B1 İngilizcesiyle otel ve uçuş rezervasyonu yapmak, gelecek planlarını anlatmak ve havalimanında check-in yürütmek bağımsız seyahatin temelidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Can-do hedefi ve bu dilin günlük yeri
CEFR B1 can-do şöyle özetlenir: kısa bir rezervasyonu yüz yüze veya telefonla bitirebilir, tarih ve fiyat sorabilir, planını sade cümlelerle anlatabilirsin. Dünyada bu ünite çoğunlukla rol oyunu ve bilgi boşluğu etkinliğiyle işlenir. Bir öğrenci otel görevlisi, diğeri yolcu olur; soru ve cevap aynı derste döner.
Günlük hayatta bu dil yalnız tatilde değil, okul gezisi ve aile ziyaretinde de gerekir. I'm going to visit my uncle next month. (aym go-ing tu vi-zit may an-kıl nekst manth) cümlesi 'Gelecek ay amcamı ziyaret edeceğim' demektir. Aynı kalıp konser, maç veya kamp planı için de durur.
Turizm İngilizcesi ders kitaplarında uzun süredir otel ve gişe diyaloglarıyla yer alır. Bugün aynı cümleler otel sitelerinde ve havalimanı gişelerinde de durur. Şimdilik amaç kaba olmadan net konuşmaktır; şikayet ve gecikme dili bir sonraki basamakta gelir.
Örnek
Mini can-do: I'd like to book a room for two nights. (ayd layk tu buk e rum for tu nayts) = İki geceliğine oda ayırtmak istiyorum. Tarihi ve oda tipini değiştirerek cümleyi kendine mal et.
Otel rezervasyonu: nazik istek kalıpları
Temel kalıp I'd like to book a room, please. (ayd layk tu buk e rum pliz) yani 'Bir oda ayırtmak istiyorum, lütfen' cümlesidir. Türkçedeki 'istiyorum'u I want (ay vont) diye çevirmek B1'de kaba kaçar. Could I have a single room? (kud ay hev e sing-gıl rum) = Tek kişilik bir odanız var mı?
Oda ve süre sözcükleri şunlardır: a single room (e sing-gıl rum) tek kişilik, a double room (e da-bıl rum) çift kişilik, for three nights (for thri nayts) üç gece. Fiyat: How much is it per night? (hav maç iz it pör nayt) = Geceliği ne kadar? Para için How many (hav me-ni) kullanılmaz.
Müsaitlik: Have you got any rooms available? (hev yu got e-ni rumz e-vey-lı-bıl) = Müsait odanız var mı? Kahvaltı: Is breakfast included? (iz brek-fıst in-klu-did) = Kahvaltı dahil mi? book (buk) fiili burada ayırtmak demektir, kitap değil. Çıkış: Check-out is at eleven. (çek-aut iz et i-le-vın) = Çıkış on birde.
Örnek
Görevli: Good morning. How can I help you? (gud mor-ning. hav ken ay help yu) = Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim? Öğrenci: I'd like to book a double room for two nights, from Friday to Sunday. (ayd layk tu buk e da-bıl rum for tu nayts, from fray-day tu san-day) = Cuma'dan pazar'a iki geceliğine çift kişilik oda ayırtmak istiyorum. Görevli: That's 80 euros per night. Breakfast is included. (thats ey-ti yu-roz pör nayt. brek-fıst iz in-klu-did) = Geceliği 80 avro. Kahvaltı dahil.
Kafede seyahat planı konuşmak
Plan konuşurken B1'de üç gelecek yeter. Niyet için going to (go-ing tu), anlık karar ve teklif için will (vil), takvimde kilitli iş için şimdiki zamanın sürekli hali kullanılır. What are you going to do this summer? (vat ar yu go-ing tu du this sa-mır) = Bu yaz ne yapacaksın? Cevap: I'm going to visit Izmir. (aym go-ing tu vi-zit iz-mir) = İzmir'i ziyaret edeceğim.
Bilet alınmışsa We're flying to Rome on Friday. (vir flay-ing tu rom on fray-day) = Cuma Roma'ya uçuyoruz. Bu cümle 'karar verdik, ayarlandı' anlamı taşır. Teklif: I'll send you the hotel name. (ayl send yu dı ho-tel neym) = Sana otel adını göndereceğim. I'll (ayl) karar anında doğar.
Sık sorular: Where are you staying? (ver ar yu stay-ing) = Nerede kalıyorsun? How long are you staying? (hav long ar yu stay-ing) = Ne kadar kalıyorsun? Davet: Why don't we go together? (vay dont vi go tu-ge-dır) = Neden birlikte gitmiyoruz? Nazik ret: I'd love to, but I can't. (ayd lav tu, bat ay kent) = Çok isterdim ama yapamam.
Örnek
A: What are you doing in July? (vat ar yu du-ing in cu-lay) = Temmuz'da ne yapıyorsun? B: I'm going to Antalya with my family. We're staying for a week. (aym go-ing tu an-tal-ya viz may fe-mi-li. vir stay-ing for e vik) = Ailemle Antalya'ya gideceğim. Bir hafta kalıyoruz. A: That sounds great. I'll text you the beach cafe I like. (thet saundz greyt. ayl tekst yu dı biç ka-fey ay layk) = Kulağa harika geliyor. Sevdiğim plaj kafeninin adını yazacağım.
Seyahat acentesinde seçenek sormak
Acentede amaç fiyat, süre ve dahil olanları sormaktır. We're looking for a cheap holiday. (vir lu-king for e çip ho-li-dey) = Ucuz bir tatil arıyoruz. How long does the flight take? (hav long daz dı flayt teyk) = Uçuş ne kadar sürer? What time does the plane leave? (vat taym daz dı pleyn liv) = Uçak saat kaçta kalkar?
Is the hotel near the beach? (iz dı ho-tel nir dı biç) = Otel plaja yakın mı? Are there any trips included? (ar ther e-ni trips in-klu-did) = Dahil gezi var mı? Basit karşılaştırma: This one is cheaper. (this van iz çi-pır) = Bu daha ucuz. That one is more expensive but closer to the centre. (thet van iz mor ek-spen-siv bat klos-ır tu dı sen-tır) = O daha pahalı ama merkeze daha yakın.
Karar: We'll take the three-day trip, please. (vil teyk dı thri-dey trip pliz) = Üç günlük turu alalım, lütfen. Belge: Do I need a visa? (du ay nid e vi-za) = Vize gerekir mi? Ödeme: Can I pay by card? (ken ay pey bay kard) = Kartla ödeyebilir miyim? package (pe-kiç) paket tur demektir.
Örnek
Görevli: Would you like a hotel only or a package holiday? (vud yu layk e ho-tel on-li or e pe-kiç ho-li-dey) = Yalnız otel mi paket tatil mi istersiniz? Öğrenci: A package, please. How much is it for two people? (e pe-kiç pliz. hav maç iz it for tu pi-pıl) = Paket, lütfen. İki kişi için ne kadar? Görevli: It's 450 euros. The flight and breakfast are included. (its for-fif-ti yu-roz. dı flayt end brek-fıst ar in-klu-did) = 450 avro. Uçuş ve kahvaltı dahil.
Havalimanında check-in konuşması
Check-in, bilet ve kimliği gösterip biniş kartı alma işidir. Görevli: Can I see your passport, please? (ken ay si yor pas-port pliz) = Pasaportunuzu görebilir miyim, lütfen? How many bags are you checking in? (hav me-ni begz ar yu çek-ing in) = Kaç bavul teslim ediyorsunuz? El çantası: This is hand luggage. (this iz hend la-gic) = Bu el bagajı.
Senin cümlelerin: Here's my passport and my ticket. (hiırz may pas-port end may ti-kit) = Pasaportum ve biletim burada. Görevli: Here's your boarding pass. The gate number is 12. (hiırz yor bor-ding pas. dı geyt nam-bır iz tvelv) = Biniş kartınız burada. Kapı numarası 12. Boarding starts at ten thirty. (bor-ding starts et ten thör-ti) = Biniş on otuzda başlar.
Kapanış: Have a nice flight. (hev e nays flayt) = İyi uçuşlar. Sen: Thank you. Where is gate 12? (thenk yu. ver iz geyt tvelv) = Teşekkürler. 12. kapı nerede? check-in (çek-in) giriş işlemi, check-out (çek-aut) otelden çıkış demektir. flight (flayt) uçuş, gate (geyt) kapıdır.
Örnek
Görevli: Good afternoon. Where are you flying to? (gud af-tır-nun. ver ar yu flay-ing tu) = İyi günler. Nereye uçuyorsunuz? Öğrenci: To London. I'm checking in one bag. (tu lan-dın. aym çek-ing in van beg) = Londra'ya. Bir bavul teslim ediyorum. Görevli: Put it on the scale, please. Here's your boarding pass. (put it on dı skeyl pliz. hiırz yor bor-ding pas) = Lütfen tartıya koyun. Biniş kartınız.
Zamanlar, naziklik ve telaffuz tuzakları
Üç gelecek seçimi bu ünitenin kalbidir. Niyet: I'm going to book the hotel tonight. (aym go-ing tu buk dı ho-tel tu-nayt) = Oteli bu gece ayırtacağım. Anlık karar: It's raining. I'll take a taxi. (its rey-ning. ayl teyk e tek-si) = Yağmur yağıyor. Taksi tutacağım. Ayarlanmış plan: We're leaving at six tomorrow. (vir li-ving et siks tu-mo-ro) = Yarın saat altıda yola çıkıyoruz.
Naziklik B1'de puan getirir. I want a room (ay vont e rum) yerine I'd like a room (ayd layk e rum) de. Give me a ticket yerine Could I have a ticket, please? (kud ay hev e ti-kit pliz) kullan. Telaffuz: reservation re-zır-VEY-şın, available e-VEY-lı-bıl, luggage LA-gic, comfortable KAM-fı-tı-bıl, departure di-PAR-çır.
Türkçeden gelen tuzaklar ayrı durur. 'Rezervasyon yapmak'ı make a reservation (meyk e re-zır-vey-şın) veya book (buk) ile söyle; do a reservation deme. 'Ne kadar' para ise How much (hav maç), sayı ise How many (hav me-ni). 'Gideceğim' her zaman will değildir; niyette going to, bilette şimdiki sürekli daha doğrudur.
Örnek
Yanlış: I will going to Antalya. Doğrusu: I'm going to Antalya. (aym go-ing tu an-tal-ya) = Antalya'ya gideceğim. Yanlış: How many is the room? Doğrusu: How much is the room? (hav maç iz dı rum) = Oda ne kadar?
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: book yalnızca kitap demektir. Doğrusu: Seyahat dilinde book a room (buk e rum) oda ayırtmak, book a flight (buk e flayt) uçak bileti almak demektir.
- Yanlış: Bütün gelecek cümlelerde will kullanılır. Doğrusu: Niyet ve işaret varsa going to, takvimde kilitli plan varsa şimdiki sürekli hali, anlık karar ve teklifte will kullanılır.
- Yanlış: I want a room otelde yeterince naziktir. Doğrusu: B1'de gişe ve otelde I'd like veya Could I have beklenir; I want kaba durur.
- Yanlış: Fiyat sorarken How many denir. Doğrusu: Para ve fiyat için How much, sayılabilen nesneler için How many kullanılır.
- Yanlış: check-in ile check-out aynı iştir. Doğrusu: check-in havalimanında veya otele giriş, check-out otelden çıkış işlemidir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta (B2) kayıp bagaj, otel sorunu ve gecikme şikayetleri gelir. Daha uzun resmi e-posta ve dolaylı anlatım, örneğin kapı değiştiğini aktarma, beklenir. Karşılaştırma ve tavsiye cümleleri uzar. Şimdiki üç gelecek yapısı ile nazik rezervasyon kalıplarını sağlam tutmak o basamağı kolaylaştırır.
Özet
B1'de seyahat konuşması rezervasyon, plan anlatma ve check-in üçlüsüne dayanır. I'd like, going to ve ayarlanmış plan için şimdiki sürekli hali günlük işi çözer. Nazik soru ve doğru How much / How many seçimi seni bağımsız bir yolcuya yaklaştırır.