun bir hayat hikâyesi beklenmez. Hedef nettir: I can introduce myself and other people. (ay ken introdüs mayself end azır piipıl: kendimi ve başkalarını tanıtabilirim.) Ayrıca I can ask and answer simple questions about personal details. (ay ken ask end aansır simpıl kvesçınz ıbaut pörsınıl diiteylz: kişisel bilgiler hakkında basit sorular sorabilir ve cevaplayabilirim.) Bu can-do cümleleri, karmaşık dilbilgisi listesinden daha önemlidir çünkü gerçek hayatta işe yarar.
Tanışma dünyanın pek çok yerinde benzer adımlarla yürür: selam, isim, nereli olduğun, sonra nazik bir kapanış. El sıkışmak, baş eğmek veya yalnızca gülümsemek kültüre göre değişir; dilde ise kısa kalıplar evrenseldir. A2 öğrencisi olarak geçmiş zaman zinciri veya uzun sıfat dizileri kullanmana gerek yoktur. Hello (he-lou: merhaba) veya Hi (hay: selam) ile başlamak yeter. Ardından Nice to meet you (nays tu miit yu: tanıştığımıza memnun oldum) dersen karşı taraf çoğu zaman Nice to meet you too (nays tu miit yu tuu: ben de memnun oldum) der.
Okul koridorunda, serviste veya parkta bir turistle bu üç adım seni kurtarır. Hızlı konuşmak A2’de bir başarı ölçütü değildir; net ve yavaş olmak daha iyidir. Karşıdaki kişi anlamazsa Can you say that again, please? (ken yu sey det ıgen pliiz: tekrar söyler misin lütfen?) diyebilirsin. Bu da A2 can-do içindedir: basit yardım isteyebilirsin. Resimdeki arkadaş sohbeti tam da bu yüzden dersin kapısıdır: önce insan, sonra cümle.
Örnek
A: Hello! My name is Elif. Nice to meet you. (ey: he-lou! may neym iz elif. nays tu miit yu. — Merhaba! Adım Elif. Tanıştığımıza memnun oldum.) B: Hi, Elif. I’m Can. Nice to meet you too. (bi: hay, elif. aym can. nays tu miit yu tuu. — Selam Elif. Ben Can. Ben de memnun oldum.)
Kendini tanıtma: isim, yaş ve şehir
İlk kişisel bilgiler üç kutuya sığar: ad, yaş, yer. Ad sormak için What’s your name? (vats yor neym: adın ne?) kullanılır. Cevap iki yoldan gelir: My name is Elif. (may neym iz elif: adım Elif.) veya daha kısa I’m Elif. (aym elif: ben Elif’im.) Yaş için How old are you? (hau old ar yu: kaç yaşındasın?) sorulur. Cevapta years old (yirs old: yaşında) unutulmaz: I’m fourteen years old. (aym fortiin yirs old: on dört yaşındayım.) Sayılar A2’de yirmiye, sonra yüze kadar net söylenmelidir; telaffuzda thirteen (törtin) ile thirty (töti) karışmasın.
Yer bilgisi iki ayrı sorudur ve Türkçe konuşanların en çok karıştırdığı noktadır. Where are you from? (ver ar yu from: nerelisin / hangi ülkeden veya şehirden geliyorsun?) köken sorar. Cevap: I’m from Ankara. (aym from ankara: Ankaralıyım / Ankara’danım.) Şu an oturduğun yer için Where do you live? (ver du yu liv: nerede yaşıyorsun?) denir. Cevap: I live in Izmir. (ay liv in izmir: İzmir’de yaşıyorum.) from ile in yer değiştirmez. Kısa bir birleştirme A2 için yeterlidir: I’m Elif. I’m fourteen. I’m from Ankara, but I live in Izmir. (aym elif. aym fortiin. aym from ankara, bat ay liv in izmir.)
Soru sözcüklerini ezberlemek, cümleyi ezberlemekten daha güçlüdür. What (vat: ne), Where (ver: nerede / nereli), How old (hau old: kaç yaşında) A2’nin omurgasıdır. Cevapta özne ve fiil düşmez: I am veya I’m, I live. Öğretmenin adı, sıra arkadaşının şehri, kuzeninin yaşı gibi gerçek bilgilerle pratik yap; uydurma uzun cümleler A2’yi şişirir, konuşmayı bozar.
Örnek
A: What’s your name? (vats yor neym) B: My name is Mert. (may neym iz mert) A: How old are you? (hau old ar yu) B: I’m fifteen years old. (aym fiftiin yirs old) A: Where are you from? (ver ar yu from) B: I’m from Bursa. I live in Bursa too. (aym from bursa. ay liv in bursa tuu.)
Hobiler hakkında soru sormak ve cevap vermek
Hobi, tanışmayı kişiselleştiren ikinci basamaktır. A2 can-do hedefi şudur: sevdiğin etkinlikler hakkında basit cümleler kurabilir ve karşı tarafa aynı soruyu sorabilirsin. En güvenli kalıp I like (ay layk: severim) artı isimdir: I like music. (ay layk miuzik: müziği severim.) I like football. (ay layk futbol.) Biraz daha doğal olan ikinci yol like artı fiilin -ing halidir: I like playing football. (ay layk pleying futbol: futbol oynamayı severim.) I like reading. (ay layk riiding: okumayı severim.) I like watching films. (ay layk voçing filmz: film izlemeyi severim.) Olumsuz için I don’t like (ay dount layk: sevmem) yeter: I don’t like running. (ay dount layk raning.)
Soru sormak iki kısa yoldan yürür. Genel beğeni: What do you like? (vat du yu layk: neleri seversin?) Daha odaklı: What’s your hobby? (vats yor hobi: hobin nedir?) veya What do you do in your free time? (vat du yu du in yor frii taym: boş zamanında ne yaparsın?) Evet-hayır için Do you like …? (du yu layk: … sever misin?) kullanılır. Cevap kalıbı ezberlenir: Yes, I do. (yes ay du.) No, I don’t. (nou ay dount.) A2’de neden cümlesi zorunlu değildir; istersen tek sözcükle ekleyebilirsin: Yes, I do. It’s fun. (yes ay du. its fan: evet. eğlenceli.)
Sık hobi sözcüklerini abartmadan seç: football (futbol), basketball (baskitbol), music (miuzik), reading (riiding), swimming (suiming: yüzme), drawing (drooing: resim çizme), computer games (kompiyutır geymz), dancing (dansing). Telaffuz ipucu: hobby (hobi), çoğul hobbies (hobiiz). Resimdeki sohbet ortamı tam bu basamağı gösterir: isimden sonra insan, sevdiği işle görünür hale gelir.
Örnek
A: What’s your hobby? (vats yor hobi) B: I like playing basketball and I like music. (ay layk pleying baskitbol end ay layk miuzik) A: Do you like reading? (du yu layk riiding) B: No, I don’t. I like watching films. (nou ay dount. ay layk voçing filmz)
Sevdiğin yerler: şehir, ülke ve tatil
Yer konuşması, tanışmayı haritaya bağlar. A2’de hedef, sevdiğin şehri, ülkeyi veya basit bir tatil yerini adlandırmaktır. Kalıp: What’s your favourite city? (vats yor feyvırıt siti: en sevdiğin şehir hangisi?) Cevap: My favourite city is Istanbul. (may feyvırıt siti iz istanbul.) favourite (fey-vı-rıt: en sevilen) A2’nin yıldız sözcüğüdür; birçok Türkçe ders kitabı bu Britanya yazımını kullanır. Ülke için What’s your favourite country? (vats yor feyvırıt kantri) denebilir. Cevap kısa tutulur: My favourite country is Italy. (may feyvırıt kantri iz itıli.)
İstek bildirmek A2’de I want to (ay vant tu: istiyorum) ile gelir ve müfredatın doğal bir sonraki basamağıdır. Where do you want to go? (ver du yu vant tu gou: nereye gitmek istersin?) I want to go to London. (ay vant tu gou tu landın.) Şehir ve ülke adlarının önünde the genellikle yoktur: London, Turkey, Italy. Deniz, dağ gibi doğa sözcüklerinde ise I like the sea. (ay layk dı sii: denizi severim) veya I like the mountains. (ay layk dı mauntınz: dağları severim) denir. in şehir ve ülke içinde yaşamayı, to gitmeyi işaret eder: I live in Antalya. I want to go to Spain.
Sık yanlış anlama şudur: her güzel yeri uzun sıfatlarla süslemek. A2 bunu istemez. It’s nice. (its nays: güzel.) It’s big. (its big: büyük.) It’s quiet. (its kuayıt: sakin.) yeter. Resimdeki etkinlik sahnesi tam da bu yüzden değerlidir: soru sorulur, tek bir yer adı ve bir kısa neden söylenir, sıra arkadaşa geçer. Böylece diyalog gerçek hayattaki gibi kısa kalır.
Örnek
A: What’s your favourite city? (vats yor feyvırıt siti) B: My favourite city is Izmir. I like the sea. (may feyvırıt siti iz izmir. ay layk dı sii) A: Where do you want to go? (ver du yu vant tu gou) B: I want to go to Italy. It’s nice. (ay vant tu gou tu itıli. its nays)
Sevdiğin yiyecekler hakkında soru ve cevap
Yiyecek, tanışma sohbetini somut ve neşeli tutar; herkesin bir cevabı vardır. Temel soru: What’s your favourite food? (vats yor feyvırıt fuud: en sevdiğin yiyecek nedir?) Cevap: My favourite food is pizza. (may feyvırıt fuud iz piitza.) veya I like pizza. (ay layk piitza.) Birden fazla şey için and (end: ve) bağlar: I like pizza and ice cream. (ay layk piitza end ays kriim.) Sevmediğin şey için I don’t like onions. (ay dount layk anyınz: soğan sevmem.) A2 sözcükleri sade tutulur: pizza, pasta (pasta), salad (selıd), chicken (çikin), fish (fiş), bread (bred), fruit (fruut), ice cream (ays kriim), tea (tii), water (vootır).
İçecek ayrı sorulabilir: What’s your favourite drink? (vats yor feyvırıt drink.) I like tea. (ay layk tii.) Öğün adı A2’de faydalıdır ama zorunlu değildir: breakfast (brekfıst: kahvaltı), lunch (lanç: öğle yemeği), dinner (dinır: akşam yemeği). I like eggs for breakfast. (ay layk egz for brekfıst: kahvaltıda yumurta severim.) Telaffuz ipucu: food (fuud, uzun u), fruit (fruut), vegetable (vec-tı-bıl: sebze). Türkçedeki “meyve-sebze” ikilisini tek sözcük sanmak yanlıştır; İngilizcede ayrıdır.
Gerçek hayatta bu diyalog kantinde, evde misafirle veya yurt dışında restoranda menüye bakarken çıkar. A2’de garsona uzun sipariş cümlesi kurmak zorunda değilsin; tanışma bağlamında yalnızca beğeni yeter. Resimdeki soru-cevap halkası tam bu beceriyi gösterir: sor, kısa cevap ver, aynı soruyu geri sor. Geri sormak nazikliği büyütür: What about you? (vat ıbaut yu: peki sen?) Bu üç sözcük A2 diyaloğunu gerçek sohbete çevirir.
Örnek
A: What’s your favourite food? (vats yor feyvırıt fuud) B: I like pasta and salad. I don’t like onions. What about you? (ay layk pasta end selıd. ay dount layk anyınz. vat ıbaut yu) A: My favourite food is chicken. I like tea too. (may feyvırıt fuud iz çikin. ay layk tii tuu)
Filmler ve baştan sona bir tanışma diyaloğu
Film ve dizi, hobinin görsel kardeşidir ve A2 sözcükleriyle kolayca taşınır. Sorular: What’s your favourite film? (vats yor feyvırıt film) veya Do you like films? (du yu layk filmz) Cevap: Yes, I do. My favourite film is … (yes ay du. may feyvırıt film iz …) film (film) ve movie (muuvi) A2’de ikisi de anlaşılır; birçok okul kitabı film kullanır. Tür adı istersen eklenir ama zorunlu değildir: comedy (komıdi), action (ekşın), cartoon (kaartuun). I like comedies. (ay layk komıdiiz: komedi severim.) Uzun film özeti A2’nin dışındadır; adını söylemek yeter.
Bütün parçalar birleşince gerçek bir tanışma doğar. Sıra şudur: selam, ad, yaş, nereli / nerede yaşıyorsun, hobi, sevilen yer veya yiyecek veya film, nazik kapanış. Kapanış için Nice to meet you başta da sonda da kullanılabilir. Ayrılırken See you (sii yu: görüşürüz) veya Bye (bay: hoşça kal) yeter. Rol yapma etkinliği bu yüzden güçlüdür: ezber tek cümle değil, kısa bir yol haritası çalışırsın. Karşı tarafın cevabını dinlemek de can-do’nun parçasıdır; yalnızca kendi metnini okumak sohbet değildir.
Dünyada bu konu çoğu dil okulunda “first meeting” diye öğretilir çünkü her öğrenen aynı kapıdan girer. Sık yanlış anlama, tanışmayı bir sunum sanmaktır. Sunum tek kişiliktir; diyalog ise soru ve cevaptır. Bu yüzden her bilgiden sonra topu karşıya at: What about you? Bir sonraki adımda neden cümleleri ve daha uzun betimlemeler gelecektir; şimdilik net, doğru ve nazik olmak yeter.
Örnek
A: Hi! My name is Elif. What’s your name? (hay! may neym iz elif. vats yor neym) B: I’m Can. Nice to meet you. (aym can. nays tu miit yu) A: Nice to meet you too. How old are you? (nays tu miit yu tuu. hau old ar yu) B: I’m fourteen years old. I’m from Ankara. I live in Ankara. What about you? (aym fortiin yirs old. aym from ankara. ay liv in ankara. vat ıbaut yu) A: I’m fifteen. I live in Izmir. I like swimming. What’s your favourite film? (aym fiftiin. ay liv in izmir. ay layk suiming. vats yor feyvırıt film) B: My favourite film is a comedy. I like pizza too. See you! (may feyvırıt film iz ı komıdi. ay layk piitza tuu. sii yu) A: Bye, Can! (bay, can)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Yaş söylerken I am 14 years veya I am 14 age demek. Doğrusu: Doğrusu I am 14 years old veya I’m fourteen years old kalıbıdır. Türkçedeki “14 yaşındayım” içindeki “yaş” sözcüğü İngilizcede years old ile karşılanır; age bu cümleye girmez.
- Yanlış: I am live in Ankara veya I am from in Ankara demek. Doğrusu: Köken için I’m from Ankara, yaşadığın yer için I live in Ankara denir. am ile live yan yana gelmez; from ile in aynı kutuya konmaz.
- Yanlış: I like play football veya I like play demek. Doğrusu: Doğrusu isimle I like football veya fiille I like playing football şeklindedir. like den sonra yalın fiil gelmez; ya isim ya -ing gelir.
- Yanlış: How are you? sorusuna yaş veya ad ile cevap vermek; How old are you? sorusuna I’m fine demek. Doğrusu: How are you? (nasılsın?) için I’m fine, thanks denir. Ad için What’s your name?, yaş için How old are you? ayrı sorulardır. Türkçede “nasılsın / kaç yaşındasın” karışması İngilizceye taşınmamalıdır.
- Yanlış: My name Ali veya I Elif gibi fiilsiz cümle kurmak. Doğrusu: İngilizcede bu kalıpta fiil düşmez: My name is Ali veya I’m Elif. Türkçede “ben Elif” yeterli olsa da hedef dilde am / is gerekir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, A2’nin sonu ve B1’in başında tanışma yalnızca şimdiki bilgi olmaz; kısa geçmiş ve neden eklenir. I was born in …, I started this school last year gibi cümleler hayat hikâyesini açar. Beğenilere because ile gerekçe gelir: neden o filmi veya o şehri sevdiğini bir cümlede açıklarsın. Kişilik sözcükleri (friendly, quiet) ve günlük rutin (I usually …) tanışmayı daha uzun ama hâlâ anlaşılır bir sohbete çevirir. Şimdilik görevin net kalıplar, doğru fiil ve karşı tarafa geri soru atmaktır.
Özet
A2 tanışma diyaloğu selam, ad, yaş, köken veya yaşanan şehir, hobi ve sevilen şeyler ile nazik bir kapanıştan oluşur. Her İngilizce kalıp kısa tutulur, telaffuz netleştirilir ve soru mutlaka karşıya iade edilir. Türkçeden taşınan fiil düşürme, yaş kalıbı ve from / in / like + -ing hataları bilinçli düzeltilirse gerçek hayattaki ilk sohbet güvenle yürür.