Bir filmi veya etkinliği sade dilde tanıtmak, gerekçeli değerlendirmek ve başkasına önermek, B1 düzeyinde kültür sohbetinin asıl işidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Günlük hayatta film ve etkinlik konuşmak
Dünyanın birçok ülkesinde insanlar işten veya okuldan sonra sinemaya gider, küçük bir festivalde kısa film izler ya da yaz akşamı parkta açık hava filmi seyreder. Bu sohbetler yalnızca eğlence değildir; ortak bir geceyi paylaşmak, yeni bir bakış duymak ve ertesi gün konuşacak bir konu bulmak demektir. İngilizce derslerinde konu çoğu yerde şu can-do ile işlenir: I can describe a film or an event and say what I think (ay ken diskırayb ı film or en ivent end sey vot ay think). Amaç ezber slogan değil, gerçek bir izlenimi kısa ve anlaşılır söylemektir.
Açık hava sineması hem Türkiye’de hem birçok ülkede yazın sık görülür: insanlar minderi veya sandalyeyi yayar, gökyüzü karardığında film başlar, ara sıra rüzgâr perdeleri hafifçe oynatır. Böyle bir gecede yanınızdaki kişiye filmi iki cümleyle tanıtmak, sıkılıp sıkılmadığınızı söylemek ve onu da çağırmak B1 için doğal bir görevdir. Hareketli görüntü 19. yüzyılın sonunda halk eğlencesine dönüşmüş, festivaller ise filmleri izleyiciyle buluşturmak için büyümüştür; kuruluş yıllarını ezberlemek bu dersin hedefi değildir, atmosferi ve işe yarar kalıpları kullanmak hedeftir.
Sık görülen bir yanlış anlama, bu ünitenin yalnızca ‘film özeti yazmak’ olduğu düşüncesidir. Oysa günlük hayatta çoğu zaman özetten önce davet, sonra kısa değerlendirme gelir. We watched a film in the park last night. (vi voçt ı film in dı park last nayt) Parkta dün gece bir film izledik. It was a warm evening and a lot of people came. (it voz ı vorm ivning end ı lot ov pipıl keym) Sıcak bir akşamdı ve çok kişi geldi. Bu iki cümle bile bir etkinliği hayata bağlar.
Örnek
Somut mini tanıtım: Last Saturday there was an outdoor film night in our town. (last setırdey der voz en autdor film nayt in avır taun) Geçen cumartesi kasabamızda açık hava film gecesi vardı. The film started at nine o’clock. (dı film startıd et nayn oklok) Film saat dokuzda başladı. I sat with my friends and we ate popcorn. (ay set viz may frendz end vi eyt popcorn) Arkadaşlarımla oturdum ve mısır yedik. Görüldüğü gibi önce yer ve zaman, sonra küçük bir ayrıntı gelir; henüz değerlendirme yoktur.
Bir filmi veya etkinliği tanıtmak
Tanıtmak, filmin veya etkinliğin kimliğini vermektir: adı, türü, konusu ve mümkünse yeri ile zamanı. B1’de uzun oyuncu listesi veya yönetmen hayat hikâyesi beklenmez. İşe yarar kalıplar şunlardır: This film is called... (dis film iz kold) Bu filmin adı... It’s a comedy / a drama / an action film. (its ı komıdi / ı drama / en ekşın film) Bu bir komedi / dram / aksiyon filmi. It’s about a family who lives in a small town. (its ıbaut ı femıli hu livz in ı smol taun) Küçük bir kasabada yaşayan bir aile hakkındadır. Etkinlik için: The festival takes place in July. (dı festival teyks pleys in culay) Festival temmuzda yapılır.
Türkçe konuşan öğrenciler tür söylerken artikeli unutabilir. It’s comedy eksiktir; doğrusu It’s a comedy biçimidir. Sesli harfle başlayan türde an gelir: an action film, an outdoor event (en autdor ivent). Konuyu anlatırken It’s about... kalıbı yeter; The film is speak about gibi fiil yığılması B1’de hem yanlış hem gereksizdir. Kısa tutun: kim, nerede, ne hakkında.
Dünyada bu basamak çoğu kitapta ‘lead-in’ olarak öğretilir, çünkü dinleyen kişi önce çerçeveyi ister. Festival afişinde de aynı sıra vardır: ad, tarih, kısa konu. Have you heard of this film festival? (hev yu hörd ov dis film festival) Bu film festivalini duydun mu? It takes place every spring in our city. (it teyks pleys evri spring in avır siti) Her bahar şehrimizde yapılır. Bu cümleler ezber liste değil, kapı açan bilgilerdir. Bir sonraki adım değerlendirmedir; tanıtım bitmeden ‘süperdi’ demek dinleyeni boşlukta bırakır.
Örnek
Örnek tanıtım metni: This event is called Spring Film Night. (dis ivent iz kold spring film nayt) Bu etkinliğin adı Bahar Film Gecesi. It’s an outdoor cinema in the school garden. (its en autdor sinıma in dı skul garden) Okul bahçesinde açık hava sineması. The film is about two friends who travel by bus. (dı film iz ıbaut tu frendz hu travel bay bas) Film otobüsle gezen iki arkadaş hakkındadır. It starts at eight o’clock. (it starts et eyt oklok) Saat sekizde başlar.
Değerlendirmek: görüş ve gerekçe
Değerlendirme, ‘güzeldi’ demekten ibaret değildir; dinleyen nedenini de duymak ister. B1’de güçlü ve yeterli kalıplar şunlardır: I think it’s exciting. (ay think its iksayting) Bence heyecanlı. In my opinion, the story is a bit slow. (in may opinyın dı stori iz ı bit slov) Bence hikâye biraz yavaş. The actors were really good. (dı ektırz vör rili gud) Oyuncular gerçekten iyiydi. I didn’t like the ending. (ay didnt layk dı ending) Sonunu beğenmedim. Gerekçe bağlacı çoğu zaman because (bikoz) ile gelir ve cümleyi B1’de tamamlar.
İki sözcük özellikle karışır: fun ve funny. The evening was fun (dı ivning voz fan) Akşam eğlenceliydi, yani keyifli geçti. The film was funny (dı film voz fani) Film komikti, yani güldürdü. Türkçede ikisine de ‘eğlenceli’ denebildiği için İngilizcede yerleri değişir. Bir başka sık hata, her şeyi very ile şişirmektir. I very liked it yanlıştır; doğrusu I really liked it (ay rili laykt it) biçimidir. It was a very interesting film denebilir ama artikeli unutmamak gerekir.
Sınıfta film tartışması, dünyada da çiftli çalışma ve kısa sözlü ‘review’ olarak öğretilir. Amaç eleştirmen gibi konuşmak değil, kendi deneyimini gerekçeyle paylaşmaktır. The music was beautiful, so I enjoyed it. (dı müzik voz byutiful so ay encöyd it) Müzik güzeldi, bu yüzden hoşuma gitti. The story was hard to follow. (dı stori voz hard tu folov) Hikâyeyi takip etmek zordu. Olumsuz görüş de nazik olabilir: It wasn’t for me, but my friend loved it. (it vozent for mi bat may frend lavd it) Bana göre değildi ama arkadaşım bayıldı. Böylece değerlendirme kavga değil, sohbet olur.
Örnek
Çözümlü mini değerlendirme: Önce görüş, sonra gerekçe. I think the film is interesting because the story is simple and the actors are natural. (ay think dı film iz intıresting bikoz dı stori iz simpıl end dı ektırz a neçırıl) Bence film ilginç, çünkü hikâye sade ve oyuncular doğal. İkinci cümle karşı görüş olabilir: However, the beginning is a bit slow. (havevır dı bigining iz ı bit slov) Yine de başlangıç biraz yavaş. Bu iki adım B1 için yeterlidir.
Önermek ve kısa kısa tekrar etmek
Önermek, dinleyeni zorlamak değil, kapı aralamaktır. B1’de en temiz yollar şunlardır: You should watch it. (yu şud voç it) İzlemelisin. I recommend this film because the story is clear. (ay rekımend dis film bikoz dı stori iz klir) Bu filmi öneririm çünkü hikâye açık. If you like comedies, you will enjoy it. (if yu layk komıdiz yu vil encöy it) Komedi seviyorsan hoşuna gider. Don’t miss it! (dont mis it) Kaçırma! Emir kipi gibi sert duran Watch this now günlük arkadaş sohbetinde kaba gelebilir; should daha yumuşaktır.
Tekrar etmek, filmi baştan sona dökmek değildir. B1’de üç basamak yeter: First... (först) Önce... Then... (den) Sonra... In the end... (in di end) Sonunda... Spoiler, yani sonu bozmak, hem nezaket hem dinleme zevki açısından sorundur. I don’t want to say the ending. (ay dont vont tu sey dı ending) Sonu söylemek istemiyorum. Bu cümle olgun bir konuşmacı işaretidir. First we meet the main character. Then he goes on a trip. In the end he learns something important. (först vi mit dı meyn kerıktır. den hi goz on ı trip. in di end hi lörnz samting importınt) Önce ana karakterle tanışırız. Sonra bir geziye çıkar. Sonunda önemli bir şey öğrenir.
Türkçeden gelen I recommend you to watch it kalıbı kulağa çeviri gibi gelir. Daha doğal B1 seçenekleri I recommend this film veya You should watch it biçimleridir. I suggest you to da aynı tuzaktır. Festival ortamında öneri çoğu zaman bir soruyla başlar: Have you seen it yet? (hev yu sin it yet) Daha gördün mü? Cevap hayırsa kısa tanıtım, bir gerekçe ve nazik öneri yeter. Böylece üç beceri tek konuşmada birleşir: tanıt, değerlendir, öner.
Örnek
Kısa diyalog: A: Have you seen the new film at the festival? (hev yu sin dı niu film et dı festival) Festivaldeki yeni filmi gördün mü? B: Not yet. What’s it about? (not yet. vots it ıbaut) Henüz değil. Ne hakkında? A: It’s about two friends who travel around the country. I think it’s really funny. You should watch it. (its ıbaut tu frendz hu travel ıraund dı kantri. ay think its rili fani. yu şud voç it) Ülkeyi gezen iki arkadaş hakkında. Bence gerçekten komik. İzlemelisin. B: OK, I will. Thanks for the recommendation. (oke ay vil. thenks for dı rekımendeyşın) Tamam, izlerim. Öneri için teşekkürler.
Film festivalleri ve ortak atmosfer
Film festivalleri, filmleri yarıştırmak kadar insanları aynı salona veya aynı bahçeye toplamayı da amaçlar. Cannes, Berlin ve Venedik gibi büyük festivallerin adını birçok öğrenci duymuştur; Türkiye’de de İstanbul başta olmak üzere şehir festivalleri ve okul film günleri vardır. B1 öğrencisinin bu adları ezberlemesi gerekmez; ihtiyacı olan, kalabalık bir etkinliği İngilizce çerçeveleyebilmektir. There are a lot of people in the street. (der ar ı lot ov pipıl in dı strit) Sokakta çok insan var. You can watch short films and meet other students. (yu ken voç şort filmz end mit adır studınts) Kısa film izleyebilir ve başka öğrencilerle tanışabilirsin.
Dünyada bu tema sıkça ‘culture and entertainment’ ünitesinde, afiş okuma ve kısa sözlü duyuru ile öğretilir. Öğrenci bir etkinliği hem betimler hem davet eder. The film festival is in the city centre this week. (dı film festival iz in dı siti sentır dis vik) Film festivali bu hafta şehir merkezinde. Tickets are cheap for students. (tikits ar çip for studınts) Öğrenciler için biletler ucuz. Would you like to come with me? (vud yu layk tu kam viz mi) Benimle gelir misin? Davet cümlesi öneriyi kişiselleştirir ve sohbeti kapatmaz, açar.
Günlük hayattaki yeri yalnızca kırmızı halı değildir. Okul bahçesindeki açık hava gecesi, mahalle parkındaki yaz filmi veya sınıfın Cuma film saati de aynı dil kalıplarını kullanır. Tarihçe meraklısı için sinema halka açık bir eğlence olarak büyümüş, festivaller ise filmleri bir araya getiren buluşma yerleri olmuştur; ayrıntılı kronoloji bu düzeyin işi değildir. Sizin işiniz atmosferi hissettirip üç işi yapmak: tanıtmak, değerlendirmek, tekrar çağırarak önermek.
Örnek
Duyuru örneği: Our school film festival is on Friday evening. (avır skul film festival iz on fraydey ivning) Okul film festivalimiz cuma akşamı. You can see three short films in the garden. (yu ken si thri şort filmz in dı garden) Bahçede üç kısa film görebilirsin. I recommend it because it’s free and the films are interesting. (ay rekımend it bikoz its fri end dı filmz ar intıresting) Ücretsiz ve filmler ilginç olduğu için öneririm. See you there! (si yu der) Orada görüşürüz!
Türkçe kaynaklı dil tuzakları ve temiz B1 konuşması
Türkçeden İngilizceye bire bir çeviri, film sohbetinde en çok bu noktada bozar. According to me ‘bence’ karşılığı sanılır ama doğal B1 seçenekleri I think ve In my opinion biçimleridir. The film is speak about love yerine The film is about love (dı film iz ıbaut lav) yeter. It was very interesting film içinde a eksiktir: It was a very interesting film. I very liked the film yerine I really liked the film kullanılır. Bu düzeltmeler süs değil, anlaşılırlığın temelidir.
Bir başka tuzak, değerlendirmeyi tek sözcüğe indirgemektir: yalnızca good veya bad. Dinleyen gerekçe ister. I liked it because the story was clear (ay laykt it bikoz dı stori voz klir) Beğendim çünkü hikâye açıktı. Önerirken de emir gibi konuşmak sohbeti keser. You must watch this bazen fazla serttir; You should watch it if you like dramas daha ölçülüdür. Tekrar ederken bütün sonu anlatmak da tuzaktır: dinleyen filmi kendisi keşfetmek isteyebilir. I don’t want to spoil it (ay dont vont tu spoyl it) Bozmak istemiyorum cümlesi B1’de hem kolay hem naziktir.
Temiz bir B1 turu üç cümlede toplanabilir ve her dersin sonunda yüksek sesle denenebilir. Bir: tanıt. It’s a drama about a young woman in a big city. (its ı drama ıbaut ı yang vumın in ı big siti) Büyük kentte genç bir kadın hakkında bir dram. İki: değerlendir. I think the actors are great, but the story is a bit slow. (ay think dı ektırz ar greyt bat dı stori iz ı bit slov) Bence oyuncular harika ama hikâye biraz yavaş. Üç: öner. You should see it if you like quiet films. (yu şud si it if yu layk kvayet filmz) Sakin filmleri seviyorsan izlemelisin. Bu sıra, festivalde, parkta ve sınıfta aynı işe yarar.
Örnek
Hata düzeltme örneği. Yanlış: I very liked it. It was funny evening. According to me you must see. Doğru sıra: I really liked it. Gerçekten beğendim. It was a fun evening. Eğlenceli bir akşamdı. In my opinion, you should see it. Bence izlemelisin. fun akşamın keyfini, funny ise filmin güldürmesini anlatır; ikisini yerinde kullanmak sohbeti netleştirir.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Tanıtmak yalnızca filmin veya etkinliğin adını söylemektir. Doğrusu: Tanıtım ada ek olarak tür, kısa konu ve mümkünse yer-zaman verir. Dinleyen önce çerçeveyi ister, sonra görüşü.
- Yanlış: Değerlendirme yalnızca good veya bad demektir. Doğrusu: B1’de görüşe kısa bir gerekçe eklenir: because the story is clear, the actors are good, the ending is weak gibi somut nedenler yeter.
- Yanlış: funny ile fun aynı anlamda kullanılır. Doğrusu: funny komik / güldüren demektir; fun ise keyifli geçen şey içindir. The film was funny ama The evening was fun.
- Yanlış: Önermek, karşı tarafı zorlayan bir emirdir. Doğrusu: B1’de You should watch it ve I recommend this film because... yeterince naziktir. You must watch this now çoğu durumda sert kaçar.
- Yanlış: Tekrar etmek, sonu da dahil bütün hikâyeyi anlatmaktır. Doğrusu: First, then, in the end ile üç adımlık iskelet yeter. Sonu bozmamak nezakettir: I don’t want to say the ending.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B2 civarında, öğrenci iki filmi veya iki etkinliği karşılaştırır, daha uzun gerekçe verir ve ihtimal cümleleriyle konuşur. Plot, character ve review sözcükleri genişler; ancak o düzeyin yapıları bu derste zorlanmaz. Şimdilik hedef, bir filmi veya geceyi üç temiz adımda konuşabilmektir: tanıt, değerlendir, öner. Bu üç adım oturunca sonraki yıl karşılaştırmalı yorum doğal gelir.
Özet
B1’de bir film veya etkinlik konuşmak üç işten oluşur: kısa tanıtım, gerekçeli değerlendirme ve nazik öneri. Kalıplar sade tutulur, artikeller ve really / fun / funny gibi tuzaklar bilinçli seçilir, sonu bozmadan First-Then-In the end ile tekrar edilir. Festival, açık hava sineması veya sınıf sohbeti fark etmez; aynı dil günlük hayatta da işe yarar.