Reklam ve tüketim dilinde Partizip I süren bir özelliği, Partizip II ise tamamlanmış bir işlemi veya sonucu ismin önüne sıfat gibi koyarak hem anlamı netleştirir hem cümleyi B2 düzeyinde doğal biçimde kısaltır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Sıfat-fiili sıfat gibi kullanmak
CEFR B2 can-do şudur: reklam ve tüketim metinlerinde ismi niteleyen sıfat-fiilleri tanır ve kendi cümlemde kullanırım. Partizip I (par-ti-tsip bir) fiil kökü artı -d artı sıfat takısıdır; Partizip II (par-ti-tsip iki) düzenlide ge- kök -t, düzensizde üçüncü biçimdir. İkisi de artikel, cinsiyet ve hale göre -e, -en, -es, -er alır. Telaffuz: Attribut at-ri-but, niteleyen demektir.
Dünya derslerinde konu çoğu zaman Relativsatzten hemen sonra gelir; çünkü öğrenci das Produkt, das überzeugt cümlesini bilir. Aynı fikir das überzeugende Produkt ile tek öbeğe sığar. Alman reklam geleneği uzun yan cümle yerine bu sıkıştırmayı sever; pano ve ambalaj az yer kaplar. Günlük hayatta etiket, indirim yazısı ve slogan bu yüzden sıfat-fiille yazılır.
Niteleyen her zaman isimden önce durur. die wachsende Nachfrage (vak-sen-de nah-fra-ge) büyüyen talep demektir; sonda bırakılan biçim B2 kulağına yanlış gelir. Çekim unutulursa da öbek yarım kalır.
Örnek
das kochende Wasser (ko-hen-de vas-sır) kaynayan su, eylem sürer. das gekochte Wasser (ge-koh-te vas-sır) kaynatılmış su, işlem bitmiştir. Çekim: der überzeugende Spot, die überzeugende Werbung, das überzeugende Angebot; akkuzatif den überzeugenden Spot (ü-ber-tsoy-gen-den şpot).
İki cümle, iki anlam
Anlam farkı B2 can-do kalbidir: Partizip I eşzamanlı ve çoğu kez etken bir özelliği, Partizip II tamamlanmış bir işlemi veya edilgen sonucu niteleyebilir. die überzeugende Werbung (ü-ber-tsoy-gen-de ver-bung) ikna etmeye devam eden reklamdır. die überzeugte Kundin (ü-ber-tsoy-kte kun-din) ikna olmuş müşteridir; süreç bitmiştir. Reklamda bu iki biçim aynı ürünü farklı satar.
Karşılaştır: das leuchtende Plakat (loyh-ten-de pla-kat) şu anda parlayan afiş. das gedruckte Plakat (ge-druk-te pla-kat) basılmış afiş; baskı işi tamam. Relativsatz ile açarsak: das Plakat, das leuchtet ve das Plakat, das gedruckt wurde. Tüketici birinciyi canlı sahne, ikinciyi bitmiş üretim okur.
Geçişsiz fiillerde Partizip II çoğu zaman etken tamamlanmışlık taşır: der gestiegene Preis (ge-şti-ge-ne prayz) artmış fiyat, die gewachsene Marke büyümüş marka. Geçişlide edilgen sonuç öne çıkar: das getestete Shampoo (ge-tes-te-te şam-po) test edilmiş şampuan. Türkçedeki tek -miş / -en eki bu iki kapıyı karıştırır; Almanca ayırır.
Örnek
1) Wir kaufen das überzeugende Produkt. İkna edici ürünü alıyoruz. 2) Wir kaufen das überzeugte Team hinter der Marke. Markanın arkasındaki ikna olmuş ekibi alıyoruz. Birincisi süren etki, ikincisi tamamlanmış tutumdur.
Reklam panosunda tartışma
Sınıf duraktaki iki afişi karşılaştırır. Birinci: die glänzende Verpackung für dich (glen-tsen-de fer-pa-kung) senin için parlayan ambalaj; parıltı şimdi de sürer. İkinci: die recycelte Verpackung für uns alle (re-tsay-kel-te) hepimiz için geri dönüştürülmüş ambalaj; işlem geçmişte bitmiş, sonuç elde. Tüketim kültüründe birincisi duyuya, ikincisi vicdana seslenir.
Kısa diyalog: A: Siehst du das leuchtende Plakat dort? Şu parlayan afişi görüyor musun? B: Ja. Aber das reduzierte Angebot daneben ist ehrlicher. Evet. Ama yanındaki indirilmiş teklif daha dürüst. A: Reduziert heißt, der Preis ist schon gesenkt. İndirilmiş demek, fiyat zaten düşürülmüş. B: Genau. Leuchtend beschreibt, was jetzt passiert. Aynen. Parlayan, şu anda olanı betimler.
Reklam yazarı bilinçli seçer. Süren biçim ürünü canlı tutar: die steigende Qualität, der wachsende Erfolg. Bitmiş biçim kanıt sunar: das geprüfte Siegel (ge-prüf-te zi-gel) denetlenmiş mühür. B2 okuru bu seçimin dil bilgisi olduğunu görür; abartı ile bilgiyi ayırır.
Örnek
Afiş A: Entdecke die begeisternde Marke! (be-gay-şte-rn-de) Coşku veren markayı keşfet! Afiş B: Kaufe die begrenzte Auflage. (be-gren-ts-te auf-la-ge) Sınırlı baskıyı satın al. Birincisi duygunun sürmesini, ikincisi stoğun kapanmış olmasını satar.
Ambalaj üzerinde somut fark
Öğrenci iki kutuyu kaldırır. Sol: sprudelndes Mineralwasser (şpru-deln-des mi-ne-ral-vas-sır) köpüren maden suyu; kabarcıklar şu anda çıkar. Sağ: gefiltertes Mineralwasser (ge-fil-ter-tes) süzülmüş maden suyu; süzme bitmiştir. Aynı ürün ailesinde Partizip I duyuyu, Partizip II süreci satar. Ambalaj metni bu yüzden rastgele seçilmez.
Başka çiftler rafta durur. frisch riechender Käse (friş ri-hen-der ke-ze) taze kokan peynir, koku sürer. geräucherter Käse (ge-roy-her-ter) tütsülenmiş peynir, işlem tamam. kochende Marmelade tencerede kaynayan reçel; gekochte Marmelade kaynatılmış, kavanoza girmiş reçel. Tüketici ikinciyi raftan alır.
Sürdürülebilirlik söylemi de aynı aracı kullanır. die schützende Creme koruyan krem, etki devam eder. die getestete Creme test edilmiş krem, laboratuvar işi bitmiştir. nachhaltig produzierte Kleidung (na-hal-tih pro-du-tsir-te klay-dung) sürdürülebilir üretilmiş giysi. B2 yazarı ürün kartında yer dar olduğu için kısa nitelemeyi seçer.
Örnek
Unser sprudelndes Wasser kommt aus der Region. Es ist in recycelten Flaschen abgefüllt. Köpüren suyumuz bölgeden gelir. Geri dönüştürülmüş şişelere doldurulmuştur. Birinci niteleme Partizip I, ikinci Partizip II; ikisi yan yana doğal durur.
Reklamı sıfat-fiille yeniden yazmak
Can-do: Uzun Relativsatzı B2 düzeyinde sıfat-fiil nitelemesine çevirebilirim. ein Produkt, das Kunden überzeugt → ein überzeugendes Produkt. ein Preis, der gesenkt wurde → ein gesenkter Preis. eine Flasche, die recycelt wurde → eine recycelte Flasche. Artikel ve cinsiyet aynı kalır; fiil sıfat konumuna çekilir.
Reklam 1 eski hali: Kaufen Sie das Brot, das jeden Morgen frisch gebacken wird. Her sabah taze pişirilen ekmeği alın. Yeni hali: Kaufen Sie das frisch gebackene Brot. (friş ge-ba-ke-ne brot) Taze pişirilmiş ekmeği alın. Reklam 2 eski hali: Wir zeigen die Qualität, die ständig steigt. Sürekli artan kaliteyi gösteriyoruz. Yeni hali: Wir zeigen die ständig steigende Qualität. Birinde işlem bitmiş, diğerinde artış sürer.
Dönüşürken zaman ve çatı kaybolmasın. Edilgen geçmiş yan cümle çoğunlukla Partizip II olur. Şimdiki etken yan cümle çoğunlukla Partizip I olur. die Kunden, die warten → die wartenden Kunden (var-ten-den). die Waren, die geliefert wurden → die gelieferten Waren (ge-li-fer-ten va-ren). Bu sıkıştırma haber ve reklam dilinde evrenseldir; Almanca sıfat çekimi onu daha görünür kılar.
Örnek
Das ist ein Angebot, das begeistert. → Das ist ein begeisterndes Angebot. (be-gay-şte-rn-des an-ge-bot) Bu, coşku veren bir tekliftir. Das ist ein Handy, das getestet wurde. → Das ist ein getestetes Handy. Bu, test edilmiş bir telefondur.
Mağazada kalıp, telaffuz ve günlük hayat
Sıfat-fiil nitelemesi yalnızca ders konusu değildir; otobüs, uygulama bildirimi ve fatura eki aynı kalıbı kullanır. die kommende Woche (ko-men-de vo-he) gelecek hafta, die bezahlte Rechnung (be-tsal-te reh-nung) ödenmiş fatura, der laufende Vertrag (lau-fen-de fer-trahk) yürürlükteki sözleşme. Telaffuzda -end Türkçedeki -en hissine yakındır; -t / -te / -ene bitmişlik verir ama ünlüler kısadır: ge-tes-tet, ge-ba-ken, ge-kauf-t.
Mağaza diyaloğu: Verkäuferin: Suchen Sie das reduzierte Hemd oder das glänzende? İndirilmiş gömleği mi parlayanı mı arıyorsunuz? Kunde: Das reduzierte, bitte. Ist das die begrenzte Kollektion? İndirilmiş olanı, lütfen. Bu sınırlı koleksiyon mu? Verkäuferin: Ja, eine limitierte Serie, aber super sitzend. Evet, limitli bir seri, ama harika oturan. reduziert ve begrenzt Partizip II, glänzend ve sitzend Partizip Idir.
Sık görülen dünya sırası şudur: önce anlam (süren / bitmiş), sonra çekim, sonra Relativsatz dönüşümü, en sonda kısa reklam metni. Sıfat-fiilin niteleyen olarak kullanımı Alman dilinin eski bir aracıdır; modern reklam yalnızca bu aracı yoğunlaştırmıştır. Kısa yer, hızlı okuma ve etki, yapıyı tüketim dilinin merkezine taşır.
Örnek
Kalıplar: ein überzeugendes Angebot ikna edici bir teklif; die steigenden Preise artan fiyatlar; frisch gebackenes Brot taze pişmiş ekmek; das meistverkaufte Produkt (mayst-fer-kauf-te) en çok satılan ürün; eine wachsende Nachfrage büyüyen talep.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Partizip I'yi İngilizce -ing gibi her fiile ve her zamana yapıştırmak. Doğrusu: Partizip I yalnızca ismi niteleyen süren veya eşzamanlı özelliktir; continuous tense değildir ve çekimsiz bırakılmaz.
- Yanlış: Sıfat-fiili Türkçe gibi isimden sonra koymak, örneğin Produkt überzeugendes demek. Doğrusu: Almancada niteleyen isimden önce gelir ve artikel-cinsiyet-hal takısı alır.
- Yanlış: Her Türkçe -miş / -ilen yapıyı otomatik Partizip II yapmak. Doğrusu: Süren özellik Partizip I ister. Geçişsiz değişim fiillerinde Partizip II etken tamamlanmışlık taşıyabilir; geçişlilerde edilgen sonuç öne çıkar.
- Yanlış: das kochende Wasser ile das gekochte Wasser aynıdır demek. Doğrusu: Birincisi şu anda kaynayan su, ikincisi kaynatılmış sudur; reklamda bu fark vaadi değiştirir.
- Yanlış: Çekimi unutup her nitelemeyi -e ile bırakmak. Doğrusu: Belirli artikel tekil yalın çoğunlukla -e, akkuzatif eril -en, belgisiz nötr -es alır; B2'de bu tablo zorunludur.
Bir adım ileri
Bir sonraki basamakta niteleme uzar: das vom unabhängigen Labor getestete Produkt gibi genişletilmiş sıfat-fiil öbekleri gelir. Uzun Relativsatz ile uzun niteleme arasında stil seçimi üst düzeyde çalışılır. Reklamda dolaylı vaat, edilgen çatı ve modal fiiller bu temele eklenir. Tüketim eleştirisi metinlerinde ironik niteleme ve alıntılanmış slogan da aynı araçla okunur.
Özet
Partizip I süren özelliği, Partizip II bitmiş işlem veya sonucu ismin önünde sıfat gibi niteleyerek reklam ve tüketim dilini kısaltır. Anlam farkı, sıfat çekimi ve Relativsatz dönüşümü B2 can-do üç ayağıdır. Ambalaj, pano ve slogan bu yapıları her gün kullanır; doğru seçim hem anlamı hem etkiyi belirler.