QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Şikayet, İade ve Pazarlık Diyalogları

Yabancı Diller · Almanca B2 · Tüketim Kültürü ve Reklam
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

B2 Almancasında şikayet, iade ve nazik pazarlık hem kalıp bilgisi hem de Almanca konuşulan ülkelerdeki sabit fiyat kültürünü birlikte kullanmayı gerektirir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Şikayet dilinde B2 can-do ve günlük yer

CEFR B2 can-do hedefi şöyledir: öğrenci bir mal veya hizmetteki sorunu nedenleriyle anlatır, fiş ya da sipariş numarası gibi kanıt sunar ve somut bir çözüm ister. Bunu yaparken Ich möchte mich beschweren. (Şikayet etmek istiyorum. Telaffuz: ih möh-te mih be-şve-ren), Leider funktioniert das Gerät nicht. (Maalesef cihaz çalışmıyor. lay-der funk-tsi-o-nirt das ge-ret niht) ve Könnten Sie das Problem bitte lösen? (Sorunu lütfen çözebilir misiniz? kön-ten zi das pro-blem bi-te lö-zen) yan yana gelir. Dünyada bu konu çoğunlukla rol oyunu, gerçek mağaza sahneleri ve kısa şikayet iletileriyle öğretilir; amaç ezber tek cümle değil, durumu kendi sözcüklerinizle yönetmektir.

Tüketici koruması yirminci yüzyılda güçlenmiş, Avrupa Birliği kuralları iade ve ayıplı mal pratiklerini ülkelere yaklaştırmıştır. Günlük hayatta aynı dil giysi, elektronik, otel ve çevrimiçi pazar yerinde kullanılır. Sık yanlış anlama, şikayet etmenin kaba görünmek olduğudur; B2’de beklenen sakin, açık ve belgelere dayalı konuşmaktır. Bir sonraki adım resmi mektuptur; şimdilik sözlü diyalog ve kısa yazılı form yeterlidir.

Örnek

Mini sahne: ürün küçük gelmiştir. Öğrenci der ki: Guten Tag. Ich habe diese Jacke gestern gekauft. Sie ist leider zu eng. Ich möchte sie umtauschen. (Merhaba. Bu ceketi dün aldım. Maalesef çok dar. Değiştirmek istiyorum. gu-ten tak. ih ha-be di-ze ya-ke ges-tern ge-kauft. zi ist lay-der tsu eng. ih möh-te zi um-tau-şen.) Görevli Kassenbon (fiş; ka-sen-bon) sorar, öğrenci fişi uzatır. Zincir şudur: selam, sorun, neden, istek.

Mağazada iade ve değişim diyaloğu

Müşteri ürüne işaret ederken satış görevlisinden ne talep ediyor olabilir?

Mağaza iadesinde üç fiil ayrılır: umtauschen (değiştirmek; um-tau-şen), zurückgeben (iade edip bedeli almak; tsu-rük-ge-ben) ve reklamieren (ayıplı mal için şikayet etmek; rek-la-mi-ren). Türkçe konuşanlar Reklamation sözcüğünü reklam sanır; oysa Almancada reklam die Werbung veya die Reklamedir, die Reklamation ise mal şikayetidir. Fişsiz iade çoğu mağazada zordur; bu yüzden Haben Sie den Kassenbon? (Fişiniz var mı? ha-ben zi den ka-sen-bon) neredeyse her sahnede duyulur.

Kibarlık B2’de şarttır. Ich will mein Geld zurück! çok serttir. Yerine Ich hätte gern mein Geld zurück, bitte. (Paramı geri almak isterdim, lütfen. ih he-te gern mayn gelt tsu-rük, bi-te) veya Wäre eine Rückerstattung möglich? (Bedel iadesi mümkün olur mu? ve-re ay-ne rük-er-şta-tung mög-lih) kullanılır. Etiket duruyor ve ürün giyilmemişse değişim kolaylaşır: Die Etiketten sind noch dran. Ich habe die Jacke nicht getragen. (Etiketler hâlâ duruyor. Ceketi giymedim.)

Örnek

Müşteri: Entschuldigung, ich möchte diesen Pullover umtauschen. Er ist eine Nummer zu klein. (Affedersiniz, bu kazağı değiştirmek istiyorum. Bir beden küçük. ent-şul-di-gung ... pul-o-ver um-tau-şen. er ist ay-ne nu-mer tsu klain.) Görevli: Kein Problem. Haben Sie die Quittung dabei? (Sorun değil. Fiş yanınızda mı? kayn pro-blem. kvi-tung da-bay.) Müşteri: Ja, hier bitte. Kann ich die gleiche Jacke eine Größe größer haben? (Evet, buyrun. Aynı ceketi bir beden büyük alabilir miyim?) Görevli: Moment, ich schaue im Lager nach. (Bir saniye, depoya bakıyorum. mo-ment, ih şau-e im la-ger nah.)

Online alışverişte cayma hakkı ve memnuniyetsizlik

Ekran başındaki müşteri neden rahatsız görünüyor olabilir?

İnternet alışverişinde birçok siparişte das Widerrufsrecht (cayma hakkı; vi-der-rufs-reht) devreye girer; süre sıkça on dört gündür. Bu hak, ürün bozuk olmasa da fikir değişince iade imkânı verebilir. B2 cümlesi: Ich möchte von meinem Widerrufsrecht Gebrauch machen. (Cayma hakkımı kullanmak istiyorum. ih möh-te fon may-nem vi-der-rufs-reht ge-brauh ma-hen.) Memnuniyetsizlik abartısız olmalıdır: Die Farbe weicht stark von der Website ab. (Renk siteden çok farklı. di far-be vayht ştark fon der veb-zayt ap.)

Evde iade hazırlarken kargo ücreti, süre ve kutunun açılıp açılmadığı konuşulur. Satıcıya yazarken şu kalıp yeter: Sehr geehrte Damen und Herren, die Lieferung ist heute angekommen. Leider entspricht der Artikel nicht der Beschreibung. Bitte senden Sie mir ein Rücksendeetikett. (Sayın yetkililer, teslimat bugün geldi. Maalesef ürün tarife uymuyor. Lütfen iade etiketi gönderin.) Ich bin total enttäuscht! (Tamamen hayal kırıklığına uğradım!) duyguyu verir ama ardından somut istek gelmelidir.

Örnek

İleti: Hallo, ich habe Bestellung 45891 erhalten. Das T-Shirt ist zu klein und die Farbe ist anders als auf dem Foto. Ich möchte den Artikel zurückschicken und eine Rückerstattung erhalten. Könnten Sie mir bitte den Rücksendeprozess erklären? (Merhaba, 45891 numaralı siparişi aldım. Tişört çok küçük ve renk fotoğraftakinden farklı. Ürünü geri gönderip ücreti iade almak istiyorum. İade sürecini açıklar mısınız? tsu-rük-şi-ken, rük-er-şta-tung, rük-zen-de-pro-tses er-kle-ren.)

Resmi şikayet, form ve tüketici danışmanı

Form dolduran müşteri ile yanındaki danışman hangi hakkı belgelendiriyor olabilir?

Mağaza çözmezse Almanca konuşulan ülkelerde die Verbraucherzentrale (tüketici merkezi; fer-brau-her-tsen-tra-le) yol gösterir. Türkiye’deki tüketici hakem heyetine benzeyen pratik, şikayeti yazılı ve belgelerle sunmaktır. Formda ad, sipariş numarası, tarih, sorun ve talep yer alır. Yararlı cümle: Ich reiche hiermit eine Beschwerde ein, weil der Händler die defekte Ware nicht zurückgenommen hat. (Satıcı bozuk malı geri almadığı için şikayet dilekçesi veriyorum. ih ray-he hi-ermit ay-ne be-şver-de ayn.) weil ile neden bağlamak B2 bağacını gösterir.

Danışman Was genau ist passiert? (Tam olarak ne oldu?) diye sorar; cevapta tarih, yer, fiş ve fotoğraf yeter. Ich habe bereits zweimal beim Kundenservice angerufen, aber ohne Erfolg. (Müşteri hizmetlerini iki kez aradım ama sonuç alamadım. be-rayts tsvay-mal baym kun-den-ser-vis an-ge-ru-fen, o-ne er-folk.) Talep net olur: Ich beantrage die Rückzahlung des Kaufpreises. (Alış fiyatının iadesini talep ediyorum. be-an-tra-ge di rük-tsa-lung des kauf-pray-zes.) Abartı yok, sıra vardır.

Örnek

Danışman: Guten Tag. Wobei kann ich Ihnen helfen? (Merhaba. Size ne konuda yardımcı olabilirim? vo-bay kan ih i-nen hel-fen.) Müşteri: Ich habe online einen Lautsprecher gekauft. Er ist defekt. Der Verkäufer antwortet nicht. Ich möchte eine Beschwerde formulieren. (İnternetten hoparlör aldım. Bozuk. Satıcı cevap vermiyor. Bir şikayet metni oluşturmak istiyorum. laut-şpre-her ... de-fekt ... fer-koy-fer ant-vor-tet niht.) Danışman: Bitte legen Sie die Rechnung und die Fotos dazu. (Lütfen faturayı ve fotoğrafları ekleyin. reh-nung, fo-tos da-tsu.)

İndirim konuşması ve pazarlığın sınırı

İki müşteri raftaki indirimli ürünü gösterirken fiyat hakkında ne konuşuyor olabilir?

Almanya, Avusturya ve İsviçre’de süpermarket ve zincir giyim mağazasında pazarlık beklenmez; fiyat çoğu zaman Festpreisdir (sabit fiyat; fest-prays). Pazarlık daha çok Flohmarkt (bit pazarı; flo-markt), ikinci el, araba ve bazen küçük bağımsız dükkânda görülür. Bu, Türkiye’den gelen öğrencinin en sık kültürel çarpışmasıdır. İki arkadaş indirimi B2 sözlüğüyle konuşur: Der Pullover ist um dreißig Prozent reduziert. (Kazak yüzde otuz indirimli. um dray-sih pro-tsent re-du-tsirt.) Findest du den Preis trotzdem zu hoch? (Yine de fiyatı yüksek buluyor musun? trots-dem tsu hoh.)

Yararlı kalıplar: im Angebot (kampanyada; im an-ge-bot), der Schlussverkauf (sezon sonu; şlus-fer-kauf), der Rabatt (iskonto; ra-bat). Arkadaşlar arasında şöyle denir: Schau, die Jeans sind im Angebot, aber die Qualität sieht billig aus. (Bak, jeanler kampanyada ama kalite ucuz duruyor. şau ... kva-li-tet zit bi-lig aus.) Zincir mağazada satıcıdan pazarlık koparmaya çalışmak yersizdir; bunun yerine Gibt es diese Hose auch in einer anderen Farbe im Sale? (Bu pantolon indirimde başka renkte var mı?) sormak doğrudur.

Örnek

A: Diese Jacke kostet jetzt nur noch vierzig Euro. Gestern war sie sechzig. (Bu ceket artık sadece kırk avro. Dün altmıştı. yetst nur noh fir-tsih oy-ro.) B: Ja, aber der Reißverschluss sieht schwach aus. Ich würde eher die teurere nehmen, die hat zwei Jahre Garantie. (Evet ama fermuar zayıf duruyor. Ben daha pahalı olanı alırdım, iki yıl garantisi var. rays-fer-şlus zit şvah aus. ih vür-de e-er di toy-re-re ne-men.) Burada würde (vür-de) ile nazik görüş belirtmek B2’dir.

Arızalı üründe nazik fiyat dileği

Müşteri arızalı ürünü gösterirken satış görevlisinden fiyat konusunda ne istiyor olabilir?

Arızalı malda asıl yol çoğu zaman tamir, değişim veya bedel iadesidir; fiyat kırmak ikinci seçenektir. Küçük bir çizik için satıcı einen Preisnachlass (fiyat indirimi; prays-nah-las) önerebilir. B2 kalıbı emir değil dilektir: Der Artikel hat einen Kratzer. Wäre ein kleiner Rabatt möglich? (Üründe çizik var. Küçük bir indirim mümkün olur mu? krat-ser. ve-re ayn klai-ner ra-bat mög-lih.) Wäre ve könnten Konjunktiv II’dir; Türkçedeki acaba olur mu nezaketini taşır. Machen Sie den Preis runter! kaba bulunur.

Görevli pazarlığı reddedebilir: Leider können wir den Preis nicht ändern. Sie können die Ware aber umtauschen oder zurückgeben. (Maalesef fiyatı değiştiremeyiz. Ancak ürünü değiştirebilir veya iade edebilirsiniz.) O zaman ısrar etmek yerine seçenek seçmek B2 olgunluğudur. Ekran çalışmıyorsa yasal Gewährleistung (ge-ver-lays-tung) devrededir; kutu köşesi ezikse indirim dilenebilir. Garantie (ga-ran-ti) üreticinin gönüllü vaadidir; ikisini karıştırmak sık hatadır.

Örnek

Müşteri: Entschuldigung, dieser Lautsprecher hat einen Sprung im Gehäuse. Könnten Sie den Preis ein wenig senken? (Affedersiniz, bu hoparlörün kasanında çatlak var. Fiyatı biraz düşürebilir misiniz? şprung im ge-hoy-ze. ayn ve-nih zen-ken.) Görevli: Da haben Sie recht. Ich kann Ihnen zehn Prozent Rabatt geben. Ist das in Ordnung? (Haklısınız. Yüzde on indirim verebilirim. Uygun mu?) Müşteri: Ja, vielen Dank. Dann nehme ich ihn. (Evet, çok teşekkürler. O zaman alıyorum.)

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Almancada Reklamation reklam demektir. Doğrusu: Reklam Werbung veya Reklamedir; Reklamation mal veya hizmet şikayetidir. Türkçedeki reklam ile ses benzerliği yanıltır.
  • Yanlış: Her Alman mağazasında tıpkı Türkiye’de olduğu gibi pazarlık yapılır. Doğrusu: Çoğu zincir mağazada fiyat sabittir. Pazarlık bit pazarı, ikinci el, araç ve bazen kusurlu üründe görülür.
  • Yanlış: Şikayet ederken Ich will kullanmak yeterince net ve doğrudur. Doğrusu: B2’de ich möchte, ich hätte gern ve könnten Sie beklenir. Ich will sert veya çocukça durur.
  • Yanlış: Garantie ile Gewährleistung aynı şeydir. Doğrusu: Gewährleistung yasadan doğan ayıp sorumluluğudur; Garantie üreticinin ekstra vaadidir.
  • Yanlış: Umtauschen her zaman paranın iadesi demektir. Doğrusu: umtauschen değişmektir; bedel iadesi için zurückgeben veya Rückerstattung kullanılır.

Bir adım ileri

Bir üst adımda aynı konu resmi Beschwerdebrief yazımına gider: hitap, olay özeti, dayanak, somut talep ve yanıt süresi. Daha ileri düzeyde sözleşme cümleleri, Widerrufsformular ve uzun yan cümleler beklenir. Sözlüde telefonla çağrı merkezi, kesintisiz gerekçe ve sakin itiraz çalışılır. Şimdilik B2’de yüz yüze kalıplar, kısa ileti, fiş alışkanlığı ve sabit fiyat bilinci yeterlidir.

Özet

B2 şikayet dili, sorunu nedeniyle anlatıp nazik ama net bir çözüm istemektir. Fiş, süre ve sabit fiyat kültürü kelimeler kadar önemlidir; Reklamation ile reklamı karıştırmamak gerekir. Mağaza değişimi, online cayma hakkı ve yalnızca uygun yerde dile getirilen fiyat isteği bu ünitenin üç asıl sahnesidir.

Örnek sorular

1. Müşteri, ayakkabının dikiş yerinden söküldüğünü söylemek için hangi cümleyi kullanır?
  1. Die Naht ist aufgegangen.
  2. Der Reißverschluss funktioniert nicht.
  3. Die Sohle ist zu hart.
  4. Die Farbe ist verblasst.
Cevabı göster
Doğru cevap: Die Naht ist aufgegangen.
Müşteri, ayakkabının dikiş yerinden söküldüğünü ifade etmek için 'Die Naht ist aufgegangen.' cümlesini kullanır.
2. Müşteri indirimli bir ürünü iade etmek ister. Satıcı hangi cümleyi kullanır?
  1. Bei reduzierten Artikeln ist leider keine Rückgabe möglich.
  2. Möchten Sie den Artikel umtauschen?
  3. Haben Sie die Quittung verloren?
  4. Kann ich Ihnen eine andere Farbe anbieten?
Cevabı göster
Doğru cevap: Bei reduzierten Artikeln ist leider keine Rückgabe möglich.
Satıcı, indirimli ürünlerde iade yapılamayacağını belirtmek için bu cümleyi kullanır.
3. Müşteri fiyatın yüksek olduğunu söylemek için hangi ifadeyi kullanır?
  1. Der Preis ist mir zu hoch. Können Sie etwas nachlassen?
  2. Ich nehme es sofort.
  3. Haben Sie eine größere Auswahl?
  4. Kann ich es anprobieren?
Cevabı göster
Doğru cevap: Der Preis ist mir zu hoch. Können Sie etwas nachlassen?
Müşteri, fiyatın yüksek olduğunu belirterek indirim talep eder.
4. Satıcı, indirim teklif ederken hangi cümleyi kullanır?
  1. Ich kann Ihnen 10 % Rabatt geben.
  2. Das ist unser günstigster Preis.
  3. Möchten Sie bar oder mit Karte bezahlen?
  4. Die Lieferung ist kostenlos.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich kann Ihnen 10 % Rabatt geben.
Satıcı, pazarlık sırasında indirim teklif etmek için bu cümleyi kullanır.
5. Müşteri, kazak kolunun kısa olduğunu nasıl ifade eder?
  1. Die Ärmel sind zu kurz.
  2. Die Farbe ist zu dunkel.
  3. Der Stoff ist zu dünn.
  4. Der Kragen ist zu eng.
Cevabı göster
Doğru cevap: Die Ärmel sind zu kurz.
Müşteri, kazak kolunun kısa olduğunu belirtmek için bu cümleyi kullanır.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Tüketim ve Reklam Kelime Seti (Konsumverhalten, Marke, Rabatt)Reklam Metni ve Tüketici Programı (Okuma-Dinleme) ›