Seyahat ve gelecek konuşurken will, be going to ve Present Continuous yapıları tahmin, niyet ve kesin randevuyu birbirinden ayırır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Geleceği üç şekilde düşünmek
CEFR B1 can-do hedefi açıktır: öğrenci seyahat ve günlük hayat için gelecek planı, niyeti ve tahminini anlaşılır cümlelerle söyleyebilir. Türkçede gelecek eki çoğu anlamı tek başına karşılar; İngilizce ise anlamı üçe ayırır. Bu yüzden önce ne söylemek istediğini seç, sonra yapıyı kur. Dünya genelinde bu konu tatil, hava durumu ve hafta sonu üzerinden öğretilir çünkü her öğrencinin kendi cümlesi vardır.
Birçok sınıfta sıra şöyledir: önce tahmin, sonra niyet, en son randevu. Günlük hayatta da bu sıra işe yarar: önce hava, sonra istek, en son bilet. Resimdeki öğrenci gibi düşünmek, cümleden önceki adımdır. Henüz plan yoksa istek cümlesi yeter: I want to see the sea. (Denizi görmek istiyorum.)
Örnek
I want to travel next summer. (Gelecek yaz seyahat etmek istiyorum.) Bu henüz tahmin, niyet veya randevu değildir; sadece istektir. Plan cümlesi sonraki bölümlerde will, going to veya Present Continuous ile kurulur.
Tahmin ve anlık karar: will
will (vil) B1'de kişisel tahmin ve konuşma anındaki karar için kullanılır. Kalıp şudur: özne + will + yalın fiil. Olumsuzu will not veya won't (vount), sorusu Will you ... ? (Vil yu ... ?) şeklindedir. Kanıt şart değildir; cümle sıkça I think (ay think / sanırım) ile başlar.
Havaalanında şöyle duyarsın: I think the plane will be on time. (Sanırım uçak zamanında olacak.) You will love the view from the window. (Pencereden manzarayı seveceksin.) Gişede anlık karar: I'll take a window seat. (Pencere kenarı alacağım.) I'll (ayl) kısaltmasını dinlemede tanı; will 'ben bunu çoktan planladım' demez, o anda doğan sözdür.
Örnek
A: I can't carry this suitcase. (Bu valizi taşıyamıyorum.) B: I'll carry it for you. (Senin için taşırım.) B önceden planlamamıştır. Tahmin örneği: Don't worry. The weather will be fine tomorrow. (Merak etme. Yarın hava güzel olacak.)
Niyet ve işaret: be going to
be going to (bi going tu; konuşmada sıkça gonna / gına) iki işe yarar: önceden düşünülmüş niyet ve görülen işarete dayalı tahmin. Kalıp: özne + am / is / are going to + yalın fiil. I'm going to stay in a small hotel. (Küçük bir otelde kalacağım.) Soru: Are you going to rent a car? (Araba kiralayacak mısın?) Olumsuz: We aren't going to fly. (Uçmayacağız.)
Haritaya şehir yazmak niyeti gösterir: We're going to start in Konya, then go to Mersin. (Konya'dan başlayıp sonra Mersin'e gideceğiz.) Kanıt görünürse tahmin de bu yapıyladır: valizler kapıdaysa She's going to leave soon. (Yakında ayrılacak.) will ile farkı budur: burada karar veya işaret daha somuttur. Telaffuz: going iki hece, to çoğu zaman zayıf 'tı' olur.
Örnek
Look at the sky. It's going to rain this afternoon. (Gökyüzüne bak. Bu öğleden sonra yağmur yağacak.) Niyet: I'm going to learn some new words before the trip. (Seyahatten önce biraz yeni sözcük öğreneceğim.)
Takvimdeki randevu: Present Continuous
Şimdiki zamanın sürekli hali gelecek randevu için de kullanılır. Kalıp: özne + am / is / are + fiil + -ing. Şart şudur: zaman gelecekte olmalı ve iş ayarlanmış olmalıdır. I'm flying to Van on Tuesday. (Salı günü Van'a uçuyorum.) Bilet vardır. We're staying at a hotel near the lake. (Göl kenarında bir otelde kalıyoruz.) Rezervasyon vardır.
going to niyet olarak kalabilir; bu yapı takvime yazılmış iştir. Karşılaştır: I'm going to visit Van one day. (Bir gün Van'ı ziyaret edeceğim) tarih yok. I'm visiting Van on Tuesday. (Salı günü Van'ı ziyaret ediyorum) tarih var. Sık kalıplar: I'm meeting (aym miting / buluşuyorum), We're leaving (vir liv-ing / ayrılıyoruz), She's arriving (şi ırayving / varıyor). Zaman sözcükleri ekle: tomorrow (tımarou), next month (nekst manth), on Sunday (on sandey).
Örnek
A: What are you doing on Friday evening? (Cuma akşamı ne yapıyorsun?) B: I'm taking the night bus to Ankara. I'm staying with my cousin. (Ankara'ya gece otobüsüne biniyorum. Kuzenimde kalıyorum.) İki cümle de ayarlanmış plandır; ekrandaki bilet ve adres bunu gösterir.
Seyahat sohbetinde üç yapıyı birlikte kullanmak
Gerçek bir tatil konuşması tek yapıyla bitmez. Biri havayı tahmin eder, öteki bütçe niyetini söyler, üçüncüsü alınmış bileti anlatır. B1 can-do hedefi bu karışımı hem anlamak hem kısa diyalogda üretmektir. Grupça konuşurken arkadaşının cümlesindeki yapıya kulak ver; cevap yapın da ona göre seçilsin.
Sık tuzak, hepsini Türkçeye 'yapacağız' diye çevirip aynı İngilizce yapıyı seçmektir. Kurmadan önce üç soru sor: Bu bir fikir mi? Bir niyet mi? Takvimde yazılı mı? Cevap yapıyı seçtirir. Dünya derslerinde bu ayrım çoğu zaman tablo ezberiyle değil kısa rol yapma ile öğretilir çünkü ağızdan çıkınca fark duyulur.
Örnek
A: I think it will be crowded in July. (Sanırım Temmuzda kalabalık olacak.) B: That's why we're going to travel in May. (Bu yüzden Mayısta gideceğiz.) C: Good. I'm booking the ferry tomorrow at ten. We're leaving from Çanakkale. (İyi. Yarın saat onda feribotu ayırtıyorum. Çanakkaleden ayrılıyoruz.) A tahmin, B niyet, C randevudur.
Telaffuz ipuçları ve Türkçe kaynaklı tuzaklar
Türkçe kaynaklı en sık hata, her geleceği will ile kurmaktır. İkincisi be fiilini unutmaktır: I going to Izmir yanlış, I'm going to Izmir doğrudur. Üçüncüsü iki yapıyı üst üste koymaktır: I will going to stay kullanılmaz. Dördüncüsü won't (vount / yapmayacak) ile want (vont / istiyorum) karıştırmaktır; anlam tamamen değişir.
Telaffuz listesi: will vil, won't vount, I'll ayl, we'll vil, going to going tu veya gına, I'm meeting aym miting, Are you going to ar yu going tu, What are you doing vat ar yu du-ing. Gelecek anlamındaki sürekli zamanda zaman ifadesini sesli belirt; aksi halde 'şu anda mı yapıyorsun' diye anlaşılabilir.
Örnek
Yanlış cümle: I will going to visit museums. Doğru cümle: I'm going to visit museums. (Müzeleri ziyaret edeceğim.) Yanlış cümle: I going to Antalya next week. Doğru cümle: I'm going to Antalya next week. (Gelecek hafta Antalya'ya gideceğim.) Bilet varsa: I'm flying to Antalya next week. (Gelecek hafta Antalya'ya uçuyorum.)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Her gelecek cümlede will kullanılır çünkü Türkçede tek gelecek eki vardır. Doğrusu: will tahmin ve anlık karardır. Niyet için be going to, biletli randevu için Present Continuous gerekir.
- Yanlış: I will going to Antalya. Doğrusu: İki gelecek işareti birleşmez. Niyet ise I'm going to Antalya. veya I'm going to go to Antalya. de; anlık karar ise I'll go to Antalya. de.
- Yanlış: I going to book a ticket. Doğrusu: be unutulmaz. Doğrusu I'm going to book a ticket. (Bilet ayırtacağım.)
- Yanlış: Zaman sözcüğü olmadan I'm flying deyince gelecek anlaşılır. Doğrusu: Bağlam çok açık değilse tomorrow, next week, on Friday gibi zaman ifadesi ekle; yoksa şimdiki iş sanılır.
- Yanlış: It's going to yalnızca fiziksel gitmek içindir. Doğrusu: going to niyet ve kanıta dayalı tahmindir; hareket fiili olmak zorunda değildir: It's going to be hot. (Hava sıcak olacak.)
Bir adım ileri
Bir üst basamakta (B2) will be doing ile gelecekte bir anda süren iş ve will have done ile gelecekte bitmiş iş anlatılır. Tarifeli seferler için Simple Present netleşir: The bus leaves at seven. (Otobüs yedide kalkar.) Zayıf tahmin için might, may, could eklenir. Koşullu cümle If it rains, we will stay in. (Yağmur yağarsa içeride kalacağız) seyahat planına bağlanır. B1'de üçlü ayrımı sağlam tutmak bu basamakları kolaylaştırır.
Özet
will (vil) tahmin ve anlık karar, be going to niyet ve görülen işaret, Present Continuous ise takvimdeki randevu içindir. Seyahat sohbetinde üçü bir arada durur; Türkçedeki tek gelecek ekine aldanıp hepsine will deme. Cümleyi kurmadan önce sor: fikir mi, niyet mi, yoksa biletli iş mi?