Randevu ayarlamak ve sosyal planı canlandırmak, A2 öğrencisinin banka, postane, klinik ve belediye gibi hizmetlerde kısa, nazik ve anlaşılır Almanca kullanmasını sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Can-do hedefi ve randevu kültürü
CEFR A2 can-do hedefi şudur: Öğrenci basit hizmetlerde randevu isteyebilir, gün ve saat önerebilir, kabul veya nazikçe red edebilir. Dünyada konu çoğu A2 kitabında hizmetler başlığı altında rol oyunuyla işlenir. İletişimci yöntemde gişe konuşması, uzun dilbilgisi listesinden önce gelir çünkü gerçek hayatta iş bitirmek gerekir. Türkiye'de birçok işlem sıraya girerek yürür; Almanca konuşulan yerlerde tabela sıkça Bitte nur mit Termin (Bitte nur mit Termin: bi-te nuur mit ter-miin) yazar.
Çekirdek kalıp Ich möchte einen Termin. (Ich möchte einen Termin: ih möh-te ay-nen ter-miin) şeklindedir. Karşı taraf Wann passt es Ihnen? (Wann passt es Ihnen: van past es ii-nen) diye sorar. Öğrenci Am Dienstag um zehn Uhr, bitte. (Am Dienstag um zehn Uhr, bitte: am diins-taak um tseen uur, bi-te) der. Selam, istek ve saat üçlüsü bütün ünitenin omurgasıdır.
Örnek
Kalıplar: 1) Ich möchte einen Termin, bitte. (ih möh-te ay-nen ter-miin, bi-te) Bir randevu istiyorum, lütfen. 2) Wann haben Sie Zeit? (van haa-ben zii tsayt) Ne zaman vaktiniz var? 3) Geht es am Freitag um vier Uhr? (geyt es am fray-taak um fiir uur) Cuma saat dört olur mu? 4) Ja, das passt. (yaa, das past) Evet, uygun. 5) Leider nicht. Geht es morgen? (lay-der niht. geyt es mor-gen) Maalesef olmaz. Yarın olur mu?
Bankada randevu ile hizmet almak
Banka işlemlerinde A2 öğrencisi hesap veya bilgi için kısa randevu kurar. Gişede önce selam vardır: Guten Tag. Ich möchte bitte einen Termin. (Guten Tag. Ich möchte bitte einen Termin: guu-ten taak. ih möh-te bi-te ay-nen ter-miin). Memur Für wann? (Für wann: für van) diye sorar. Öğrenci Für morgen, wenn es möglich ist. (Für morgen, wenn es möglich ist: für mor-gen, ven es möö-klih ist) diyebilir.
Türkçe kaynaklı tuzak, randevuyu nehmen (nehmen: nee-men) ile söylemektir; A2 için doğru kalıp einen Termin machen (einen Termin machen: ay-nen ter-miin ma-hen) veya einen Termin vereinbaren (einen Termin vereinbaren: ay-nen ter-miin fer-ayn-baa-ren) dir. Saat için um (um), gün için am (am) kullanılır. Diyalog kısa tutulur çünkü hedef uzun anlatım değil, net istek ve net saattir.
Sosyal planı canlandırırken roller net olsun: biri müşteri, biri çalışan. Müşteri ihtiyacı bir cümlede söyler: Ich brauche Hilfe bei meinem Konto. (Ich brauche Hilfe bei meinem Konto: ih brau-he hil-fe bay may-nem kon-to). Çalışan saat önerir. Planın sonunda her iki taraf gün, saat ve yeri tekrar eder.
Örnek
Müşteri: Guten Tag. Ich möchte einen Termin für die Bank, bitte. (guu-ten taak. ih möh-te ay-nen ter-miin für dii bank, bi-te) İyi günler. Banka için randevu istiyorum, lütfen. Çalışan: Gerne. Wann haben Sie Zeit? (ger-ne. van haa-ben zii tsayt) Memnuniyetle. Ne zaman vaktiniz var? Müşteri: Am Mittwoch um elf Uhr. Geht das? (am mit-voh um elf uur. geyt das) Çarşamba saat on bir. Olur mu? Çalışan: Ja, um elf Uhr. Bitte bringen Sie Ihren Ausweis mit. (yaa, um elf uur. bi-te bring-en zii ii-ren aus-vays mit) Evet, saat on bir. Lütfen kimliğinizi getirin. Müşteri: Danke schön. Auf Wiedersehen. (dan-ke şöön. auf vii-der-zeen) Çok teşekkürler. Hoşça kalın.
Postanede birlikte sosyal plan kurmak
Postane; paket, form ve basit resmi iş için A2 diyaloguna uygundur. Resimde yaşlı bir kadın ve genç bir yetişkin memurla randevu ayarlar; bu, yardım ederek plan kurma becerisidir. Genç kişi destek olur: Wir möchten einen Termin, bitte. (Wir möchten einen Termin, bitte: viir möh-ten ay-nen ter-miin, bi-te). Memur ayırır: Zum Paket oder zum Formular? (Zum Paket oder zum Formular: tsum pa-ket oo-der tsum for-mu-laar).
Sosyal plan şudur: Kim ne zaman gelir, kim konuşur, hangi belge gerekir. A2 cümleleri kısa kalır. Meine Oma braucht Hilfe. (Meine Oma braucht Hilfe: may-ne oo-ma brauht hil-fe) anlaşılır bir gerekçedir. Können wir heute Nachmittag kommen? (Können wir heute Nachmittag kommen: kön-nen viir hoy-te naah-mi-taak ko-men) öğleden sonra önerisidir. Canlandırmada öğrenciler selam, istek, saat, belge ve teşekkür adımlarını sırayla oynar.
Dünyada bu rol oyunları iletişimci derste temel araçtır; amaç gişede hayatta kalmaktır. Telaffuzda Paket (Paket: pa-ket) ve Formular (Formular: for-mu-laar) net söylenmelidir. Kapanış Vielen Dank für Ihre Hilfe. (Vielen Dank für Ihre Hilfe: fii-len dank für ii-re hil-fe) hem yaşlıya hem memura uyar.
Örnek
Genç: Guten Tag. Wir möchten einen Termin für ein Paket. (guu-ten taak. viir möh-ten ay-nen ter-miin für ayn pa-ket) İyi günler. Paket için randevu istiyoruz. Memur: Gut. Am Donnerstag um drei Uhr? (guut. am do-ners-taak um dray uur) Peki. Perşembe saat üç? Yaşlı kadın: Ja, das ist gut. Danke. (yaa, das ist guut. dan-ke) Evet, iyi. Teşekkürler. Genç: Wir bringen den Ausweis mit. Auf Wiedersehen. (viir bring-en deen aus-vays mit. auf vii-der-zeen) Kimliği getiririz. Hoşça kalın.
Hastaneye telefonla randevu vermek
Telefon randevusu A2 için ayrı bir can-do'dur: Öğrenci kendini tanıtır, nedenini bir cümlede söyler, saat önerir. Açılış: Guten Tag, hier ist Ayşe Yılmaz. (Guten Tag, hier ist Ayşe Yılmaz: guu-ten taak, hiir ist Ay-şe Yıl-maz). Sonra: Ich möchte einen Termin beim Arzt. (Ich möchte einen Termin beim Arzt: ih möh-te ay-nen ter-miin baym aartst). Klinik Was ist das Problem? (Was ist das Problem: vas ist das pro-bleem) diye sorabilir; A2 cevabı basittir: Ich habe Kopfschmerzen. (Ich habe Kopfschmerzen: ih haa-be kopf-şmer-tsen).
Telefonda yüz görülmediği için isim ve numara yavaş tekrar edilir: Meine Nummer ist... (Meine Nummer ist: may-ne nu-mer ist). Saat uymayınca öğrenci Leider nicht. Geht es am Donnerstag? (Leider nicht. Geht es am Donnerstag: lay-der niht. geyt es am do-ners-taak) der. Canlandırmada biri arayan, biri sekreter olur; arayan gün ve saati deftere yazar. Bu, randevuyu unutmamayı da öğretir.
Sık hata, telefonda du (du: duu) kullanmaktır. Hizmette A2'de Sie (Sie: zii) beklenir. Türkçedeki saat üçte kalıbını am drei Uhr diye çevirmek yanlıştır; doğru um drei Uhr (um drei Uhr: um dray uur) şeklindedir. Gün ise am Montag (am Montag: am mon-taak) ile gelir.
Örnek
Arayan: Guten Tag, hier ist Can Kaya. Ich möchte einen Termin, bitte. (guu-ten taak, hiir ist Djan Ka-ya. ih möh-te ay-nen ter-miin, bi-te) İyi günler, ben Can Kaya. Randevu istiyorum, lütfen. Sekreter: Geht es am Freitag um neun Uhr? (geyt es am fray-taak um noyn uur) Cuma saat dokuz olur mu? Arayan: Freitag ist schlecht. Geht es am Montag um zehn Uhr? (fray-taak ist şleht. geyt es am mon-taak um tseen uur) Cuma kötü. Pazartesi saat on olur mu? Sekreter: Ja. Bitte kommen Sie um zehn Uhr. (yaa. bi-te ko-men zii um tseen uur) Evet. Lütfen saat onda gelin. Arayan: Danke. Auf Wiederhören. (dan-ke. auf vii-der-höö-ren) Teşekkürler. Hoşça kalın (telefonda).
Belediyede kimlik gösterip randevuyu onaylamak
Belediye ve Bürgeramt (Bürgeramt: bür-ger-amt) işlerinde kimlik neredeyse her zaman istenir. Öğrenci gişede Hier ist mein Ausweis. (Hier ist mein Ausweis: hiir ist mayn aus-vays) der. Memur kontrol eder: Ihr Termin ist um zwei Uhr. Ist das richtig? (Ihr Termin ist um zwei Uhr. Ist das richtig: iir ter-miin ist um tsvay uur. ist das rih-tih). Öğrenci Ja, das stimmt. (Ja, das stimmt: yaa, das ştimt) diye onaylar.
Sosyal planın onay anı budur: Saat doğru mu, belge tam mı, isim doğru mu. A2 öğrencisi uzun açıklama yapmaz; evet-hayır ve kısa düzeltme yeter. Yanlışsa Nein, mein Termin ist um drei Uhr. (Nein, mein Termin ist um drei Uhr: nayn, mayn ter-miin ist um dray uur) denir. Kimlik kelimesi der Ausweis (der Ausweis: der aus-vays) olarak öğrenilir; A2 için yeterlidir.
Belediye randevuları giderek ekrandan alınır ama gişede hâlâ yüz yüze onay vardır. Canlandırmada öğrenci kimliği masaya koyar, memur tarihi okur, ikisi birlikte tekrarlar. Bu tekrar dinlemeyi de çalıştırır çünkü A2'de saat ve sayıları yanlış duymak sık görülür.
Örnek
Memur: Guten Tag. Ihren Ausweis, bitte. (guu-ten taak. ii-ren aus-vays, bi-te) İyi günler. Kimliğiniz, lütfen. Öğrenci: Hier, bitte. Ich habe einen Termin um zwei Uhr. (hiir, bi-te. ih haa-be ay-nen ter-miin um tsvay uur) Buyurun. Saat ikide randevum var. Memur: Ja, das stimmt. Bitte warten Sie dort. (yaa, das ştimt. bi-te var-ten zii dort) Evet, doğru. Lütfen orada bekleyin. Öğrenci: Danke schön. (dan-ke şöön) Çok teşekkürler.
Evden çevrimiçi kurs randevusunu onaylamak
Birçok sosyal hizmet ücretsiz Almanca kursu sunar. Öğrenci evde ekrandan tarihi görür ve onaylar. A2 cümlesi: Ich bestätige den Termin für den Deutschkurs. (Ich bestätige den Termin für den Deutschkurs: ih be-şti-ti-ge deen ter-miin für deen doyç-kuurs). Kurs kostenlos (kostenlos: kos-ten-loos) yani ücretsiz olabilir. Ekranda sık yazı: Bitte bestätigen Sie Ihren Termin. (Bitte bestätigen Sie Ihren Termin: bi-te be-şti-ti-gen zii ii-ren ter-miin).
Canlandırmada öğrenci ekranı yüksek sesle okur, sonra kısa not yazar. Not A2 düzeyinde kalır: Hallo, ich komme am Montag um zehn Uhr zum Kurs. Viele Grüße. (Hallo, ich komme am Montag um zehn Uhr zum Kurs. Viele Grüße: ha-lo, ih ko-me am mon-taak um tseen uur tsum kuurs. fii-le grüü-se). Böylece randevu hem konuşma hem kısa yazma olur. Bir sonraki basamak iptal yazısıdır; şimdilik onay yeter.
Pratik ipucu: Gün adlarını yüksek sesle tekrar etmek telefon ve ekran karışınca hatayı azaltır. Montag, Dienstag, Mittwoch, Donnerstag, Freitag, Samstag, Sonntag (Montag, Dienstag, Mittwoch, Donnerstag, Freitag, Samstag, Sonntag: mon-taak, diins-taak, mit-voh, do-ners-taak, fray-taak, zams-taak, zon-taak) A2'nin omurgasıdır. halb (halb) ve Viertel (Viertel: fir-tel) emin değilse öğrenci tam saat seçer: um zehn Uhr (um zehn Uhr: um tseen uur).
Örnek
Ekran: Deutschkurs, kostenlos. Termin: Montag, 10:00. Bitte bestätigen. (doyç-kuurs, kos-ten-loos. ter-miin: mon-taak, tseen uur. bi-te be-şti-ti-gen) Ücretsiz Almanca kursu. Randevu: Pazartesi 10.00. Lütfen onaylayın. Öğrenci: Ich bestätige den Termin. Danke. (ih be-şti-ti-ge deen ter-miin. dan-ke) Randevuyu onaylıyorum. Teşekkürler. Kısa not: Hallo, ich bin am Montag um zehn Uhr da. Viele Grüße, Elif. (ha-lo, ih bin am mon-taak um tseen uur daa. fii-le grüü-se, E-lif) Merhaba, Pazartesi saat onda oradayım. Saygılar, Elif.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Randevu için Termin nehmen demek, çünkü Türkçede randevu almak denir. Doğrusu: A2'de doğru kalıp einen Termin machen veya einen Termin vereinbaren dir. nehmen bu anlamda kullanılmaz.
- Yanlış: Saat söylerken am drei Uhr demek. Doğrusu: Gün için am (am Montag), saat için um (um drei Uhr) kullanılır. İkisi karışınca randevu saati yanlış anlaşılır.
- Yanlış: Gişede ve telefonda du ile konuşmak. Doğrusu: Hizmet diyalogunda A2'de resmi Sie beklenir. du ancak gerçekten samimi ortamda vardır.
- Yanlış: Ich will einen Termin. demek, çünkü Türkçede istiyorum doğrudan söylenir. Doğrusu: İstek nazik kalıpla verilir: Ich möchte einen Termin, bitte. wollen gişede kaba duyulabilir.
- Yanlış: Soru dizilişini Türkçe gibi kurmak: Wann Sie haben Zeit? Doğrusu: Soru da fiil öne gelir: Wann haben Sie Zeit? A2'de bu söz dizimi randevu sorularının temelidir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B1'de öğrenci randevuyu iptal eder, erteler ve gerekçe verir. Ich muss den Termin absagen. ve kısa şikayet cümleleri eklenir. Geçmiş randevu Perfekt ile anlatılır; telefon kutusuna mesaj bırakılır. Metinler uzar, dolaylı rica ve resmi e-posta B1 can-do'suna girer.
Özet
A2'de randevu; selam, nazik istek, gün-saat ve teşekkür adımlarından oluşan kısa bir hizmet konuşmasıdır. Banka, postane, klinik, belediye ve çevrimiçi kurs aynı omurgayı kullanır; değişen yalnızca yer ve belgedir. Sosyal planı canlandırmak, kalıbı gerçek hayatta işe yarar bir diyaloga çevirir.