A2 İngilizcesinde can ve could ile nazikçe rica eder, izin ister ve yardım talep ederiz; kısa kibar cümleler günlük kapıları açar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Rica nedir ve neden nazik konuşuruz?
Rica, birinden bir şey vermesini veya yapmasını istemektir. Türkçede çoğu zaman fiile '-ebilir misin / misiniz' ekler ve 'lütfen' deriz. İngilizcede A2 düzeyinde bu işi modal fiiller can (ken) ve could (kud) görür. CEFR can-do hedefi şudur: öğrenci basit ricaları nazikçe kurar ve kısa bir cevap alır.
Dünyada bu konu genellikle kafe, dükkân ve sınıf sahneleriyle öğretilir çünkü herkes önce bir şey ister. Resimdeki öğrenci kafe ortamında sesini yükseltmeden, kısa bir cümleyle istekte bulunur. Can günlük ve doğrudandır; could aynı anlamı daha yumuşak söyler. Cümlenin sonuna please (pliz) eklemek ve başta Excuse me (ekskyuz mi) demek nezaketin parçasıdır.
Örnek
Kısa kafe diyaloğu. Öğrenci: Excuse me. Can I have a glass of water, please? (ekskyuz mi. ken ay hev ı glas ov votır, pliz?) Affedersiniz. Bir bardak su alabilir miyim, lütfen? Garson: Yes, of course. Here you are. (yes, ov kors. hir yu ar) Evet, tabii. Buyurun. Öğrenci: Thank you. (thenk yu) Teşekkürler.
Can ile rica ve izin isteme
A2'de can üç işe yarar: yetenek, izin ve rica. Bu derste odak rica ve izindir. Kendi için bir şey isterken Can I ...? (ken ay) kullanılır. Karşı tarafın bir şey yapmasını isterken Can you ...? (ken yu) kullanılır. Resimde öğrenci kafede bardağa bir fincan kahve ister; doğal cümle şudur: Can I have a coffee, please? (ken ay hev ı kofi, pliz?).
have burada 'sahip olmak' değil, 'almak istemek' anlamındadır. İzin cümleleri de aynı kalıptadır: Can I open the window? (ken ay oupın dı windou?) Pencereyi açabilir miyim? Can I go to the toilet? (ken ay gou tu dı toylıt?) Tuvalete gidebilir miyim? Olumlu cevap: Yes, you can. (yes, yu ken) Olumsuz cevap: Sorry, you can't. (sori, yu kent) can't sözcüğü cannot ifadesinin kısa halidir ve 'kent' okunur.
Örnek
Kafe. Öğrenci: Hi. Can I have a cup of coffee, please? (hay. ken ay hev ı kap ov kofi, pliz?) Merhaba. Bir fincan kahve alabilir miyim, lütfen? Barista: Yes, of course. Small or large? (yes, ov kors. smol or larç?) Evet, tabii. Küçük mü büyük mü? Öğrenci: Small, please. Thank you. (smol, pliz. thenk yu) Küçük, lütfen. Teşekkürler.
Could ile daha nazik rica
Could (kud) aslında can fiilinin geçmişidir; ama A2 ricada geçmiş anlatmaz. Daha nazik bir şimdi demektir. Tanımadığınız biri, tezgahtar, öğretmen veya yaşça büyük biri için Could you ...? (kud yu) seçin. Resimde öğrenci dükkânda tezgahtara nazikçe yaklaşır. Mesafe, ses tonu ve modal seçimi birlikte nezaket üretir.
Dünyadaki birçok ders kitabı önce can, sonra could öğretir çünkü could karşı tarafı sıkıştırmaz. Arkadaşa Can you open the door? (ken yu oupın dı dor?) yeter. Öğretmene Could you open the door, please? (kud yu oupın dı dor, pliz?) daha uygundur. İzin için Could I sit here? (kud ay sit hir?) Buraya oturabilir miyim? Telaffuz ipucu: could içindeki l neredeyse duyulmaz; 'kould' değil 'kud' deyin.
Örnek
Dükkân. Öğrenci: Excuse me. Could you help me, please? (ekskyuz mi. kud yu help mi, pliz?) Affedersiniz. Bana yardım eder misiniz, lütfen? Tezgahtar: Yes, of course. What do you need? (yes, ov kors. vot du yu nid?) Evet, tabii. Neye ihtiyacınız var? Öğrenci: I want a blue bag. (ay vant ı blu beg) Mavi bir çanta istiyorum.
Yardım isteme: help me ve help you
Yardım isteme, ricanın özel bir türüdür. Kalıp neredeyse hep aynıdır: Can you help me? (ken yu help mi?) veya daha nazik Could you help me, please? Resimdeki öğrenci dükkânda yardım ister; belki bedeni, fiyatı veya rengi bilemez. A2'de uzun açıklama beklenmez. Önce yardım isteyin, sonra ne istediğinizi kısa söyleyin. help yardım etmek, me (mi) bana demektir.
Somut olay: Ayşe giyim dükkânındadır ve bedeni bulamaz. Excuse me. Can you help me? I need a small T-shirt. (ekskyuz mi. ken yu help mi? ay nid ı smol ti-şört.) Affedersiniz. Bana yardım eder misiniz? Küçük bir tişört lazım. Ters yön yardım teklifidir. Tezgahtar size Can I help you? (ken ay help yu?) Size yardımcı olabilir miyim? der. Cevap: Yes, please. I'm looking for a book. (yes, pliz. aym luking for ı buk) veya No, thank you. I'm just looking. (nou, thenk yu. aym cast luking) Sadece bakıyorum.
Örnek
Dükkân diyaloğu. Öğrenci: Excuse me. Can you help me, please? Where are the shoes? (ekskyuz mi. ken yu help mi, pliz? ver ar dı şuz?) Affedersiniz. Bana yardım eder misiniz, lütfen? Ayakkabılar nerede? Tezgahtar: They are over there. Follow me. (dey ar ovır der. folou mi) Şurada. Beni takip edin. Öğrenci: Thank you very much. (thenk yu veri maç) Çok teşekkürler.
Yol sorma ve sokaktaki rica
Parkta veya sokakta yol sormak, A2'nin en gerçek can-do hedeflerindendir. Öğrenci basit bilgi isteyebilir. Resimde öğrenci parkta birine yol sorar. Kalıp yine can ve could üzerinedir: Can you tell me the way to the park? (ken yu tel mi dı vey tu dı park?) Parka giden yolu söyleyebilir misiniz? Tanımadığınız biri için Could you tell me where the bus stop is, please? (kud yu tel mi ver dı bas stop iz, pliz?) daha uygundur.
tell me (tel mi) bana söyle, the way to (dı vey tu) yolu demektir. A2 tarifleri kısadır: Go straight. (gou streyt) Düz gidin. Turn left. (törn left) Sola dönün. Turn right. (törn rayt) Sağa dönün. It's near here. (its nir hir) Burası yakın. Karşı taraf Sorry, I don't know. (sori, ay dount nou) diyebilir; siz That's OK. Thank you. (dets okey. thenk yu) dersiniz. İşe giderken de aynı kalıp vardır: Can you tell me the way to the office?
Örnek
Park. Öğrenci: Excuse me. Could you tell me the way to the cafe, please? (ekskyuz mi. kud yu tel mi dı vey tu dı kafe, pliz?) Affedersiniz. Kafeye giden yolu söyleyebilir misiniz, lütfen? Kişi: Yes. Go straight and turn left. It's near the trees. (yes. gou streyt end törn left. its nir dı triz) Evet. Düz gidin ve sola dönün. Ağaçların yanında. Öğrenci: Thank you. Teşekkürler.
İş yerinde mini diyaloglar ve cevaplar
A2 öğrencisi henüz uzun iş görüşmesi yapmaz; ama kantin, dükkân, kütüphane ve staj yeri mini iş yerleridir. Garson, tezgahtar ve öğretmen her gün rica duyar. Siz hem isteyen hem cevap veren olabilirsiniz. Olumlu cevaplar: Yes. Sure. (şör) Tabii. Of course. (ov kors) Elbette. No problem. (nou problem) Sorun değil. Here you are. Buyurun. Olumsuz cevap kaba olmamalıdır: Sorry, I can't.
Kütüphane: Could I borrow this book, please? (kud ay borou dis buk, pliz?) Bu kitabı ödünç alabilir miyim, lütfen? Kantin: Can I have a sandwich? Staj: Could you wait, please? (kud yu veyt, pliz?) Bekler misiniz, lütfen? Türkçeden gelen acele, cümleyi emre çevirir. Give me a coffee! (giv mi ı kofi) kaba durur; doğrusu Can I have a coffee, please? Telaffuz: Can I kenay, Could you kudyu, please pliz. İskelet şudur: özür + can veya could + fiil + please.
Örnek
Staj yeri. Stajyer: Excuse me. Could you help me with this, please? (ekskyuz mi. kud yu help mi vith dis, pliz?) Affedersiniz. Bunda bana yardım eder misiniz, lütfen? Meslektaş: Sure. No problem. (şör. nou problem) Tabii. Sorun değil. Stajyer: Can I sit here? (ken ay sit hir?) Buraya oturabilir miyim? Meslektaş: Yes, you can. Evet, oturabilirsin.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Could sadece geçmiş zamandır, ricada kullanılmaz. Doğrusu: A2 ricada could geçmiş anlatmaz; can fiilinden daha nazik bir şimdi demektir.
- Yanlış: Can you help me? ile Can I help you? aynı anlamdadır. Doğrusu: Birincisinde siz yardım istersiniz. İkincisinde tezgahtar size yardım teklif eder.
- Yanlış: Türkçedeki 'Yapabilir misin?' her zaman çıplak Can you olur ve please gerekmez. Doğrusu: Rica cümlesinde please neredeyse her zaman vardır; yoksa cümle emir gibi duyulur.
- Yanlış: Can I have a coffee? kahveye sahip olup olmadığımı sorar. Doğrusu: Bu kalıp 'Kahve alabilir miyim?' anlamındadır; sahip olma sorusu değildir.
- Yanlış: Arkadaşa ve öğretmene aynı Can you cümlesi her zaman yeter. Doğrusu: Arkadaşa Can you ...? olur; yabancıya ve öğretmene Could you ... please? daha uygundur.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta B1'de would, may ve Would you mind ...? gibi daha dolaylı ricalar gelir. İş e-postasında cümle uzar ve gerekçe eklenir: örneğin bir dosyayı göndermesini nazikçe istemek. İzin için May I ...? daha resmi duyulur. Şimdilik A2 iskeleti yeter: can veya could artı fiil artı please.
Özet
Can I ...? ve Can you ...? günlük rica, izin ve yardım içindir. Could aynı işi daha nazik yapar; tanımadığınız biri ve öğretmen için onu seçin. Excuse me, please ve kısa cevaplar (Sure, Sorry, I can't) diyaloğu tamamlar.