QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Bağdaşıklık belirleyicileri (insofar as, that said, by the same token)

Yabancı Diller · İngilizce C1 · Halk Sağlığı ve Toplumsal Politika
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Bağdaşıklık belirleyicileri insofar as, that said ve by the same token, halk sağlığı ve toplumsal politika metinlerinde fikirleri sınırlandırır, karşılaştırır ve mantıklı biçimde birbirine bağlar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Insofar as: Geçerliliğin sınırını belirtme

Toplantıdaki farklı gruplar, sağlık politikasının hangi yönlerini birlikte değerlendirebilir?

Insofar as, bir durumun yalnızca belirli bir ölçüde veya belirli bir açıdan doğru olduğunu anlatır. Türkçeye çoğunlukla “-dığı ölçüde” veya “-dığı kadarıyla” şeklinde çevrilebilir. Bu ifade özellikle rapor, araştırma ve politika metinlerinde resmî bir ton oluşturur.

Bu yapının ardından tam bir cümle gelir ve genellikle ana cümlenin kapsamını sınırlar. Örneğin bir sağlık projesi bazı açılardan yararlı olabilir, ancak bütün sorunları çözmeyebilir. Bu nedenle insofar as, aşırı genellemeyi önlemek için kullanışlıdır.

Örnek

Insofar as the campaign reaches low-income families, it can reduce health inequalities. — Kampanya düşük gelirli ailelere ulaştığı ölçüde sağlık eşitsizliklerini azaltabilir. Burada kampanyanın etkisi bütün koşullarda değil, özellikle bu ailelere ulaşması ölçüsünde geçerli kabul edilmektedir.

That said: Önceki görüşe denge getirme

Grup çalışmasının sağlık projelerine sağlayabileceği bir yarar nedir?

That said, önceki cümledeki düşünceyi tamamen reddetmeden ona bir istisna, sınırlama veya karşı görüş ekler. Türkçede “bununla birlikte”, “bununla beraber” veya “bunu söylemekle birlikte” anlamlarına yaklaşır. Genellikle yeni cümlenin başında bulunur ve ardından virgül gelir.

Bu ifade, halk sağlığı tartışmalarında dengeli konuşmak için önemlidir. Bir uygulamanın yararlarını kabul ederken maliyetini, ulaşılabilirlik sorununu veya beklenmeyen etkisini de belirtebiliriz. Böylece metin tek taraflı bir reklam gibi değil, kanıtları değerlendiren bir politika açıklaması gibi görünür.

Örnek

Online consultations can save time for patients. That said, they may exclude people without reliable internet access. — Çevrim içi görüşmeler hastalar için zaman kazandırabilir. Bununla birlikte, güvenilir internet erişimi olmayan kişileri dışarıda bırakabilir. İkinci cümle ilk düşünceyi silmez; ona önemli bir sınırlama ekler.

By the same token: Benzer mantığı başka duruma uygulama

Sağlık projelerinde kurumlar arasında işbirliği neden gerekli olabilir?

By the same token, bir önceki fikirde kullanılan mantığın benzer bir durum için de geçerli olduğunu gösterir. Türkçeye “aynı mantıkla”, “aynı şekilde” veya “aynı nedenle” olarak çevrilebilir. Bu bağlayıcı ifade, yalnızca iki olayın benzer olduğunu değil, aralarındaki akıl yürütmenin de benzer olduğunu vurgular.

İfade çoğunlukla ikinci bir cümlenin başında yer alır ve öncesinde nokta veya noktalı virgül bulunabilir. Örneğin yerel yönetimler okullarla işbirliği yapmadan çocuklara ulaşmakta zorlanıyorsa, aynı mantıkla okullar da sağlık çalışanlarıyla işbirliği yapmadan güvenilir bilgi veremeyebilir. Burada iki tarafın da başka bir kurumun desteğine ihtiyaç duyduğu sonucuna ulaşılır.

Örnek

Health workers need clear information from local authorities. By the same token, local authorities need practical advice from health workers. — Sağlık çalışanlarının yerel yönetimlerden açık bilgiye ihtiyacı vardır. Aynı şekilde yerel yönetimlerin de sağlık çalışanlarından uygulanabilir tavsiyelere ihtiyacı vardır. İkinci cümle, iki tarafın da birbirinin desteğine ihtiyaç duyduğu fikrini sürdürür.

Üç yapıyı aynı metinde kullanma

Resimdeki işbirliği, bir toplum sağlığı projesinin başarısını nasıl etkileyebilir?

Bu üç bağlayıcı ifade aynı paragrafta farklı görevler üstlenebilir. Insofar as bir iddianın kapsamını daraltır; that said önceki görüşe denge getirir; by the same token benzer bir mantığı yeni bir duruma taşır. Görevleri farklı olduğu için birbirlerinin yerine rastgele kullanılamazlar.

Örneğin bir belediyenin ücretsiz sağlık taraması düzenlediğini düşünelim. Bu tarama, yeterli personel bulunduğu ölçüde etkili olabilir; bununla birlikte bazı mahallelerde duyuru eksik kalabilir. Aynı mantıkla, sağlık merkezleri de yalnızca hizmet sunarak değil, mahalle örgütleriyle iletişim kurarak başarı sağlayabilir.

Örnek

Insofar as the screening service is free, it can reach more residents. That said, free access alone does not guarantee participation. By the same token, public information alone cannot guarantee participation unless residents trust the organisations providing it. — Tarama hizmeti ücretsiz olduğu ölçüde daha fazla sakine ulaşabilir. Bununla birlikte yalnızca ücretsiz erişim katılımı garanti etmez. Aynı şekilde, sakinler bu bilgiyi sağlayan kuruluşlara güvenmediği sürece yalnızca kamu bilgilendirmesi katılımı garanti edemez.

Resmî metin, konuşma ve kısa diyalog

Farklı bireylerin birlikte çalışması, hangi toplumsal sağlık sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir?

Bu ifadeler resmî metinlerde doğal görünür; ancak günlük konuşmada da özellikle toplantılarda ve sunumlarda kullanılabilir. Konuşmacı, önceki cümlesini düzelterek daha dikkatli bir görüş sunmak istediğinde that said kullanabilir. Daha soyut ve resmî bir ifade olan insofar as, günlük konuşmada bazen to the extent that gibi daha açık bir yapıyla değiştirilebilir.

Kısa bir toplantı diyaloğunda bağlayıcı ifadelerin işlevleri kolayca görülebilir. Bir öğrenci projenin herkese ulaşacağını söyleyebilir; başka bir öğrenci ise erişimin ücretsiz olmasıyla ulaşım sorununun çözülmesinin aynı şey olmadığını hatırlatabilir. Böylece tartışma, tek bir olumlu iddia yerine kanıt ve koşullar üzerinden ilerler.

Örnek

A: The mobile clinic could improve access to care in rural areas. — Gezici klinik kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi geliştirebilir.<br>B: That said, it will need local volunteers to reach isolated villages. — Bununla birlikte, izole köylere ulaşmak için yerel gönüllülere ihtiyaç duyacaktır.<br>A: Insofar as residents help plan the visits, the service may become more reliable. — Sakinlerin ziyaretlerin planlanmasına katkıda bulunduğu ölçüde hizmet daha güvenilir hâle gelebilir.<br>B: By the same token, health workers should listen to residents before setting priorities. — Aynı şekilde sağlık çalışanları da öncelikleri belirlemeden önce sakinleri dinlemelidir.

Bağdaşıklığı geliştirme ve anlam ilişkisini denetleme

İyi bir paragrafta bağlayıcı ifade yalnızca süs olarak kullanılmaz; iki fikir arasındaki ilişkiyi açıkça gösterir. Yazmadan önce kendimize şu soruları sorabiliriz: İddiayı bir koşulla mı sınırlıyorum? Önceki düşünceye karşı bir denge mi ekliyorum? Yoksa aynı mantığı başka bir kişiye, kuruma veya duruma mı uyguluyorum? Cevap, doğru belirleyiciyi seçmemize yardım eder.

C1 düzeyinde amaç, bu kalıpları ezberlemekten çok anlam ilişkisini kontrol etmektir. Bir cümlede that said varsa, öncesiyle arasında bir sınırlama veya karşıtlık beklenir. By the same token kullanılıyorsa iki durum arasında ortak bir akıl yürütme bulunmalıdır. Insofar as ise iddianın her durumda değil, belirtilen kapsam içinde geçerli olduğunu göstermelidir.

Örnek

Community meetings can improve trust insofar as residents are given a real opportunity to influence decisions. That said, meetings may not include people who work at inconvenient hours. By the same token, online surveys may reach workers, but they may exclude residents with limited digital skills. — Toplum toplantıları, sakinlere kararları etkilemeleri için gerçek bir fırsat verildiği ölçüde güveni artırabilir. Bununla birlikte toplantılar, uygun olmayan saatlerde çalışan kişileri içermeyebilir. Aynı şekilde çevrim içi anketler çalışanlara ulaşabilir, ancak dijital becerileri sınırlı sakinleri dışarıda bırakabilir.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Insofar as her zaman “çünkü” anlamına gelir. Doğrusu: Doğrusu, insofar as bir neden bildirmekten çok geçerliliğin kapsamını sınırlar. “-dığı ölçüde” anlamı, ifadenin koşullu ve sınırlı bir değerlendirme yaptığını gösterir.
  • Yanlış: That said, önceki cümleyi tamamen yanlışlar. Doğrusu: Doğrusu, that said önceki düşünceyi genellikle kabul eder ve ona bir istisna ya da sınırlama ekler. Bu nedenle her zaman güçlü bir karşıtlık anlamına gelmez.
  • Yanlış: By the same token, “aynı kelimeyi kullanarak” demektir. Doğrusu: Doğrusu, bu ifade iki durum arasında benzer bir mantık veya sonuç ilişkisi kurar. Kelimelerin aynı olmasını değil, akıl yürütmenin benzer olmasını anlatır.
  • Yanlış: Bu üç ifade cümle içinde her yerde birbirinin yerine kullanılabilir. Doğrusu: Doğrusu, her birinin farklı bir bağdaşıklık görevi vardır: insofar as kapsamı sınırlar, that said denge kurar, by the same token benzer mantık kurar.

Bir adım ileri

Bir üst sınıfta bu konu, daha uzun politika raporlarında paragraf geçişleri ve kanıtların değerlendirilmesiyle genişler. Nevertheless, provided that, whereas ve conversely gibi başka bağdaşıklık belirleyicileriyle anlam farklarını karşılaştırabilirsiniz. Ayrıca aynı fikri daha resmî veya daha günlük bir üslupla yeniden yazmanız beklenebilir. Bir sonraki adım, bağlayıcı ifadeleri yalnızca doğru kullanmak değil, metnin iddiasını ne kadar güçlü veya sınırlı gösterdiğini bilinçli biçimde seçmektir.

Özet

Insofar as bir iddianın hangi ölçüde geçerli olduğunu sınırlar. That said önceki görüşe denge getirirken by the same token benzer bir mantığı yeni bir duruma taşır. Halk sağlığı ve toplumsal politika metinlerinde bu ifadeleri doğru seçmek, düşünceleri daha açık, dengeli ve bağdaşıklı hâle getirir.

Aynı ünitedeki konular

Halk sağlığı söz varlığı (prevalence, inequity, outbreak) ›