QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Günlük konuşma: Plan yapma ve davet etme diyaloğu

Yabancı Diller · İngilizce A2 · Planlar ve hava durumu
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Arkadaşlarla basit plan kurmak, nazikçe davet etmek ve hava durumuna göre karar değiştirmek, A2 İngilizcesinin günlük konuşma kalbidir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Plan konuşmak neden her yerde aynı işe yarar

Masanın etrafındaki öğrenciler hangi planı konuşuyor olabilir?

İnsanlar buluşmayı sözle ayarlar; bu, dil sınıflarında dünyanın birçok ülkesinde A2 düzeyinin temel 'yapabilirim' hedeflerinden biridir. Öğrenci basit bir plan önerebilir, saati ve yeri söyleyebilir, davete evet veya hayır diyebilir. Masa başında harita, telefon ve not gören bir grup, aslında şunu çalışır: ne zaman, nerede, kimle, hava nasıl. Aynı sahne Türkiye'de de, İngiltere'de de, herhangi bir ortaöğretim sınıfında da görülür çünkü plan konuşmak ders konusu değil, hayatın kendisidir.

Günlük hayatta plan üç yerde çıkar: okul sonrası, hafta sonu ve kısa tatil. Davet ise planı paylaşmaktır; tek başına karar yetmez, karşı tarafın da takvimi vardır. Kısa bir açılış yeter: Let's make a plan for Saturday. (lets meyk ı plen for setırdey) Cumartesi için bir plan yapalım. Karşı taraf çoğu zaman şunu sorar: OK. What do you want to do? (oke. vat du yu vant tu du) Tamam. Ne yapmak istiyorsun? Bu iki cümle A2'nin kapısını açar; gerisi yer, saat ve hava ile dolar.

Dünyada bu konu sıkça rol oynama ile öğretilir: biri davet eder, öteki takvimine bakar, üçüncü kişi hava raporunu söyler. Amaç ezber liste değil, kısa bir konuşmayı başlatıp bitirmektir. Öğrenci şunu hedefleyebilir: arkadaşımla bu hafta sonu için basit bir plan yapabilirim ve onu nazikçe davet edebilirim.

Örnek

Masada üç arkadaş. Ece: What do you want to do this weekend? (vat du yu vant tu du dis vikend) Bu hafta sonu ne yapmak istiyorsun? Ali: I want to go to Istanbul. (ay vant tu go tu istanbul) İstanbul'a gitmek istiyorum. Mert: Good idea. Let's look at the map. (gud aydia. lets luk et dı mep) İyi fikir. Haritaya bakalım.

Plan kalıpları: gideceğiz, buluşuyoruz, hadi

Kafedeki öğrenciler planı hangi cümlelerle netleştiriyor olabilir?

A2'de gelecek planı için üç sade yol vardır ve üçü de günlük konuşmada yeter. Birincisi be going to (bi going tu): niyet ve karar. I am going to visit my aunt. (ay em going tu vizit may ant) Teyzemi ziyaret edeceğim. We are going to take the bus. (vi ar going tu teyk dı bas) Otobüse bineceğiz. Türkçedeki 'yapacağım' çoğu zaman buraya denk gelir; her şeye will (vil) demek A2'de plan konuşmasını yapay gösterir. İkincisi şimdiki zamanın gelecek düzen için kullanımıdır: saat ve yer kilitlenmişse I am meeting my friends at five. (ay em miting may frendz et fayv) Arkadaşlarımla saat beşte buluşuyorum.

Üçüncü yol kısa öneridir. Let's (lets) artı yalın fiil: Let's go to the cafe. (lets go tu dı kafe) Kafeye gidelim. Shall we (şel vi) daha çok Britanya İngilizcesinde soru gibi durur: Shall we meet at the park? (şel vi mit et dı park) Parkta buluşalım mı? Saat sorusu da A2'dir: What time? (vat taym) Saat kaçta? Cevap kısa olur: At three o'clock. (et triı o klok) Saat üçte. Yer için at the cafe (et dı kafe), in the park (in dı park), at home (et hom) yeter; karmaşık yol tarifi B1'e kalır.

Kafede oturan öğrenciler tam bu üç kalıbı sırayla dener. Biri niyetini söyler, öteki saati kilitler, üçüncü 'hadi' der. Telaffuzde going to günlük konuşmada sıkça gonna (gana) gibi duyulur ama A2 yazısında going to kalır. Let's içindeki us düşer; 'lets' tek hecedir, 'let us' diye hecelemek konuşmayı yavaşlatır.

Örnek

Ayşe: I am going to go to Izmir next Saturday. (ay em going tu go tu izmir nekst setırdey) Gelecek cumartesi İzmir'e gideceğim. Can: Nice! Shall we go together? (nays! şel vi go tugedır) Güzel! Birlikte gidelim mi? Ayşe: Yes. I am meeting my cousin at the station at nine. (yes. ay em miting may kazın et dı steyşın et nayn) Evet. Kuzenimle saat dokuzda istasyonda buluşuyorum. Can: OK. Let's take the train. (oke. lets teyk dı treyn) Tamam. Trene binelim.

Davet etmek, kabul etmek, nazikçe hayır demek

Oturma odasındaki arkadaşlar birbirlerini nereye davet ediyor olabilir?

Davet, planı karşı tarafa uzatmaktır. A2'de en işe yarar nazik kalıp Would you like to (vud yu layk tu) artı yalın fiildir. Would you like to come to my house? (vud yu layk tu kam tu may haus) Evime gelir misin? Would you like to go to the cinema? (vud yu layk tu go tu dı sinıma) Sinemaya gitmek ister misin? Biraz daha günlük olanı Do you want to (du yu vant tu) aynı işi görür ama biraz daha doğrudan durur: Do you want to play football? (du yu vant tu pley futbol) Futbol oynamak ister misin? How about (hav ıbaut) artı -ing ise öneridir: How about going to a museum? (hav ıbaut going tu ı müzıım) Müzeye gitmeye ne dersin?

Kabul cümleleri kısa ve sıcak tutulur. Yes, I'd love to. (yes, ayd lav tu) Evet, çok isterim. That sounds great. (det saundz greyt) Kulağa harika geliyor. Yes, let's. (yes, lets) Evet, hadi. Reddetmek A2'de de nazik olmalıdır; çıplak No kırıcı durabilir. Kalıp şudur: üzüntü artı gerekçe. I'd love to, but I am busy. (ayd lav tu, bat ay em bizi) Çok isterim ama meşgulüm. Sorry, I can't. I am going to visit my grandparents. (sori, ay kent. ay em going tu vizit may grendperınts) Üzgünüm, gelemem. Dedemle ninemi ziyaret edeceğim. Maybe another day. (meybi ınadır dey) Belki başka gün. Oturma odasında çay içen bir grup tam bunu yapar: biri evine çağırır, öteki takvimine bakar, üçüncü başka bir gün önerir.

Telaffuz ipucu: would you bitişik duyulur, 'vud yu' veya daha hızlı 'vucu' gibi. I'd içindeki I would tek heceye iner, 'ayd'. can't Britanya'da 'kant'a yakın, birçok sınıfta 'kent' diye de öğretilir; önemli olan 'can' ile karışmamasıdır. Öğrenci şunu yapabilir: birini evine, parka veya sinemaya davet eder; evet veya gerekçeli hayır alır.

Örnek

Ege: Would you like to come to my house on Sunday? (vud yu layk tu kam tu may haus on sandey) Pazar günü evime gelir misin? Lara: I'd love to, but I am going to study. (ayd lav tu, bat ay em going tu stadi) Çok isterim ama ders çalışacağım. Ege: How about Saturday afternoon? (hav ıbaut setırdey aftırnun) Cumartesi öğleden sonraya ne dersin? Lara: That sounds great. What time? (det saundz greyt. vat taym) Kulağa harika geliyor. Saat kaçta? Ege: At four o'clock. See you! (et for o klok. si yu) Saat dörtte. Görüşürüz!

Hava durumu planı nasıl değiştirir

Parktaki plan yağmur veya güneş yüzünden nasıl değişir?

Plan konuşması hava cümlesi olmadan yarım kalır çünkü piknik, park, sahil ve maç gökyüzüne bağlıdır. A2 sorusu sadedir: What's the weather like? (vats dı vedır layk) Hava nasıl? Cevaplar kısa tutulur: It's sunny. (its sani) Hava güneşli. It's rainy. (its reyni) Hava yağmurlu. It's cloudy. (its klaudi) Hava bulutlu. It's windy. (its vindi) Hava rüzgarlı. It's cold. (its kold) Hava soğuk. It's hot. (its hot) Hava sıcak. It's snowing. (its snowing) Kar yağıyor. Gelecek için yine going to yeter: It's going to rain tomorrow. (its going tu reyn tumorou) Yarın yağmur yağacak. Parkta oturan öğrenciler telefonlarındaki hava uygulamasına bakıp tam bunu söyler.

Basit bağlaç A2'de yeter: If it's sunny, we can go to the park. (if its sani, vi ken go tu dı park) Hava güneşliyse parka gidebiliriz. If it's rainy, let's go to the cinema. (if its reyni, lets go tu dı sinıma) Hava yağmurluysa sinemaya gidelim. We can (vi ken) burada 'yapabiliriz' anlamındadır, izin veya imkân. Planı değiştirmek de bir konuşma işidir: Oh no. It's going to be cold. (o no. its going tu bi kold) Hay aksi. Hava soğuk olacak. Let's stay at home and watch a film. (lets stey et hom end voç ı film) Evde kalıp film izleyelim. Böylece davet iptal edilmez, yer değişir; bu, gerçek hayatta kırgınlık yerine çözüm üretir.

Sık duyulan kısa hava diyalogu şöyledir. Is it going to be sunny at the weekend? (iz it going tu bi sani et dı vikend) Hafta sonu hava güneşli olacak mı? I don't know. Let's look at the weather. (ay dont no. lets luk et dı vedır) Bilmiyorum. Havaya bakalım. Öğrenci şunu yapabilir: hava raporuna göre park, kafe veya ev seçeneklerinden birini önerir ve arkadaşını yeni plana davet eder.

Örnek

Deniz: Would you like to have a picnic in the park? (vud yu layk tu hev ı piknik in dı park) Parkta piknik yapmak ister misin? Selin: Yes, I'd love to. What's the weather like on Sunday? (yes, ayd lav tu. vats dı vedır layk on sandey) Evet, çok isterim. Pazar günü hava nasıl? Deniz: It's going to rain. (its going tu reyn) Yağmur yağacak. Selin: Oh. How about the cafe then? (o. hav ıbaut dı kafe den) Of. O zaman kafeye ne dersin? Deniz: Good idea. Let's meet at two. (gud aydia. lets mit et tu) İyi fikir. Saat ikide buluşalım.

Seyahat ve buluşma: başı sonu olan kısa diyalog

Çimenlikte oturan öğrenciler gezi için saat ve yeri nasıl kilitliyor?

Bir konuşma davetle açılır, planla orta karar verir, saat ve yerle kapanır. Çimenlikte oturan bir grup tam bir mini seyahat tasarlar: nereye, nasıl, kaçta, hava uygun mu. Gerekli sözcükler A2 sınırındadır: train (treyn) tren, bus (bas) otobüs, station (steyşın) istasyon, ticket (tikit) bilet, hotel (hotel) otel, beach (biç) plaj, museum (müzıım) müze, tomorrow (tumorou) yarın, next week (nekst vik) gelecek hafta, this weekend (dis vikend) bu hafta sonu. Fiiller de sadedir: go, come, meet, visit, take, stay. Uzun paragraf değil, kısa tur yeter.

Kapanış cümleleri konuşmayı gerçek hayata bağlar. See you on Saturday. (si yu on setırdey) Cumartesi görüşürüz. Don't be late. (dont bi leyt) Geç kalma. Text me. (tekst mi) Bana yaz. Have a nice trip! (hev ı nays trip) İyi yolculuklar! Bir kişi gelemeyince grup dağılmaz: Sorry, I can't come. Have a good time! (sori, ay kent kam. hev ı gud taym) Üzgünüm, gelemem. İyi eğlenceler! Bu son cümle nazik reddin arkadaşlığı bozmadığını gösterir. Öğrenci şunu yapabilir: iki veya üç kişilik kısa bir gezi için davet eder, ulaşımı söyler, hava kötüyse yedek plan önerir ve konuşmayı 'görüşürüz' ile bitirir.

Dünyada bu diyalog sıkça 'bilgi boşluğu' oyunuyla çalışılır: bir öğrencinin kartında hava güneşli, ötekinde yağmurlu yazar; ikisi konuşarak ortak plan bulmak zorundadır. Amaç doğru kelimeyi ezberlemek değil, karşı tarafın cevabına göre cümleyi değiştirmektir. Çimenlik, kafe, salon veya sınıf fark etmez; aynı dört adım işler: davet, hava, karar, saat.

Örnek

Kaan: Would you like to go to Antalya next weekend? (vud yu layk tu go tu antalya nekst vikend) Gelecek hafta sonu Antalya'ya gitmek ister misin? Elif: I'd love to. How can we go? (ayd lav tu. hav ken vi go) Çok isterim. Nasıl gidebiliriz? Kaan: We can take the bus. I am going to buy the tickets tomorrow. (vi ken teyk dı bas. ay em going tu bay dı tikits tumorou) Otobüse binebiliriz. Yarın biletleri alacağım. Elif: What's the weather like? (vats dı vedır layk) Hava nasıl? Kaan: It's going to be hot and sunny. (its going tu bi hot end sani) Hava sıcak ve güneşli olacak. Elif: Great! Let's go to the beach. (greyt! lets go tu dı biç) Harika! Plaja gidelim. Kaan: OK. See you at the station at eight. (oke. si yu et dı steyşın et eyt) Tamam. Saat sekizde istasyonda görüşürüz.

Telaffuz, ritim ve sınıfta nasıl çalışılır

Plan ve davet cümleleri yazıda kolay, konuşmada bitişik durur. Would you like to dört sözcük gibi görünür ama ağızda 'vud yu layk tu' akar; you çoğu zaman zayıf 'yu' olur, 'yuı' diye uzatılmaz. going to 'going tu' kalır, 'goying tuo' olmaz. What time 'vat taym', this weekend 'dis vikend', at the 'et dı' diye ince bağlanır. Öğrenci her yeni kalıbı önce yavaş, sonra normal hızda iki kez sesli okur; sonra partnerine bakarak, kâğıda bakmadan söyler. A2'de hedef kusursuz aksan değil, anlaşılır ve nazik bir ritimdir.

Sınıfta işe yarayan yol şudur: önce tek kalıp, sonra mini diyalog, sonra hava kartı ile plan değiştirme. Çiftler roller değiştirir; davet eden kişi bir tur sonra reddeden olur. Öğretmen uzun dilbilgisi dersi yerine üç soru asar: Ne yapmak istiyorsun? Hava nasıl? Saat kaçta buluşuyoruz? Bu üç soru dünyadaki birçok A2 kitabında aynı işlevi görür çünkü gerçek hayatta da konuşma bu üç düğümle yürür. Evde çalışma için öğrenci kendi hafta sonunu İngilizce üç cümleyle yazabilir: niyet, davet, yedek plan.

Bir sonraki adım bu derste zorlanmamalıdır; şimdilik will ile tahmin, going to ile niyet, şimdiki zaman ile kilitli randevu ayrımı yeter. Öğrenci şunu yapabilir: kâğıda bakmadan bir arkadaşını parka, kafeye veya kısa bir geziye davet eder, hava kötüyse başka yer önerir, kabul veya nazik red alır ve saati söyler.

Örnek

Mini ritim çalışması. Yavaş: Would you like to go to the park? Normal: aynı cümle tek nefeste. Cevap çifti: Yes, I'd love to. / Sorry, I can't. It's going to rain. (sori, ay kent. its going tu reyn) Üzgünüm, gelemem. Yağmur yağacak. Sonra saat: Let's meet at three at the cafe. (lets mit et triı et dı kafe) Saat üçte kafede buluşalım.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Her gelecek planına I will demek, çünkü Türkçede 'yapacağım' tek kalıptır. Doğrusu: Karar ve niyet için A2'de be going to kullanılır. Saat ve yeri kilitli buluşmada şimdiki zaman yeter: I am meeting Ali at five.
  • Yanlış: How about to go veya Let's to go demek. Doğrusu: How about artı -ing ister: How about going. Let's artı yalın fiil ister: Let's go. to eklenmez.
  • Yanlış: Would you like go veya Türkçe 'gelir misin'i Do you come? diye çevirmek. Doğrusu: Davette to unutulmaz: Would you like to come? 'Gelir misin'in doğal karşılığı çoğu zaman budur, Do you come? değildir.
  • Yanlış: Hava için The weather is rain veya It is rain demek. Doğrusu: Sıfat veya fiil seçilir: It's rainy veya It's raining. Gelecek için It's going to rain denir.
  • Yanlış: Reddederken yalnız No deyip gerekçe vermemek. Doğrusu: A2'de nazik red üzüntü artı nedendir: I'd love to, but I am busy veya Sorry, I can't.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, B1'de, öğrenci aynı plan konuşmasına deneyim ve gerekçe katar. Have you ever been to ile geçmiş gezi sorulur, Why don't we ve daha uzun nazik redler eklenir. Hava ve plan birleşince birinci koşul cümleleri uzar; tahmine will, niyete going to ayrımı netleşir. Şimdilik A2'nin kısa daveti, kısa kabulü ve hava yüzünden değişen yedek planı yeter; merdiven basamağı atlanmaz.

Özet

A2'de plan; going to, kilitli randevu ve Let's ile kurulur. Davet Would you like to ile gider, kabul sıcak, red gerekçelidir. Hava cümlesi planı park, kafe veya ev arasında seçtirir ve konuşma saat ile kapanır.

Örnek sorular

1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi bir davet cümlesidir?
  1. Would you like to come to the cinema?
  2. I have two brothers.
  3. My favorite color is blue.
  4. She is reading a book.
Cevabı göster
Doğru cevap: Would you like to come to the cinema?
"Would you like to come to the cinema?" bir davet cümlesidir. Diğer seçenekler bilgi vermektedir.
2. Bir arkadaşınız size "Do you want to go for a walk?" dedi. Hangisi daveti kabul etme cevabıdır?
  1. Yes, I'd love to.
  2. No, I can't swim.
  3. I have a cat.
  4. It's sunny today.
Cevabı göster
Doğru cevap: Yes, I'd love to.
"Yes, I'd love to." daveti kabul etme ifadesidir. Diğerleri uygun cevap değildir.
3. "Let's meet ______ Saturday." Cümlesinde boşluğa ne gelmelidir?
  1. on
  2. in
  3. at
  4. by
Cevabı göster
Doğru cevap: on
Günlerle birlikte 'on' kullanılır: on Saturday.
4. Aşağıdaki cevaplardan hangisi bir daveti kibarca reddeder?
  1. I'm sorry, I can't.
  2. Yes, that sounds great.
  3. Sure, let's go!
  4. Of course, I'd love to.
Cevabı göster
Doğru cevap: I'm sorry, I can't.
"I'm sorry, I can't." daveti kibarca reddeder. Diğerleri kabul ifadesidir.
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir yerde buluşma planı yapar?
  1. Let's meet at the park at 5 o'clock.
  2. I like apples.
  3. She is my friend.
  4. It is raining.
Cevabı göster
Doğru cevap: Let's meet at the park at 5 o'clock.
"Let's meet at the park at 5 o'clock." buluşma planı yapar. Diğer cümleler bilgi verir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Kelime: Hava durumu, mevsimler ve açık hava etkinlikleriOkuma-dinleme: Hava durumu bülteni ›