Hava durumunu ve mevsimleri A2 İngilizcesiyle tarif edip açık hava etkinliklerini bu bilgilere göre planlamak, günlük konuşmanın temel can-do becerisidir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Hava durumunu kısa cümlelerle tarif etmek
A2 can-do hedefi şudur: Hava durumunu kısa ve günlük cümlelerle anlatabilirim. İngilizcede en işlek kalıp It's + sıfat şeklindedir; It's (its) çoğu zaman “hava …” anlamını taşır. Temel sözcükler şunlardır: sunny (SAN-ni) güneşli, rainy (REY-ni) yağmurlu, cloudy (KLAU-di) bulutlu, windy (VİN-di) rüzgarlı, snowy (SNOU-i) karlı, foggy (FO-gi) sisli. Sıcaklık için de aynı kalıp yeter: It's hot. (its HAT) Hava sıcak. It's cold. (its KOULD) Hava soğuk. It's warm. (its VORM) Hava ılık. It's cool. (its KUUL) Hava serin.
Soru kalıbı A2’de neredeyse tek ve yeterlidir: What's the weather like? (vots dı VE-dır layk) Hava nasıl? Cevapta iki sıfatı and (end) ile bağlayabilirsin: It's sunny and warm. Güneşli ve ılık. Yağmur ve kar için iki doğru yol vardır. Sıfat yolu: It's rainy. Yağmurlu. Fiil yolu: It's raining. (its REY-ning) Yağmur yağıyor. Aynı çift kar için de geçerlidir: It's snowy. ve It's snowing. (its SNOU-ing). A2’de derece sayısı, basınç veya meteoroloji terimleri beklenmez.
Dünya genelinde bu ünite önce resim, sonra gerçek pencere veya hava uygulaması ile öğretilir; çünkü herkes aynı gökyüzünü görür ve konuşacak ortak bir konu bulur. Günlük hayatta kısa mesaj It's raining. I'm at home. Yağmur yağıyor. Evdeyim. gibi durur. nice (nays) güzel sözcüğü de çok işe yarar: The weather is nice today. (dı VE-dır iz nays tı-DEY) Bugün hava güzel. Olumsuz için It's not (its nat) yeter: It's not cold. Hava soğuk değil.
Örnek
Mini konuşma: What's the weather like today? Bugün hava nasıl? It's cloudy and cool. Bulutlu ve serin. Is it windy? (iz it VİN-di) Rüzgarlı mı? Yes, it's very windy. Evet, çok rüzgarlı. very (VE-ri) çok anlamını katar ve A2’de güvenle kullanılır.
Dört mevsimi adlandırmak ve tipik havayı söylemek
İkinci can-do hedefi: Dört mevsimi adlandırır ve her birinde havanın nasıl olduğunu basit cümlelerle söylerim. Sözcükler şunlardır: spring (SPRİNG) ilkbahar, summer (SA-mır) yaz, autumn (O-tım) sonbahar, winter (VİN-tır) kış. Ders kitaplarında ve MEB metinlerinde çoğunlukla İngiliz İngilizcesindeki autumn görülür; Amerikan İngilizcesinde aynı mevsim fall (FOL) diye de geçer. Cümle içinde mevsim adları küçük harfle yazılır: I like summer. Yazı severim. Zaman ifadesi A2’de in (in) ile kurulur: in spring, in summer, in autumn, in winter. at spring veya on winter denmez.
Tipik hava cümleleri somut ve kısa tutulur. In spring it's often rainy and warm. İlkbaharda hava sık sık yağmurlu ve ılıktır. often (OF-ın) sık sık demektir. In summer it's hot and sunny. Yazın hava sıcak ve güneşlidir. In autumn it's windy and cool. Sonbaharda rüzgarlı ve serindir. In winter it's cold and snowy. Kışın soğuk ve karlıdır. Beğeniyi I like (ay layk) ve I don't like (ay dount layk) ile bağlarız: I like spring because it's warm. İlkbaharı severim çünkü hava ılıktır. because (bi-KOZ) çünkü, A2’nin en yararlı bağlacıdır.
Sık karışıklık şudur: mevsim bir zaman dilimidir, hava ise o andaki durumdur. Summer yaz mevsimidir; It's hot ise bugünkü havadır. Yazın da yağmur yağabilir: It's summer, but it's rainy today. Yaz ama bugün yağmurlu. but (bat) ama demektir. Günlük hayatta aile büyükleri I love summer. (ay lav SA-mır) Yazı çok severim der; love beğeniyi güçlendirir ve A2 sözcüğüdür. Bir sonraki adım henüz iklim tartışması değildir; önce dört ad ve dört tipik hava cümlesi sağlam yerleşmelidir.
Örnek
Kısa metin: My favourite season is autumn. In autumn it's cool and windy. I don't like winter because it's very cold. En sevdiğim mevsim sonbahardır. Sonbaharda hava serin ve rüzgarlıdır. Kışı sevmem çünkü hava çok soğuktur. favourite (FEY-vı-rit) en sevilen demektir.
Açık hava etkinliklerini adlandırmak
Üçüncü can-do hedefi: Sevdiğim açık hava etkinliklerini basit sözcük ve kalıplarla söyleyebilirim. A2 listesi kısa ve gerçektir: go for a walk (gou for ı VOK) yürüyüşe çıkmak, have a picnic (hev ı PİK-nik) piknik yapmak, play football (pley FUT-bol) futbol oynamak, ride a bike (rayd ı BAYK) bisiklete binmek, swim (SVİM) yüzmek, ski (SKİİ) kayak yapmak, fly a kite (flay ı KAYT) uçurtma uçurmak, go camping (gou KEM-ping) kampa gitmek. play basketball (pley BAS-kit-bol) basketbol oynamak ve take photos (teyk FOU-touz) fotoğraf çekmek de aynı düzeydedir. Top oyunlarında play (pley), yürüyüş ve kampta çoğu zaman go (gou) kullanılır.
Beğeni kalıbı I like + -ing çok işe yarar ve A2’nin içindedir: I like swimming. Yüzmeyi severim. I like riding a bike. Bisiklete binmeyi severim. Olumsuz: I don't like skiing. Kayak yapmayı sevmem. Yetenek için I can (ay ken) ve I can't (ay kant) yeter: I can swim, but I can't ski. Yüzebilirim ama kayak yapamam. Somut bir okul sahnesi düşün: teneffüste arkadaşın Let's play football. (lets pley FUT-bol) Hadi futbol oynayalım der. Let's hadi, birlikte öneri içindir ve A2 diyaloglarının kalbidir.
Dünyada bu sözcükler resimli kart, pantomim ve gerçek bahçe etkinliğiyle öğretilir; çünkü hareket görünür olunca sözcük yapışır. Türkçeden bire bir çeviri tuzağına düşmemek gerekir: piknik için go to picnic denmez, doğal olan have a picnic veya go on a picnic (gou on ı PİK-nik) şeklidir. Yürüyüşte de go walk eksik kalır; tam kalıp go for a walk olur. Bu küçük farklar cümleyi öğrenci dilinden günlük dile taşır.
Örnek
Örnek cümle seti: I like having a picnic in the park. Parkta piknik yapmayı severim. We play football after school. Okuldan sonra futbol oynarız. She can't ride a bike. O bisiklete binemiyor. Let's go for a walk. Hadi yürüyüşe çıkalım.
Havaya göre etkinlik seçmek
Dördüncü can-do hedefi: Hava durumuna bakıp uygun etkinliği söyleyebilirim. En temiz bağ when (ven) ve because iledir. When it's sunny, I ride my bike. Hava güneşliyken bisiklete binerim. When it's rainy, I stay at home. (stay at houm) Yağmurluyken evde kalırım. We have a picnic because it's warm. Piknik yaparız çünkü hava ılık. Olumsuz olanak can't ile çok doğaldır: We can't fly a kite because it's not windy. Uçurtma uçuramayız çünkü hava rüzgarlı değil. Parkta gözlem tam bu eşleştirmeyi öğretir: güneş varsa yürüyüş ve piknik, rüzgar varsa uçurtma, kar varsa kayak hayali.
Mevsimle etkinliği de aynı sade dille bağlarız. In summer we can swim in the sea. (in dı Sİİ) Yazın denizde yüzebiliriz. In winter children play in the snow. Kışın çocuklar karda oynar. In autumn we go for a walk in the park. Sonbaharda parkta yürüyüşe çıkarız. In spring we fly a kite. İlkbaharda uçurtma uçururuz. Bu cümleler dünya çapında ders kitaplarında resim altı yazısı olarak durur; amaç uzun paragraf değil, doğru eşleştirmedir. A2 öğrencisi henüz uzun tahmin metni yazmaz; bir hava, bir etkinlik, bir gerekçe yeter.
Günlük hayattaki yerini bir cumartesi sabahı gösterir. Anne What's the weather like? der. Çocuk pencereye bakar: It's sunny and hot. Sonra plan netleşir: We can have a picnic. Piknik yapabiliriz. Hava değişirse cümle de değişir: It's cloudy. We can go for a walk, but we can't swim. Bulutlu. Yürüyüşe çıkabiliriz ama yüzemeyiz. Böylece kelime listesi gerçek bir karar cümlesine dönüşür. Sık yanlış anlama şudur: her yaz günü yüzülmez, her kış günü kayak yapılmaz; cümleye today (tı-DEY) bugün veya sometimes (SAM-taymz) bazen eklemek gerçeğe yaklaştırır.
Örnek
Eşleştirme örneği: Hava It's snowy and cold. Karlı ve soğuk. Uygun cümle: We can ski, but we can't have a picnic. Kayak yapabiliriz ama piknik yapamayız. İkinci durum: It's sunny. Let's ride our bikes in the park. Güneşli. Hadi parkta bisiklete binelim.
Havaya bakarak basit plan kurmak
Beşinci can-do hedefi: Yarın veya hafta sonu için havaya uygun, kısa bir plan söyleyebilirim. A2’nin plan kalıbı I'm going to ... (aym GOU-ing tu) şeklindedir. Tomorrow I'm going to play football. (tı-MO-rou) Yarın futbol oynayacağım. At the weekend we're going to have a picnic. (at dı VİK-end) Hafta sonu piknik yapacağız. Öneri için yine Let's kullanılır: Let's go to the park tomorrow. Yarın hadi parka gidelim. Engel belirtmek A2’de çok gerçektir: We can't go out because it's raining. (gou aut) Dışarı çıkamayız çünkü yağmur yağıyor. Grup etkinliğinde öğrenciler tam bunu yapar: hava kartı çeker, plan söyler, gerekçe ekler.
Kısa diyalog, kelime listesinden daha kalıcıdır çünkü soru ve cevap birlikte yürür. Birinci öğrenci: What's the weather like tomorrow? Yarın hava nasıl? İkinci: It's going to be sunny. (its GOU-ing tu bi SAN-ni) Güneşli olacak. Birinci: Great! Let's have a picnic. (greyt) Harika! Hadi piknik yapalım. İkinci: OK. I'm going to take some photos. Tamam. Biraz fotoğraf çekeceğim. some (sam) biraz/birkaç, A2’de yeterlidir. Olumsuz plan da aynı kalıptadır: I'm not going to swim. It's too cold. (tuu KOULD) Yüzmeyeceğim. Hava çok soğuk. too burada “aşırı, fazla” anlamındadır.
Dünyada bu basamak “hava tahmini + plan” diye öğretilir; amaç meteorolog olmak değil, arkadaşla anlaşmaktır. Gerçek hayatta bu diyalogun yeri WhatsApp grubu ve teneffüs sırasıdır. See you at the park at three. (sii yu at dı park at trii) Saat üçte parkta görüşürüz gibi saat eklemek A2’nin içindedir ama zorunlu değildir. Unutulmaması gereken sınır şudur: uzun if cümleleri ve ayrıntılı tahmin metinleri bir sonraki düzeyin işidir. Bu sınıfta üç parça yeter: hava, plan, gerekçe.
Örnek
Tam diyalog: A: What's the weather like at the weekend? Hafta sonu hava nasıl? B: It's going to be warm and sunny. Ilık ve güneşli olacak. A: Let's go camping. Hadi kampa gidelim. B: Sorry, I can't. I'm going to visit my grandma. (SO-ri ... VI-zit may GREND-ma) Üzgünüm, gelemem. Anneannemi ziyaret edeceğim. A: OK. We can go for a walk on Sunday. Tamam. Pazar günü yürüyüşe çıkabiliriz.
Türkçe konuşanların sık düştüğü tuzaklar
Altıncı can-do hedefi: Kendi cümlemin doğru kalıpta olup olmadığını fark ederim. Türkçede “Hava yağmur” veya “Yağmur var” demek doğaldır; İngilizcede isim tek başına yetmez. Yanlış: It's rain. Doğru: It's raining. veya It's rainy. Aynı biçimde Weather is hot eksik kalır; doğal olan It's hot. veya The weather is hot. şeklidir. Mevsimde in unutulursa cümle yalpalar: in winter doğru, at winter yanlış. Etkinlikte fiil seçimi de tuzaktır. Türkçe “pikniğe gitmek” demek go to picnic üretmesin; doğru kalıp have a picnic veya go on a picnic olur. Yürüyüşte go for a walk tamdır.
Beğeni cümlesinde fiil yalın bırakılırsa A2 hatası doğar. Yanlış: I like swim. Doğru: I like swimming. veya I like to swim. Sporlarda play ve go karışır: futbol ve basketbol ile play football, kayak ve kamp ile go skiing, go camping. make sport Türkçedeki “spor yapmak”ın bire bir kopyasıdır ve doğal değildir; do sport veya somut play football tercih edilir. Plan kalıbında da ek fiil yığılmamalıdır. Yanlış: I will going to park. Doğru: I'm going to the park. veya I'll go to the park. the parkın önünde çoğu zaman gerekir.
Sınıfta resmi gösterip konuşurken bu tuzakları yüksek sesle düzeltmek utanılacak bir şey değil, öğrenmenin parçasıdır. Öğretmen “tekrar et” demek yerine doğru modeli yan yana koyar: senin cümlen, hedef cümle. Telaffuzda üç nokta özellikle Türkçe konuşanları zorlar. weather içindeki th dil ucu dişlerin arasına değerek çıkar; vedır değil, VE-dır ye yaklaşır. cloudy (KLAU-di) içindeki ou “ao” gibi açılır. walk (VOK) içindeki l çoğu ağızda duyulmaz gibi kalır. Küçük bir kontrol listesi yeter: hava cümlesinde It's var mı, mevsimde in var mı, etkinlikte doğru fiil var mı, planda going to bozulmamış mı?
Örnek
Düzeltme örneği. Öğrenci: Tomorrow I go picnic because weather sun. Düzeltme: Tomorrow I'm going to have a picnic because it's sunny. Yarın piknik yapacağım çünkü hava güneşli. İkinci düzeltme. Öğrenci: I like play football in the winter. Daha doğal: I like playing football, but in winter I stay at home. Futbol oynamayı severim ama kışın evde kalırım.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: It's rain. / It's snow. gibi isimle hava cümlesi kurmak Doğrusu: Hava cümlesinde ya sıfat kullanılır: It's rainy. It's snowy. ya da fiilin -ing hali kullanılır: It's raining. It's snowing.
- Yanlış: I go to picnic. / go walk. diye bire bir çeviri yapmak Doğrusu: Doğal kalıplar have a picnic veya go on a picnic ve go for a walk şeklindedir. Fiil ve edat birlikte ezberlenir.
- Yanlış: I like swim. ve I will going to play football. Doğrusu: Beğenide I like swimming veya I like to swim denir. Planda I'm going to play football veya I'll play football yeter; iki yardımcı fiil üst üste binmez.
- Yanlış: at summer / on winter ve Weather is hot demek Doğrusu: Mevsimlerle in spring, in summer, in autumn, in winter kullanılır. Hava için It's hot veya The weather is hot doğaldır.
- Yanlış: Her yaz günü yüzülür, her kış günü kayak yapılır sanmak Doğrusu: Mevsim genel eğilimdir, bugünün havası ayrıdır. It's summer, but it's rainy today. gibi but ile gerçek durum söylenir.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, kabaca B1’de, öğrenci yalnızca bugünü değil dünü ve tahmini de bağlar: Yesterday it was cold. If it rains, we'll stay at home. Sıcaklık dereceyle girer ve hava metinleri birkaç cümlelik tahmin paragrafına uzar. should ile öneri (You should take a coat.) şimdiden A2 kenarındadır ama gerekçeli öğüt ve iklim-hava ayrımı sonraki yılda güçlenir. O zaman amaç kart okumak değil, kısa bir plan metnini gerekçesiyle yazmak olacaktır.
Özet
A2’de hava It's + sıfat, mevsim in spring gibi dört ad ve açık hava etkinlikleri go, play, have fiilleriyle konuşulur. Plan I'm going to ve Let's ile kurulur; because havayı etkinliğe bağlar. Türkçeden gelen It's rain ve go to picnic türü kopyalar düzeltilince cümle gerçek hayattaki kısa mesaja döner.