İş fikrini B2 İngilizcesiyle kısa, sıralı ve sorulara hazır biçimde anlatmak, hem dil hem girişimcilik özgüvenini birlikte büyütür.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Ne yapabilirim? B2 can-do ve fikrin yolculuğu
CEFR B2 can-do hedefi şudur: bir iş fikrini neden, kim için ve nasıl çalıştığını söyleyerek açıkça anlatabilirim; ardından gelen sorulara neden göstererek yanıt verebilirim. Dünyada bu konuşma çoğu derste pitch (okunuşu: piç) adıyla öğretilir; dinleyiciyi birkaç cümlede ikna etme alıştırmasıdır. İngilizce, ticaret ve teknolojinin ortak dili olduğu için birçok ülkede öğrenciler sahte müşteri veya yatırımcı toplantılarıyla pratik yapar. Günlük sır her yerde aynıdır: sorun, çözüm, müşteri, fark, kazanç.
Sınıfta prototiple konuşmak soyut kelimeleri elle tutulur hale getirir. Dinleyici What is it? (okunuşu: vat iz it / Türkçesi: Bu nedir?) diye sormadan nesneyi görür; konuşmacı da B2 sözcüklerini ezber için değil bir amaç için kullanır. Yenilikçi durmak için zor kelime gerekmez; net sıra ve sakin tempo yeter. Prototip yoksa bir çizim veya kutu da aynı işi görür.
Örnek
Hi everyone. This is a simple prototype of my idea. Many students lose their keys. Our product is a small tracker on your keyring. It is cheap and easy to use. (okunuşu: hay evriyan. dis iz ı simpıl prototayp ov may aydiya. meni stüdınts luz deır kiyz. avır prodakt iz ı smol trestır on yor kirin. it iz çip end izi tu yuz.) Türkçesi: Herkese merhaba. Bu, fikrimin basit bir prototipi. Birçok öğrenci anahtarını kaybediyor. Ürünümüz anahtarlıktaki küçük bir takip cihazı. Ucuz ve kullanımı kolay.
İş fikrini beş adımda açıklama kalıpları
Dinleyiciyi kaybetmemek için sabit bir sıra kullanın: sorun, çözüm, müşteri, fark, kazanç. Bu sıra birçok ülkede basit business model (okunuşu: biznıs model) panolarında da aynıdır. Kalıplar B2'yi aşmaz ve her fikirde tekrarlanır. Önce sorunu söyleyin: The main problem is that students waste a lot of time looking for a quiet place to study. (okunuşu: dı meyn problım iz dat stüdınts veyst ı lot ov taym luking for ı kvayıt pleys tu stadi) Türkçesi: Asıl sorun, öğrencilerin sessiz bir çalışma yeri ararken çok zaman kaybetmesidir.
Sonra çözümü, kitleyi ve farkı ekleyin. Our idea is an app that shows empty study rooms. (okunuşu: avır aydiya iz en ep dat şouz empti stadi rumz) Türkçesi: Fikrimiz boş çalışma odalarını gösteren bir uygulama. The target customers are high school and university students. (okunuşu: dı targıt kastımırz a hay skul end yunivörsıti stüdınts) Türkçesi: Hedef müşteriler lise ve üniversite öğrencileridir. What makes it different is that it is free for students. (okunuşu: vat meyks it difrınt iz dat it iz fri for stüdınts) Türkçesi: Onu farklı kılan, öğrenciler için ücretsiz olmasıdır. Kazanç cümlesi: We will make money from small ads. (okunuşu: vi vil meyk mani from smol edz) Türkçesi: Küçük reklamlardan para kazanacağız.
Örnek
Beş cümlelik somut sunum: I'd like to introduce my business idea. The problem is long queues in the school canteen. Our solution is a pre-order app. Students are our target customers. We plan to make money with a small service fee. (okunuşu: ayd layk tu introdus may biznıs aydiya. dı problım iz long kuyuz in dı skul kentin. avır sılıuşın iz ı pri-ordır ep. stüdınts a avır targıt kastımırz. vi plen tu meyk mani vid ı smol sörvis fi.) Türkçesi: İş fikrimi tanıtmak istiyorum. Sorun okul kantinindeki uzun kuyruklar. Çözümümüz önceden sipariş uygulaması. Hedef müşterimiz öğrenciler. Küçük bir hizmet bedeliyle para kazanmayı planlıyoruz.
Rol yapma: fikri anlat, soru sor
Sınıfta rol yapmak, gerçek bir müşteri karşısında donup kalmamayı öğretir. B2 diyaloğunda biri fikri sunar, diğeri kısa ve nazik sorular sorar. İşe yarayan soru kalıpları şunlardır: Can you tell me more about the price? (okunuşu: ken yu tel mi mor ıbaut dı prays) Türkçesi: Fiyat hakkında biraz daha bilgi verir misiniz? Who will buy this? (okunuşu: hu vil bay dis) Türkçesi: Bunu kim satın alacak? How is it different from other products? (okunuşu: hav iz it difrınt from adır prodakts) Türkçesi: Diğer ürünlerden nasıl farklı?
Cevaplayan kişi soruyu yinelemekten korkmaz ve kısa yanıt verir. That's a good question. (okunuşu: dets ı gud kvesçın) Türkçesi: Bu güzel bir soru. Bu cümle hem zaman kazandırır hem nazik durur. Ardından tek net cümle yeter. Diyalog ezber şiir gibi okunmamalıdır. Duraksamak ve Let me think. (okunuşu: let mi tink) Türkçesi: Bir düşüneyim, demek B2'de doğaldır. Amaç kusursuz aksan değil, anlaşılır sıra ve karşılıklı dinlemedir.
Örnek
Kısa diyalog. A: Hi, I'd like to explain my idea. It's a bike-sharing service for our town. (okunuşu: hay, ayd layk tu ikspleyn may aydiya. its ı bayk şering sörvis for avır tavn) Türkçesi: Merhaba, fikrimi açıklamak istiyorum. Kasabamız için bisiklet paylaşım hizmeti. B: That sounds interesting. How will people find the bikes? (okunuşu: det savnz intıresting. hav vil pipl faynd dı bayks) Türkçesi: Kulağa ilginç geliyor. İnsanlar bisikletleri nasıl bulacak? A: They will use a simple map on their phones. (okunuşu: dey vil yuz ı simpıl mep on deır fonz) Türkçesi: Telefonlarındaki basit bir haritayı kullanacaklar. B: What about the price? (okunuşu: vat ıbaut dı prays) Türkçesi: Peki fiyat? A: The first thirty minutes will be free. (okunuşu: dı först törti minits vil bi fri) Türkçesi: İlk otuz dakika ücretsiz olacak.
Soru yağmurunda sakin kalmak
İş fikri sunumunda en zor kısım çoğu zaman anlatmak değil, soruya yakalanmaktır. B2 can-do şunu ister: anlamadığım soruyu nazikçe tekrar ettirebilirim ve bildiğim kadarıyla dürüstçe yanıtlarım. Sık sorulanlar: How will you find customers? (okunuşu: hav vil yu faynd kastımırz) Türkçesi: Müşterileri nasıl bulacaksınız? What if nobody likes it? (okunuşu: vat if nobadi layks it) Türkçesi: Ya kimse beğenmezse? Do you have competitors? (okunuşu: du yu hev kompıtitörz) Türkçesi: Rakipleriniz var mı? Anlamadıysanız: Sorry, could you repeat that? (okunuşu: sori, kud yu ripit det) Türkçesi: Üzgünüm, tekrar eder misiniz?
Yanıt stratejisi üç adımdır: soruyu onayla, kısa cevap ver, gerekirse küçük bir örnek ekle. We will find customers on social media and at school events. (okunuşu: vi vil faynd kastımırz on soşıl midya end et skul ivents) Türkçesi: Müşterileri sosyal medyada ve okul etkinliklerinde bulacağız. Bilmiyorsanız uydurmayın: I'm not sure yet, but I will do a survey. (okunuşu: aym not şur yet, bat ay vil du ısörvey) Türkçesi: Henüz emin değilim ama bir anket yapacağım. İki arkadaşınızı sonuna kadar dinlemek, sorunun tam ne olduğunu anlamanızı sağlar; hemen kesmek tartışmada zayıf durur.
Örnek
Soru-yanıt. Soru: Why should we trust your idea? (okunuşu: vay şud vi trast yor aydiya) Türkçesi: Fikrinize neden güvenelim? Yanıt: That's a fair question. I tested a paper version with twenty students. Eighteen said they would use it. (okunuşu: dets ı fer kvesçın. ay testid ı peypır vörjın vid tvinti stüdınts. eytiin sed dey vud yuz it.) Türkçesi: Adil bir soru. Kâğıt bir sürümü yirmi öğrenciyle denedim. On sekizi kullanırım dedi.
Pazar, anket ve sayıları B2 dilinde konuşmak
Fikir yalnızca güzel bir cümle değildir; dinleyici Who wants this? (okunuşu: hu vants dis) Türkçesi: Bunu kim istiyor, diye sorar. Pazar araştırmasını B2'de abartmadan anlatmak yeter. Kalıplar: According to our survey, most students want a cheaper option. (okunuşu: ıkoording tu avırsörvey, most stüdınts vant ı çipır opşın) Türkçesi: Anketimize göre öğrencilerin çoğu daha ucuz bir seçenek istiyor. We asked thirty classmates and twenty said yes. (okunuşu: vi askt törti klasmeyts end tvinti sed yes) Türkçesi: Otuz sınıf arkadaşına sorduk, yirmisi evet dedi. Sayı uydurmak yerine kendi küçük anketinizi örnek gösterin.
Dünyada girişimcilik derslerinde öğrenciler önce yakınına sorar, sonra sonucu bir cümleyle sunar. Bu hem dil hem dürüstlük alıştırmasıdır. Rakip dilini de B2'de tutun: There are similar apps, but they are not in Turkish. (okunuşu: der a simılır eps, bat dey a not in törkiş) Türkçesi: Benzer uygulamalar var ama Türkçe değiller. Our advantage is the local price. (okunuşu: avır ıdvantıc iz dı lokıl prays) Türkçesi: Avantajımız yerel fiyattır. Böylece pazar konuşması istatistik dersine dönmez, anlaşılır bir hikâyeye döner.
Örnek
We did a simple survey in our class. Twenty-five students answered. Sixteen said they would pay five liras for this service. That is why we believe there is a small but real market. (okunuşu: vi did ı simpılsörvey in avır klas. tvinti fayv stüdınts ansırd. sikstin sed dey vud pey fayv lirız for dis sörvis. det iz vay vi biliv der iz ı smol bat riyıl markıt.) Türkçesi: Sınıfımızda basit bir anket yaptık. Yirmi beş öğrenci yanıtladı. On altısı bu hizmet için beş lira öderim dedi. Bu yüzden küçük ama gerçek bir pazar olduğuna inanıyoruz.
Türkçe kaynaklı hatalar ve nasıl düzeltilir
Türkçe söz dizimi İngilizceye taşınınca iş fikri anlatımı bozulur. En sık görülen, is fiilini unutmak veya kelimeleri Türkçe sırayla dizmektir. Yanlış: My idea a application for students. Doğrusu: My idea is an application for students. (okunuşu: may aydiya iz en aplikeyşın for stüdınts) Türkçesi: Fikrim öğrenciler için bir uygulamadır. Bir başka tuzak make a business demektir; B2'de doğal olan start a business (okunuşu: start ı biznıs) veya set up a business (okunuşu: set ap ı biznıs) kalıbıdır. Türkçesi: bir iş kurmak.
Para konuşurken win money kumar çağrışımı yapar; doğrusu make money (okunuşu: meyk mani) veya earn money (okunuşu: örn mani) şeklindedir. Okul ürününde clients yerine customers (okunuşu: kastımırz) daha uygundur. Soru yanıtlarken yalnız Yes, why not? umursamaz durabilir; daha net olan Yes, I think it can work because... (okunuşu: yes, ay tink it ken vörk bikoz) kalıbıdır. Telaffuzda idea üç heceli aydiya gibi kalmalı, business bizines değil biznıs okunmalıdır.
Örnek
Düzeltme. Yanlış aktarım: Benim iş fikrimdir satmak ev yapımı reçel online. Doğru B2 cümlesi: My business idea is to sell homemade jam online. (okunuşu: may biznıs aydiya iz tu sel hommeyd cem onlayn) Türkçesi: İş fikrim ev yapımı reçeli çevrimiçi satmaktır. Zayıf yanıt: I don't know, maybe. Daha güçlü B2 yanıtı: I'm not sure about the exact number, but I will check and tell you tomorrow. (okunuşu: aym not şur ıbaut dı igzekt nambır, bat ay vil çek end tel yu tumorov) Türkçesi: Tam sayıdan emin değilim ama bakıp yarın size söyleyeceğim.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: İş fikrini ciddi göstermek için C1 kelimeleri ve uzun cümleler şarttır. Doğrusu: B2'de kısa, tekrarlanabilir kalıplar ve sorun-çözüm-müşteri sırası, zor sözcükten daha inandırıcıdır.
- Yanlış: Soruyu tam anlamazsam tahminle cevap vermeliyim; tekrar sormak zayıflık gösterir. Doğrusu: Sorry, could you repeat that? demek B2'de doğal ve güçlüdür. Bilmediğinizi I'm not sure yet ile söylemek güven verir.
- Yanlış: Pazar araştırması olmadan da sadece coşkulu konuşarak ikna ederim. Doğrusu: Küçük bir sınıf anketi bile I believe yerine somut bir gerekçe sunar ve dinleyiciyi tutar.
- Yanlış: Telaffuzum kusursuz olmayınca fikrim ciddiye alınmaz. Doğrusu: Anlaşılır tempo, doğru kalıp ve dinleme, aksandan daha önemlidir; B2 hedefi kusursuz ses değil iletişimdir.
- Yanlış: Türkçedeki gibi make a business ve win money demek yeter. Doğrusu: Doğal B2 karşılıkları start a business / set up a business ve make money / earn money kalıplarıdır.
Bir adım ileri
Bir üst dil basamağında aynı iş fikri varsayımsal sorularla savunulur: If a big company copied us, we would change the price and add a new service. (okunuşu: if ı big kampıni kopid as, vi vud çeync dı prays end ed ı niu sörvis) Türkçesi: Büyük bir şirket bizi kopyalasaydı fiyatı değiştirir ve yeni bir hizmet eklerdik. Öğrenci yazılı bir sayfalık özet, itirazlara nazik karşı çıkış ve daha uzun bir sunum üretir. Rakip, risk ve plan B konuşması eklenir. Okuldan sonra gerçek bir yarışma veya staj mülakatı bu temelin üzerine biner.
Özet
B2'de iş fikrini anlatmak, sorun-çözüm-müşteri-fark-kazanç sırasını kısa kalıplarla kurmak demektir. Soruları dinlemek, tekrar sormak ve uydurmadan yanıtlamak sunumu güçlendirir. Küçük bir anket, prototip ve düzeltilmiş Türkçe kaynaklı hatalar, fikri hem dilde hem gerçek hayatta taşınabilir kılar.