QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Dil bilgisi: Tavsiye, zorunluluk ve izin (should, must, have to, can)

Yabancı Diller · İngilizce B1 · Sağlık ve İyi Yaşam
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Sağlık ve iyi yaşam hakkında konuşurken should, must, have to ve can kalıplarıyla tavsiye, zorunluluk ve izin bildirmek, B1 düzeyinde hem doğru hem nazik iletişim kurmanın temelidir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

CEFR B1 can-do hedefleri ve kip fiiline giriş

Bu resimde sağlıklı bir yaşam için hangi ipuçlarını görüyorsunuz?

CEFR B1 düzeyinde öğrenci sağlık ve yaşam tarzı hakkında net, kısa cümleler kurabilir. Can-do hedefleri şunlardır: birine basit sağlık tavsiyesi verebilmek; ev, okul ve hastane kurallarındaki zorunluluğu söyleyebilmek; izin isteyip izin verebilmek. Dünya genelinde bu konu çoğu ders kitabında healthy lifestyle (sağlıklı yaşam tarzı) ünitesiyle birlikte işlenir çünkü konu somuttur, afiş ve rol oyunuyla kolay bağlanır.

Tavsiye, zorunluluk ve izin İngilizcede çoğunlukla kip fiilleriyle anlatılır. Kip fiilinden sonra asıl fiil yalın gelir: should eat, must sleep, can swim. Türkçedeki -meli / -malı, zorunda olmak ve -ebilir yapılarının en yakın karşılığı budur. Telaffuz ipucu: should yaklaşık şud, must yaklaşık mast, can cümle içinde çoğu zaman ken gibi zayıf okunur.

Bu kalıplar emir cümlesi değildir; konuşanın tutumunu gösterir. Arkadaşa öneri başka, doktor kuralı başka, tabela yasağı başkadır. B1 sözcük dağarcığı bu konuda yeterlidir: eat (yemek), drink (içmek), sleep (uyumak), exercise (egzersiz yapmak), rest (dinlenmek), wash (yıkamak). Bir sonraki bölümlerden itibaren her kalıbı sağlık bağlamında ayrı ayrı göreceğiz.

Örnek

Can-do kanıtı: Öğrenci I can give simple advice about health. (Sağlık hakkında basit tavsiye verebilirim.) hedefini şöyle gösterir: You should walk every day. (Her gün yürümelisin.) You shouldn't eat too much fast food. (Çok fazla fast food yememelisin.)

Tavsiye: should ve shouldn't

Resimdeki insanlara hangi sağlık tavsiyelerini verirdiniz?

Nazik ve genel tavsiye için should / shouldn't kullanılır. Kalıp: You should + yalın fiil. Olumsuz: You shouldn't + yalın fiil. Soru: Should I + yalın fiil? Örnek: You should eat vegetables. (Sebze yemelisin.) Telaffuz: şud iit vecıtıbılz. You shouldn't eat too much sugar. (Çok şeker yememelisin.) Bu yapı emir değildir; konuşan kişi öneride bulunur, ceza tehdidi yoktur.

Günlük hayatta bir arkadaş uykusuzsa must yerine should daha doğaldır çünkü siz doktor değilsiniz. You should go to bed early. (Erken yatmalısın.) Baş ağrısı diyalogu: A: I have a headache. (Başım ağrıyor.) B: You should drink water and rest. (Su içmeli ve dinlenmelisin.) A: Should I see a doctor? (Doktora görünmeli miyim?) B: If it is bad, you should. (Kötüyse görünmelisin.)

Should B1'de hem olumlu hem olumsuz tavsiyede işe yarar. Sınav haftasında You shouldn't study all night. (Bütün gece çalışmamalısın.) You should sleep seven hours. (Yedi saat uyumalısın.) Spor için: You should stretch before you run. (Koşmadan önce esneme yapmalısın.) Unutmayın: kip fiilinden sonra to gelmez; should to eat yanlıştır.

Örnek

Somut durum, sınav haftası. Öğrenci: I study until midnight. (Gece yarısına kadar çalışıyorum.) Tavsiye: You shouldn't study all night. You should sleep seven hours and drink water. (Bütün gece çalışmamalısın. Yedi saat uyumalı ve su içmelisin.)

Zorunluluk: must ve have to

Resimdeki aktivitelerden hangileri sizin için kural, hangileri yalnızca iyi bir alışkanlık?

Zorunluluk için B1'de iki kalıp vardır: must ve have to. Kalıp: I must + yalın fiil / I have to + yalın fiil. Telaffuz: must mast; have to konuşmada sıkça hef tu veya heftu gibi duyulur. Must çoğu zaman konuşanın güçlü iç kararı veya resmi kuraldır: I must drink less cola. (Daha az kola içmeliyim.) Have to dışarıdan gelen zorunluluktur: okul, doktor, aile. I have to wear a uniform at school. (Okulda üniforma giymek zorundayım.)

Olumlu cümlede B1 düzeyinde bu iki kalıp sıkça birbirinin yerine geçer. Tabela dili ise must sever: You must wash your hands. (Ellerinizi yıkamalısınız.) Visitors must be quiet. (Ziyaretçiler sessiz olmalıdır.) Günlük konuşma daha çok have to kullanır: I have to take this medicine twice a day. (Bu ilacı günde iki kez almak zorundayım.) Diyalog: A: Why are you leaving? (Neden gidiyorsun?) B: I have to go to the dentist. (Dişçiye gitmek zorundayım.)

Soru biçimleri farklıdır. Must I stay? (Kalmak zorunda mıyım?) daha resmi durur. Do I have to stay? (Kalmak zorunda mıyım?) günlük konuşmada daha sıktır. Do I must diye sormak yanlıştır. Sağlık bağlamında doktor cümlesi güçlü gelir: You must take this medicine. (Bu ilacı almalısın.) Arkadaş cümlesi ise tavsiyeye kayar: You should take a break. (Mola vermelisin.)

Örnek

Okul reviri. Hemşire: You must stay here for ten minutes. (On dakika burada kalmalısın.) Evde ebeveyn: You have to eat breakfast before school. (Okuldan önce kahvaltı etmek zorundasın.) İkisi de zorunluluk bildirir; biri kurum kuralı, öteki ev kuralı gibi işler.

İzin ve yeterlilik: can ve can't

Bu grup yoga dersine katılmak için nelere izin gerekir, neler yasaktır?

Can B1'de iki yakın anlamda kullanılır: yeterlilik (yapabilmek) ve izin (yapmaya izinli olmak). Kalıp: I can + yalın fiil. Olumsuz: can't veya cannot. Soru: Can I + yalın fiil? Telaffuz: cümlede çoğu zaman zayıf ken; vurgu gerektiğinde daha açık kaen. Can't yaklaşık kent. Sağlık ve spor: I can swim. (Yüzebilirim.) Can I join the yoga class? (Yoga dersine katılabilir miyim?) You can use the gym after school. (Okuldan sonra spor salonunu kullanabilirsin.)

İzin isterken B1'de can yeterlidir. Daha resmi may bu düzeyde zorunlu değildir. Yoga dersinde öğretmen: You can sit on the mat. (Matın üzerine oturabilirsin.) You can't eat in this room. (Bu odada yiyemezsin.) Diyalog: A: Can I drink water during the class? (Ders sırasında su içebilir miyim?) B: Yes, you can. But you can't use your phone. (Evet, içebilirsin. Ama telefonunu kullanamazsın.)

Yeterlilik ile izin aynı kalıptadır; anlamı durum seçer. After two months I can run for twenty minutes. (İki aydan sonra yirmi dakika koşabilirim.) bu bir beceridir. You can leave at four. (Saat dörtte çıkabilirsin.) bu bir izindir. Can I to sit yanlıştır; yine to konmaz. Olumsuz izin aslında yasaktır: You can't smoke here. (Burada sigara içemezsin.)

Örnek

Spor salonu. A: Can I use this machine? (Bu aleti kullanabilir miyim?) B: Yes, you can, but you should ask the teacher first. (Evet kullanabilirsin ama önce öğretmene sormalısın.) Burada izin can, tavsiye should ile yan yana gelir.

En kritik ayrım: mustn't ve don't have to

Bu resimdeki önerilerden hangisi yasak gibi, hangisi yalnızca zorunlu değil gibi duruyor?

Türkçe konuşan öğrencilerin en çok karıştırdığı nokta burasıdır. Mustn't yasaktır: yapmamalısın. Don't have to ise gerek yoktur: yapmak zorunda değilsin. Kalıplar: You mustn't + yalın fiil. You don't have to + yalın fiil. Telaffuz: masınt; dount hef tu. Sağlık: You mustn't take two medicines together. (İki ilacı birlikte almamalısın.) You don't have to run every day. Walking is enough. (Her gün koşmak zorunda değilsin. Yürümek yeter.)

Tabela yasağı nettir: You must not smoke here. (Burada sigara içmemelisiniz.) Buna karşılık doktor şunu diyebilir: You don't have to stay in bed all day. (Bütün gün yatakta kalmak zorunda değilsin.) Yani serbestsin. Diyalog: A: Must I drink this tea? (Bu çayı içmek zorunda mıyım?) B: No, you don't have to. But you mustn't drink cold water now. (Hayır, zorunda değilsin. Ama şimdi soğuk su içmemelisin.)

Bu ayrım yanlış anlaşılırsa hem kaba hem tehlikeli cümle çıkar. Ateşli öğrenciye öğretmen You mustn't come to school. (Okula gelmemelisin.) diyebilir; bu bir yasak gibidir. Ateş yoksa You don't have to stay at home, but you should rest. (Evde kalmak zorunda değilsin ama dinlenmelisin.) Türkçedeki gerek yok ifadesini mustn't ile çevirmek en sık tuzaktır.

Örnek

Grip olan öğrenci. Yanlış düşünce: You mustn't go to school cümlesinin her zaman 'gerek yok' anlamına geldiği sanılır. Doğrusu duruma bağlıdır. Yasak gibi kural: You mustn't come to school with a high temperature. (Yüksek ateşle okula gelmemelisin.) Serbestlik: You don't have to take vitamin pills every day. (Her gün vitamin hapı almak zorunda değilsin.)

Telaffuz, bağlama ve Türkçe kaynaklı hatalar

Sık Türkçe kaynaklı hatalar şunlardır. Bir: kip fiilinden sonra to eklemek. I must to sleep ve You should to eat yanlıştır. Doğru: I must sleep. You should eat. İki: her -meli / -malı için must seçmek; arkadaş tavsiyesinde should daha doğaldır. Üç: can den sonra to koymak. I can to swim yanlıştır. Dört: soruyu Do I must veya Do I can diye kurmak. Doğru: Must I, Do I have to, Can I.

Dünyada bu konu sıkça işaret levhaları, mini diyaloglar ve doktor-hasta rol oyunuyla öğretilir. B1 kuralını sade tutun: tavsiye should, güçlü kural veya iç karar must, dış zorunluluk have to, izin ve yeterlilik can. Mini diyalog: A: I feel tired every morning. (Her sabah yorgun hissediyorum.) B: You should sleep more. You don't have to wake up at five. You mustn't drink coffee at night. (Daha çok uyumalısın. Saat beşte uyanmak zorunda değilsin. Gece kahve içmemelisin.) A: Can I call you later? (Seni sonra arayabilir miyim?) B: Yes, you can. (Evet, arayabilirsin.)

Telaffuzu abartmadan tekrar edin. Should şud, shouldn't şudınt, must mast, mustn't masınt, have to hef tu, don't have to dount hef tu, can ken, can't kent. Sınıfta afiş cümleleri yazmak işe yarar: You should drink water. You must wash your hands. You don't have to run. You can rest here.

Örnek

Düzeltme. Yanlış: You should to eat fruit. I must to go. You don't must run. Can I to sit? Doğru: You should eat fruit. I must go. You don't have to run. Can I sit? (Meyve yemelisin. Gitmeliyim. Koşmak zorunda değilsin. Oturabilir miyim?)

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Must ile have to her zaman aynıdır, olumsuzları da aynıdır. Doğrusu: Olumlu cümlede B1'de çoğu zaman yakındırlar. Olumsuzda mustn't yasaktır; don't have to zorunluluk yoktur demektir.
  • Yanlış: Should to, must to, can to demek. Doğrusu: Kip fiilinden sonra to gelmez. Doğru: You should rest. I must go. I can swim.
  • Yanlış: Türkçedeki gerek yok ifadesini mustn't ile çevirmek. Doğrusu: Gerek yok çoğu zaman don't have to ile karşılanır. Mustn't yapma, yasak anlamı taşır.
  • Yanlış: Her -meli / -malı tavsiyesini must ile söylemek. Doğrusu: Arkadaşa nazik öneride should daha doğaldır. Must kuralı veya çok güçlü bir iç kararı bildirir.
  • Yanlış: Soru kalıbını Do I must veya Do I can diye kurmak. Doğrusu: Doğru sorular: Must I, Do I have to, Should I, Can I.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, B2 civarında, aynı işlevler daha ince kalıplarla genişler. Tavsiyede ought to ve had better, izin ve kuralda be allowed to ve be supposed to, zorunlulukta need to / needn't devreye girer. Geçmişe bakış da eklenir: You should have slept more. (Daha çok uyumalıydın.) Şimdilik B1'de dört kalıbı sağlık bağlamında doğru ve nazik kullanmak yeterlidir; nüansı acele etmeden, bol diyalogla eklemek daha güvenlidir.

Özet

Sağlık konusunda tavsiye için should, güçlü kural veya iç karar için must, dış zorunluluk için have to, izin ve yeterlilik için can kullanılır. En tehlikeli karışıklık mustn't ile don't have to arasındadır; biri yasak, öteki serbestlik bildirir. Kip fiilinden sonra yalın fiil gelir, to konmaz; kısa diyalog ve tabela cümleleriyle bu dört kalıp B1'de günlük hayata bağlanır.

Örnek sorular

1. Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere hangisi gelmelidir? You ____ eat more vegetables to stay healthy.
  1. should
  2. can
  3. mustn't
  4. can't
Cevabı göster
Doğru cevap: should
Sağlıklı kalmak için tavsiye veriliyor, bu nedenle 'should' kullanılmalı.
2. Doktora gitmek zorunda olduğunuzu söylemek için hangisi doğrudur?
  1. I must go to the doctor.
  2. I can go to the doctor.
  3. I should go to the doctor.
  4. I may go to the doctor.
Cevabı göster
Doğru cevap: I must go to the doctor.
'Must' zorunluluk bildirir, diğer seçenekler tavsiye veya izin anlamı taşır.
3. Aşağıdaki görselde bir çocuk elini yıkıyor. Bu durumu anlatan en uygun cümleyi seçiniz.
  1. You must wash your hands before eating.
  2. You can wash your hands before eating.
  3. You may wash your hands before eating.
  4. You shouldn't wash your hands before eating.
Cevabı göster
Doğru cevap: You must wash your hands before eating.
El yıkamak sağlık için zorunluluk olduğunda 'must' kullanılır.
4. Arkadaşınızdan bir elma alıp alamayacağınızı sormak için hangisini kullanırsınız?
  1. Can I have an apple?
  2. Must I have an apple?
  3. Should I have an apple?
  4. Have I to have an apple?
Cevabı göster
Doğru cevap: Can I have an apple?
'Can' izin istemek için kullanılır.
5. Bir kişinin sabahları dişlerini fırçalaması gerektiğini anlatan doğru cümleyi seçiniz.
  1. You have to brush your teeth every morning.
  2. You can brush your teeth every morning.
  3. You may brush your teeth every morning.
  4. You shouldn't brush your teeth every morning.
Cevabı göster
Doğru cevap: You have to brush your teeth every morning.
'Have to' burada günlük bir zorunluluğu ifade eder.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

Kelime: Belirtiler, tedavi ve sağlıklı alışkanlıklar ›