Emlak görüşmesinde bir konutu Die Wohnung hat ... kalıbıyla tarif etmek, B1 düzeyinde barınma ihtiyacını bağımsızca konuşmanın temelidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Emlak görüşmesine ilk adım: Die Wohnung hat ...
CEFR B1 can-do şöyledir: Öğrenci bir konutun odalarını, büyüklüğünü ve temel özelliklerini basit ve bağlı cümlelerle tarif edebilir; emlak danışmanına soru sorabilir. Dünyada bu konu çoğu dil okulunda gerçek ilan metinleri ve rol oyunuyla işlenir: biri ev sahibi, biri kiracı adayı olur. Türkiye'deki yabancı dil dersinde de aynı yol izlenir; fark, sözcük ve yapının B1 tavanını aşmamasıdır. Boş bir salonda durmak aslında işe yarar çünkü mobilya yokken duvar, pencere ve metrekaeyi daha net görürsünüz.
Temel kalıp Die Wohnung hat ... (okunuşu: di voonung hat) Türkçedeki Dairenin ... var anlamına gelir. Almancada sahip olma fiili haben (okunuşu: haa-ben) ile kurulur ve ardından akkuzatif gelir. Örnek: Die Wohnung hat drei Zimmer, eine Küche und ein Bad. (Dairenin üç odası, bir mutfağı ve bir banyosu var.) Zimmer (okunuşu: tsim-mer) nötr çoğul olduğu için artikel kalkar; eine Küche (okunuşu: ay-ne kü-he) dişil tekil akkuzatiftir; ein Bad (okunuşu: ayn baat) nötr tekil akkuzatiftir. Büyüklük için Die Wohnung hat 70 Quadratmeter. (Daire 70 metrekaredir; okunuşu: kva-drat-mee-ter) denir.
Aynı bilgiyi es gibt (okunuşu: es gipt) ile de verebilirsiniz: Es gibt drei Zimmer und einen Balkon. (Üç oda ve bir balkon var.) haben dairenin sahip olduğu şeyler içindir; es gibt mekânda bulunan şeyler içindir. Konum için liegen (okunuşu: lii-gen) kullanılır: Die Wohnung liegt im dritten Stock. (Daire üçüncü kattadır.) Almanya, Avusturya ve İsviçre'de zemin kat Erdgeschoss (okunuşu: ert-ge-şos) adını alır; erster Stock onun üstündeki kattır. Bu yüzden ilanda katı net sormak önemlidir: In welchem Stock liegt die Wohnung? (Daire kaçıncı katta?)
Örnek
Makler: Die Wohnung hat drei Zimmer und 68 Quadratmeter. (Danışman: Dairenin üç odası var ve 68 metrekare.) Frau: Liegt die Wohnung im Erdgeschoss? (Kadın: Daire zemin katta mı?) Makler: Nein, sie liegt im zweiten Stock. Es gibt einen Aufzug. (Hayır, ikinci katta. Asansör var; okunuşu: auf-tsuk.) Mann: Ist die Wohnung unmöbliert? (Adam: Daire mobilyasız mı; okunuşu: un-möö-bliirt?) Makler: Ja, sie ist unmöbliert, aber hell und ruhig. (Evet, mobilyasız ama aydınlık ve sakin.)
Salon, balkon ve yaşam alanı: Das Wohnzimmer hat ...
Salon, emlak görüşmesinin kalbidir çünkü gün ışığı, gürültü ve oturma düzeni burada anlaşılır. B1'de salon için şu kalıplar yeterlidir: Das Wohnzimmer ist groß und hell. (Salon büyük ve aydınlıktır; okunuşu: das voon-tsim-mer ist groos unt hel.) Das Wohnzimmer hat zwei große Fenster. (Salonda iki büyük pencere var.) Die Wohnung hat einen Balkon. (Dairenin balkonu var; okunuşu: ay-nen bal-kon.) Balkon akkuzatifte einen Balkon olur; bu, Türkçe konuşanların en çok unuttuğu artikellerden biridir. Konum sıfatları da B1'dir: zentral (merkezi, okunuşu: tsen-traal), ruhig (sakin, okunuşu: ruu-ih), laut (gürültülü, okunuşu: laut).
Günlük hayatta danışman balkonu özellikle gösterir çünkü yazın oturma alanı, kışın ise ekstra ışık kaynağıdır. Siz de şunu sorabilirsiniz: Geht der Balkon nach Süden? (Balkon güneye mi bakıyor?) Man hat eine schöne Aussicht. (Güzel bir manzara var; okunuşu: aus-ziht.) Manzara iddiasını abartmadan, gördüğünüzü söyleyin: Die Aussicht ist okay, aber die Straße ist ein bisschen laut. (Manzara idare eder ama cadde biraz gürültülü.) B1'de dürüst ve kısa cümle, süslü cümleden daha iyidir.
Tarihçe olarak Almanca konut ilanları uzun süredir kalıplaşmıştır: önce metrekare ve oda sayısı, sonra kat, sonra Balkon, Terrasse (teras, okunuşu: te-ra-se) veya Garten (bahçe, okunuşu: gar-ten) yazılır. Derslerde dünya genelinde öğrenciler önce ilanı yüksek sesle okur, sonra aynı bilgiyi Die Wohnung hat ... ile yeniden söyler. Sık yanlış anlama şudur: salon ile oda sayısı karışır. Almancada Zimmer mutfak ve banyo hariç odaları sayar; 3-Zimmer-Wohnung (üç odalı daire) genelde salon plus iki oda demektir, mutfak ayrıdır.
Örnek
Makler: Das Wohnzimmer hat eine große Fensterfront. Hier ist der Balkon. (Salonun büyük bir pencere cephesi var. Balkon burada.) Mieter: Ist der Balkon groß genug für einen Tisch? (Balkon bir masa için yeterince büyük mü?) Makler: Ja, zwei Stühle und ein kleiner Tisch passen gut. (Evet, iki sandalye ve küçük bir masa rahat sığar.) Mieter: Die Lage ist zentral, das ist gut für mich. (Konum merkezi, bu benim için iyi.)
Mutfakta emlak kalıpları: Die Küche ist ...
Mutfak, öğrenci evi arayanlar için karar yeridir çünkü her gün yemek orada pişer. B1 sözlüğü şunları kapsar: die Einbauküche (ankastre mutfak, okunuşu: ayn-bau-kü-he), der Herd (ocak, okunuşu: hert), der Kühlschrank (buzdolabı, okunuşu: küül-şrank), die Spülmaschine (bulaşık makinesi, okunuşu: şpül-ma-şii-ne), die Arbeitsplatte (tezgâh, okunuşu: ar-bayts-pla-te). Kalıplar: Die Küche ist voll ausgestattet. (Mutfak tam donanımlıdır.) Die Küche hat einen Herd und einen Kühlschrank. (Mutfakta ocak ve buzdolabı var.) Es gibt keine Spülmaschine. (Bulaşık makinesi yok.) Yokluk da görüşmenin parçasıdır; duymamak, sonra sürpriz yaşatır.
İlanda sık görülen iki sözcük möbliert (mobilyalı, okunuşu: möö-bliirt) ve unmöbliert (mobilyasız) ile karıştırılmamalıdır. Mutfaktaki ankastre dolaplar çoğu zaman daireye aittir; koltuk ve yatak ise kiracıya aittir. Bu yüzden net sorun: Bleibt die Einbauküche in der Wohnung? (Ankastre mutfak dairede kalıyor mu?) Kann ich die Küche benutzen? (Mutfağı kullanabilir miyim?) B1 modal fiilleri tam burada işe yarar: können, müssen, wollen. Wir wollen selbst kochen, deshalb brauchen wir eine große Küche. (Kendimiz yemek pişirmek istiyoruz, bu yüzden büyük mutfak gerekiyor.)
Dünyada mutfak ünitesi fotoğrafla öğretilir çünkü sözcük somut nesneye yapışır. Siz de resmi tarif edin, ezber listesini değil. Sık yanlış anlama: Türkçedeki açık mutfak ile Almancadaki offene Küche (açık mutfak, okunuşu: o-fe-ne kü-he) aynıdır; Wohnküche ise salonla birleşik mutfak-oturma alanıdır. B1'de uzun sıfat tamlaması kurmak zorunda değilsiniz. Yüklem sıfatı kullanın, çünkü çekim almaz: Die Küche ist modern, hell und praktisch. (Mutfak modern, aydınlık ve pratik.)
Örnek
Lehrerin: Was hat die Küche? (Öğretmen: Mutfakta ne var?) Schüler: Die Küche hat einen Herd, einen Kühlschrank und viele Schränke. (Mutfakta ocak, buzdolabı ve çok dolap var.) Schüler: Es gibt aber keine Spülmaschine. Das ist ein Problem für uns. (Ama bulaşık makinesi yok. Bu bizim için sorun.) Lehrerin: Dann fragt ihr: Können wir eine Spülmaschine kaufen? (O zaman sorun: Bulaşık makinesi alabilir miyiz?)
Yatak odası: Das Schlafzimmer ist ...
Yatak odası sessizlik, dolap ve yatak ölçüsü yüzünden sorulur. Temel sözcükler B1 içindedir: das Schlafzimmer (yatak odası, okunuşu: şlaaf-tsim-mer), der Schrank (dolap, okunuşu: şrank), das Bett (yatak, okunuşu: bet), die Garderobe (giysi dolabı, okunuşu: gar-de-roo-be), die Vorhänge (perdeler, okunuşu: for-hen-ge). Kalıplar: Das Schlafzimmer ist klein, aber ruhig. (Yatak odası küçük ama sakin.) Das Schlafzimmer hat einen großen Schrank. (Yatak odasında büyük bir dolap var.) Es gibt Platz für ein Doppelbett. (Çift kişilik yatak için yer var; okunuşu: do-pel-bet.) aber ile zıtlık B1'in en işe yarar bağlacıdır.
Öğrenci evinde yatak odası bazen çalışma odasıdır. Bunu söylemek B1'dir: Ich brauche auch einen Schreibtisch. (Bir de çalışma masasına ihtiyacım var; okunuşu: şrayp-tiş.) Gibt es ein zweites Schlafzimmer? (İkinci bir yatak odası var mı?) Die Wohnung hat zwei Schlafzimmer: ein großes und ein kleines. (Dairenin iki yatak odası var: biri büyük, biri küçük.) Sıfat çekimini henüz tam oturtamadıysanız yüklem sıfatına dönün: Ein Zimmer ist groß, das andere ist klein. (Bir oda büyük, diğeri küçük.) Bu kaçış yolu yanlıştır değil, B1 için akıllıdır.
Sık yanlış anlama, Zimmer ile Schlafzimmer yi eşitlemektir. İlanda 2-Zimmer-Wohnung yazıyorsa bu iki yatak odası demek değildir; genelde bir salon ve bir yatak odasıdır. Görüşmede sayıyı tekrar sorun: Wie viele Schlafzimmer hat die Wohnung genau? (Dairenin tam olarak kaç yatak odası var?) Pencere yönü de uykuyu etkiler: Das Schlafzimmer geht zum Hof. (Yatak odası avluya bakıyor; okunuşu: hof.) Avlu tarafı caddeden daha sessizdir. Bir sonraki adım olarak odayı kendi rutininizle bağlayın: Hier kann ich gut schlafen, weil es ruhig ist. (Burası sakin olduğu için iyi uyuyabilirim.)
Örnek
Besucher: Ist das Schlafzimmer groß genug für ein Doppelbett? (Yatak odası çift kişilik yatak için yeterince büyük mü?) Makler: Ja. Das Zimmer hat auch einen Einbauschrank. (Evet. Odada ankastre dolap da var.) Besucher: Super. Die Straße ist weit weg, deshalb ist es ruhig. (Süper. Cadde uzak, bu yüzden sakin.) Makler: Genau. Viele Studenten finden das wichtig. (Aynen. Birçok öğrenci bunu önemli bulur.)
Banyo ve teknik ayrıntılar: Das Bad hat ...
Banyo kısa konuşulur ama kararları bozar: küvet yoksa, pencere yoksa veya tuvalet ayrı değilse bazı kiracılar vazgeçer. B1 sözcükleri: das Badezimmer veya das Bad (banyo, okunuşu: baa-de-tsim-mer / baat), die Dusche (duş, okunuşu: du-şe), die Badewanne (küvet, okunuşu: baa-de-va-ne), das Waschbecken (lavabo, okunuşu: vaş-be-ken), das WC (tuvalet, okunuşu: vee-tsee), die Waschmaschine (çamaşır makinesi, okunuşu: vaş-ma-şii-ne). Kalıplar: Das Bad hat eine Dusche, aber keine Badewanne. (Banyoda duş var ama küvet yok.) Es gibt ein Fenster im Bad. (Banyoda pencere var.) Das WC ist separat. (Tuvalet ayrı.)
Teknik sorular da B1'dir ve gerçek hayatta kira kadar önemlidir. Gibt es eine Waschmaschine in der Wohnung? (Dairede çamaşır makinesi var mı?) Yoksa bodrumda ortak oda olabilir: Die Waschmaschine ist im Keller. (Çamaşır makinesi bodrumda; okunuşu: ke-ler.) Isıtma için: Die Wohnung hat eine zentrale Heizung. (Dairenin merkezi ısıtması var; okunuşu: hays-tung.) Wie hoch sind die Nebenkosten? (Aidat ve giderler ne kadar; okunuşu: nee-ben-kos-ten?) Almanya'da Kaltmiete (soğuk kira, okunuşu: kalt-mii-te) çoğu zaman ısıtma ve suyu içermez; Warmmiete (sıcak kira) içerir. Bu ayrımı sormadan sözleşmeye imza atmayın.
Dünyada banyo ünitesi sıkça kontrol listesiyle öğretilir çünkü öğrenci heyecanla salonu beğenir, banyoyu unutur. Siz de zihinsel bir liste tutun: duş mu küvet mi, pencere var mı, çamaşır makinesi nerede, tuvalet ayrı mı. Kısa diyalog yeter: Kann ich das Bad sehen? (Banyoyu görebilir miyim?) Das Bad ist klein, aber sauber und neu. (Banyo küçük ama temiz ve yeni.) Abartılı övgü B1'de gerekmez; net gözlem yeter. Bir sonraki pratik adım, gördüklerinizi evde beş cümleyle yazmaktır: bu, hem yazma can-do'sunu hem konuşma belleğini güçlendirir.
Örnek
Mieterin: Hat das Bad eine Dusche oder eine Badewanne? (Banyoda duş mu var küvet mi?) Makler: Es gibt eine Dusche. Das WC ist im Bad. (Duş var. Tuvalet banyonun içinde.) Mieterin: Und die Waschmaschine? (Ya çamaşır makinesi?) Makler: Die ist im Keller. Die Nebenkosten sind nicht in der Miete. (Bodrumda. Giderler kiraya dahil değil.) Mieterin: Okay, das ist wichtig für uns. (Tamam, bu bizim için önemli.)
Türkçe kaynaklı hatalar ve tam görüşme diyaloğu
Türkçe konuşan öğrencilerin en sık tuzağı, var cümlesini motamot taşımaktır. Türkçede Dairenin balkonu var dersiniz; Almancada ya Die Wohnung hat einen Balkon. ya da Es gibt einen Balkon. denir. Die Wohnung hat ein Balkon yanlıştır çünkü eril akkuzatif einen ister. İkinci tuzak cinsiyettir: Wohnung dişil olduğu için die Wohnung, eine Wohnung ve akkuzatifte yine die Wohnung olur. der Wohnung hat diye başlamak cümleyi daha ilk sözcükte düşürür. Üçüncü tuzak kattır: Türkiye'de 1. kat zemin üstü ilk kattır; Almancada zemin Erdgeschoss, üstü erster Stock dir. İlanı Türk kat sistemiyle okumak sizi yanlış daireye götürür.
Dördüncü tuzak kira dilidir. mieten (kiralamak, okunuşu: mii-ten) ile kaufen (satın almak, okunuşu: kau-fen) karışmasın. Die Miete beträgt 650 Euro. (Kira 650 avrodur; okunuşu: mii-te be-trekt.) Ardından mutlaka sorun: Sind die Nebenkosten inklusive? (Giderler dahil mi; okunuşu: in-kluu-zii-ve?) Beşinci tuzak sıfat çekiminden korkup hiç sıfat kullanmamaktır. B1'de yüklem sıfatı çekim almaz: Die Wohnung ist hell, ruhig und zentral. Bu üçlü, birçok görüşmeyi kurtarır. Telaffuzda Wohnung un w si Türkçe v gibi; Küche de ü ile, kıçı gibi değil kü-he gibi okunur. Quadratmeter de kuadrat değil kva-drat-mee-ter dir.
Şimdi parçaları birleştirin. Tam bir B1 görüşmesi beş hamleden oluşur: selam ve tanışma, oda sayısı ve metrekare, salon-mutfak-yatak odası-banyo turu, kira ve giderler, taşınma tarihi. Taşınma için: Wann kann ich einziehen? (Ne zaman taşınabilirim; okunuşu: ayn-tsii-en?) Der Mietvertrag beginnt am ersten März. (Kira sözleşmesi 1 Mart'ta başlar.) Beğenmezseniz nazikçe çıkın: Vielen Dank. Ich denke darüber nach und rufe Sie an. (Çok teşekkürler. Düşünüp sizi ararım.) Bu cümle kapıyı kapatmadan zaman kazandırır. Evde alıştırma: bir arkadaşınız danışman olsun, siz kiracı olun; her oda için en az bir hat ve bir es gibt cümlesi kurun.
Örnek
Makler: Guten Tag! Die Wohnung hat 72 Quadratmeter und zwei Zimmer. (Günaydın! Daire 72 metrekare ve iki oda.) Student: Liegt sie im Erdgeschoss? (Zemin katta mı?) Makler: Nein, im ersten Stock. Es gibt einen Aufzug und einen Keller. (Hayır, birinci katta. Asansör ve bodrum var.) Student: Die Küche ist ausgestattet, das Bad hat eine Dusche. Wie hoch ist die Kaltmiete? (Mutfak donanımlı, banyoda duş var. Soğuk kira ne kadar?) Makler: Die Kaltmiete beträgt 580 Euro, plus 140 Euro Nebenkosten. (Soğuk kira 580 avro, artı 140 avro gider.) Student: Gut. Wann kann ich einziehen? (Peki. Ne zaman taşınabilirim?) Makler: Ab dem ersten Juni. (1 Haziran'dan itibaren.)