Yiyecek, içecek ve alışveriş sözcükleriyle A1 düzeyinde ne yediğini, ne içtiğini ve dükkânda ne istediğini kısa İngilizce kalıplarla söyleyebilirsin.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Temel yiyecek sözcükleri
CEFR A1 can-do hedefi şudur: yaygın yiyecekleri adlandırır ve beğenini çok kısa cümlelerle söylersin. Dünyada başlangıç İngilizce derslerinde yiyecek neredeyse her zaman erken gelir; çünkü her öğrenci her gün yer ve sözcük resimle kolay bağlanır. Avrupa Konseyi CEFR metinlerinde yiyecek ve içecek, kişisel ihtiyaçlar içinde A1 temasıdır. Öğretmenler gerçek nesne, menü kartı veya alışveriş fotoğrafı kullanır. Bu düzeyde şu sözcükler yeter: apple (epıl) elma, banana (bınana) muz, orange (orınc) portakal, tomato (tımeitou) domates, potato (pıteitou) patates, bread (bred) ekmek, cheese (çiiz) peynir, egg (eg) yumurta, meat (miit) et, chicken (çikin) tavuk, fish (fiş) balık, rice (rays) pirinç, salad (selıd) salata, soup (suup) çorba, cake (keyk) pasta, sandwich (sendviç) sandviç, pizza (piitsa) pizza, fruit (fruut) meyve, vegetable (vecıtıbıl) sebze.
Kalıplar kısadır. This is an apple. Bu bir elmadır. This is bread. Bu ekmektir. I like cheese. Peyniri severim. I don't like fish. Balığı sevmem. I like (ay layk) severim; I don't like (ay dont layk) sevmem. Kahvaltıda bread, egg ve cheese; öğle yemeğinde rice veya soup konuşulur. Çoğul çoğu kez -s alır: apples (epılz), eggs (egz). fish ve rice bu düzeyde genelde tekil kalır. Her yiyeceğin önüne a konmaz: an apple doğru, a bread A1’de yanlıştır.
Örnek
Kantin. Ali: I like pizza. Pizza severim. Ece: I don't like soup. I like salad. Çorbayı sevmem. Salatayı severim. Öğretmen: What is this? (vat iz dis) Bu nedir? Ali: This is an apple. Bu bir elmadır.
İçecekler ve kısa istek cümlesi
A1 can-do hedefi: yaygın içecekleri adlandırır ve kafede çok kısa bir istek söylersin. Sözcükler şunlardır: water (votır) su, tea (tii) çay, coffee (kofi) kahve, milk (milk) süt, juice (cuus) meyve suyu, orange juice (orınc cuus) portakal suyu. I like tea. Çayı severim. I don't like coffee. Kahveyi sevmem. I want water, please. (ay vant votır pliiz) Su istiyorum lütfen. please (pliiz) lütfen; nezaket için cümlenin sonuna gelir.
Kafede uzun konuşma gerekmez. Garson: Hello. Merhaba. Sen: Can I have tea, please? (ken ay hev tii pliiz) Çay alabilir miyim lütfen? Garson: Here you are. (hiır yu ar) Buyurun. Sen: Thank you. (tenk yu) Teşekkürler. Can I have A1 kalıbıdır; would like bu düzeyde zorunlu değildir. water sözcüğündeki w, dudakları yuvarlayarak çıkar; Türkçedeki v’den biraz farklıdır. coffee kofi diye okunur, kofee değil. Dünyada içecekler de resim kartı ve gerçek menü ile öğretilir; evde, kantinde ve büfede aynı liste işe yarar.
Örnek
Kafe. Ece: Can I have coffee, please? Kahve alabilir miyim lütfen? Garson: Here you are. Ten liras. Buyurun. On lira. Ece: Thank you. Teşekkürler.
Pazarda alışveriş kalıpları
A1 can-do hedefi: pazarda ne istediğini söyler ve fiyatı basitçe sorarsın. market (maakit) pazar, shop (şap) dükkân. Temel soru How much is it? (hau maç iz it) Ne kadar? İstek: I want tomatoes, please. Domates istiyorum lütfen. kilo (kilo) kilo, bag (beg) torba. cheap (çiip) ucuz, expensive (ikspensiv) pahalı. It is cheap. Ucuz. It is expensive. Pahalı. Sayılar da A1’dedir: one (van), two (tuu), three (trii), four (for), five (fayv), six (siks), seven (sevın), eight (eyt), nine (nayn), ten (ten).
Dünya genelinde pazar rol oyunu başlangıç sınıflarının klasik etkinliğidir: biri satıcı, biri müşteridir. Satıcı: Hello. Müşteri: Hello. I want apples, please. How much is it? Elma istiyorum lütfen. Ne kadar? Satıcı: Ten liras. On lira. Müşteri: OK. Thank you. Tamam. Teşekkürler. How much fiyat içindir. Adet sormak ileride How many ile gelir; şimdilik fiyat için hep How much is it? yeter. please ve thank you her alışverişte kullanılır.
Örnek
Pazar tezgâhı. Müşteri: I want potatoes, please. How much is it? Patates istiyorum lütfen. Ne kadar? Satıcı: Five liras. Here you are. Beş lira. Buyurun. Müşteri: Thank you. Teşekkürler.
Markette meyve, sebze ve varlık cümlesi
supermarket (supımaakit) market. A1 can-do hedefi: raftaki yaygın yiyecekleri gösterir ve basitçe seçersin. This is a tomato. Bu bir domatestir. These are oranges. (diiz ar orıncız) Bunlar portakaldır. I want this, please. Bunu istiyorum lütfen. Taze meyve ve sebze sözcükleri pazarla aynıdır; fark mekândır. There is bread. Ekmek var. There are eggs. Yumurtalar var. there is / there are varlık bildirir. Markette etiket görülür: How much is it? yine temel sorudur. It is two liras. İki lira.
Dünyada süpermarket fotoğrafı ve fiyat etiketi ders materyali olarak kullanılır. A1’de uzun cümle kurma; işaret et ve adlandır. Sık karışan çift: chicken (çikin) tavuk, kitchen (kiçin) mutfak. Biri yiyecek, öbürü oda. soup (suup) çorba, soap (soup) sabun; sesler yakındır. Resme bakarak sözcüğü seçmek bu karışıklığı azaltır. Ailece markete gitmek listeyi canlı tutar: apple, banana, milk, cheese, bread, chicken.
Örnek
Market. Ece: There are tomatoes. I want tomatoes, please. Domates var. Domates istiyorum lütfen. Ali: How much is it? Ne kadar? Görevli: Three liras. Üç lira.
Dışarıda yemek: kısa sipariş
A1 can-do hedefi: kafe, tezgâh veya yiyecek kamyonunda çok kısa bir sipariş verirsin. Aynı kalıplar yeter. Yeni sözcükler: hamburger (hembörgır) hamburger, ice cream (ays kriim) dondurma. Bildik sözcükler tekrar işe yarar: pizza, sandwich, salad, cake, water. I want a sandwich, please. Bir sandviç istiyorum lütfen. Can I have a pizza, please? Pizza alabilir miyim lütfen? Yiyecek kamyonu birçok şehirde sokak yemeğidir; menü kısa olduğu için A1’e uygundur.
Satıcı: Hello. What do you want? (vat du yu vant) Ne istiyorsun? Sen: I want a hamburger and water, please. Bir hamburger ve su istiyorum lütfen. Satıcı: OK. Ten liras. Here you are. Tamam. On lira. Buyurun. and (end) iki şeyi birleştirir. What do you want? kalıbını bütün olarak öğren. pizza, hamburger ve sandwich birçok dilde tanınır; bu A1 için avantajdır ama telaffuzu İngilizceye çek: pizza piitsa, sandwich sendviç. Sıcakta ice cream, acele öğle arasında sandwich günlük hayatta sık geçer.
Örnek
Festival. Ali: Hello. I want ice cream, please. Merhaba. Dondurma istiyorum lütfen. Satıcı: Here you are. Five liras. Buyurun. Beş lira. Ali: Thank you. Teşekkürler.
Türkçeden gelen sık hatalar
Türkçe kaynaklı hatalar bu konuda sık görülür. Birincisi açım cümlesi: I am hungry (ay em hangri) açım demektir; I have hunger denmez. Türkçe açım sahip olma gibi durur ama İngilizce be ister. İkincisi yakın ses: I am angry (ay em engri) kızgınım demektir; hungry ile angry karışır. Üçüncüsü ekmek: Türkçe bir ekmek denir, A1 İngilizcesinde bread denir, a bread kullanılmaz. an apple doğrudur çünkü elma sayılır. Dördüncüsü fiyat: How much is it? kullanılır, How many is it? denmez.
Beşincisi genel beğeni: I like apples. Elmaları severim. I like apple zayıf kalır. Altıncısı fiil seçimi: Türkçe yemek almak bazen take diye çevrilir; siparişte I want veya Can I have kullanılır. Yedincisi para: money (mani); a money denmez. Telaffuz tuzakları: vegetable vecıtıbıl, vejeteybıl değil; fruit fruut; juice cuus. tea tii, the ile karışmasın. Düzeltme yolu: kalıbı sesli tekrarla, sonra kısa diyalogda kullan. Doğru mini metin: I am hungry. I want bread and cheese, please. How much is it? Açım. Ekmek ve peynir istiyorum lütfen. Ne kadar?
Örnek
Yanlış çeviri: I have hunger. I want a bread. How many is it? Doğrusu: I am hungry. Açım. I want bread, please. Ekmek istiyorum lütfen. How much is it? Ne kadar?
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Her yiyecek ve içecek sözcüğünün önüne a veya an gelir. Doğrusu: A1’de apple, egg, tomato gibi sayılanlara a / an gelir; bread, cheese, rice, water, milk gelmez.
- Yanlış: Fiyat sormak için How many is it denir. Doğrusu: Fiyat için How much is it? kullanılır. How many adet içindir ve asıl olarak bir sonraki adımda netleşir.
- Yanlış: Açım cümlesi I have hunger diye kurulur. Doğrusu: Doğrusu I am hungry kalıbıdır. hungry ile angry de karıştırılmamalıdır.
- Yanlış: chicken ile kitchen aynı sözcüktür. Doğrusu: chicken tavuk, kitchen mutfaktır. Benzer şekilde soup çorba, soap sabundur.
- Yanlış: Beğeni için I like apple yeter ve siparişte take kullanılır. Doğrusu: Genel beğenide I like apples denir. Siparişte I want veya Can I have kullanılır.
Bir adım ileri
Bir sonraki düzeyde, A2’de, sayılabilen ve sayılamayan adlar daha sistemli işlenir: some, any, much, many ve a lot of gelir. Kafede I’d like kalıbı ve kısa menü okuma eklenir. hot, cold, sweet gibi basit tat ve sıcaklık sözcükleriyle yiyeceği nitelemeye başlarsın. Alışverişte giysi ve yol tarifi de aynı iletişim becerisine bağlanır.
Özet
A1’de yiyecek, içecek ve alışveriş için kısa bir sözcük listesi ve birkaç kalıp yeter: I like, I want, Can I have, How much is it?. Her İngilizce sözcüğü apple gibi adlandır, telaffuzu Türkçe harflerle tekrarla ve hemen Türkçesini söyle. Pazarda, markette ve kafede aynı nezaket sözcükleriyle kısa diyalog kur; Türkçeden bire bir çeviri yapma.