Markette A1 düzeyinde kısa İngilizce kalıplarla ne istediğini söylemek, fiyat sormak ve teşekkür etmek, gerçek bir alışverişte bağımsız konuşmanın ilk adımıdır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Markette konuşmanın yeri ve can-do hedefi
İngilizce A1 derslerinde market diyaloğu, dünyanın birçok ülkesinde ilk işlevsel sahnelerden biridir. Öğretmenler sık sık rol oyunu kurar: sınıfın bir köşesi reyon, bir köşesi kasa olur. Amaç uzun dilbilgisi ezberi değil, rafta durup ürün istemektir. CEFR can-do hedefi açıktır: basit bir dükkânda ne istediğini söyleyebilir, kısa bir yer veya fiyat sorusunu anlayabilir, please (pliz) ve thank you (tenk yu) kullanabilirsin.
Günlük hayatta bu konuşma her alışveriş listesinde çıkar. Süt veya elma ararsın; yanındaki kişiye Excuse me (ekskyuz mi) dersin. İngilizce derslerinde alışveriş listesi yıllardır ilk konuşma konularından biridir. Türkiye'de ortaöğretim yabancı dil öğrencisi de aynı sahneyi canlandırır. Şimdilik hedef kısadır: isteğini söylemek, yeri sormak, teşekkür etmek.
Örnek
Sınıf rolü: Ece rafta durur. Ali yanına gelir. Ali: Excuse me. Where is the milk? (Ekskyuz mi. Ver iz dı milk?) Ece: It's here. (İts hiyır.) Ali: Thank you. (Tenk yu.) Türkçesi: Affedersin. Süt nerede? — Burada. — Teşekkürler.
İstek belirtme kalıpları
A1'de istek için üç kısa kalıp yeter. Birincisi I'd like ... (ayd layk): nazik ve çok kullanılır. İkincisi Can I have ...? (ken ay hev): soru biçiminde istektir. Üçüncüsü I want ... (ay vont): daha doğrudan ama markette de doğrudur. Hepsinden sonra ürün adı ve çoğu zaman sonda please (pliz) gelir. Telaffuz: I'd ayd gibi, like layk gibi, have hev gibi okunur. I'd like içindeki 'd düşerse cümle I like olur ve anlam 'severim'e kayar.
Çalışanla konuşurken önce dikkatini çek: Excuse me (ekskyuz mi). Sonra isteğini söyle. Örnek: I'd like some bread, please. (Ayd layk sam bred, pliz.) Türkçesi: Biraz ekmek isterim, lütfen. Başka örnek: Can I have a bottle of water? (Ken ay hev ı batıl ov votır?) Türkçesi: Bir şişe su alabilir miyim? A1 ürün sözcükleri şunlardır: bread (bred, ekmek), milk (milk, süt), water (votır, su), cheese (çiiz, peynir), eggs (egz, yumurta), rice (rays, pirinç), chicken (çikin, tavuk). Çalışanın kısa cevabı genelde Here you are. (Hiy yu ar, buyurun) olur.
Örnek
Diyalog: Müşteri: Excuse me. I'd like some cheese, please. (Ekskyuz mi. Ayd layk sam çiiz, pliz.) Çalışan: Here you are. (Hiy yu ar.) Müşteri: Thank you. (Tenk yu.) Çalışan: You're welcome. (Yor velkım.) Türkçesi: Affedersin. Peynir isterim, lütfen. — Buyurun. — Teşekkürler. — Rica ederim.
Yer sormak ve başka alışverişçiden yardım
Reyon karmaşıksa çalışanı beklemeyebilirsin; yanındaki müşteriye de sorabilirsin. Kalıp kısadır: Excuse me. Where is the milk? (Ekskyuz mi. Ver iz dı milk?) Where ver gibi, is iz gibi okunur. Çoğul ürünler için Where are the apples? (Ver ar dı epılz?) dersin. Cevap da A1'de kalır: It's over there. (İts ovır deyr, şurada) veya It's next to the bread. (İts nekst tu dı bred, ekmeğin yanında). next to (nekst tu) yanında demektir.
Başka bir alışverişçiye sormak kaba değildir; please ve thank you yeter. Do you have ...? (Du yu hev) A1'de var mı için kullanılır: Do you have apples here? (Du yu hev epılz hiyır?) Türkçesi: Burada elma var mı? Dikkat: Türkçedeki var mı ifadesini kelime kelime is there have diye çevirme; böyle bir kalıp yoktur. Dünya ders kitaplarında da müşteri-müşteri yardımı vardır çünkü gerçek markette herkes birbirine yol sorar. Kısa tut, gülümse, teşekkür et.
Örnek
Diyalog: Öğrenci: Excuse me. Where are the tomatoes? (Ekskyuz mi. Ver ar dı tımeitouz?) Diğer müşteri: Over there, next to the oranges. (Ovır deyr, nekst tu dı orinciz.) Öğrenci: Thank you. (Tenk yu.) Türkçesi: Affedersin. Domatesler nerede? — Şurada, portakalların yanında. — Teşekkürler.
Meyve reyonunda yiyecek ve miktar
Meyve reyonu A1 sözcükleri için idealdir. apple (epıl, elma), banana (bınana, muz), orange (orinc, portakal), tomato (tımeitou, domates), potato (pıteitou, patates). Miktar için a kilo of (ı kilo ov) ve sayı kullan: two kilos of apples (tu kiloz ov epılz). some (sam) biraz anlamındadır: some bananas (sam bınanız). Telaffuz: kilo Türkiye'de de kilo gibi durur; of çoğu zaman ov gibi bağlanır. Sayılar A1'dedir: one (van), two (tu), three (tri), four (for), five (fayv), six (siks).
İstek cümlesini reyonla birleştir. I'd like a kilo of apples, please. (Ayd layk ı kilo ov epılz, pliz.) Türkçesi: Bir kilo elma isterim, lütfen. Can I have two bananas? (Ken ay hev tu bınanız?) Türkçesi: İki muz alabilir miyim? I want some oranges. (Ay vont sam orinciz.) Türkçesi: Biraz portakal istiyorum. Dünya öğretiminde meyve kartları ve plastik meyve sık kullanılır. Sen de önce Türkçe bir mini liste yaz, sonra aynı listeyi İngilizce iste. Sesli harfle başlayan tekil adlarda a apple değil an apple (en epıl) dersin çünkü elma sesli harfle başlar.
Örnek
Somut olay: Ayşe reyonun önünde durur ve çalışana döner. I'd like two kilos of oranges and some bananas, please. (Ayd layk tu kiloz ov orinciz end sam bınanız, pliz.) Türkçesi: İki kilo portakal ve biraz muz isterim, lütfen. Çalışan tartar ve Here you are. (Hiy yu ar.) der.
Kasada fiyat sormak
Kasa, diyaloğun son durağıdır. Temel soru: How much is this? (Hav maç iz dis?) Türkçesi: Bu ne kadar? Çoğul için A1'de How much are these? (Hav maç ar diz?) kullanılır. Fiyat cevabı sayıdır: It's ten liras. (İts ten layrız.) veya That's five euros. (Dets fayv yuroz.) How much hav maç gibi okunur. this için A1'de dis yaklaşımı yaygındır; öğretmenin net modelini tekrarla. How many (hav meni) tane sorar, fiyat sormaz; fiyat sorarken süt veya peynir için de How much kullanılır.
Kasiyer bazen sorar: Is that all? (İz det ol?) Türkçesi: Hepsi bu kadar mı? Sen Yes, that's all. (Yes, dets ol.) veya No. Can I have a bag, please? (Nou. Ken ay hev ı beg, pliz?) dersen yeter. bag (beg, poşet). Para uzatırken yine Here you are. kullanılır. Dünyada kasa rolü fiyat kartları ve oyuncak para ile öğretilir. Defterine üç ürün yaz, her birine basit bir fiyat koy, kasa konuşmasını sesli oku. Uzun şikayet veya indirim pazarlığı A1'in dışındadır; şimdi hedef fiyatı duyup teşekkür etmektir.
Örnek
Diyalog: Kasiyer: That's twelve liras. (Dets tvelv layrız.) Müşteri: How much is this cheese? (Hav maç iz dis çiiz?) Kasiyer: It's eight liras. (İts eyt layrız.) Müşteri: OK. That's all. Thank you. (Okey. Dets ol. Tenk yu.) Türkçesi: On iki lira. — Bu peynir ne kadar? — Sekiz lira. — Tamam. Hepsi bu. Teşekkürler.
Türkçe kaynaklı sık hatalar ve telaffuz
Türkçe istiyorum kalıbı İngilizceye yanlışlıkla I am want diye taşınır. Doğrusu I want veya I'd like kalıbıdır; arada am yoktur. Ekmek var mı cümlesi Is there have bread? olmaz; Do you have bread? (Du yu hev bred?) veya Is there any bread? (İz der eni bred?) dene. Lütfen sözcüğünü her zaman cümlenin başına koymak da kulağa garip gelir. İngilizcede please çoğu zaman sonda durur: Can I have milk, please? (Ken ay hev milk, pliz?). Thank you cevabı please değildir; doğrusu You're welcome. (Yor velkım) veya kısa That's OK. (Dets okey) olabilir.
Sayılmayan adlara a takmak yaygındır: a bread, a milk, a water A1'de sık hatadır. bread, milk, water, cheese, rice için some veya a kilo of / a bottle of kullan. Where is the apples? de yanlıştır çünkü elmalar çoğuldur; doğrusu Where are the apples? dir. Telaffuzda th Türkçede yoktur; A1'de this için dis, thank için tenk kabul edilen yaklaşımlardır. cheese çiiz gibi uzun i ile, chicken çikin gibi kısa i ile söylenir. Aynayı kullanarak I'd like (ayd layk) kalıbını bitişik tekrarla.
Örnek
Yanlış: I am want a bread please. Doğru: I'd like some bread, please. (Ayd layk sam bred, pliz.) Yanlış: How many is this milk? Doğru: How much is this milk? (Hav maç iz dis milk?) Türkçesi: Bu süt ne kadar?
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I want demek her zaman kabadır, markette hiç kullanılmaz. Doğrusu: A1'de I want doğrudur ve anlaşılır. I'd like daha naziktir; ikisini de öğrenebilirsin.
- Yanlış: Please her zaman cümlenin başında olur, çünkü Türkçede lütfen başta durur. Doğrusu: İngilizcede please çoğu zaman sonda gelir: Can I have water, please?
- Yanlış: Ekmek, süt ve su için a bread, a milk, a water denir. Doğrusu: Bu sözcükler sayılmayan addır. some bread, some milk veya a bottle of water kullan.
- Yanlış: Fiyat sorarken her zaman How many denir. Doğrusu: Fiyat için How much is this? kullanılır. How many tane sorar, para sormaz.
- Yanlış: Thank you deyince karşı taraf please der. Doğrusu: Doğru cevap You're welcome. veya That's OK. dir, please değildir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, A2'de, sayılan ve sayılmayan adlar some, any ve more ile daha sistemli işlenir. Would you like ...? ile ikram ve teklif, too expensive gibi kısa yorum, giysi alışverişi ve basit iade cümleleri gelir. Kasa konuşması uzar: poşet, fiş ve kart sözcükleri eklenir. Şimdilik üç kalıbı net söylemen, bir sonraki adımda daha nazik ve daha uzun diyalogun temelini kurar.
Özet
Markette A1 İngilizcesi üç işe yarar: istek belirtmek, yer sormak ve fiyat sormak. I'd like, Can I have ve How much is this? kalıplarını please ve thank you ile kullan. Türkçeden gelen I am want ve a bread gibi kopyaları bırakıp kısa diyalogu sesli tekrarla.