QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Okuma-dinleme: Kısa alışveriş listesi ve mağaza konuşması

Yabancı Diller · İngilizce A1 · Yiyecek ve Alışveriş
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Kısa bir alışveriş listesini okuyup mağazada yavaş söylenen birkaç cümleyi anlamak, A1 öğrencisinin gerçek hayatta yiyecek almasını mümkün kılar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Dünyada ve günlük hayatta alışveriş dili

Bu resimde hangi yiyecekleri ve alışveriş sahnelerini görüyorsun?

Yiyecek alışverişi, yabancı dil derslerinde neredeyse her ülkede ilk hayatta kalma konularından biridir. Öğretmenler resim, gerçek paket ve kısa liste ile sözcüğü bağlar. Avrupa dil çerçevesinde A1 öğrencisi kısa, bildik bir alışveriş listesini okur ve yavaş konuşulan basit bir mağaza diyaloğunu anlar. Hedef uzun cümle kurmak değil; milk, bread, apple gibi günlük sözcükleri tanımak ve I want ... please kalıbını işitince ne istendiğini bilmektir.

Tarihte gezginler ve tüccarlar da önce yiyecek ve fiyat sözcüklerini öğrenirdi; bugün dil okulları aynı yolu izler. Sınıfta rol yapma, resimli liste ve market köşesi yaygındır. Türkiye’de ortaöğretim yabancı dil öğrencisi bu konuyu hem dinleme hem okuma olarak görür: bir kâğıttaki liste ve kısa bir konuşma. A1’de I'd like beklenmez. hello (helou), please (pliiz), thank you (tenk yu) yeter.

Günlük hayatta biri süt al dediğinde İngilizce listede milk (milık) yazar. Pazarda satıcı How many? (hav meni) diye sorabilir. Bu bölümün can-do hedefi şudur: öğrenci tanıdık yiyecek adlarını bir listede gördüğünde ne alınacağını söyler.

Örnek

Somut olay: Ece cumartesi sabahı kâğıdı okur: bread, eggs, tea, 2 apples. Türkçesi: ekmek, yumurta, çay, 2 elma. Ece markete gider ve listedeki sözcükleri paket yazılarıyla eşleştirir.

Kısa alışveriş listesini okumak

Öğretmenin gösterdiği listede hangi ürünler var?

A1 okuma metni çoğu zaman beş-altı satırlık bir listedir. Liste cümle değil, sözcük ve sayı içerir. Örnek: Shopping list (şoping list): milk, bread, cheese (çiiz), tomatoes (tımeitouz), rice (rays), tea (tii). Türkçe karşılıkları süt, ekmek, peynir, domates, pirinç, çaydır. Sayı görürsen çoğul gelir: 2 bananas (tuu bınanaz) iki muz demektir. Listede a veya an az kullanılır; çoğu ürün çıplak yazılır.

Sayılabilen ve sayılamayan ayrımı A1’de çok basittir. apple, egg, tomato sayılır; listede 3 eggs (egz) görürsün. milk, bread, rice, tea, water (votır) sayılmaz; bazen yanında 1 kilo (kilo) yazar. kilo her iki dilde de yakındır. How much? fiyat ve sayılamayan için, How many? sayılabilen için kullanılır; listede bu sorular yazmaz, konuşmada çıkar.

Okurken büyük harf A1’de önemli değildir. Satırlar kısa tutulur. Öğrenci her satırı sesli okuyabilir: cheese, çiiz, peynir. Yanlış anlamayı azaltmak için resimle eşleştirme yapılır. Can-do: Kısa bir alışveriş listesindeki yiyecek adlarını ve basit miktarları anlarım.

Örnek

Liste: 1 kilo apples / bread / milk / 2 tomatoes / tea. Çözüm: 1 kilo elma, ekmek, süt, 2 domates, çay. Listede meat (miit) veya chicken (çikin) yoktur; et yoktur.

Pazarda kısa mağaza konuşması

Pazardaki tezgâhta müşteri ne almak istiyor olabilir?

Pazar konuşması A1’de çok kısadır ve satıcı yavaş konuşur. Satıcı: Hello. Can I help you? (helou, ken ay help yu). Türkçesi: Merhaba. Yardımcı olabilir miyim? Müşteri: Yes, please. I want some apples. (yes pliiz, ay vont sam epılz). Türkçesi: Evet, lütfen. Biraz elma istiyorum. Satıcı: How many? (hav meni). Türkçesi: Kaç tane? Müşteri: Two kilos, please. (tuu kiloz pliiz). Türkçesi: İki kilo, lütfen. Satıcı: Here you are. (hiy yu ar). Türkçesi: Buyurun.

Müşteri: Thank you. How much is it? (tenk yu, hav maç iz it). Türkçesi: Teşekkürler. Ne kadar? Satıcı: Ten liras. (ten layraz). Türkçesi: On lira. Müşteri: Here you are. Goodbye. (hiy yu ar, gudbay). Türkçesi: Buyurun. Hoşça kalın. I want (ay vont) istiyorum demektir. some (sam) biraz anlamındadır; A1’de some apples ve some milk yeter. Can I help you? kalıbını öğrenci üretmek zorunda değildir; dinleyince satıcının yardım teklif ettiğini anlar.

Here you are hem ürün verirken hem para verirken kullanılır. Can-do: Yavaş ve net konuşulan kısa bir pazar diyaloğunda ne istendiğini ve fiyat sorusunu anlarım. Dünya genelinde aynı mini diyalog öğretilir; yalnızca para birimi değişir. Bizde lira (layra) doğal durur. Telaffuz ipucu: want vont gibi, vant değil; apples sonunda z sesi vardır.

Örnek

Ali pazarda: I want some tomatoes, please. Satıcı: How many? Ali: One kilo, please. Satıcı: Here you are. Six liras. Ali: Thank you. Goodbye. Türkçesi: Biraz domates istiyorum, lütfen. Kaç tane? Bir kilo, lütfen. Buyurun. Altı lira. Teşekkürler. Hoşça kalın.

Markette ve kasada dinleme

Kasada ürünler pakete konurken müşteri ne söylüyor olabilir?

Market, pazardan biraz daha sessiz ve yazılıdır. Raflarda kısa etiketler durabilir: milk, water, sugar (şugır), coffee (kofi), fish (fiş). Kasa konuşması çok kısadır. Kasiyer: Hello. Müşteri ürünleri koyar. Kasiyer: That's twenty liras. (zets tuenti layraz). Türkçesi: Yirmi lira. Müşteri: Here you are. Thank you. Goodbye. A1 dinlemede kasiyerin fiyatı sayı olarak söylemesi yeter. That's (zets) tutar anlamındadır; öğrenci üretmese de tanır.

Poşet için A1’de bag (beg) yeter: A bag, please. (e beg pliiz). Türkçesi: Bir poşet, lütfen. Öğrenci bunu duyunca poşet istendiğini anlar. Yes ve No, thank you (nou tenk yu) da kasada sık geçer. Can-do: Markette kısa bir kasa konuşmasında fiyatı ve basit bir ricayı anlarım. Okuma tarafında raflardaki tek sözcüklük etiketleri listeyle eşleştiririm.

Sık dinleme görevi şudur: öğretmen diyalogu iki kez okur, öğrenci listedeki ürünlerden hangilerinin alındığını işaretler. Diyalogda cheese ve bread geçer, chicken geçmez. Bu, A1’in klasik dinle ve işaretle tekniğidir; dünyada da böyle öğretilir. Sayılar 1-20 ve yuvarlak fiyatlar yeter: five (fayv), ten (ten), twenty (tuenti).

Örnek

Kasiyer: Hello. That's fifteen liras. Müşteri: A bag, please. Here you are. Thank you. Türkçesi: Merhaba. On beş lira. Bir poşet, lütfen. Buyurun. Teşekkürler. Soru: Fiyat nedir? Cevap: on beş lira. Poşet istendi mi? Evet.

Türkçeden gelen sık hatalar

Türkçe sayıdan sonra çoğul eklemez: iki elma. İngilizcede sayıdan sonra çoğul gerekir: two apples; two apple değildir. Bu, A1’de en sık yazılı ve sözlü hatadır. İkinci hata, sayılamayanlara a takmaktır: a milk ve a bread yanlıştır. Doğrusu some milk, some bread veya listede çıplak milk, bread. Üçüncü hata, Türkçe ne kadarı her yerde How much yapmaktır. Elma sayılır: How many apples? Fiyat ve süt için: How much is it?

Söz dizimi de kayar. Türkçe Elma istiyorum nesneyi öne alabilir; öğrenci Apples I want diyebilir. A1 kalıbı sabittir: I want some apples, please. Var mıyı bire bir Is there apple? diye çevirmek de yaygındır. A1 mağaza dilinde öğrenci uzun soru üretmek zorunda değildir; I want ... please yeter. Telaffuzda thank you tank yu olmasın; hedef tenk yu. cheese çiz değil, çiiz, uzun i ile söylenir.

Çoğul eki listenin okunmasında da unutulur: 2 tomato yerine 2 tomatoes yazılır. tomato çoğulu tomatoes ve sonda ız sesi vardır. A1’de apple / apples, egg / eggs, banana / bananas yeter. Can-do: Kendi cümlemdeki article ve çoğul hatalarını kısa kalıpta düzeltirim.

Örnek

Yanlış: I want a bread and two apple. Doğru: I want some bread and two apples, please. Türkçesi: Biraz ekmek ve iki elma istiyorum, lütfen. Yanlış: How much apples? Doğru: How many apples? Fiyat için doğru soru: How much is it?

Okuma ve dinlemeyi birleştirmek

Bu resim pazarda hangi konuşma kalıbını pratik ettirir?

Okuma ve dinleme ayrı çalışılmaz. Önce liste okunur, sonra aynı ürünlerin geçtiği diyalog dinlenir. Öğrenci listede tea var, konuşmada da tea geçti diye eşleştirir. Bu, CEFR A1 can-do birleşimidir: kısa yazılı listeyi anlarım ve yavaş sözlü mağaza konuşmasını takip ederim. Sınıfta çiftler rol yapar; biri satıcı How many? der, diğeri Two kilos, please. der. Öğretmen resmi göstererek ne istiyor diye sorar; cevap tek kalıptır.

Konunun dünyadaki öğretimi de böyledir: görsel, liste, mini diyalog, rol yapma. Bir sonraki basamakta daha uzun nezaket gelir; şimdi onlara geçilmez. Günlük hayatta öğrenci evde gerçek bir Türkçe listeyi İngilizceye çevirerek tekrar eder: ekmek bread, peynir cheese, su water. Yanlış anlama şudur: alışveriş İngilizcesi sadece süpermarket içindir. Hayır; pazar, bakkal, kantin ve ev listesi aynı sözcükleri kullanır.

Kısa bir dinleme-okuma görevi şöyle biter. Liste: eggs, rice, coffee. Konuşma: I want some rice and coffee, please. Soru: Listede olup konuşmada olmayan nedir? Cevap: eggs, yumurta. Bu tür görev A1 sınavlarında da görülür. Telaffuz tekrarı: rice rays, coffee kofi, eggs egz.

Örnek

Öğrenci A: Hello. I want some bananas, please. Öğrenci B: How many? Öğrenci A: Six, please. Öğrenci B: Here you are. Eight liras. Öğrenci A: Thank you. Goodbye. Türkçe akış: Merhaba. Biraz muz istiyorum, lütfen. Kaç tane? Altı, lütfen. Buyurun. Sekiz lira. Teşekkürler. Hoşça kalın.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Sayıdan sonra İngilizcede de çoğul gerekmez, çünkü Türkçede iki elma denir. Doğrusu: Sayıdan sonra çoğul -s gerekir. Doğrusu two apples, two eggs, two tomatoes.
  • Yanlış: How much her soru için yeter, çünkü Türkçede hepsi ne kadardır. Doğrusu: Sayılabilenlerde How many apples? kullanılır. Fiyat ve sayılamayan için How much is it? denir.
  • Yanlış: a milk ve a bread doğrudur, çünkü bir süt, bir ekmek denir. Doğrusu: Sayılamayanlarda a kullanılmaz. Doğrusu some milk, some bread veya listede çıplak milk, bread.
  • Yanlış: Nesneyi öne alıp Apples I want demek doğaldır. Doğrusu: A1 kalıbı I want some apples, please. sırasını korur; özne ve fiil başta durur.
  • Yanlış: Mağazada A1’de mutlaka I'd like kullanılmalıdır. Doğrusu: A1’de I want ... please yeter. I'd like bir üst basamağa bırakılır.

Bir adım ileri

Bir üst düzeyde, A2’de öğrenci I'd like ve daha nazik kısa ricayı dinler ve kullanır. Fiyatları karşılaştıran biraz daha uzun mağaza konuşmaları ve para üstü gibi ek sözcükler gelir. Liste yazmak da beklenir: kısa bir not veya birkaç cümlelik sipariş. Giysi alışverişinde renk ve beden gibi yeni alanlar açılır; yiyecek konusu ise menü ve basit tarif dinlemeye doğru genişler.

Özet

A1’de alışveriş, kısa liste okumak ve yavaş mağaza konuşmasını anlamaktır. Temel kalıplar I want ... please, How much is it?, How many? ve Here you are ile sınırlıdır. Çoğul, some ve fiyat sorusu doğru kullanılınca pazar ve market gerçek hayatta işe yarar.

Örnek sorular

1. Which item is NOT usually found on a shopping list for breakfast?
  1. Socks
  2. Bread
  3. Milk
  4. Eggs
Cevabı göster
Doğru cevap: Socks
Socks are clothes, not food. Bread, milk, and eggs are common breakfast foods.
2. What does the shop assistant say? 'Can I help you?'
  1. Yes, please.
  2. Good night.
  3. See you later.
  4. Happy birthday!
Cevabı göster
Doğru cevap: Yes, please.
'Can I help you?' is a common question in shops. The polite answer is 'Yes, please.'
3. Which one is a fruit?
  1. Apple
  2. Bread
  3. Cheese
  4. Egg
Cevabı göster
Doğru cevap: Apple
Apple is a fruit. Bread, cheese, and egg are not fruits.
4. You see this list: 'Milk, cheese, butter.' Where are you?
  1. At the supermarket
  2. At the cinema
  3. At the park
  4. At school
Cevabı göster
Doğru cevap: At the supermarket
Milk, cheese, and butter are bought at the supermarket.
5. What do you say when you want to buy bread?
  1. Can I have some bread, please?
  2. Where is the park?
  3. I like music.
  4. It is sunny.
Cevabı göster
Doğru cevap: Can I have some bread, please?
The correct way to ask for bread in a shop is 'Can I have some bread, please?'
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Günlük konuşma: Markette istek belirtme diyaloğuUygulama: Alışveriş listesi hazırlama ve sipariş verme tekrarı ›