Aynı fiilden sonra gelen gerund (cerınd: fiil + -ing) ile infinitive (infinitiv: to + yalın fiil) B2 İngilizcesinde çoğu zaman iki ayrı durumu anlatır: biri deneyim veya geçmiş, diğeri niyet, görev veya çaba.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
İki biçim, iki görev: zevk ve niyet
İngilizcede fiilin -ing almış adına gerund (cerınd) denir; to + yalın fiile infinitive (infinitiv) denir. Bazı fiiller yalnızca birini ister. Enjoy (ıncoy) bir etkinlikten keyif almayı anlattığı için ardından gerund gelir: I enjoy reading before bed. Yatmadan önce okumaktan keyif alırım. Want (vant) bir arzu veya plandır ve to ister: I want to read this chapter tonight. Bu bölümü bu gece okumak istiyorum.
Dünyada konu genelde iki listeyle öğretilir: yalnızca -ing alanlar (enjoy, mind, finish, avoid, keep, suggest) ve yalnızca to alanlar (want, hope, decide, plan, promise, refuse, agree). B2 asıl inceliği, her iki biçimi de kabul eden fiillerdedir; çünkü orada seçim anlamı değiştirir. Resimdeki okuma etkinliği tam bu ayrımı hazırlar: keyif bir süreci, istemek bir hedefi gösterir. Telaffuz: reading (ridin), to read (tu rid).
Kısa diyalog: A: Do you enjoy studying English? İngilizce çalışmaktan hoşlanır mısın? B: Yes, but tonight I want to finish this unit. Evet, ama bu gece bu üniteyi bitirmek istiyorum. Türkçe konuşanlar sıkça I enjoy to study der; bu yanlıştır çünkü enjoy etkinliği bir nesne gibi görür ve -ing ister. CEFR B2 can-do hedefi: Zevk, alışkanlık ve niyet anlatırken doğru biçimi seçebilirim.
Örnek
She enjoys learning new words. Yeni sözcükler öğrenmekten hoşlanır. She wants to learn ten words today. Bugün on sözcük öğrenmek istiyor. Birincisi genel bir zevki, ikincisi somut bir niyeti anlatır. Yanlış kalıp: She enjoys to learn.
Remember: hatıra mı, görev mi?
Remember + gerund geçmişte yapılmış bir eylemin zihninde canlanmasını anlatır. I remember locking the door. Kapıyı kilitlediğimi hatırlıyorum. Eylem bitmiştir; şimdi o anı görürsün. Telaffuz: rımembır loking. Remember + to infinitive henüz yapılacak veya yapılması gereken görevi unutmamaktır. I remembered to lock the door. Kapıyı kilitlemeyi unutmadım. Çalışma odası sahnesi bunu yan yana koyar: defteri kapatmış olmak bir anı, defteri kapatmayı unutmamak bir listedeki iştir.
Birçok dilde tek bir fiil her iki durumu da karşılar; Türkçede de ikisi hatırlamak ile çevrilebilir, bu yüzden karışır. B2 hedefi şudur: Bir hatırayı anlatırken -ing, bir hatırlatma veya görevde to kullanabilirim. Aynı karşıtlık forget (foget) ile de vardır. I forgot posting the letter mektubu atmış olduğunu unuttum anlamına gelebilir; I forgot to post the letter mektubu atmayı unuttum, yani görev yapılmadı demektir. Günlük hayatta anahtar, ödev, ilaç ve randevu cümleleri hep bu çifti ister.
Diyalog: A: Did you remember to send the email? E-postayı göndermeyi hatırladın mı? B: Yes. I also remember sending a similar one last week. Evet. Geçen hafta benzerini gönderdiğimi de hatırlıyorum. Birinci cümle görev, ikinci cümle geçmiş anıdır. Sınav öncesi somut olay: kimliği almayı unutmamak ile kimliği çekmeceden alış anını görmek aynı fiilin iki yüzüdür.
Örnek
I remembered to take my ID. Kimliğimi almayı unutmadım. I remember taking my ID out of the drawer. Kimliğimi çekmeceden aldığımı hatırlıyorum. İlki görev tamam, ikincisi o anı görüyorum demektir.
Stop: bırakmak mı, durup başka iş yapmak mı?
Stop + gerund bir eylemi tamamen bırakmak, ona son vermek demektir. He stopped smoking last year. Geçen yıl sigarayı bıraktı. Telaffuz: stopt smokin. Stop + to infinitive sürmekte olan bir işi, başka bir şey yapmak amacıyla ara vermektir. He stopped to smoke. Sigara içmek için durdu. Yaya geçidi sahnesi tam bu çifti gösterir: stop remembering hatırlamayı kesmek, stop to remember hatırlamak için durmak. Türkçe durmak ile bırakmak ayrı fiillerdir; İngilizce tek stop (stop) her iki işi biçimle ayırır.
Günlük sınıfta Stop talking, please. Lütfen konuşmayı bırakın, eylemi keser. She stopped to talk to her neighbour. Komşusuyla konuşmak için durdu, amaçlı bir moladır. Trafikte, sporda ve sağlıkta bu cümleler sık geçer: koşmayı bırakmak başka, su içmek için durmak başkadır. Ders kitapları dünyada bu çifti çoğu zaman resimli duraklama sahneleriyle öğretir çünkü çeviri tek başına yetmez.
Diyalog: A: Why did you stop walking? Neden yürümeyi kestin? B: I stopped to remember which street we needed. Hangi sokağa gideceğimizi hatırlamak için durdum. A: Stop remembering the old map; use your phone. Eski haritayı hatırlamayı bırak; telefonunu kullan. İkinci replikte stop remembering o zihinsel eylemi kes anlamındadır.
Örnek
We stopped eating when the fire alarm rang. Yangın alarmı çalınca yemeyi bıraktık. We stopped to eat at a small café. Küçük bir kafede yemek için durduk. Birincisi eylemin sonu, ikincisi amaçlı moladır.
Try: çabalamak mı, yöntem denemek mi?
Try + to infinitive bir şeyi başarmak için çaba göstermek, çoğu zaman işin zor olduğunu ima etmek demektir. I tried to open the suitcase, but the lock was stuck. Valizi açmaya çalıştım ama kilit sıkışmıştı. Telaffuz: trayd tu oupın. Try + gerund bir çözüm yolu, bir yöntem denemektir; hava deneyelim bakalım şeklindedir. Try opening it with a coin. Bir madeni parayla açmayı dene. Sınıftaki valiz sahnesi B2 derslerinin klasik örneğidir: önce güçle dene, olmazsa yöntemi değiştir.
Öğretmenler dünyada bu çifti sıkça çaba karşı deney diye özetler. Türkçede her ikisi de denemek olduğu için öğrenciler tek biçime yapışır. Sağlık ve teknoloji dilinde de aynıdır: Try to sleep before midnight bir hedeftir; If you cannot sleep, try drinking warm milk bir yöntem önerisidir. Try to başarısızlık riskini taşır; try -ing seçenek sunar. B2 can-do: Bir sorunu anlatırken çaba ile yöntemi ayırabilirim.
Diyalog: A: I tried to close the suitcase. Valizi kapatmaya çalıştım. B: Try sitting on it. Üstüne oturmayı dene. A: I tried sitting on it and it worked! Üstüne oturmayı denedim ve işe yaradı. İlk cümle çaba ve zorluk, sonrakiler yöntem deneyidir. Telaffuz: sitting (sitin).
Örnek
Bilgisayar: I tried to start the laptop. Dizüstü bilgisayarı açmaya çalıştım. Try restarting it. Yeniden başlatmayı dene. Birincisi çaba, ikincisi yeni bir yoldur.
Regret: geçmiş pişmanlık mı, resmi üzüntü mü?
Regret + gerund geçmişte yapılmış veya yapılmamış bir şeyden pişmanlık duymaktır. I regret leaving my hometown so early. Memleketimi bu kadar erken bıraktığım için pişmanım. Telaffuz: rıgret livin. Bu, B2de kişisel bir duygudur. Regret + to infinitive resmi ve kalıplaşmış bir üzüntüdür; kötü haberi nazikçe vermek için kullanılır. I regret to inform you that your application was not successful. Başvurunuzun başarısız olduğunu bildirmekten üzüntü duyarım. To burada neredeyse yalnızca say, tell, inform, announce ile gelir.
Yurt penceresi sahnesi kişisel pişmanlığı çağrıştırır: I regret choosing this room. Bu odayı seçtiğim için pişmanım. Haber cümlesi okul ofisinden gelebilir: We regret to say that the trip is cancelled. Gezinin iptal olduğunu söylemekten üzüntü duyarız. Türkçe pişman olmak ile üzülerek bildirmek ayrı dünyalardır; İngilizce tek fiille ikisini ayırır. Resmi mektupta regret to kalıbını tanımak, kişisel günlükte ise regret -ing kullanmak B2 yazma becerisidir.
Diyalog: A: Do you regret moving into the dorm? Yurda taşındığın için pişman mısın? B: Sometimes. I regret not visiting my family more often. Bazen. Ailemi daha sık ziyaret etmediğim için pişmanım. Olumsuz geçmiş için not + -ing yeter: regret not visiting. Haber bağlamı ayrı durur ve samimi sohbette seyrek kullanılır.
Örnek
She regrets telling him the secret. Sırrı ona söylediği için pişman. We regret to tell you that the course is full. Kursun dolduğunu söylemekten üzüntü duyarız. Birincisi geçmiş eylem, ikincisi nazik duyurudur.
Türkçe kaynaklı tuzaklar ve yakın kalıplar
Türkçede isim-fiil çoğunlukla -mek / -mak ile yapılır ve İngilizce to + fiile benzer görünür. Bu yüzden birçok öğrenci her fiilden sonra to getirir: I finished to eat yanlıştır; doğrusu I finished eating (yemeyi bitirdim). Tersi de olur: I decided going yanlıştır; I decided to go (gitmeye karar verdim) doğrudur. Çözüm, ezber listesini anlamla birleştirmektir: süreç, deneyim ve geçmiş görüntü için -ing; hedef, niyet ve görev için to. Would like her zaman to alır: I would like to practise more. Daha çok pratik yapmak isterim.
B2de anlam değiştiren diğer fiiller go on ve mean dir. She went on talking. Konuşmaya devam etti. She went on to talk about her trip. Ardından gezisinden söz etmeye geçti. Telaffuz: gou on. I did not mean to hurt you. Seni incitmek istemedim. This means waiting another hour. Bu, bir saat daha beklemek demektir. Like, love, hate, prefer her iki biçimi de alabilir; fark küçüktür. Yine de I like to swimming yanlıştır: ya I like swimming ya I like to swim in the morning denir.
Sık duyulan bozuk cümleleri düzeltmek en hızlı yoldur. Gürültüyü kes anlamında Stop to make noise değil Stop making noise denir. Görev kastediliyorsa Remember buying bread değil Remember to buy bread (ekmek almayı unutma) kullanılır. Bu tuzaklar çeviri alışkanlığından doğar; cümleyi Türkçeye bire bir değil, zamana ve amaca bakarak kurmak gerekir.
Örnek
Yanlış: I enjoy to cook / I want going home / Stop to shout. Doğru: I enjoy cooking. Yemek yapmaktan hoşlanırım. I want to go home. Eve gitmek istiyorum. Stop shouting. Bağırmayı bırak.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Her fiilden sonra to gelir çünkü Türkçe -mek öyle işler. Doğrusu: Fiilin kendisi biçimi seçer. Enjoy, mind, finish ardından -ing ister; want, hope, decide ardından to ister.
- Yanlış: Remember doing ile remember to do aynıdır, ikisi de hatırlamaktır. Doğrusu: İlki geçmiş bir anıyı görür; ikincisi yapılacak görevi unutmamaktır. Forget için de aynı zaman farkı geçerlidir.
- Yanlış: Try to ve try -ing serbestçe değişir. Doğrusu: Try to çaba ve zorluktur; try -ing bir yöntem denemesidir. Valiz örneğinde güç başka, madeni para başka iş görür.
- Yanlış: I regret to go there last year geçmiş pişmanlıktır. Doğrusu: Geçmiş pişmanlık regret going ister. Regret to resmi kötü haber kalıbıdır ve genelde inform / say / tell ile gelir.
- Yanlış: Stop to smoke sigarayı bırakmak demektir. Doğrusu: Sigarayı bırakmak stop smoking dir. Stop to smoke sigara içmek için durmaktır.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta perfect gerund (having done) ve perfect infinitive (to have done) ile eylemin daha önce bittiğini incelikle gösterirsin. He denied having seen the message. Mesajı görmüş olduğunu inkâr etti. Edilgen mastar to be invited ve sıfat + mastar (likely to, bound to) akademik ve resmi yazıda çoğalır. Consider, imagine, risk gibi yalnızca -ing alan fiillerle daha uzun nesne cümleleri kurarsın. Şimdilik B2 hedefi net kalır: remember, forget, stop, try, regret çiftlerini anlamıyla ayırmak.
Özet
Gerund çoğu zaman deneyim, süreç veya geçmiş eylemi; infinitive niyet, görev veya çabayı taşır. Remember, stop, try, regret ve forget fiillerinde biçim seçimi cümlenin zamanını ve amacını değiştirir. Türkçedeki tek -mek alışkanlığını bırakıp fiili anlamıyla seçmek, B2 konuşma ve yazmada doğru anlaşılmanı sağlar.