Second Conditional, şu anda gerçek olmayan ya da gelecekte pek olası görmediğimiz durumları hayal etmemizi ve bu hayallerin sonuçlarını açıkça anlatmamızı sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Hayali durumlar neden dilin kalbidir
İngilizce sınıflarında koşul cümleleri çoğu ülkede dört grupta öğretilir: sıfırıncı, birinci, ikinci ve üçüncü. Bu numaralama, yirminci yüzyıl dil öğretiminde kalıpları netleştirmek için yerleşmiştir; anadili konuşurları cümleyi kurarken numara saymaz. Second Conditional (sekınd kındişınıl) şu anki gerçekle çelişen veya gelecekte uzak görülen durumlar içindir. CEFR B1 can-do hedefi şudur: öğrenci, olası olmayan bir durumu ve onun sonucunu kısa, anlaşılır cümlelerle anlatabilir.
Resimdeki öğrenci sırada otururken zihninde başka bir kentte, bir sahilde veya büyük bir kütüphanede olabilir. Bunu şöyle söyleriz: If I were in another city, I would feel free. (if ay vör in ınazır siti, ay vud fil fri) Başka bir kentte olsam kendimi özgür hissederdim. İngilizcede hayal için if (if) cümlesinde past simple kullanılır; bu, olayın dün olduğu anlamına gelmez. Türk öğrencinin kafasındaki geçmiş ile İngilizcedeki uzaklık karışmasın.
Günlük hayatta bu yapı yalnızca sınav konusu değildir. Bir arkadaş başka bir ülkede yaşasa dediğinde veya bir şarkı zengin olsa dediğinde aslında ikinci koşulu duyarız. Öğrenmenin sağlam yolu ezber listesi değil, cümleyi kendi hayatına bağlamaktır. Soru şudur: ben olsam ne yapardım?
Örnek
If I lived by the sea, I would walk on the beach every morning. (if ay livd bay dı si, ay vud volk on dı biç evri morning) Denizin kenarında yaşasam her sabah sahilde yürürdüm. lived (livd) geçmiş kipindedir ama anlam şimdiki hayaldir; would walk (vud volk) o hayalin sonucudur.
Kalıbın iskeleti: if ve would
Temel kalıp şudur: If + past simple, would + base verb (if past simpıl, vud beys vörb). Birinci parça koşulu, ikinci parça sonucu söyler. Sıra değişebilir: I would travel more if I had more time. (ay vud trevıl mor if ay had mor taym) Daha fazla zamanım olsa daha çok gezerdim. Virgül kuralı basittir: cümle If ile başlarsa iki parça arasına virgül konur; sonuç önce gelirse virgül gerekmez.
Bütün kişiler için sınavlarda beklenen biçim If I were (if ay vör) şeklindedir. Günlük konuşmada If I was (if ay voz) da duyulur; B1'de were (vör) daha güvenlidir, özellikle If I were you kalıbında. Sonuç tarafında yalnız would (vud) yoktur: could (kud) imkân, might (mayt) daha zayıf ihtimal katar. If I had a bike, I could go to school faster. (if ay had ı bayk, ay kud go tu skul fastır) Bisikletim olsa okula daha hızlı gidebilirdim.
Olumsuz ve soru biçimleri B1 için yeterlidir. If I didn't like music, I wouldn't go to concerts. (if ay didınt layk müzik, ay vudınt go tu konsırts) Müziği sevmesem konserlere gitmezdim. Soru: What would you do if you found a wallet? (vot vud yu du if yu faund ı volit) Cüzdan bulsan ne yapardın? Telaffuz: would çoğu zaman zayıf 'vud' gibi iner; wouldn't (vudınt) içindeki d daha nettir. Konuşmada I'd (ayd) çok yaygındır.
Örnek
Koşul: If we lived in London (if vi livd in landın) Londra'da yaşasak. Sonuç: we would practise English every day. (vi vud prektis ingliş evri dey) Her gün İngilizce çalışırdık. Birleşik cümle: If we lived in London, we would practise English every day.
Hayali başarı ve sahnede konuşmak
Birçok öğrenci sahnede konuşabilmeyi uzak bir başarı gibi görür. Second Conditional tam da bu uzak tabloyu dilde kurar. If I spoke at an international conference, I would talk about young people and languages. (if ay spouk at en intırneşınıl konfırıns, ay vud tok ıbaut yang pipıl end lengviciz) Uluslararası bir konferansta konuşsam gençler ve diller üzerine konuşurdum. Fiil geçmiş kipte olsa da zaman dün değildir; pek olası görmediğimiz başka bir gerçektir.
Başarı hayali aynı zamanda cesaret dilini de besler. If I had more confidence, I would ask more questions. (if ay had mor konfidıns, ay vud ask mor kvesçınz) Daha çok özgüvenim olsa daha çok soru sorardım. Amaç büyük laflar değil, koşulu sonuca bağlamaktır. Kısa diyalog: A: Would you be nervous if you spoke to a large group? (vud yu bi nörvıs if yu spouk tu ı larc grup) Büyük bir gruba konuşsan heyecanlanır mıydın? B: Yes. If I were on that stage, I would speak slowly. (yes. if ay vör on det steyc, ay vud spik sloli) Evet. O sahnede olsam yavaş konuşurdum.
Dünyada bu konu sıkça hayal mesleğin ve ünlü olsan oyunlarıyla öğretilir. Oyun işe yarar çünkü duygu kelimeyi tutturur. B1 sınırı şudur: karmaşık yan cümleler ve üçüncü koşul henüz hedef değildir. Şimdi yeterince güçlü olan şey, bir hayali if ile kurup sonucu would ile bağlamaktır.
Örnek
If I gave a talk in English, I would share my school project. (if ay geyv ı tok in ingliş, ay vud şer may skul procikt) İngilizce bir konuşma yapsam okul projemı paylaşırdım. gave (geyv) past simple'dır; anlam yine hayaldir.
Başka bir meslek, başka bir doğa
Meslek hayalleri bu yapının en doğal evidir. If I were a scientist, I would work in the forest. (if ay vör ı sayıntist, ay vud vörk in dı forıst) Bilim insanı olsam ormanda çalışırdım. If I studied animals, I would take notes every day. (if ay stadid enımılz, ay vud teyk nots evri dey) Hayvanları incelesem her gün not tutardım. Türkçede olsaydım ve olsam çoğu zaman aynı kapıya çıkar; İngilizcede B1'in standart yolu past simple ile would ikilisidir.
Doğa sözcüklerini B1 içinde tutalım: forest (forıst) orman, scientist (sayıntist) bilim insanı, animals (enımılz) hayvanlar, protect (prıtekt) korumak. If people protected forests, animals would be safer. (if pipıl prıtektid forısts, enımılz vud bi seyfır) İnsanlar ormanları korusa hayvanlar daha güvende olurdu. Cümle toplumsal yaşama da bağlanır: çevre, sorumluluk, keşke toplum şöyle davransa.
Sık karışıklık şudur: öğrenci ormanda çalışmak istiyorum planını birinci koşulla kurar, If I work... (if ay vörk). Birinci koşul gerçekçi plandır; ikinci koşul ise şu anda o meslekta olmadığını kabul eder. İkisi de dilde vardır ama niyet farklıdır. Kendine sor: bu benim gerçek planım mı, yoksa bir hayal mi?
Örnek
A: What would you do if you were a scientist? (vot vud yu du if yu vör ı sayıntist) Bilim insanı olsan ne yapardın? B: If I were a scientist, I would study trees and help the planet. (if ay vör ı sayıntist, ay vud stadi triz end help dı plenit) Bilim insanı olsam ağaçları inceler ve gezegene yardım ederdim.
Günlük mekânlar ve keşke benim olsa
Toplumsal yaşam yalnız büyük sahnelerden ibaret değildir. Bir kafe, bir bisiklet, biraz daha zaman: küçük sahiplik hayalleri de aynı kalıbı ister. If I had a café, I would play soft music. (if ay had ı kafe, ay vud pley soft müzik) Bir kafem olsa hafif müzik çalardım. If the café were mine, I would serve tea and cake. (if dı kafe vör mayn, ay vud sörv ti end keyk) Kafe benim olsa çay ve pasta ikram ederdim. had (had) ve were (vör) yine uzak şimdi bildirir.
Bu tür cümleler arkadaş sohbetinde çok geçer. If we had more money, we would travel in summer. (if vi had mor mani, vi vud trevıl in samır) Daha çok paramız olsa yazın gezerdik. If I didn't live so far, I would visit you more often. (if ay didınt liv so far, ay vud vizit yu mor ofın) Bu kadar uzakta yaşamasam seni daha sık ziyaret ederdim. Burada para, mesafe ve vakit görünür. Dil hayali bir düzen kurar; bu düzen kesin plan olmadığı için will (vil) değil would seçilir.
Birçok ülkede öğretmen hayali ev veya hayali dükkân posteri yaptırır. Öğrenci hem kelime üretir hem koşul kurar. B1 sınırı: café, menu (menyu), customers (kastımırz) müşteriler, open (oupın) açmak. If I opened a café, I would be kind to customers. (if ay oupınd ı kafe, ay vud bi kaynd tu kastımırz) Bir kafe açsam müşterilere nazik davranırdım.
Örnek
If this café were mine, I would put books on the shelves and I would talk to every guest. (if dis kafe vör mayn, ay vud put buks on dı şelvz end ay vud tok tu evri gest) Bu kafe benim olsa raflara kitap koyar ve her konukla konuşurdum. Koşul tektir; iki sonuç da would ile bağlanır.
Türkçe konuşurun tuzakları ve tahtadaki hayal
Türkçeden İngilizceye geçerken en sık tuzak, hayali durumu şimdiki zamanla kurmaktır. Türkçe eğer param olsa giderim veya giderdim diye esnek durur; İngilizce B1'de hayal için if tarafında past simple ister. Yanlış: If I have time, I would travel. Doğru: If I had time, I would travel. (if ay had taym, ay vud trevıl) Zamanım olsa gezerdim. İkinci tuzak: her iki tarafa da would koymak. Yanlış: If I would be rich, I would buy a house. Doğru: If I were rich, I would buy a house. (if ay vör riç, ay vud bay ı haus)
Üçüncü tuzak, birinci ile ikinci koşulu karıştırmaktır. Gerçekçi ve yakın gelecek: If it rains, I will stay home. (if it reynz, ay vil stey houm) Yağmur yağarsa evde kalırım. Hayali ve uzak: If it rained all year, I would move. (if it reynd ol yir, ay vud muv) Yıl boyu yağmur yağsa taşınırdım. Dördüncü tuzak: If I were you kalıbını ezberleyip başka cümlelerde rastgele was kullanmak. Tavsiyede kalıp sabittir: If I were you, I would practise a little every day. (if ay vör yu, ay vud prektis ı litıl evri dey) Senin yerinde olsam her gün biraz çalışırdım.
Tahtadaki öğrenci büyük salonu hayal ederken cümleyi sesli kursun: If I presented in a big hall, I would look at the audience and I would smile. (if ay prizentid in ı big hol, ay vud luk et di oudiıns end ay vud smayl) Büyük bir salonda sunum yapsam seyirciye bakardım ve gülümserdim. Diyalog: A: If you were the teacher, what would you do? (if yu vör dı tiçır, vot vud yu du) Öğretmen olsan ne yapardın? B: If I were the teacher, I would play more games. (if ay vör dı tiçır, ay vud pley mor geymz) Öğretmen olsam daha çok oyun oynatırdım.
Örnek
Öğrenci der: If I would go to the hall, I will be happy. Düzeltme: if tarafındaki would kalkar, yerine past simple gelir; sonuçtaki will yerine would gelir. Doğru: If I went to the hall, I would be happy. (if ay vent tu dı hol, ay vud bi hepi) Salona gitsem mutlu olurdum.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: If cümlesine will veya would koymak, örneğin If I would go... Doğrusu: Koşul tarafında past simple vardır; would yalnızca sonuç tarafındadır. Doğru örnek: If I went, I would be happy.
- Yanlış: Past simple görünce olayın gerçekten geçmişte olduğunu sanmak. Doğrusu: Second Conditional içinde past simple takvim geçmişi değil, hayal ve uzaklık bildirir. Anlam çoğu zaman şimdi veya gelecektir.
- Yanlış: Birinci koşul ile ikinci koşulu aynı kalıp sanmak. Doğrusu: Birinci koşul yakın ve gerçekçi plandır (If it rains, I will stay.). İkinci koşul hayali ve uzaktır (If it rained all year, I would move.).
- Yanlış: Tavsiyede If I was you demek veya iki tarafın kipini Türkçedeki olsam giderim esnekliğine göre karıştırmak. Doğrusu: Kalıp If I were you, I would... şeklindedir. Hayalde iki taraf eşleşir: past simple + would.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B2'ye doğru, geçmişte olmamış durumlar için üçüncü koşul gelir: If I had studied, I would have passed. (if ay had stadid, ay vud hev past) Çalışmış olsaydım geçerdim. Karışık koşul, geçmiş bir koşulu şimdiki bir sonuca bağlar. wish (viş) ve if only (if ounli) ile dilek ve pişmanlık incelir. would yanında could, might ve daha resmi were to (vör tu) da sıklaşır. Şimdilik B1'de tek iskelet yeter: hayali şimdi ve gelecek için past simple + would.
Özet
Second Conditional gerçek olmayan veya uzak gördüğümüz durumları past simple ve would ile anlatır. Formül If I were / had / lived..., I would... hem meslek ve şehir hayallerinde hem de nazik tavsiyede işe yarar. Türkçeden gelen tuzakları aşmanın yolu şudur: if tarafına would koyma, hayali geçmiş sanma, birinci koşulla karıştırma.