Alışveriş listesi yazmak ve nazikçe sipariş vermek, A2 düzeyinde günlük ihtiyaçları İngilizce karşılamayı sağlayan temel bir can-do becerisidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Hedeflerimiz: A2'de ne yapabiliriz?
A2 düzeyinde hedef ezber cümle yığını değil, yapılabilir işlerdir. Öğrenci I can write a simple shopping list. (Ay ken rayt ı simpıl şoping list.) diyebilir; Türkçesi: Basit bir alışveriş listesi yazabilirim. Ayrıca I can buy food at a market. (Ay ken bay fuud et ı market.) Pazardan yiyecek alabilirim. I can ask the price. (Ay ken ask dı prays.) Fiyatı sorabilirim.
Öğretmen resmi göstererek öğrencilerin pazardaki selamlaşma, isteme ve ödeme adımlarını fark etmesini ister. Dünyada bu konu neredeyse her başlangıç müfredatında vardır çünkü herkes yer, içer ve alışveriş yapar. Günlük hayatta kasiyeye konuşmak, pazarda kilo ile meyve almak ve kantinden çay istemek aynı kısa kalıplara dayanır. Uzun cümle kurmadan da alışveriş yapılır; A2'de kısa, net ve nazik olmak yeterlidir.
Örnek
Can-do mini örnek: Listeye apples, bread, milk (epılz, bred, milk) yazılır. Pazarda öğrenci der ki: I'd like some apples, please. (Ayd layk sam epılz, pliiz.) Elma isterim, lütfen.
A2 yiyecek ve alışveriş sözcükleri
A2 sözcükleri günlük ve somuttur. apple (epıl) elma, banana (bınanə) muz, tomato (tımeitou) domates, potato (pıteitou) patates, bread (bred) ekmek, milk (milk) süt, cheese (çiiz) peynir, egg (eg) yumurta, water (votır) su, tea (tii) çay. Miktar için a kilo of (ı kilo ov) bir kilo, some (sam) biraz, a bottle of (ı botıl ov) bir şişe, a loaf of bread (ı louf ov bred) bir somun ekmek kullanılır. Sayılabilenlerde How many...? (Hau meni) Kaç tane; süt, peynir, ekmek gibi sayılamayanlarda How much...? (Hau maç) Ne kadar denir.
Fiyat kalıbı sabittir: How much is it? (Hau maç iz it?) Ne kadar? Çoğul ürünlerde How much are they? (Hau maç ar dey?) Onlar ne kadar? İstemek için en uygun A2 kalıbı I'd like (Ayd layk) yani I would like kısaltmasıdır. I want (Ay vont) çok doğrudan durur ve dükkânda kaba gelebilir. Her isteğin yanına please (pliiz) lütfen, her alışın sonuna thank you (tenk yu) teşekkürler eklenir. Telaffuz ipucu: I'd like hızlıca 'ayd layk' okunur; cheese uzun i ile 'çiiz' denir, Türkçedeki 'çiz'e benzemez.
Örnek
Küçük sözlük listesi: 1 kilo of tomatoes (ı kilo ov tımeitouz) bir kilo domates; some cheese (sam çiiz) biraz peynir; a loaf of bread (ı louf ov bred) bir somun ekmek; six eggs (siks egz) altı yumurta.
Alışveriş listesi nasıl yazılır?
Liste kısa, okunaklı ve madde madde olur. Üste Shopping list (şoping list) alışveriş listesi yazılabilir. Her satırda miktar ve ürün vardır: two kilos of potatoes (tu kiloz ov pıteitouz) iki kilo patates. Sayılabilenlerde sayı yeter: four apples (for epılz) dört elma. Sayılamayanlarda some veya ölçü kullanılır: some milk (sam milk) biraz süt. Türkçedeki 'biraz peynir' İngilizcede some cheese olur; 'peynirler' diye çoğul yapmak burada gerekmez çünkü peynir genel bir maddedir.
Liste evdeki gerçek ihtiyaca bakılarak yazılır. Buzdolabında süt yoksa milk eklenir. Misafir gelecekse tea ve bread yazılır. A2'de listenin edebiyat metni olması beklenmez; o bir hatırlatıcıdır. Birçok öğrenci önce Türkçe yazar, sonra çevirir; bu yöntem işe yarar ama tuzak vardır. Türkçede 'iki ekmek' derken İngilizcede çoğu zaman two loaves of bread (tu louvz ov bred) veya some bread denir. 'Ekmekler' diye çıplak çoğul yapmak sık görülen bir A2 hatasıdır.
Örnek
Somut liste: Shopping list: 1 kilo of apples, some bread, 2 bottles of milk, cheese, 6 eggs, tomatoes. (Şoping list: van kilo ov epılz, sam bred, tu botılz ov milk, çiiz, siks egz, tımeitouz.) Türkçesi: 1 kilo elma, biraz ekmek, 2 şişe süt, peynir, 6 yumurta, domates. Bu listeyle pazara gidip tek tek sipariş verilebilir.
Sipariş canlandırması: kısa diyaloglar
Sipariş tek cümle değil, kısa bir konuşmadır. Sıra genelde şöyledir: selam, istek, fiyat, teşekkür. Diyalog: Hello. (Helou.) Merhaba. I'd like a kilo of tomatoes, please. (Ayd layk ı kilo ov tımeitouz, pliiz.) Bir kilo domates isterim, lütfen. Satıcı: Here you are. (Hir yu ar.) Buyurun. That's 30 liras. (Dets tırti layrız.) Otuz lira. Müşteri: Thank you. (Tenk yu.) Teşekkürler. A2'de hikâye anlatmaya gerek yoktur. Telaffuz: Here you are 'hir yu ar' diye, fazla uzatmadan söylenir.
Birden fazla ürün için ikinci diyalog: Good morning. I'd like some bread and some cheese, please. (Gud morning. Ayd layk sam bred end sam çiiz, pliiz.) Günaydın. Biraz ekmek ve biraz peynir isterim, lütfen. How much is it? (Hau maç iz it?) Ne kadar? It's 45 liras. (İts forfti fayv layrız.) Kırk beş lira. OK. Thank you. Goodbye. (Okey. Tenk yu. Gudbay.) Tamam. Teşekkürler. Hoşça kalın. Sınıfta biri müşteri, biri satıcı olur; resim veya gerçek nesne diyalogu canlı tutar. Give me bread (Giv mi bred) Bana ekmek ver, A2'de bile kaba durur; yerine her zaman I'd like ... please kullanılır.
Örnek
Üç adımlı canlandırma: Ali: Hi. I'd like six eggs and a bottle of milk, please. (Hay. Ayd layk siks egz end ı botıl ov milk, pliiz.) Ece: Sure. That's 25 liras. (Şur. Dets tuenti fayv layrız.) Ali: Here you are. Thanks. (Hir yu ar. Tenks.) Bu konuşma yirmi saniyede biter ve A2 için ideal uzunluktadır.
Türkçe konuşanların sık yaptığı hatalar
Türkçeden kelime kelime çeviri en büyük tuzaktır. Türkçede 'Bana bir kilo elma ver' doğal durur; İngilizcede Give me a kilo apple hem kaba hem eksiktir. Doğrusu I'd like a kilo of apples, please. (Ayd layk ı kilo ov epılz, pliiz.) Burada of unutulur, çoğul -s unutulur, please unutulur. İkinci klasik hata fiyat sorusudur: How many is it? denir. many sayılabilen adetler içindir. Para ve fiyat için How much is it? gerekir. 'Kaç para'yı how many money diye çevirmek sınıflarda çok duyulur; money sayılamaz ve much ister.
Üçüncü hata article eksikliğidir. I want apple yerine I'd like an apple veya I'd like some apples denir. Dördüncü hata I like ile I'd like karışmasıdır. I like apples (Ay layk epılz) Elmaları severim, genel bir zevktir. I'd like apples şu anda istiyorum demektir. Beşinci hata ölçü ve çoğul: two kilo tomato değil, two kilos of tomatoes (tu kiloz ov tımeitouz). Telaffuzda of çoğu zaman zayıf 'ov' gibi okunur, üzerine basılmaz. Bu beş noktayı bilmek, pazarda utanmadan konuşmayı kolaylaştırır.
Örnek
Yanlış: I want two bread. Doğru: I'd like some bread, please. veya I'd like two loaves of bread, please. (Ayd layk tu louvz ov bred, pliiz.) İki somun ekmek isterim, lütfen. Yanlış: How many is the milk? Doğru: How much is the milk? (Hau maç iz dı milk?)
Fiyat, nezaket ve günlük pratik
A2'de derin pazarlık beklenmez ama fiyatı anlamak ve pahalı demek mümkündür. How much is it? (Hau maç iz it?) It's 50 liras. (İts fifti layrız.) That's expensive. (Dets ikspensiv.) Bu pahalı. OK, I'll take it. (Okey, ayl teyk it.) Tamam, alıyorum. No, thank you. (Nou, tenk yu.) Hayır, teşekkürler. İndirim cümleleri bu düzeyin sınırındadır; şimdilik fiyatı kabul etmek veya vazgeçmek yeter. Nezaket iskeleti şudur: please, thank you, sorry, excuse me (pliiz, tenk yu, sori, ekskyuz mi).
Bu konu markette kasa kuyruğunda, semt pazarında, okul kantininde ve kısa yurt dışı gezisinde çıkar. Evde buzdolabına bakıp İngilizce liste yazmak ucuz ve etkili bir ödevdir. Çiftler halinde müşteri-satıcı rolü, kâğıt üzerindeki boşluk doldurmadan daha çok öğretir. Sık yanlış anlama şudur: mükemmel telaffuz olmadan konuşamam. A2'de anlaşılır olmak yeter; satıcı sizi anlar. Hedef üç adımdır: liste yaz, nazikçe iste, fiyatı sor ve teşekkür et.
Örnek
Fiyat mini diyalogu: Excuse me. How much are the bananas? (Ekskyuz mi. Hau maç ar dı bınanız?) Affedersiniz. Muzlar ne kadar? They're 20 liras a kilo. (Dey ar tuenti layrız ı kilo.) Kilosu yirmi lira. I'd like two kilos, please. (Ayd layk tu kiloz, pliiz.) İki kilo isterim, lütfen. Here you are. Thank you. (Hir yu ar. Tenk yu.)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I want her alışverişte yeterince nazik ve doğrudur. Doğrusu: Dükkân ve pazarda A2 için doğal kalıp I'd like ... please (Ayd layk ... pliiz) ifadesidir; I want doğrudan ve bazen kaba durur.
- Yanlış: Fiyat sorarken her zaman How many kullanılır. Doğrusu: Fiyat, para ve sayılamayanlar için How much; sayılabilen adet için How many denir.
- Yanlış: Türkçedeki 'bana ver' bire bir Give me diye çevrilir. Doğrusu: Alışverişte I'd like ... please kullanılır; Give me kaba kaçar.
- Yanlış: I like apples diyerek o anda elma sipariş edilir. Doğrusu: I like genel zevki anlatır; sipariş için I'd like gerekir.
- Yanlış: Ekmek ve süt her zaman çoğul yapılır: two breads, milks. Doğrusu: bread ve milk genellikle sayılamaz; some bread, some milk veya a loaf, a bottle gibi ölçü kullanılır.
Bir adım ileri
Bir üst düzeyde öğrenci yalnızca almakla kalmaz; ürün bozuksa şikayet eder, fiş ister ve değişim talep eder. Restoran rezervasyonu, online sipariş ve kargo takibi cümleleri eklenir. Pazarlıkta daha dolaylı istekler ve geçmiş zamanla 'dün aldım, beğenmedim' anlatımı gelir. A2'deki yirmi saniyelik sipariş, sonraki adımda sorun çözme konuşmasına dönüşür.
Özet
A2'de alışveriş listesi kısa maddelerle yazılır ve sipariş I'd like ... please kalıbıyla verilir. Fiyat How much is it? ile sorulur; please ve thank you nezaketi taşır. Türkçeden bire bir çeviri yerine bu hazır kalıpları kullanmak pazarda ve markette sizi anlaşılır kılar.