QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Okuma-dinleme: İş yerinde kısa telefon konuşması

Yabancı Diller · İngilizce A2 · İşler ve rica etme
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

İş yerinde kısa bir telefon konuşmasında kendini tanıtmak, basit bilgi almak ve nazikçe rica etmek A2 düzeyinde gerçek iletişimin temelidir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Can-do hedefleri: iş yerinde kısa arama

Resimdeki kadın ofisinde kimi arıyor ve ne istiyor olabilir?

CEFR A2 düzeyinde öğrenci iş yerinde çok kısa telefon konuşmalarını anlayabilir ve basit ricalar yapabilir. Hedef cümle şudur: I can make a simple phone call at work. (Ay ken meyk ı simpıl foun kol et vörk.) İş yerinde basit bir telefon görüşmesi yapabilirim. İkinci hedef: I can ask someone to do something politely. (Ay ken ask samvan tu du samting polaytli.) Birinden nazikçe bir şey yapmasını isteyebilirim. Üçüncü hedef: I can leave a short message. (Ay ken liiv ı şort mesıc.) Kısa bir mesaj bırakabilirim.

Telefon 19. yüzyılın sonundan beri iş hayatının bir parçasıdır; bugün ofislerde hâlâ kısa aramalar randevu, bilgi ve rica için kullanılır. Dünyada bu konu çoğunlukla dinleme metni, rol yapma ve kalıp ezberiyle öğretilir. Günlük hayatta bir stajyer veya ofis asistanı sıkça Hello, this is... Can I speak to...? (Hı-lou, dis iz... Ken ay spiik tu...?) kalıbını duyar. A2 sözcükleri şunlarla sınırlıdır: office (ofis), call (kol), message (mesıc), please (pliiz), hold on (hould on).

Daha uzun iş görüşmeleri, şikayet dilekçesi veya resmi rapor B1 ve sonrasına aittir. Burada amaç kısa, net ve nazik olmaktır. Resimdeki genç kadın ofisinde telefonla konuşurken tam da bu can-do’yu yaşar: kendini tanıtır, birini ister, belki bir rica eder. Sen de aynı üç adımı kullanabilirsin: selam, isim, rica.

Örnek

Örnek can-do konuşması: Good morning. This is Ayşe from the office. Can I speak to Mr. Ali, please? (Gud morning. Dis iz Ayşe from di ofis. Ken ay spiik tu Mıstır Ali, pliiz?) Günaydın. Ofisten Ayşe. Bay Ali ile konuşabilir miyim, lütfen?

Aramayı başlatmak ve kendini tanıtmak

Adam neden not defteri ve kalemle dinliyor?

İş telefonunda ilk saniye çok önemlidir. Karşı taraf seni görmez; sesin ve kalıbın kim olduğunu söyler. Açılış için A2’de şu sıra yeter: selam, kim olduğunu söyle, kimi istediğini sor. Hello. (Hı-lou.) Merhaba. Good morning. (Gud morning.) Günaydın. This is Mehmet. (Dis iz Mehmet.) Ben Mehmet. Dikkat: telefonda I am Mehmet demek A2’de anlaşılır ama doğal kalıp This is Mehmet şeklindedir. Sonra: Can I speak to Ms. Kaya, please? (Ken ay spiik tu Mız Kaya, pliiz?) Bayan Kaya ile konuşabilir miyim, lütfen?

Karşı taraf meşgulse sık duyacağın cümleler şunlardır. Please hold on. (Pliiz hould on.) Lütfen hatta kalın. One moment, please. (Van moumınt, pliiz.) Bir dakika, lütfen. I’m sorry, she’s not here. (Aym sori, şiiz not hiyır.) Üzgünüm, o burada değil. Can I take a message? (Ken ay teyk ı mesıc?) Mesaj alabilir miyim? Resimdeki genç adam not defteri ve kalemle dinler; çünkü iş aramasında isim, numara ve rica yazılır. Sen de dinlerken üç şeyi not et: kim arıyor, kimi istiyor, ne istiyor.

Kendini tanıtırken iş yerini de eklemek A2 için yeterlidir ve profesyonel durur. This is Elif from Star Market. (Dis iz Elif from Star Market.) Star Market’ten Elif. I’m calling about the meeting. (Aym koling ıbaut dı miiting.) Toplantı hakkında arıyorum. about (ıbaut) burada “ile ilgili” demektir. Uzun açıklama yapma; bir cümle yeter. Telaffuz ipucu: speak = spiik, please = pliiz, message = mesıc, sorry = sori.

Örnek

Kısa açılış diyaloğu: A: Hello, Green Office. (Hı-lou, Griin Ofis.) Merhaba, Green Office. B: Hello. This is Can from class 10-A. Can I speak to Ms. Demir, please? (Hı-lou. Dis iz Can from klas ten ey. Ken ay spiik tu Mız Demir, pliiz?) Merhaba. 10-A sınıfından Can. Bayan Demir ile konuşabilir miyim, lütfen? A: One moment, please. (Van moumınt, pliiz.) Bir dakika, lütfen.

İş yerinde nazik rica etme kalıpları

Bu resim hangi rica cümlesini pratik ettirmek için kullanılabilir?

A2’de rica etmek için üç güvenli kalıp vardır. Birincisi: Can you + fiil, please? (Ken yu + fiil, pliiz?) ... yapabilir misin, lütfen? Örnek: Can you send the email, please? (Ken yu send dı iimeyl, pliiz?) E-postayı gönderebilir misin, lütfen? İkincisi biraz daha naziktir: Could you + fiil, please? (Kud yu + fiil, pliiz?) ... yapabilir miydiniz, lütfen? Could you call me back, please? (Kud yu kol mi bek, pliiz?) Beni geri arayabilir misiniz, lütfen? Üçüncüsü istek bildirir: I’d like + isim / to + fiil. (Ayd layk...) ... istiyorum. I’d like to leave a message. (Ayd layk tu liiv ı mesıc.) Mesaj bırakmak istiyorum.

Rica cümlesinde please neredeyse her zaman vardır; İngiliz iş ve okul kültüründe bu küçük söz nezaketin işaretidir. Fiili yalın haliyle kullan: send, call, help, wait, tell. Yanlış olan Can you to send veya Can you sending kalıplarıdır. Nesneyi açık söyle: the email (dı iimeyl), the number (dı nambır), a message (ı mesıc). Zaman ifadesi A2’de kısa tutulur: today (tıdey), tomorrow (tımorou), at three o’clock (et trii oklok).

Olumlu cevaplar da kısadır. Yes, of course. (Yes, ov kors.) Evet, tabii. Sure. (Şur.) Tabii. No problem. (Nou problem.) Sorun değil. Olumsuz veya erteleme: I’m sorry, I can’t. (Aym sori, ay kent.) Üzgünüm, yapamam. Can you call later? (Ken yu kol leytır?) Daha sonra arayabilir misin? Dünya genelinde öğretmenler bu kalıpları kartlarla ve ikili pratikle öğretir; amaç ezber değil, ağızdan doğal çıkarmaktır.

Örnek

Rica mini diyaloğu: A: Could you send the list today, please? (Kud yu send dı list tıdey, pliiz?) Listeyi bugün gönderebilir misiniz, lütfen? B: Yes, of course. What’s your email? (Yes, ov kors. Vots yor iimeyl?) Evet, tabii. E-postanız nedir? A: It’s ayse@school.com. Thank you. (İts ayse ät school nokta kom. Tenk yu.) ayse@school.com. Teşekkürler.

Okuma-dinleme: ofiste kısa telefon konuşması

Bu sahne hangi ofis aramasının dinleme metnine eşlik edebilir?

Aşağıdaki konuşma A2 dinleme ve okuma metnidir. Her cümleyi önce hedef dilde oku, hemen ardından Türkçesine bak. Konuşma yaklaşık 40 saniyelik bir aramadır; gerçek ofislerde de bu kadar kısa olabilir. Kişiler: resepsiyon görevlisi ve bir öğrenci asistan. Dinlerken üç soruyu cevapla: Kim arıyor? Kimi istiyor? Ne rica ediyor?

Metin satır satır: A: Hello, City Office. How can I help you? (Hı-lou, Siti Ofis. Hav ken ay help yu?) Merhaba, City Office. Size nasıl yardımcı olabilirim? B: Hello. This is Deniz from Class 11. Can I speak to Mr. Brown, please? (Hı-lou. Dis iz Deniz from Klas ılevın. Ken ay spiik tu Mıstır Braun, pliiz?) Merhaba. 11. sınıftan Deniz. Bay Brown ile konuşabilir miyim, lütfen? A: I’m sorry, he’s in a meeting. Can I take a message? (Aym sori, hiiz in ı miiting. Ken ay teyk ı mesıc?) Üzgünüm, toplantıda. Mesaj alabilir miyim? B: Yes, please. I’d like to leave a message. Can you ask him to call me back this afternoon? (Yes, pliiz. Ayd layk tu liiv ı mesıc. Ken yu ask him tu kol mi bek dis aftırnuun?) Evet, lütfen. Mesaj bırakmak istiyorum. Ondan bu öğleden sonra beni geri aramasını isteyebilir misiniz? A: Of course. What’s your number? (Ov kors. Vots yor nambır?) Tabii. Numaranız nedir? B: It’s 0555 123 45 67. Thank you. Goodbye. (İts sıfır beş beş beş... Tenk yu. Gudbay.) 0555 123 45 67. Teşekkürler. Hoşça kalın. A: Goodbye. (Gudbay.) Hoşça kalın.

Bu metinde A2’nin bütün iskeleti vardır: selam, This is, Can I speak to, özür, mesaj, Can you ask him to..., numara, teşekkür. this afternoon (dis aftırnuun) bu öğleden sonra demektir. ask him to call kalıbı “ondan aramasını iste” anlamındadır; fiil yine yalındır. Dinleme ipucu: isimleri ve sayıları yavaşça tekrar et; Türkçe kaynaklı dinleyici sıkça numarayı kaçırır.

Örnek

Dinleme soruları ve kısa cevaplar: 1) Kim arıyor? Deniz. 2) Bay Brown nerede? He’s in a meeting. Toplantıda. 3) Rica nedir? Call me back this afternoon. Bu öğleden sonra geri ara.

Türkçe kaynaklı sık hatalar

Öğretmen bu resmi hangi yanlış kalıbı düzeltmek için gösterebilir?

Türkçe düşünen öğrenci telefon İngilizcesinde sıkça sözcüğü sözcüğüne çevirir. Birinci hata: I want speak Mr. Ali demek. Doğrusu istek değil rica kalıbıdır: Can I speak to Mr. Ali, please? Türkçedeki “Bay Ali ile görüşmek istiyorum” cümlesi İngiliz telefonda want ile sert durur. İkinci hata: You can send the email? Soru eki Türkçedeki gibi cümlenin sonuna gelmez; yardımcı fiil başa gider: Can you send the email, please? Üçüncü hata: telefonda I am Elif demek. Anlaşılır ama doğal olan This is Elif kalıbıdır.

Dördüncü hata: please unutmak veya onu cümlenin tam ortasına yanlış yerleştirmek. Please başta veya sonda durur: Please hold on. veya Hold on, please. Beşinci hata: fiile to eklemek. Can you to help me? yanlıştır. Doğrusu Can you help me, please? Altıncı hata: mesaj bırakırken I leave message demek. Doğrusu I’d like to leave a message veya Can I leave a message? Artikel a unutulmamalıdır. Yedinci hata: call back me sırası. İngilizcede zamir fiilden hemen sonra gelir: call me back.

Bu hataların nedeni Türkçenin söz dizimi ve nezaket sözcükleridir. Türkçede “rica ederim” hem rica hem de “bir şey değil” anlamına gelebilir; İngilizcede please rica, you’re welcome (yor velkım) ise teşekküre cevaptır. Karıştırma. Dünyada öğretmenler bu noktaları “Türkçe kopyala-yapıştır” diye adlandırır ve öğrenciden her ricanın yanına please koymasını ister. Pratik kuralı: telefonda her istek cümlesini Can you veya Could you ile kur, sonuna please ekle.

Örnek

Düzeltme tablosu gibi oku: Yanlış: I want speak the manager. Doğru: Can I speak to the manager, please? (Ken ay spiik tu dı menıcır, pliiz?) Yanlış: You can help me? Doğru: Can you help me, please? Yanlış: Call back me tomorrow. Doğru: Can you call me back tomorrow, please?

Günlük hayatta yer, dinleme ipuçları ve pratik

İş yeri telefonu sadece büyük şirketlerde yoktur. Okul müdür yardımcısını aramak, staj yerini aramak, bir mağazadan bilgi sormak da aynı kalıpları kullanır. Avrupa ve birçok ülkede A2 telefon ünitesi “survival English” yani hayatta kalma İngilizcesi içinde yer alır. Öğretmenler gerçek ses kayıtları, yavaş okunan diyaloglar ve boşluk doldurma kullanır. Sen de kendi sesini kaydedebilirsin: önce metni oku, sonra metne bakmadan tekrarla. Amaç mükemmel aksan değil; karşı tarafın isim, rica ve numarayı anlamasıdır.

Dinlerken üç kancaya tutun: selamlaşma sözcüğü, isim, sayı. Hello, this is, can I, please kulaklarına yerleşsin. Anlamadığın bir sözcük olsa bile kalıbın iskeleti seni taşır. Günlük hayatta hızlı konuşan biri hold on yerine hang on (heng on) diyebilir; A2’de ikisini de “hatta kal” diye anla. Gürültülü yerde Sorry, can you say that again, please? (Sori, ken yu sey det ıgen, pliiz?) Üzgünüm, tekrar söyler misiniz, lütfen? demek cesaret değil, iletişimdir.

Bir sonraki pratik adım sınıfta iki dakikalık rol yapmadır. Bir öğrenci resepsiyon, diğeri arayan olsun. Kartta üç bilgi olsun: senin adın, aradığın kişi, rican. Konuşmayı bitirmeden Thank you. Goodbye. demeyi unutma. Evde aynı diyaloğu farklı isimlerle üç kez tekrarla. Böylece kalıp ezberden çıkar, ağız alışkanlığı olur.

Örnek

İki dakikalık rol kartı: Sen: okul asistanısın. Ara: Ms. Yılmaz. Rica: Can you send the homework list today, please? Karşı taraf: o toplantıda; mesaj al. Sen numaranı bırak ve kapat.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Telefonda kendimi tanıtırken her zaman I am Ayşe demek doğrudur. Doğrusu: Anlaşılır ama iş ve günlük telefonda doğal kalıp This is Ayşe şeklindedir. I am daha çok yüz yüze tanışmada kullanılır.
  • Yanlış: Can you to send the email? veya You can send the email? doğru rica cümleleridir. Doğrusu: Yardımcı fiil başa gelir ve to eklenmez: Can you send the email, please? Could you da aynı kuralı izler.
  • Yanlış: Please demeden Can you help me? yeterince naziktir; Türkçede de her cümlede lütfen yoktur. Doğrusu: İngiliz iş telefonunda please neredeyse zorunlu bir nezaket işaretidir. Cümlenin başına veya sonuna konur.
  • Yanlış: Call back me tomorrow ve I leave message doğru sıradır. Doğrusu: Zamir fiilden hemen sonra gelir: call me back. Mesaj için I’d like to leave a message veya Can I leave a message? denir; a unutulmaz.
  • Yanlış: I want speak Mr. Brown iş yerinde güçlü ve net durur. Doğrusu: Want bu bağlamda sert ve eksik kalır. Can I speak to Mr. Brown, please? hem dilbilgisi hem nezaket açısından doğrudur.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, kabaca B1’de, telefon konuşması uzar: toplantı saati kararlaştırılır, sorun anlatılır, özür dilenir ve daha resmi Could you possibly gibi yapılar girer. Mesaj bırakma tam cümlelerle ve gerekçe ile yapılır. Dinleme metinleri daha hızlı ve aksanlı olur. Sen şimdi A2 iskeletini sağlam kurarsan orada sadece sözcük ve süre eklemiş olursun; temel rica ve tanıtma kalıpları değişmez.

Özet

İş yerinde kısa telefon A2’de üç adımdır: This is ile tanıt, Can I speak to ile bağlan, Can you veya Could you ve please ile rica et. Mesaj, numara ve Thank you. Goodbye. kapanışı konuşmayı tamamlar. Türkçe çeviri hatalarından kaçın; kalıbı olduğu gibi kullan ve her ricaya please ekle.

Örnek sorular

1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi iş yerinde telefonda kendini tanıtmak için uygundur?
  1. Hello, this is Anna from Sales.
  2. See you tomorrow.
  3. I like coffee.
  4. What time is it?
Cevabı göster
Doğru cevap: Hello, this is Anna from Sales.
İş yerinde telefonda konuşmaya başlarken kendini tanıtmak için 'Hello, this is Anna from Sales.' ifadesi kullanılır.
2. Bir iş yerinde telefonda 'May I speak to Mr. Brown, please?' diyen birini gösteren bir görselde, bu kişi ne istiyor?
  1. Mr. Brown ile konuşmak istiyor.
  2. Bir kahve siparişi vermek istiyor.
  3. Bir toplantı odası arıyor.
  4. Bir e-posta göndermek istiyor.
Cevabı göster
Doğru cevap: Mr. Brown ile konuşmak istiyor.
'May I speak to Mr. Brown, please?' ifadesi Mr. Brown ile konuşmak istediğini belirtir.
3. Bir iş yerinde telefonda 'Can I take a message?' sorusuna en uygun cevap hangisidir?
  1. Yes, please. Tell him I called.
  2. No, I don't like tea.
  3. I am at home.
  4. It is raining.
Cevabı göster
Doğru cevap: Yes, please. Tell him I called.
'Can I take a message?' sorusuna uygun cevap, mesaj bırakmak istediğini belirten 'Yes, please. Tell him I called.' ifadesidir.
4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi telefonda kısa bilgi vermek için uygundur?
  1. He is in a meeting right now.
  2. I like pizza.
  3. The weather is nice.
  4. My favorite color is blue.
Cevabı göster
Doğru cevap: He is in a meeting right now.
Birinin müsait olmadığını belirtmek için 'He is in a meeting right now.' denir.
5. Bir iş yerinde telefonda 'Hold on, please.' diyen birini gösteren bir görselde, bu kişi ne yapıyor?
  1. Karşı tarafı bekletiyor.
  2. Yemek siparişi veriyor.
  3. Kapıyı açıyor.
  4. Bir arkadaşını arıyor.
Cevabı göster
Doğru cevap: Karşı tarafı bekletiyor.
'Hold on, please.' ifadesi telefonda karşı tarafı bekletmek için kullanılır.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Günlük konuşma: Kibar rica ve izin isteme diyaloğuUygulama: Görev paylaşımı ve rica etme rol oyunu; genel tekrar ›