Bir haberi B1 düzeyinde anlamak, onu kendi cümlelerinle özetlemek, başkasının sözünü aktarmak ve kaynağın güvenilir olup olmadığını tartışmak günlük İngilizcenin en işe yarar becerilerinden biridir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Ana fikri yakala: haberin iskeleti
CEFR B1 hedefi şudur: I can understand the main points of a short news story. (ay ken andırstend dı meyn poynts ov ı şort nüz stori: Kısa bir haberin ana noktalarını anlayabilirim.) İngilizcede news (nüz) sayılamaz bir isimdir; bu yüzden a news demeyiz, a news story (ı nüz stori) veya a report (ı ripört) deriz. İlk bakılan yer headline (hedlayn) yani başlıktır; başlık en önemli bilgiyi kısa tutar.
Ana fikir için beş soru yeter: Who? (hu: kim?), What happened? (vat hepend: ne oldu?), Where? (ver: nerede?), When? (ven: ne zaman?), Why? (vay: neden?). Örnek başlık: Local school opens a new library for students. (Loukıl skul oupınz ı niu laybreri for studentz: Yerel okul öğrenciler için yeni bir kütüphane açıyor.) Kim okul, ne oldu kütüphane açıldı. Dünyada birçok sınıfta öğretmen önce başlığı okutup kimin hakkında olduğunu sorar; sen de aynı yolu izleyebilirsin.
Örnek
Metin: Yesterday a small fire started in a bakery in Izmir. Firefighters arrived quickly and nobody was hurt. The bakery will open again next week. (Yestıdey ı smol fayar started in ı beykırı in izmir. Dün İzmir’de bir fırında küçük bir yangın başladı. İtfaiyeciler çabuk geldi ve kimse yaralanmadı. Fırın gelecek hafta yeniden açılacak.) Ana fikir: There was a small fire in a bakery in Izmir, but nobody was hurt. (İzmir’de bir fırında küçük yangın oldu ama kimse yaralanmadı.) Gelecek hafta açılma bilgisi özette kısa tutulabilir.
Kendi cümlelerinle özetle
İkinci can-do şudur: I can summarise a news story in my own words. (ay ken sammırayz ı nüz stori in may oun wördız: Bir haberi kendi cümlelerimle özetleyebilirim.) summary (sammıri) özet demektir; kopyalamak özet değildir. İşe yarayan kalıplar: The story is about... (dı stori iz ıbaut: Haber ... hakkındadır.), It happened in... (it hepend in: ...da oldu.), According to the report,... (ıkording tu dı ripört: Rapora göre...), The main point is that... (dı meyn poynt iz det: Ana nokta şudur ki...).
Uzun cümleyi B1’de kır. Haberde The mayor said the new bus line will help workers in the morning. (Belediye başkanı yeni otobüs hattının sabah işçilere yardımcı olacağını söyledi.) varsa özet The city will have a new bus line. It will help workers in the morning. (Şehirde yeni bir otobüs hattı olacak. Sabah işçilere yardımcı olacak.) olabilir. Günlük hayatta uzun bir videoyu In short,... (in şort: kısaca) diye anlatırsın; İngilizcede de aynı işi yaparsın. Her sayıyı ve her adı yığmak tuzaktır; bir iki önemli ayrıntı yeter.
Örnek
Orijinal: Heavy rain hit Antalya last night. Many streets were under water for two hours. Schools opened late this morning, but they did not close. (Hevi reyn hit antalya last nayt: Dün gece Antalya’ya şiddetli yağmur yağdı. Birçok sokak iki saat su altında kaldı. Okullar bu sabah geç açıldı ama kapanmadı.) Öğrenci özeti: Last night there was heavy rain in Antalya. Streets were under water for two hours. Schools opened late, but they stayed open. (Dün gece Antalya’da şiddetli yağmur vardı. Sokaklar iki saat su altındaydı. Okullar geç açıldı ama açık kaldı.)
Haberi aktar: biri ne söyledi?
Üçüncü can-do: I can report what a person said in a news story. (ay ken ripört vat ı pörsın sed in ı nüz stori: Bir haberde birinin söylediğini aktarabilirim.) B1 kalıpları He said that... (hi sed det) ve She told us that... (şi told as det) şeklindedir. say (sey) kişi nesnesi almaz; tell (tel) alır. Doğru: She said that the road was closed. (Yolun kapalı olduğunu söyledi.) / She told reporters that the road was closed. (Muhabirlere yolun kapalı olduğunu söyledi.) Şimdiki zaman çoğu kez geçmişe kayar: is yerine was, will yerine would. Canlı cümle The bridge is closed today. aktarımda The reporter said that the bridge was closed today. (Muhabir köprünün bugün kapalı olduğunu söyledi.) olur.
Canlı görüntü olayı gösterir; sunucu yorumu çoğu kez görüş katar. fact (fekt: olgu) ile opinion (opinyın: görüş) ayrılmalıdır. Olgu: Two buses crashed near the station at 8 a.m. (Sabah sekizde istasyon yakınında iki otobüs çarpıştı.) Görüş: I think the city should buy new buses. (Bence şehir yeni otobüs almalı.) Aktarırken görüşü görüş olarak bırak: The presenter said that the city should buy new buses. (Sunucu şehrin yeni otobüs alması gerektiğini söyledi.) Bu, senin aynı fikirde olduğun anlamına gelmez. Birçok ülkede medya dersinde cümleler önce olgu veya görüş diye etiketlenir; özetinde bu ayrımı koru.
Örnek
A: What did the reporter say? (vat did dı ripörtı sey: Muhabir ne dedi?) B: He said that the match started late because of the rain. (Yağmur yüzünden maçın geç başladığını söyledi.) A: And what was the presenter's opinion? (Sunucunun görüşü neydi?) B: She said the decision was fair. I am not sure about that. (Kararın adil olduğunu söyledi. Bundan emin değilim.)
Kaynağa bak: güvenilirlik ipuçları
Dördüncü can-do: I can say if a news source looks reliable. (ay ken sey if ı nüz sors luks rılayıbıl: Bir haber kaynağının güvenilir görünüp görünmediğini söyleyebilirim.) reliable (rılayıbıl) güvenilir demektir; safe (seyf) daha çok tehlikesiz anlamındadır. Kaynak source (sors) sözcüğüdür. Ekrana bakarken sor: Who wrote this? (Bunu kim yazdı?), When was it published? (Ne zaman yayımlandı?), Is there a real name and a date? (Gerçek bir ad ve tarih var mı?), Does the photo match the story? (Fotoğraf habere uyuyor mu?). Büyük satın al düğmesi haber değildir.
Güvenilir kaynak yazarı, tarihi ve sakin bir dil gösterir. Zayıf kaynak bağırır: çok ünlem, çok büyük harf ve You will not believe this! (yu vil not biliv dis: Buna inanmayacaksın!) gibi abartı. Telaffuz: journalist (cörnılist), website (vebsayt), publish (pablış). Grup sohbetine yapıştırılan metne nazikçe Where did this come from? (Bu nereden geldi?) veya Is this from a reliable source? (Bu güvenilir bir kaynaktan mı?) diyebilirsin. Emin değilsen The site claims that... (dı sayt kleymz det: Site ... olduğunu iddia ediyor) kalıbı mesafeyi korur.
Örnek
Site A: yazar adı var, dün tarihli, fotoğrafta gerçek bir okul bahçesi, sakin dil. Öğrenci: This source looks reliable because it has a name, a date and a clear photo. (Bu kaynak güvenilir görünüyor çünkü bir ad, bir tarih ve net bir fotoğraf var.) Site B: yazar yok, tarih yok, fotoğraf başka şehirden, başlıkta üç ünlem. Öğrenci: This source does not look reliable. There is no writer and the photo does not match. (Bu kaynak güvenilir görünmüyor. Yazar yok ve fotoğraf uymuyor.)
Aynı haberi iki yerde karşılaştır
Beşinci can-do: I can compare two short reports about the same event. (ay ken kımpair tu şort ripörts ıbaut dı seym ivent: Aynı olay hakkında iki kısa haberi karşılaştırabilirim.) B1 kalıpları sadedir: Both sites say that... (bous sayts sey det: Her iki site de ... diyor.), Site A gives more details than Site B. (Site A, Site B’den daha çok ayrıntı veriyor.), This report uses stronger language. (Bu haber daha sert dil kullanıyor.), The numbers are different. (Sayılar farklı.) Bir sitede about 200 people (yaklaşık 200 kişi), diğerinde more than 500 people (500’den fazla kişi) varsa hemen kopyalama; The two reports give different numbers. (İki haber farklı sayılar veriyor.) de.
Dilin duygusu da ipucudur. The team lost the match 2-1. (Takım maçı 2-1 kaybetti.) olgudur. The team played terribly and shocked the city. (Takım berbat oynadı ve şehri şok etti.) görüş ve abartıdır. Dünyada öğrenciler aynı olayı iki gazetede okuyup ortak nokta, farklı nokta ve eksik nokta tablosu doldurur; tablette sen de bunu yapabilirsin. B1 hedefi farkı fark etmek ve nazikçe söylemektir: I think the first site is clearer. (Bence ilk site daha açık.) / We should check another source. (Başka bir kaynağa bakmalıyız.)
Örnek
Site 1: A new park opened in Ankara on Monday. About 300 people came. (Pazartesi Ankara’da yeni bir park açıldı. Yaklaşık 300 kişi geldi.) Site 2: A huge park opened in Ankara. Thousands of happy people were there! (Ankara’da kocaman bir park açıldı. Orada binlerce mutlu insan vardı!) Karşılaştırma: Both reports say a park opened in Ankara. Site 2 uses stronger words and a much bigger number. I trust Site 1 more because the number is more careful. (Her iki haber de Ankara’da bir parkın açıldığını söylüyor. Site 2 daha güçlü sözcükler ve çok daha büyük bir sayı kullanıyor. Sayı daha dikkatli olduğu için Site 1’e daha çok güveniyorum.)
Türkçeden gelen tuzaklar ve sınıf diyaloğu
Türkçe düşünen öğrenciler haber İngilizcesinde aynı tuzaklara düşer. news sayılamaz olduğu halde a news veya the news are denir; doğrusu the news is (dı nüz iz) ve a piece of news veya a news story şeklindedir. make news yerine çoğu bağlamda report the news (ripört dı nüz) veya share the news (şer dı nüz) kullanılır. According to me doğal değildir; In my opinion,... (in may ıpinyın) veya I think... de. He said me yanlıştır; He told me that... doğrudur. Güvenilirlik için safe source anlamı kaydırır; isteğin reliable source olmalıdır.
Aktarımda Türkçe söz dizimini taşımak da bozar. Türkçede yarın geleceğini söyledi deriz; B1 İngilizcesinde zaman kuyruğunu unutma: She said she would come tomorrow. (şi sed şi vud kam tumorou: Yarın geleceğini söyledi.) Özet cümlesini fiilsiz bırakma; her özette net bir fiil olsun. Şimdi becerileri bir diyalogda birleştir. İki öğrenci aynı kısa haberi özetler, aktarır ve kaynağı sorar. Bu, birçok sınıftaki kısa haber konuşmasının B1 sürümüdür.
Örnek
Haber: City Museum will open on Sunday. The director told reporters that tickets will be free for students. (Şehir Müzesi pazar günü açılacak. Müdür muhabirlere öğrenciler için biletlerin ücretsiz olacağını söyledi.) A: Can you summarise the story? (Haberi özetleyebilir misin?) B: The story is about the City Museum. It will open on Sunday. (Haber Şehir Müzesi hakkında. Pazar günü açılacak.) A: What did the director say? (Müdür ne dedi?) B: She told reporters that tickets would be free for students. (Muhabirlere öğrencilerin biletlerinin ücretsiz olacağını söyledi.) A: Does the source look reliable? (Kaynak güvenilir görünüyor mu?) B: Yes. There is a name and a clear fact. We can check the museum website too. (Evet. Bir ad ve net bir olgu var. Müze sitesine de bakabiliriz.)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I heard a news. / The news are bad. demek Doğrusu: news sayılamaz. Doğrusu I heard the news. veya I heard a news story. ve The news is bad. şeklindedir.
- Yanlış: Özet, cümleleri aynen kopyalamaktır. Doğrusu: Özet kendi sözcüklerinle daha kısa anlatımdır. Kalıp: The story is about... ve The main point is that....
- Yanlış: İnternette gördüğüm her metin doğrudur; yazar ve tarih olmasa da olur. Doğrusu: Önce kaynağa bak. Is this from a reliable source? sor ve ad, tarih, uyan fotoğraf ara. Yoksa The site claims that... de; kesin doğru gibi aktarma.
- Yanlış: He said me that... ve According to me,... kullanmak Doğrusu: say kişi nesnesi almaz: He said that... / He told me that.... Görüş için In my opinion,... veya I think... kullan.
- Yanlış: Sunucunun yorumu ile olay aynı şeydir; ikisini de olgu diye özetlerim. Doğrusu: fact olanı olgu, opinion olanı görüş olarak aktar. The presenter said that... demek senin de katıldığın anlamına gelmez.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B2’de, daha uzun haberleri ve köşe yazılarını okuyup satır arasında kalan anlamı da yakalaman istenir. Orada yalnızca olgu-görüş değil, yazarın seçtiği sözcüklerin haberi nasıl yönlendirdiği de konuşulur. Aktarımda say ve tell yanına warn, promise, ask gibi fiiller ve daha uzun dolaylı cümleler gelir. Sen de kısa bir haber paragrafı yazıp iki kaynağı gerekçeli karşılaştırırsın; B1’deki iskelet bozulmaz, üzerine dil ve bakış açısı eklenir.
Özet
B1’de haberi başlık ve beş soruyla anlar, kendi cümlelerinle kısa özetlersin. Birinin sözünü said that / told me that ile aktarır, olgu ile görüşü ayırırsın. Kaynakta ad, tarih ve uyan görsel arar; iki siteyi nazik kalıplarla karşılaştırıp güvenilirliği tartışırsın.