A2 düzeyinde kibar rica ve izin isteme, kafe, dükkan, kütüphane ve arkadaş çevresinde ihtiyaçlarını nazik, kısa ve anlaşılır cümlelerle karşılamanı sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Kibar rica neden A2’nin kalbidir?
CEFR A2 can-do hedefi şudur: tanıdık yerlerde basit rica edebilir, izin isteyebilir ve kısa bir hizmet konuşmasını sürdürebilirsin. Bu bir sınav maddesi listesi değil; kafe, dükkan, sınıf ve kütüphanede işine yarayan bir beceridir. Dünyada bu konu çoğu programda işlevsel dil olarak öğretilir: önce kalıp ve diyalog, sonra kipin adı. Öğretmenler can (ken), could (kud) ve I'd like (ayd layk) ile başlar çünkü bunlar kısa, tekrarlanabilir ve günlük ihtiyaçlara yeter.
İngilizcede nezaket çoğu zaman uzun cümleden değil, kip ve please (pliz) sözcüğünden gelir. please tarihsel olarak if it please you (if it pliz yu) anlamındaki eski ricadan kısalmıştır; bugün tek hecelik bir nezaket işaretidir. Türkçede bazen tek fiil yeter; İngilizcede dinleyici please, excuse me (ekskyuz mi) ve yumuşak bir kip bekler. Sık yanlış anlama şudur: kibarlık yalnızca resmi ofisler içindir. Hayır; arkadaşınla bile Can you help me? (ken yu help mi?) doğal ve A2 düzeyine uygundur.
Bu derste kelime dağarcığı kasıtlı olarak dar tutulur: help (help), menu (menyu), coffee (kofi), book (buk), bag (beg), homework (homvörk), please, thank you. Daha uzun dolaylı ricayı B1’e bırakırsın. Şimdiki işin, kısa cümleyi doğru sırayla kurmak ve telaffuzu ağız alışkanlığına çevirmektir.
Örnek
Can-do örneği: Bir kafede oturursun. Garsona bakıp Excuse me, can I have the menu, please? (ekskyuz mi, ken ay hev dı menyu, pliz?) dersin. Bu tek cümle A2 hedefini karşılar: dikkat çekme, rica, nezaket sözcüğü.
Kafede menü sormak: ilk kibar adım
Kafede çoğu konuşma menüyle başlar. A2’nin güvenli kalıbı şudur: Excuse me, can I have the menu, please? (ekskyuz mi, ken ay hev dı menyu, pliz?) = Affedersiniz, menüyü alabilir miyim, lütfen? Excuse me dikkat çeker; bağırmazsın, el sallamazsın. can I have (ken ay hev) hem rica hem nazik istektir. Cümlenin sonundaki please ricayı tamamlar. Garsonun tipik cevabı Of course. Here you are. (ov kors. hiır yu ar.) = Tabii. Buyurun, şeklindedir.
Aynı işi biraz daha yumuşak yapmak istersen Could I see the menu, please? (kud ay si dı menyu, pliz?) = Menüye bakabilir miyim, lütfen? dersin. Burada could geçmiş zaman değildir; A2’de nezaket kipidir. Telaffuz ipucu: could you konuşmada çoğu zaman kud yu gibi duyulur. menu sözcüğü menyu gibi okunur. Article’ı unutma: the menu (dı menyu), çünkü o kafenin bilinen menüsünden söz edersin.
Kısa diyalog hedef dilde şöyle akar. Öğrenci: Excuse me. Garson: Yes? (yes?) Öğrenci: Can I have the menu, please? Garson: Sure. Here you are. (şur. hiır yu ar.) Öğrenci: Thank you. (tenk yu.) Beş satır yeter. Türkçe kaynaklı kaba kısaltma Give me menu (giv mi menyu) hem article’sızdır hem please’sizdir; A2’de bunu kullanma.
Örnek
Çözümlü mini diyalog: Excuse me, could I see the menu, please? (ekskyuz mi, kud ay si dı menyu, pliz?) = Affedersiniz, menüye bakabilir miyim, lütfen? Cevap: Of course. Here you are. = Tabii. Buyurun. Öğrenci kapanışı: Thank you.
Kahve siparişi: I'd like ve Can I have
Siparişin yıldız kalıbı I'd like ... please (ayd layk ... pliz) = ... istiyorum, lütfen. Açılımı I would like (ay vud layk) olsa da konuşmada kısaltılır. Örnek: I'd like a coffee, please. (ayd layk e kofi, pliz.) = Bir kahve istiyorum, lütfen. a coffee (e kofi) bir fincan kahve demektir; A2’de bu kullanım doğaldır. I want a coffee (ay vont e kofi) anlaşılır ama daha serttir. Ders ve gerçek kafe konuşmasında I'd like tercih edilir. Telaffuz: I'd = ayd; like = layk; coffee = kofi.
Garson çoğu zaman teklif kalıbıyla gelir: What would you like? (vat vud yu layk?) = Ne alırsınız? veya Hello. What would you like? (helo. vat vud yu layk?). Senin cevabın kısa tutulur. Süt sorulursa With milk? (vit milk?) duyarsın. Kibar evet Yes, please. (yes, pliz.); kibar hayır No, thank you. (no, tenk yu.). Anything else? (eniting els?) = Başka bir şey? sorusuna yine aynı ikiliyle cevap verirsin. Bu küçük çift, A2 nezaketinin iskeletidir.
Siparişte ikinci güvenli yol Can I have a tea, please? (ken ay hev e ti, pliz?) = Bir çay alabilir miyim, lütfen? Can I have hem rica hem sipariştir; izin cümlesine benzer ama kafede ürün ister. Fiyat için A2 cümlesi How much is it? (hav maç iz it?) yeter. Kapanışta Thank you. Have a nice day. (tenk yu. hev e nays dey.) dersen hem teşekkür hem iyi dilek göndermiş olursun. Meslek sözcüğü: garson için waiter (veytır) veya waitress (veytrıs); birçok yerde yalnızca Excuse me ile seslenmek yeter.
Örnek
Tam diyalog: Garson: Hello. What would you like? Öğrenci: I'd like a coffee, please. Garson: With milk? Öğrenci: Yes, please. Garson: Anything else? Öğrenci: No, thank you. Türkçesi sırasıyla: Merhaba. Ne alırsınız? / Bir kahve istiyorum, lütfen. / Sütlü mü? / Evet, lütfen. / Başka bir şey? / Hayır, teşekkürler.
Dükkanda yol ve ürün sormak
Dükkanda ürünü göremezsen önce insanı durdurursun: Excuse me, can you help me, please? (ekskyuz mi, ken yu help mi, pliz?) = Affedersiniz, bana yardım eder misiniz, lütfen? Bu cümle A2 ricanın omurgasıdır. Ardından ihtiyacı belirtirsin: I'm looking for a bag. (aym luking for e beg.) = Bir çanta arıyorum. look for (luk for) kalıbı A2’dir; aramak anlamındadır. Renk eklersen cümle hâlâ A2 kalır: I'm looking for a blue bag. (aym luking for e blu beg.). Satıcının kısa cevabı It's over there. (its ovır der.) = Şurada, veya Here it is. (hiır it iz.) = İşte burada, olabilir.
Daha yumuşak kip: Could you help me find this, please? (kud yu help mi faynd dis, pliz?) = Bunu bulmama yardım eder misiniz, lütfen? this (dis) ile parmağınla gösterirsin; beden dili A2 cümlenin parçasıdır. Meslek adı shop assistant (şap ısistınt) = tezgâhtar. Ona Can you show me this, please? (ken yu şo mi dis, pliz?) = Bunu gösterir misiniz, lütfen? da diyebilirsin. show (şo) göstermek, find (faynd) bulmak; ikisi de bu düzeyin fiilleridir. Fiyat yine How much is it? ile sorulur.
Türkçe kaynaklı hata burada sık görünür: yalnızca Help me (help mi) veya Where bag? demek. Özne yok, article yok, please yok. İngilizcede emir kipi rica değildir; Help me! panik veya kaba emir gibi durabilir. Doğru sıra şudur: seslen, kip kullan, nesneyi söyle, please ekle, teşekkür et. Diyalog: Öğrenci: Excuse me, could you help me, please? Satıcı: Of course. What do you need? (ov kors. vat du yu nid?) Öğrenci: I'm looking for a blue bag. Satıcı: Here it is. Öğrenci: Thank you very much. (tenk yu veri maç.). very much teşekkürü güçlendirir ve hâlâ A2’dir.
Örnek
Somut olay: Raf karışıktır. Öğrenci bir mavi çanta arar. Cümle sırası: 1) Excuse me 2) could you help me, please? 3) I'm looking for a blue bag. 4) Thank you very much. Bu dört adım dükkan ricısını tamamlar.
Kütüphanede kitap ve izin
Kütüphane sessiz yerdir; bu yüzden Excuse me daha da önemlidir. Rica cümlesi: Could you help me find a book, please? (kud yu help mi faynd e buk, pliz?) = Bir kitap bulmama yardım eder misiniz, lütfen? Konu eklersen: I'm looking for a book about animals. (aym luking for e buk ıbaut enımılz.) = Hayvanlar hakkında bir kitap arıyorum. about (ıbaut) A2 prepozisyonudur. Meslek adı librarian (laybreriyın). Kütüphaneci başlık sorabilir: What's the title? (vats dı taytıl?) = Başlığı ne? Bilmiyorsan dürüst A2 cevabı I don't know. Can you help me, please? (ay dont no. ken yu help mi, pliz?) yeter.
İzin isteme bu sahnede ayrı bir can-do’dur. Kitabı almak için Can I borrow this book? (ken ay boro dis buk?) = Bu kitabı ödünç alabilir miyim? borrow (boro) sen alırsın demektir. Daha resmi izin: May I borrow this book? (mey ay boro dis buk?). may (mey) A2’de izin kipidir; her gün can kadar sık olmasa da sınıf ve kütüphanede yakışır. Olumlu cevap: Yes, you can. (yes, yu ken.) Olumsuz nazik cevap: I'm sorry, you can't. (aym sori, yu kent.) Reddin başına I'm sorry koymak nezaketi korur.
Kütüphaneci form isteyebilir: Please fill in this form. (pliz fil in dis form.) = Lütfen bu formu doldur. Burada please emri yumuşatır. Kısa diyalog: Öğrenci: Excuse me, I'm looking for a book about animals. Kütüphaneci: What's the title? Öğrenci: I don't know. Can you help me, please? Kütüphaneci: Of course. Come with me. (ov kors. kam vit mi.) = Tabii. Benimle gel. Öğrenci kitabı görünce: Can I borrow this book? Cevap: Yes, you can. Bu sahne hem yardımı hem izni aynı A2 sözcüklerle birleştirir.
Örnek
İzin mini örneği: May I sit here? (mey ay sit hiır?) = Buraya oturabilir miyim? Cevap: Yes, of course. Aynı kalıp kütüphane masasında da geçerlidir.
Arkadaştan yardım, izin ve Türkçe kaynaklı hatalar
Arkadaşlar arasında da A2 kibarlığı vardır; samimiyet please’i silmez. Ödev sahnesi: Can you help me with my homework, please? (ken yu help mi vit may homvörk, pliz?) = Ödevimde bana yardım eder misin, lütfen? Kalıp help me with (help mi vit) + iş adıdır. Yumuşak kip: Could you help me with this exercise, please? (kud yu help mi vit dis eksersayz, pliz?). İzin cümleleri kısa tutulur: Can I use your pen? (ken ay yuz yor pen?) = Kalemini kullanabilir miyim? Can I sit here? (ken ay sit hiır?) = Buraya oturabilir miyim? May I open the window? (mey ay oupın dı windov?) sınıf izni için uygundur.
Cevaplar da A2’de kısadır. Kabul: Sure. (şur.) Of course. Yes, you can. No problem. (no problem.) Red: I'm sorry, I can't. (aym sori, ay kent.) Not now. (not nav.) Türkçedeki olur yerine İngilizcede tek sözcük Sure çoğu zaman yeter. Kafe masasında birleşik diyalog şöyle olabilir. Ali: Can I sit here? Ece: Yes, of course. Ali: Could you help me with this exercise, please? Ece: Sure. What's the problem? (şur. vats dı problem?) Ali: I don't understand this word. (ay dont andırstend dis vörd.) Ece: It means 'big'. (it minz big.) Hem izin hem rica aynı konuşmada durur.
Türkçe kaynaklı hatalardan ayrı dur. Bir: I want ile I'd like aynı nezaket değildir; I want çocukça veya sert duyulabilir. İki: Could’u yalnızca geçmiş sanmak; ricada could nazik şimdiki zamandır. Üç: please’i yalnızca resmi yerlere saklamak; A2’de kahve, kalem ve ödev cümlesinin sonuna da gelir. Dört: Give me water (giv mi votır) demek; doğrusu Can I have some water, please? (ken ay hev sam votır, pliz?). Beş: öznesiz Help me homework; doğrusu Can you help me with my homework, please? Telaffuz alıştırması: can you = ken yu, could you = kud yu, may I = mey ay, please = pliz, thank you = tenk yu, excuse me = ekskyuz mi. Ağız her gün aynı kısa diziyi tekrar etsin.
Örnek
Çözümlü arkadaş diyaloğu: Can I sit here? = Buraya oturabilir miyim? Yes, of course. = Evet, tabii. Can you help me with my homework, please? = Ödevimde yardım eder misin, lütfen? Sure. = Tabii. Yanlış biçim Help me homework değil, tam kalıp help me with my homework kullanılır.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I want a coffee ile I'd like a coffee, please aynı nezakettedir. Doğrusu: I want anlaşılır ama sert durur. A2’de sipariş ve ricada I'd like ... please veya Can I have ... please tercih edilir.
- Yanlış: Could you help me? geçmiş zaman sorusudur; şimdi olmaz. Doğrusu: Ricada could geçmiş değil, yumuşak şimdiki nezaket kipidir. A2’de Can you ve Could you ikisi de şimdi için kullanılır; could biraz daha kibardır.
- Yanlış: Give me the menu veya Help me yeterli ve doğal ricadır. Doğrusu: Emir kipi rica değildir. Özne, kip ve please gerekir: Can I have the menu, please? veya Can you help me, please?
- Yanlış: please yalnızca resmi ofis ve öğretmen içindir; arkadaşa gerekmez. Doğrusu: A2 günlük dilinde please kahve, kalem, ödev ve çanta cümlesinde de vardır. Arkadaşınla Can you help me, please? doğal durur.
- Yanlış: May I eski ve kullanılmayan bir kalıptır; hiç öğretilmez. Doğrusu: May I A2’de izin için hâlâ öğretilir ve kütüphane, sınıf, oturma izninde yakışır. Her gün can kadar sık olmasa da doğrudur.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B1’de rica uzar ve dolaylılaşır: Would you mind ...? ve Could you possibly ...? gibi kalıplar gelir. Cevaplar da uzar; neden reddettiğini kısaca açıklarsın. İş yerinde ve e-postada daha resmi izin ve randevu dili eklenir. A2’nin kısa Can you iskeleti bozulmaz; üzerine nezaket katmanları biner. Şimdi kısa cümleyi otomatikleştirirsen B1’de uzun cümle seni yormaz.
Özet
A2’de kibar rica can, could, I'd like ve please ile; izin can I ve may I ile kurulur. Kafe, dükkan, kütüphane ve arkadaş sahnelerinde aynı kısa diyalog iskeleti işe yarar. Türkçe emir ve I want alışkanlığını bırakıp her ricanın sonuna please, başına excuse me koymak bu düzeyin asıl kazancıdır.