Kendi günlük rutinini A1 İngilizcesiyle yazmak ve anlatmak, geniş zaman, saat ve sıra sözcükleriyle hayatı kısa, doğru cümlelerle görünür kılmaktır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Ne yapabilirim? Can-do hedefi ve rutinin yeri
CEFR A1 can-do hedefin açıktır: Kısa ve basit cümlelerle kendi günümü anlatabilirim. Yani I can talk about my daily routine. (Günlük rutinim hakkında konuşabilirim.) ve I can write a short text about my day. (Günüm hakkında kısa bir metin yazabilirim.) Bu derste yeni bir zaman kipi yığılmaz; bildiğin geniş zaman, saatler ve then / after that bir metinde birleşir.
Dünyada konu çoğu zaman resim dizisi, saat kadranı ve öğretmenin kendi günüyle öğretilir. Öğretmen tahtaya sabah, öğle, akşam grafiği çizer; sen aynı iskeleti kendi hayatına uygularsın. Günlük iş listesi, dil öğretiminde uzun süredir ilk kişisel metin türüdür çünkü herkesin bir sabahı vardır ve cümleler yüksek sesle tekrar edilebilir.
Yanlış hedef şudur: Onlarca cümleyi ezberleyip sınıfta okumak. Doğru hedef, kendi saatini söylemek, doğru fiili seçmek ve işleri sıraya koymaktır. Grafikteki kutular senin metninin iskeletidir: önce uyanmak, sonra hazırlanmak, sonra okula gitmek. Telaffuz: daily routine ≈ dey-li ru-tin; in the morning ≈ in dı mor-nin.
Örnek
Öğretmen sorar: What do you do in the morning? (Sabahleyin ne yaparsın?) Sen: I wake up at seven. Then I wash my face. (Saat yedide uyanırım. Sonra yüzümü yıkarım.) Telaffuz: What do you do ≈ vot du yu du; wake up ≈ veyk ap.
Sabah rutinini anlatma: uyanmak, kalkmak, hazırlanmak
Sabah anlatmanın iskeleti üç iştir: uyanmak, yataktan kalkmak, hazırlanmak. wake up uyanmaktır; get up yataktan kalkmaktır. Türkçede ikisini tek fiille söyleyebilirsin; İngilizcede A1'de ikisi ayrıdır. Sonra I wash my face. (Yüzümü yıkarım.) I brush my teeth. (Dişlerimi fırçalarım.) I get dressed. (Giyinirim.) Telaffuz: get up ≈ get ap; wash ≈ voş; teeth ≈ tiis; dressed ≈ drest.
Sıra sözcükleri metni tutar: first (önce), then (sonra), after that (ondan sonra). Saat A1'de at seven o'clock (saat yedide) yeter. I her zaman büyük yazılır. Olumlu cümlede do konmaz: I wake up doğru, I do wake up bu düzeyde gereksizdir. Olumsuzda I don't wake up at five. (Saat beşte uyanmam.)
Sınıfta resme bakarak arkadaşının sabahını dinlemek de can-do'dur: I can understand a short talk about a morning. (Kısa bir sabah anlatımını anlayabilirim.) Konuşurken her cümleyi ayrı söyle; uzun cümle zinciri A1'in işi değildir. Bir somut olay: Ege tahtada kendi saat yedisini anlatır, Zeynep aynı kalıpla kendi saat altısını söyler. Kalıp aynıdır, saat ve kişi değişir.
Örnek
Kısa diyalog: A: What time do you wake up? (Saat kaçta uyanırsın?) B: I wake up at seven o'clock. (Saat yedide uyanırım.) A: What do you do then? (Sonra ne yaparsın?) B: I get up and I brush my teeth. (Kalkarım ve dişlerimi fırçalarım.) Telaffuz: o'clock ≈ ı-klok; then ≈ zen.
Kahvaltıyı anlatmak: have, eat, drink
Kahvaltı cümlesinin kalbi fiildir. Türkçe 'kahvaltı yaparım' der; İngilizce A1'de I have breakfast. (Kahvaltı yaparım / ederim.) I breakfast yanlış bir kalıptır. Yiyeceği tek tek saymak istersen I eat bread and cheese. (Ekmek ve peynir yerim.) İçmek ayrıdır: I drink tea. (Çay içerim.) I drink milk. (Süt içerim.) Telaffuz: breakfast ≈ brek-fıst; eat ≈ iit; drink ≈ drink; cheese ≈ çiiz.
Hazırlamak ile yemek farklıdır. I make tea. (Çay demlerim / hazırlarım.) I have breakfast at half past seven. (Kahvaltıyı yedi buçukta yaparım.) Saat half past seven A1'de yaygındır; telaffuz ≈ half past se-vın. Elleri yıkamak da kısa bir halkadır: First I wash my hands. (Önce ellerimi yıkarım.) Bu cümle hem hijyen hem sıra öğretir.
Sınıfta öğretmen resmi gösterince senin işin resmi ezberlemek değil, resimdeki işi kendi evine taşımaktır. Peynir yoksa I eat bread and eggs. (Ekmek ve yumurta yerim.) demen yeter. A1 sözcükleri: bread (ekmek), egg (yumurta), tea (çay), milk (süt), water (su), cheese (peynir). Yeni ve uzun yemek adları bu tekrarın işi değildir.
Örnek
Model: I have breakfast at seven o'clock. I eat bread and cheese. I drink tea. (Kahvaltıyı saat yedide yaparım. Ekmek ve peynir yerim. Çay içerim.) Yanlış: I breakfast at seven. Doğru kalıp her zaman have breakfast.
Kahvaltı sürecini yazma: first, then, after that, finally
Yazmak, konuşmanın yavaş çekimidir. A1 metinde her iş bir cümledir. Sıra sözcükleri cümlelerin başına gelir: First I wash my hands. (Önce ellerimi yıkarım.) Then I make tea. (Sonra çay hazırlarım.) After that I eat bread. (Ondan sonra ekmek yerim.) Finally I drink tea. (Son olarak çay içerim.) finally ≈ fay-nı-li. Nokta her cümleden sonra konur; virgülle on işi tek cümleye sıkıştırmak A1'de bozar.
Bağlaç olarak and iki kısa işi birleştirebilir: I eat bread and I drink tea. Çünkü ve uzun gerekçe cümleleri bu düzeyin dışındadır. Metin üç-altı cümle olabilir; on beş cümlelik kompozisyon beklenmez. Öğretmenin 'yaz' dediği şey çoğu zaman bu kısa zincirdir. Somut olay: Deftere önce saat yazılır, sonra fiiller sıraya dizilir, en sonda yüksek sesle okunur. Böylece yazma ile anlatma aynı metinde birleşir.
Sık bir yazma hatası, Türkçe söz dizimini olduğu gibi aktarmaktır: I every day have breakfast yerine I have breakfast every day. (Her gün kahvaltı yaparım.) Zaman ifadesi A1'de çoğu kez cümle sonuna gelir. in the morning (sabahleyin) de sona veya başa gelebilir: In the morning I have breakfast. İkisi de doğrudur; karışık yerleştirme yanlıştır.
Örnek
Kısa öğrenci metni: First I wash my hands. Then I make tea. After that I eat bread and cheese. Finally I drink tea. I have breakfast at half past seven. (Önce ellerimi yıkarım. Sonra çay hazırlarım. Ondan sonra ekmek ve peynir yerim. Son olarak çay içerim. Kahvaltıyı yedi buçukta yaparım.)
Akşam rutinini konuşma: yemek, ödev, uyku
Akşam da aynı geniş zamandır; yalnızca işler değişir. I have dinner. (Akşam yemeği yerim.) I do my homework. (Ödevimi yaparım.) I watch TV. (Televizyon izlerim.) I go to bed at ten o'clock. (Saat onda yatarım.) Uyumak ile yatağa gitmek karışmasın: go to bed yatağa gitmektir; I sleep at ten A1'de istenen kalıp değildir. Telaffuz: dinner ≈ dinır; homework ≈ hom-vörk; watch ≈ voç; go to bed ≈ gou tu bed.
Okuldan sonra ev yolu da rutindir: I go home at three o'clock. (Saat üçte eve giderim.) Dikkat: I go home doğru, I go to home yanlıştır. Okul için ise to gerekir: I go to school. (Okula giderim.) Bu iki kalıp Türkçe kaynaklı en sık tuzaklardandır çünkü Türkçede 'eve / okula' aynı eki alır. in the evening ≈ in di iiv-ning (akşamleyin).
Konuşma tekrarı çiftler halinde yapılır. Biri sorar, biri kendi saatini söyler; sonra yer değişir. Can-do: I can ask and answer simple questions about the evening. (Akşam hakkında basit soru sorabilir ve yanıtlayabilirim.) Soru kalıpları A1'de sınırlıdır: What do you do in the evening? What time do you go to bed? Do you watch TV? Evet-hayırda Yes, I do. / No, I don't. yeter.
Örnek
Diyalog: A: What do you do in the evening? (Akşamleyin ne yaparsın?) B: I have dinner and I do my homework. (Akşam yemeği yerim ve ödevimi yaparım.) A: What time do you go to bed? (Saat kaçta yatarsın?) B: I usually go to bed at ten o'clock. (Genellikle saat onda yatarım.) usually ≈ yuu-ju-ı-li.
Tüm günü yazma, sıklık sözcükleri ve Türkçe tuzaklar
Sabah, kahvaltı ve akşam tek metinde birleşince günlük rutin tamamlanır. Sıklık sözcükleri A1'de dörttür: always (her zaman), usually (genellikle), sometimes (bazen), never (hiçbir zaman). Yerleri fiilden öncedir: I always wake up at seven. I never go to bed at twelve. never ile olumsuz don't birlikte kullanılmaz. Telaffuz: always ≈ ol-veyz; sometimes ≈ sam-taymz; never ≈ nevır.
Üçüncü tekil kişi bu tekrarın sınırındadır ama A1'dedir: She wakes up at seven. He goes to school. -s unutulursa cümle bozulur. Kendi metninde önce I ile yaz; sonra aynı metni he / she ile değiştirerek sesli oku. does soruda görünür: What time does she get up? (O saat kaçta kalkar?) Telaffuz: does ≈ daz; goes ≈ gouz; watches ≈ vo-çiz.
Türkçe kaynaklı tuzakları bilinçli tekrar et. Geniş zaman rutinde I wake up der; I am wake up ya da her gün için sürekli şimdiki zaman karıştırmak yanlıştır. have breakfast, go home, go to school, go to bed kalıp olarak ezberlenir, sözcük sözcük çevrilmez. Yazını bitirince üç kontrol yap: büyük I, fiilde doğru hali, saatlerden önce at.
Örnek
Tam gün modeli: I usually wake up at seven o'clock. I get up and I wash my face. I brush my teeth. I get dressed. I have breakfast at half past seven. I go to school at eight. I have lunch at twelve. I go home at three. I do my homework. I have dinner at seven. I watch TV. I go to bed at ten. (Genellikle saat yedide uyanırım. Kalkar ve yüzümü yıkarım. Dişlerimi fırçalarım. Giyinirim. Kahvaltıyı yedi buçukta yaparım. Saati sekizde okula giderim. Öğle yemeğini on ikide yerim. Saat üçte eve giderim. Ödevimi yaparım. Akşam yemeğini yedide yerim. Televizyon izlerim. Saati onda yatarım.)
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I am wake up at seven. veya her gün için sürekli şimdiki zaman kullanmak. Doğrusu: Rutin geniş zamandır: I wake up at seven. am buraya girmez.
- Yanlış: I breakfast / I go to home / I go school diye sözcük sözcük çevirmek. Doğrusu: Kalıplar sabittir: I have breakfast. I go home. I go to school.
- Yanlış: He wake up / She go to bed diyerek üçüncü tekil -s'i unutmak. Doğrusu: He wakes up. She goes to bed. watch fiilinde She watches TV.
- Yanlış: I sleep at ten ile yatağa gidişi söylemek; I every day wake up diye zamanı ortaya sıkıştırmak. Doğrusu: I go to bed at ten. Zaman çoğu kez sonda: I wake up every day.
- Yanlış: I never don't watch TV diye never ile don't yığmak. Doğrusu: never zaten olumsuzdur: I never watch TV.
Bir adım ileri
Bir sonraki basamakta, A2'de aynı rutin dün için Past Simple ile anlatılır: Yesterday I woke up at seven. Hafta içi ile hafta sonu karşılaştırılır, How often ile sıklık netleşir. Başkasının günü daha uzun sorulur; because gibi kısa gerekçe girer. Saatler çeyrek ve dakika ile incelir. Bu dersteki I metni o zaman iskelet olarak kalır; üzerine dün, sıklık ve başkasının hayatı biner.
Özet
A1'de günlük rutin, geniş zaman, saat ve sıra sözcükleriyle kendi gününü kısa cümlelerle yazıp anlatmaktır. Sabah, kahvaltı ve akşam aynı kalıbın üç sahnesidir; have breakfast, go home, go to bed sözcük sözcük çevrilmez. Can-do budur: soruyu anlamak, kendi saatini söylemek ve üç-altı cümlelik doğru bir metin bırakmak.