QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Halk sağlığı söz varlığı (prevalence, inequity, outbreak)

Yabancı Diller · İngilizce C1 · Halk Sağlığı ve Toplumsal Politika
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Halk sağlığı söz varlığı, bir toplumda hastalıkların ne kadar yaygın olduğunu, kimlerin daha fazla risk taşıdığını ve hastalıkların nasıl yayıldığını doğru biçimde tartışmamızı sağlar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

1. Yaygınlık: prevalence

Bu görsel, toplum sağlığı hakkında hangi soruları düşündürüyor?

Bir hastalığın belirli bir zamanda mevcut olan veya belirli bir dönem içinde herhangi bir zamanda mevcut olmuş toplam vakalarının toplumdaki oranına prevalence denir. Telaffuzu yaklaşık olarak “prevılıns” şeklindedir. Bu kavram, yalnızca yeni vakaları değil, belirli bir anda mevcut olan ya da incelenen dönem içinde herhangi bir zamanda mevcut olmuş vakaları dikkate alır.

High prevalence “yüksek yaygınlık”, low prevalence ise “düşük yaygınlık” anlamına gelir. Örneğin uzun süre devam eden bir hastalıkta yeni vaka sayısı çok yüksek olmasa bile toplumda yaşayan toplam vaka sayısı yüksek olabilir. Bu nedenle prevalence, sağlık hizmetlerine ne ölçüde ihtiyaç duyulabileceğini planlarken önemlidir.

Örnek

Bir ilçede 10.000 kişi yaşıyor ve araştırma gününde 500 kişinin astımı olduğu biliniyor. Bu durumda the prevalence of asthma is 5% — “astımın yaygınlığı %5’tir.” Bu ifade, hastalığı olan toplam kişilerin toplumun ne kadarını oluşturduğunu belirtir; o ay ortaya çıkan yeni vakaları tek başına göstermez.

2. Yeni vakalar: incidence ve outbreak

Bu görselde bir salgının erken fark edilmesine yardımcı olabilecek hangi davranışlar tartışılabilir?

Belirli bir zaman aralığında ortaya çıkan yeni vaka sayısını veya oranını anlatmak için incidence kullanılır. Telaffuzu yaklaşık olarak “insıdıns”tır. Prevalence toplumdaki toplam mevcut duruma, incidence ise yeni ortaya çıkan vakalara odaklanır.

Bir hastalık beklenenden daha fazla kişide, belirli bir yerde ve zaman diliminde görülürse outbreak denebilir. Telaffuzu “autbreyk”e yakındır. Outbreak, küçük bir okulda görülen gıda zehirlenmesi kümesinden bir şehirdeki bulaşıcı hastalık artışına kadar farklı ölçeklerde kullanılabilir; her olayın ulusal veya küresel salgın olması gerekmez.

Örnek

Bir okulda ilk hafta iki yeni grip vakası, ikinci hafta ise on yeni vaka görülüyor. Öğrenci sayısı ve risk altındaki kişi sayısı iki haftada benzerse öğrenciler şöyle diyebilir: The incidence of flu was higher in the second week. — “Gribin yeni vaka oranı ikinci haftada daha yüksekti.” Eğer bu artış okul için beklenmedikse ve ortak bir kaynağa bağlı olduğuna dair kanıt varsa, sağlık yetkilileri bunu an outbreak — “bir salgın” veya “vaka kümesi” — olarak inceleyebilir.

3. Eşitsizlik: inequity ve equality

Farklı grupların sağlık fırsatları neden aynı olmayabilir?

Inequality genel olarak kişiler veya gruplar arasındaki farkı anlatır; telaffuzu yaklaşık olarak “inikualıti”dir. Inequity ise özellikle adaletsiz, önlenebilir ve çoğu zaman sosyal koşullardan kaynaklanan sağlık farkını ifade eder. Inequity kelimesi “in-ekualıti”ye yakın telaffuz edilir.

Örneğin bir mahallenin sağlık merkezine yürüyerek ulaşabilmesi, başka bir mahallenin ise uzun ve pahalı bir yolculuk yapmak zorunda kalması yalnızca coğrafi bir fark değildir. Gelir, ulaşım, dil, eğitim ve ayrımcılık gibi etkenler hizmete erişimi etkiliyorsa ortada bir sağlık eşitsizliği olabilir. Halk sağlığı politikası, yalnızca ortalama sonucu değil, farklı grupların yaşadığı koşulları da incelemelidir.

Örnek

Bir şehirde iki mahallede aynı hastalık görülüyor; ancak düşük gelirli mahallede insanlar doktora daha geç başvuruyor. Bir öğrenci şu değerlendirmeyi yapabilir: This is a health inequity because access to care is not equally available. — “Bu bir sağlık eşitsizliğidir, çünkü sağlık hizmetine erişim herkes için eşit ölçüde mümkün değildir.” Burada özellikle sağlık hizmetine erişim koşullarındaki adaletsizlik vurgulanmaktadır; bu örnek tek başına hastalığın görülme oranlarının farklı olduğunu göstermez.

4. Halk sağlığı politikası ve kanıt

Bir topluluk, sağlık politikasına karar vermeden önce hangi kanıtlara ihtiyaç duyar?

Halk sağlığı kararları yalnızca kişisel deneyimlere değil, güvenilir verilere, farklı grupların görüşlerine ve risklerin dikkatli değerlendirilmesine dayanmalıdır. Bir politika hazırlanırken hastalığın yaygınlığı, yeni vakaların artış hızı, sağlık hizmetlerinin kapasitesi ve riskin gruplara göre dağılımı birlikte incelenebilir.

Bir öneriyi savunurken the evidence suggests — “kanıtlar şunu gösteriyor” — veya there is a significant difference between the groups — “gruplar arasında önemli bir fark var” — gibi kalıplar kullanılabilir. Belirsizlik varsa the available data are limited — “mevcut veriler sınırlıdır” — demek daha güvenlidir. Böylece kesin kanıt bulunmadığında aşırı iddiada bulunmaktan kaçınılır.

Örnek

Kısa diyalog: A: Why should the city expand vaccination clinics? — “A: Şehir neden aşı merkezlerini genişletmeli?” B: The data show a high prevalence of the disease in low-income areas, and access to clinics is limited there. — “B: Veriler, düşük gelirli bölgelerde hastalığın yaygınlığının yüksek olduğunu ve bu bölgelerde kliniklere erişimin sınırlı olduğunu gösteriyor.” Bu yanıt, hem veri hem de inequity kavramı üzerinden politika gerekçesi sunar.

5. Kelimeleri bağlam içinde kullanma

Atölyedeki katılımcılar hangi halk sağlığı kavramlarını birlikte açıklayabilir?

Bu kavramlar tek başına ezberlenmemeli, aynı olayın farklı yönlerini açıklamak için birlikte kullanılmalıdır. Prevalence mevcut toplam durumu, incidence yeni vakaları, outbreak beklenenden fazla vaka görülmesini veya vaka kümelenmesini, inequity ise adaletsiz sağlık farklarını görünür kılar.

C1 düzeyinde öğrenciden yalnızca tanım vermesi değil, kavramlar arasındaki ilişkiyi açıklaması beklenir. Bir görüşü desteklemek için neden-sonuç bağlaçları kullanılabilir: as a result — “sonuç olarak”, whereas — “oysa ki” ve this may be linked to — “bu, ... ile bağlantılı olabilir.”

Örnek

Kısa metin: The prevalence of diabetes is high in the region, whereas access to affordable treatment is limited. If the incidence continues to rise, local clinics may become overcrowded. This situation may reflect a wider health inequity rather than an individual choice. — “Bölgede diyabetin yaygınlığı yüksektir; oysa uygun fiyatlı tedaviye erişim sınırlıdır. Yeni vakalar artmaya devam ederse yerel klinikler aşırı kalabalıklaşabilir. Bu durum, bireysel bir tercihten çok daha geniş bir sağlık eşitsizliğini yansıtabilir.”

6. Dil kullanımı, telaffuz ve can-do hedefleri

Bu konunun sonunda öğrenci, bir sağlık haberinde prevalence, incidence, outbreak ve inequity kelimelerini bağlamdan çıkarabilir. Ayrıca bir tablo veya kısa rapor hakkında I can describe the main health pattern and explain one possible social cause. — “Temel sağlık örüntüsünü açıklayabilir ve olası bir sosyal nedeni belirtebilirim.” diyebilmelidir.

Türkçe konuşurların sık yaptığı hatalardan biri, prevalence ile incidence kelimelerini aynı anlamda kullanmaktır. Bir diğer hata, outbreak kelimesini her hastalık vakası için söylemektir; oysa genellikle beklenenden fazla vaka görülmesi veya vaka kümelenmesi söz konusudur. Telaffuzda inequity kelimesindeki ilk ses “in” olarak, outbreak kelimesindeki ilk bölüm ise “aut”a yakın söylenmelidir.

Örnek

Düzeltme örneği: The prevalence may have increased partly because many patients lived with the condition for a long time. — “Yaygınlık, kısmen birçok hastanın bu durumla uzun süre yaşaması nedeniyle artmış olabilir.” Bu cümlede yeni vaka sayısının arttığı söylenmemektedir; ayrıca yaygınlığın yalnızca hastalık süresine bağlı olmadığı, yeni vaka sayısı ve diğer koşulların da etkili olabileceği kabul edilmektedir. Yeni vakalara odaklanmak istenseydi The incidence increased during the winter. — “Yeni vaka oranı kış boyunca arttı.” denirdi.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Prevalence ve incidence tamamen aynı anlama gelir. Doğrusu: Prevalence belirli bir zamanda veya dönemde mevcut olan vakalara, incidence ise belirli dönemde ortaya çıkan yeni vakalara odaklanır.
  • Yanlış: Her outbreak ulusal veya küresel bir salgındır. Doğrusu: Outbreak bir okul, mahalle, şehir veya daha geniş bir bölgede görülebilir. Kelime, belirli bir yerde ve zamanda beklenenden fazla vaka görülmesine veya vaka kümelenmesine dikkat çeker.
  • Yanlış: Inequity yalnızca insanların sağlık konusunda farklı tercihler yapmasıdır. Doğrusu: Inequity, çoğu zaman gelir, ulaşım, dil, eğitim veya ayrımcılık gibi önlenebilir sosyal koşullardan kaynaklanan adaletsiz farkları anlatır.
  • Yanlış: Bir sağlık politikasını savunmak için tek bir kişinin deneyimi yeterlidir. Doğrusu: Kişisel deneyimler değerlidir; ancak politika değerlendirmesinde güvenilir veriler, farklı grupların deneyimleri ve koşulların karşılaştırılması da gerekir.

Bir adım ileri

Bir üst sınıfta bu konu, epidemiyolojik araştırma tasarımlarını ve sağlık verilerinin nasıl yorumlandığını incelemeye doğru ilerler. Öğrenciler risk faktörleri, nedensellik, koruyucu sağlık ve sağlık politikalarının maliyetleri hakkında daha uzun metinler okuyabilir. Ayrıca grafik ve raporları karşılaştırarak belirsizliği, sınırlı veriyi ve olası yanlılığı tartışabilir. İngilizcede ise kısa bir politika özeti yazıp bir öneriyi kanıt, karşı görüş ve sonuç bölümleriyle savunmaları beklenebilir.

Özet

Prevalence toplumdaki mevcut toplam vakaları, incidence yeni vakaları, outbreak belirli bir yerde ve zamanda beklenenden fazla vaka görülmesini veya vaka kümelenmesini ve inequity adaletsiz sağlık farklarını anlatır. Bu kelimeler sağlık haberlerini ve politika tartışmalarını daha dikkatli anlamamıza yardımcı olur. Doğru kullanım için tanımın yanı sıra zaman, grup, veri ve sosyal koşullar da dikkate alınmalıdır.

Aynı ünitedeki konular

‹ Bağdaşıklık belirleyicileri (insofar as, that said, by the same token)Uzman paneli kalıpları (The evidence suggests) ›