QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Kelime: Şehir bölümleri, yönler ve toplu taşıma

Yabancı Diller · İngilizce B1 · Şehir Yaşamı ve Ulaşım
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Şehrin semtlerini adlandırıp yön tarif ederek otobüs, metro ve tramvayla kaybolmadan dolaşmak, B1 öğrencisinin günlük bağımsızlığını kurar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Şehir bölümleri: merkez, mahalle ve banliyö

Resimde hangi şehir bölümlerini ve ortak yaşam alanlarını görebiliyorsun?

Dünyada yabancı dil sınıflarında şehir sözcüğü A2'de listelenir, B1'de yer tarifi ve kısa karşılaştırma beklenir. Can-do hedefi şudur: mahallemi ve şehrimin bölümlerini basit cümlelerle anlatabilirim. City (siti) büyük kent, town (taun) daha küçük yerleşimdir. City centre (siti sentır) dükkânların, durakların ve meydanların yoğun olduğu yerdir; Amerikan İngilizcesinde sıkça downtown (dauntaun) denir. Neighbourhood (neybırhud) mahalle, suburb (sabörb) merkeze otobüs veya trenle bağlı sakin konut kuşağıdır.

Günlük hayatta square (skver) meydan, old town (ould taun) tarihi doku, residential area (rezidenşıl eeriı) evlerin bulunduğu bölge, industrial area (indastriıl eeriı) işyerleri bölgesidir. On the outskirts (on di autskörts) şehrin kenarında yaşamak demektir. Kendi şehrini anlatırken uydurma nüfus veya tarih söyleme; gördüğün yerleri bu sözcüklerle bağla. Bir sonraki adım kısa bir mahalle paragrafı yazmaktır: sakin mi, merkezi mi, durak yakın mı?

Örnek

Somut diyalog. A: Where do you live? Nerede yaşıyorsun? B: I live in a quiet neighbourhood near the river. It's twenty minutes from the city centre by bus. Nehir yakınında sakin bir mahallede yaşıyorum. Şehir merkezine otobüsle yirmi dakika. A: Is there a park? Park var mı? B: Yes, there's a small park opposite my street. Evet, sokağımın karşısında küçük bir park var.

Yön sormak ve yol tarif etmek

Hava görüntüsünde hatlar semtleri nasıl bağlıyor? Hangi duraktan hangi yöne gidilir?

Yol tarifi, B1'de çoğu seyahat durumunda idare ederim can-do'sunun kalbidir. Temel fiiller kısadır: Go straight on (gou streyt on) düz git. Turn left (törn left) sola dön, Turn right (törn rayt) sağa dön. Take the first turning on the left (teyk dı först törning on dı left) soldan ilk sokağa sap. Işıkta at the traffic lights (et dı trafik layts), dönel kavşakta at the roundabout take the second exit (et dı raundıbaut teyk dı sekınd egzit) denir. Soru: Excuse me, how do I get to the museum? (eks-kyuz mi, hau du ay get tu dı müzıım?).

Konumu netleştiren sözcükler tarifi tamamlar. Opposite (opozit) karşısında, next to (nekst tu) yanında, between (bitvin) arasında, behind (bihaynd) arkasında, in front of (in frant ov) önünde, on the corner of köşesinde. Nazik kalıp: Could you tell me the way to the station, please? (kud yu tel mi dı vey tu dı steyşın, pliz?). Hava fotoğrafında çizgiler semtleri bağlar; sen de Take the metro to the city centre, then walk straight on for five minutes diyebilirsin. Karmaşık pusula dilini B1'de zorlama; sol, sağ, düz ve durak adları yeter.

Örnek

Tourist: Excuse me, how do I get to the old town? Affedersiniz, tarihi merkeze nasıl giderim? Local: Go straight on, turn right at the traffic lights, then take the second turning on the left. The old town is opposite the river. Düz git, ışıklarda sağa dön, sonra soldan ikinci sokağa sap. Tarihi merkez nehrin karşısındadır. Tourist: Is it far? Uzak mı? Local: No, about ten minutes on foot. Hayır, yürüyerek yaklaşık on dakika.

Toplu taşıma: binmek, inmek, aktarma

Kavşakta hangi ulaşım araçları görünüyor ve yolcular nereye binebilir?

Toplu taşıma sözcükleri seyahatte hayatta kalma dilidir. Bus (bas) otobüs, tram (trem) tramvay, metro veya underground (andıgraund) yeraltı treni, train (treyn) tren, ferry (feri) vapur, taxi (teksi) taksidir. Durak bus stop / tram stop, büyük durak station (steyşın), peron platform (platform). Bilet ticket (tikit): a single ticket tek gidiş, a return ticket gidiş-dönüş. Soru: How much is a ticket to the airport? (hau maç iz ı tikit tu di eaport?).

Hareket fiilleri Türkçedeki binmek-inmek ayrımına yakındır ama edat farklıdır. Get on the bus (get on dı bas) otobüse bin, Get off at the next stop (get of et dı nekst stop) bir sonraki durakta in. Aktarma: Change at the central station (çeync et dı sentrıl steyşın). Which bus goes to the hospital? (viç bas gouz tu dı hospitıl?). Saat tablosu timetable (taymteybl), geç kalmak The bus is late (dı bas iz leyt). Kavşakta otobüs, tramvay ve taksi bir arada olabilir; hangi araca bineceğini ve nerede ineceğini bu kısa kalıplarla söyleyebilirsin.

Örnek

A: Which tram goes to the park? Hangi tramvay parka gider? B: Take tram number three. Get on at this stop and get off at Green Square. Üç numaralı tramvaya bin. Bu duraktan bin, Green Square'de in. A: Do I need to change? Aktarma yapmam gerekir mi? B: No, it's direct. A single ticket is enough. Hayır, aktarmasız. Tek gidiş bilet yeter.

Yoğun şehir hayatı ve trafik

Resimdeki yoğunlukta insanlar hangi araçlarla ve nasıl hareket ediyor?

B1 öğrencisi şehri yalnızca nesnelerle değil tempo ile de anlatır. The city is busy (dı siti iz bizi) kent kalabalıktır. Rush hour (raş avır) işe gidiş-geliş saatidir; o zaman sokaklar crowded (kraudıd) doludur. There is a traffic jam (der iz ı trafik cem) trafik sıkışıklığı vardır. The streets are noisy (dı strits a noyzi) sokaklar gürültülüdür. Olumlu yan: Public transport is convenient (pablik transpoıt iz kınviniınt) toplu taşıma kullanışlıdır. Can-do: günlük yolculuğumu ve zorlukları basit cümlelerle tarif ederim.

Dünyada bu tema sıkça bir günüm şehirde konuşması olarak öğretilir çünkü ortak bir deneyimdir. I take the metro to school. It is crowded in the morning (ay teyk dı metrou tu skul. it iz kraudıd in dı morning). Taksi pahalı olabilir: A taxi is faster but more expensive (ı teksi iz fastır bat mor ikspensiv). Bisiklet varsa I sometimes go by bike (ay samtaymz gou bay bayk). Yoğun yaşam resmi bu cümleleri bağlamak için somut bir sahnedir; abartılı sayı uydurmadan gördüğünü anlat.

Örnek

Kısa metin. I live in a suburb. I get on the bus at seven o'clock. Rush hour is terrible. There is often a traffic jam near the bridge. I get off in the city centre and walk to school. The metro is faster, but the bus stop is next to my house. Banliyöde yaşıyorum. Saat yedide otobüse biniyorum. Yoğun saat korkunç. Köprü yakınında sık sık trafik oluyor. Şehir merkezinde inip okula yürüyorum. Metro daha hızlı ama otobüs durağı evimin yanında.

Parklar, meydanlar ve şehri yürümek

Parkın yanındaki ulaşım araçları insanları yeşil alana nasıl getiriyor?

Şehir yalnızca cadde değildir; B1'de yeşil alan ve ortak mekân da tarif edilir. Park (park) park, playground (pleygraund) çocuk bahçesi, square buluşma yeridir. People sit on the grass and have a picnic (pipıl sit on dı gras end hev ı piknik). Ulaşım buraya da bağlanır: You can get to the park by tram (yu ken get tu dı park bay trem). The bike lane is next to the river (dı bayk leyn iz nekst tu dı rivır). Can-do: bir parkın yerini tarif eder ve oraya nasıl gidileceğini söylerim.

Günlük hayatta arkadaşla buluşma cümlesi şöyledir: Let's meet at the park opposite the station (lets mit et dı park opozit dı steyşın). Yürümek on foot (on fut), bisiklet by bike. Resimdeki park ve durak, Get off at the next stop and the park is on your left cümlesini görünür kılar. Yön ve şehir sözcüğü seyahat konuşmalarından sınıf diyaloglarına geçmiştir; amaç haritayı ezberletmek değil, kaybolunca konuşabilmektir.

Örnek

A: Where can we sit outside? Dışarıda nerede oturabiliriz? B: There's a nice park near the river. Take the tram and get off at Bridge Stop. The park is in front of you. You can also go on foot from the square. It takes fifteen minutes. Nehir yakınında güzel bir park var. Tramvaya bin, Bridge Stop'ta in. Park tam önünde. Meydandan yürüyerek de gidebilirsin. On beş dakika sürer.

Türkçe konuşanların sık yaptığı hatalar

Türkçeden İngilizceye geçerken edat ve fiil kalıpları en çok burada kırılır. Türkçe otobüse binmek düşüncesi in the bus üretir; standart B1 kullanımı on the bus, on the train, on the tram şeklindedir. Get in a taxi taksi için doğrudur çünkü taksi küçük özel araçtır. Yol tarifinde Turn on the left yanlıştır; doğru Turn left veya Turn right tır. Go to home yerine Go home denir; home özel bir edat davranışı gösterir.

Artikel unutulması da sıktır: take metro değil take the metro, go to station değil go to the station. Can you say me the way? yanlıştır; tell gerekir: Can you tell me the way? Şehir adıyla I live in Istanbul city genellikle gereksizdir; I live in Istanbul yeter. Street cadde-sokak, road daha genel yol; ikisini rastgele değiştirmemek gerekir. Bu hataları diyalogda bilinçli düzeltmek, ezber listesinden daha kalıcıdır.

Örnek

Yanlış: I go to home with the bus. I get in the bus and turn on the left at the light. Doğru: I go home by bus. I get on the bus and turn left at the traffic lights. Eve otobüsle giderim. Otobüse binerim ve ışıklarda sola dönerim. Yanlış: Please say me where is the metro. Doğru: Please tell me where the metro is. Lütfen metronun nerede olduğunu söyle.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Otobüs ve trende İngilizce in the bus / in the train denir. Doğrusu: Standart B1 ifade on the bus, on the train, on the tram şeklindedir; takside ise in a taxi kullanılır.
  • Yanlış: Turn on the left sola dönmek için doğru kalıptır. Doğrusu: Doğru kalıp turn left veya turn right tır; araya on eklenmez.
  • Yanlış: Go to home ve take metro doğal cümlelerdir. Doğrusu: Go home deriz (to yoktur) ve take the metro deriz (the gerekir).
  • Yanlış: Şehir adının sonuna her zaman city eklenir. Doğrusu: I live in Ankara yeter; city eklemek çoğu zaman doğal değildir.
  • Yanlış: Yol sorarken say me kullanılır. Doğrusu: Tell me the way veya Could you tell me how to get to...? denir.

Bir adım ileri

Bir üst düzeyde B2 şehir konuşması şikâyet, karşılaştırma ve gerekçeye açılır. Öğrenci gecikme ve aktarma kaçırmayı neden-sonuçla anlatır, iki kenti more crowded than ile karşılaştırır. Get around, pick up, drop off gibi phrasal verb'ler ve kentsel sorunlara kısa görüş eklenir. B1'deki kısa yol tarifi, B2'de akıcı bir şehir anlatısına dönüşür.

Özet

B1'de şehir bölümleri, yön kalıpları ve toplu taşıma fiilleri kaybolmadan dolaşmayı sağlar. On the bus, turn left, get off at the next stop gibi kısa yapılar günlük can-do hedefleridir. Türkçeden gelen edat hatalarını düzelterek kendi mahalleni ve yolunu net tarif edebilirsin.

Örnek sorular

1. Which place would you go to if you want to borrow books?
  1. Library
  2. Hospital
  3. Bakery
  4. Police station
Cevabı göster
Doğru cevap: Library
A library is a place where you can borrow books. The other options are not related to borrowing books.
2. Which of the following is NOT a public transportation vehicle?
  1. Bicycle
  2. Bus
  3. Tram
  4. Metro
Cevabı göster
Doğru cevap: Bicycle
A bicycle is usually a personal vehicle, not public transportation like bus, tram, or metro.
3. How do you ask for directions to the nearest bank in English?
  1. Excuse me, how can I get to the nearest bank?
  2. What time is it?
  3. Can I have the menu, please?
  4. Is this seat taken?
Cevabı göster
Doğru cevap: Excuse me, how can I get to the nearest bank?
The first option is the correct way to ask for directions to a bank. The other options are unrelated.
4. Which word means 'a place where you can buy medicine'?
  1. Pharmacy
  2. Bakery
  3. Museum
  4. Cinema
Cevabı göster
Doğru cevap: Pharmacy
A pharmacy is a place where you can buy medicine. The others are not related to medicine.
5. Which direction is the opposite of 'north'?
  1. South
  2. East
  3. West
  4. Up
Cevabı göster
Doğru cevap: South
'South' is the opposite direction of 'north'. East and west are to the sides, 'up' is not a compass direction.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Dil bilgisi: Karşılaştırma ve üstünlük (comparatives, superlatives, too, enough)Günlük konuşma: Yol tarifi sorma ve karşılaştırma yapma ›