QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Uygulama: Eskiden ve şimdi karşılaştırması yapma

Yabancı Diller · Fransızca A2 · Günlük Yaşam ve Geçmiş Alışkanlıklar
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Eskiden ve şimdi karşılaştırması, A2 Fransızcasında geçmiş alışkanlıkları imparfait ile bugünkü alışkanlıkları présent ile yan yana koyarak kendi yaşamını anlatma becerisidir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Aynı yere iki gözle bakmak

Resimde aynı yerin geçmişi ile bugünü arasında hangi farkları görüyorsun?

CEFR A2 can-do hedefi şudur: geçmişteki günlük alışkanlıklarını ve bir yerin nasıl değiştiğini kısa, anlaşılır cümlelerle anlatabilirsin. Dünyada bu konu çoğu dil okulunda présent oturduktan hemen sonra gelir; öğrenci önce şimdi ne yaptığını bilir, sonra aynı fiili geçmişe taşır. Karşılaştırma ezber liste değil, iki sahneyi yan yana koyup konuşma işidir. Fransa, Belçika ve Kanada sınıflarında da 'aynı sokak, iki zaman' fotoğrafı klasik bir başlangıçtır.

Günlük hayatta bu beceri bir sokak, bir okul bahçesi veya bir mutfak masası üzerinden doğar. Sen de kendi mahalleni düşün: eskiden bahçede mi oynardın, şimdi parkta mı yürüyorsun? Zaman sözcüklerini erken tak: avant (avan) eskiden, autrefois (o-trö-fua) geçmişte, à l'époque (a le-pok) o dönemde, maintenant (men-tö-nan) şimdi, aujourd'hui (o-jur-düi) bugün, il y a dix ans (il i a dis an) on yıl önce. Bu sözcükler cümlenin iskeletidir.

Örnek

Kısa diyalog. Ali: C'était comment ici avant ? (se-te kom-an isi avan?) Burası eskiden nasıldı? Ece: Avant, il y avait un petit parc. Maintenant, il y a un centre commercial. (avan, il i ave ön pö-ti park. men-tö-nan, il i a ön santr ko-mer-si-yal.) Eskiden küçük bir park vardı. Şimdi bir alışveriş merkezi var. Ali: Tu jouais ici ? (tü ju-ve isi?) Burada oynar mıydın? Ece: Oui, je jouais avec mes amis tous les après-midi. (vi, jö ju-ve a-vek me za-mi tu lez ap-re-mi-di.) Evet, her öğleden sonra arkadaşlarımla oynardım.

İki zaman, iki kip: kalıplar ve imparfait

Öğrenciler defterlerinde geçmiş ve şimdiki alışkanlıkları hangi kalıplarla yan yana yazıyor?

A2'de geçmiş alışkanlık için temel kip imparfait, bugünkü alışkanlık için présent'tır. Imparfait'yi şöyle kurarsın: fiilin nous gövdesini al, sonra kişi eklerini ekle: -ais (e), -ais (e), -ait (e), -ions (i-yon), -iez (i-ye), -aient (e). Örnek: jouer → nous jouons → je jouais (jö ju-ve). habiter → j'habitais (ja-bi-te). Sık fiiller ezber: j'étais (je-te) ben ... idim, j'avais (ja-ve) benim ... vardı, j'allais (ja-le) giderdim, je faisais (jö fö-ze) yapardım, je regardais (jö rö-gar-de) izlerdim.

Karşılaştırma cümlesinin iskeleti neredeyse her zaman aynıdır: Avant, je + imparfait. Maintenant, je + présent. Alışkanlık sıklığını da ekle: toujours (tu-jur) her zaman, souvent (su-van) sık sık, tous les jours (tu le jur) her gün, le week-end (lö vik-end) hafta sonu, jamais (ja-me) hiç. Miktar karşılaştırması A2'de yeter: plus ... que (plü ... kö) daha çok ... den, moins ... que (muen ... kö) daha az ... den, aussi ... que (o-si ... kö) kadar. Defterine iki sütun aç: sol avant, sağ maintenant; her satıra aynı fiilin iki zamanını yaz.

Örnek

Çözümlü örnek. Görev: 'Eskiden her gün yürürdüm, şimdi otobüse biniyorum.' 1) Yürümek: marcher → imparfait je marchais (jö mar-şe). 2) Binmek: prendre le bus → présent je prends le bus (jö pran lö büs). 3) Zaman sözcüklerini koy. Sonuç: Avant, je marchais tous les jours. Maintenant, je prends le bus. (avan, jö mar-şe tu le jur. men-tö-nan, jö pran lö büs.) İkinci cümle: Je marche moins qu'avant. (jö marş muen kavan.) Eskisine göre daha az yürüyorum.

Sofra değişti: yemek alışkanlıkları

Eski aile yemeği fotoğrafı ile bugünkü sipariş yemeği arasında hangi alışkanlık farklarını görüyorsun?

Yemek, geçmiş-şimdi karşılaştırmasının en somut alanıdır çünkü herkesin evinde bir 'eskiden sofrada, şimdi ekranda' sahnesi vardır. A2 sözcükleriyle kal: cuisiner (kü-i-zi-ne) yemek yapmak, manger en famille (man-je an fa-miy) ailece yemek, à la maison (a la me-zon) evde, commander (ko-man-de) sipariş vermek, une pizza (ün pi-za), un plat (ön pla) yemek. Geçmişte tekrarlanan sahne imparfait ister: On mangeait à table. (on man-je a tabl) Masada yerdik. Bugün için présent yeter: On commande souvent des plats. (on ko-mand su-van de pla) Sık sık yemek sipariş ediyoruz.

Dünyada dil kitapları bu konuyu 'aile ritüeli' üzerinden işler; çünkü yemek hem kültür hem dilbilgisidir. Türkiye'de de akşam yemeği saati, televizyonun açık olup olmadığı, herkesin aynı saatte oturup oturmadığı konuşulur. Abartılı tarih uydurma: sadece kendi gözünü kullan. 'Herkes eskiden evde pişirirdi' demek yanlış olur; 'benim evimde' veya 'biz' demek doğrudur. Kişi seç: je kendi alışkanlığın, on (on) genel 'biz / insanlar', ma famille (ma fa-miy) ailene özel.

Örnek

Somut metin. Leyla: Autrefois, ma grand-mère cuisinait tous les soirs. On mangeait ensemble à 19 heures. (o-trö-fua, ma gran-mer kü-i-zi-ne tu le suar. on man-je an-sabl a diz-nöf-ör.) Eskiden büyükannem her akşam yemek yapardı. Saat 19'da birlikte yerdik. Aujourd'hui, mes parents travaillent tard. On commande une pizza le vendredi. (o-jur-düi, me pa-ran tra-vay tar. on ko-mand ün pi-za lö van-drö-di.) Bugün annem babam geç çalışıyor. Cuma günü pizza sipariş ediyoruz. Je cuisine moins qu'avant, mais je mange plus de fruits maintenant. (jö kü-i-zin muen kavan, me jö manj plü dö früi men-tö-nan.) Eskisine göre daha az yemek yapıyorum ama şimdi daha çok meyve yiyorum.

Pazardan ekrana: alışveriş alışkanlıkları

1990'lardaki pazar yeri ile günümüz market uygulaması yan yana durunca alışveriş nasıl değişmiş görünüyor?

Alışveriş cümleleri A2'de kısa tutulur: faire les courses (fer le kurs) alışveriş yapmak, le marché (lö mar-şe) pazar, le supermarché (lö sü-per-mar-şe) süpermarket, payer (pe-ye) ödemek, en liquide (an li-kid) nakit, avec une carte (a-vek ün kart) kartla. Geçmiş sahne: Avant, on allait au marché le samedi matin. (avan, on a-le o mar-şe lö sam-di ma-ten) Eskiden cumartesi sabahı pazara giderdik. Bugün: Maintenant, je fais les courses sur mon téléphone. (men-tö-nan, jö fe le kurs sür mon te-le-fon) Şimdi alışverişi telefonumdan yapıyorum. Fiil aynı işi anlatır, kip değişir.

Bu konu sınıflarda sıkça 'nesne + yer + zaman' üçlüsüyle öğretilir. Pazarda sebze kokusu, tartı, pazarlık; ekranda liste, tıklama, kurye. Dil açısından önemli olan teknoloji tarihi ezberlemek değil, iki alışkanlığı dürüstçe ayırmaktır. Il y a trente ans (il i a trant an) otuz yıl önce gibi ifadeler A2'de yeter; kesin yıl uydurma. Karşılaştırmayı kişiselleştir: sen pazara hâlâ gidiyor olabilirsin. O zaman cümle şöyle olur: J'allais au marché avec ma mère. Aujourd'hui, j'y vais parfois, mais je commande aussi en ligne. (ja-le o mar-şe a-vek ma mer. o-jur-düi, ji ve par-fua, me jö ko-mand o-si an lin.) Hem geçmiş hem şimdi doğru kalır.

Örnek

Kısa diyalog. Ece: Tu faisais les courses avec qui ? (tü fö-ze le kurs a-vek ki?) Alışverişi kimle yapardın? Ali: J'allais au marché avec mon père. Il payait en liquide. (ja-le o mar-şe a-vek mon per. il pe-ye an li-kid.) Babamla pazara giderdim. Nakit öderdi. Ece: Et maintenant ? (e men-tö-nan?) Ya şimdi? Ali: Maintenant, je fais la liste sur une application. C'est plus rapide qu'avant. (men-tö-nan, jö fe la list sür ün ap-li-ka-si-yon. se plü ra-pid kavan.) Şimdi listeyi bir uygulamada yapıyorum. Eskisinden daha hızlı.

Alo'dan ekrana: iletişim alışkanlıkları

Eski sabit telefon ile bugünkü akıllı telefon yan yana durunca konuşma alışkanlığın nasıl değişmiş?

İletişim, öğrencilerin en çok konuşmak istediği alandır çünkü fark gözle görülür. A2 sözlüğü: un téléphone fixe (ön te-le-fon fiks) sabit telefon, un téléphone portable (ön te-le-fon por-tabl) cep telefonu, appeler (a-ple) aramak, écrire un message (e-krir ön me-saj) ileti yazmak, envoyer (an-vua-ye) göndermek, discuter (dis-kü-te) sohbet etmek. Geçmiş alışkanlık: Avant, j'appelais mes amis de la maison. (avan, ja-ple me za-mi dö la me-zon) Eskiden arkadaşlarımı evden arardım. Bugün: Maintenant, j'envoie des messages toute la journée. (men-tö-nan, jan-vua de me-saj tut la jur-ne) Şimdi gün boyu ileti gönderiyorum.

Dikkat: 'eskiden hiç yazmıyorduk' gibi mutlak cümleler hem dil hem gerçeklik olarak zayıftır. A2'de nüans için souvent, parfois (par-fua) bazen, rarement (rar-man) seyrek yeter. Karşılaştırma sıfatı da işe yarar: plus facile (plü fa-sil) daha kolay, plus rapide (plü ra-pid) daha hızlı, moins cher (muen şer) daha ucuz, plus bruyant (plü brü-i-yan) daha gürültülü. İletişim cümlesinde nesneyi unutma: kimi arıyordun, kime yazıyorsun? mes amis, ma famille, mon professeur (mon pro-fe-sör) somutluk katar.

Örnek

Somut paragraf. À l'époque, il y avait un téléphone fixe dans le salon. J'appelais mes cousins le dimanche. (a le-pok, il i ave ön te-le-fon fiks dan lö sa-lon. ja-ple me ku-zen lö di-manş.) O dönemde salonda bir sabit telefon vardı. Kuzenlerimi pazar günü arardım. Aujourd'hui, j'ai un téléphone portable. Je parle moins au téléphone, mais j'écris plus de messages qu'avant. (o-jur-düi, je ön te-le-fon por-tabl. jö parl muen o te-le-fon, me je-kri plü dö me-saj kavan.) Bugün cep telefonum var. Telefonda daha az konuşuyorum ama eskisine göre daha çok ileti yazıyorum. C'est pratique, mais je vois moins mes amis en vrai. (se pra-tik, me jö vua muen me za-mi an vre.) Pratik ama arkadaşlarımı gerçekte daha az görüyorum.

Türkçe kaynaktan gelen tuzaklar ve kendi cümlen

Türkçe 'yapardım / yapıyorum' çifti kulağa kolay gelir; Fransızca ise kipi değiştirir. En sık tuzak: alışkanlık için passé composé kullanmak. J'ai joué au football tous les jours bir alışkanlık değil, tamamlanmış bir olay gibi durur. Alışkanlıkta doğru kip imparfait'dir: Je jouais au football tous les jours. (jö ju-ve o fut-bol tu le jur) İkinci tuzak: eskiden sözcüğünü ancien veya vieux ile karşılamak. ancien 'eski / önceki' sıfatıdır, zaman zarfı değildir. Zaman için avant, autrefois, à l'époque kullan. Üçüncü tuzak: plus deyip que unutmak. Je lis plus qu'avant (jö li plü kavan) doğrudur; je lis plus avant eksiktir.

Dördüncü tuzak: Türkçe kişi zamirini her cümleye zorla koymak. Fransızcada fiil eki kişiyi zaten taşır; je yeter, 'ben ben' tekrarı olmaz. Beşinci tuzak: on ile nous karıştırmak. A2 konuşmasında on + üçüncü tekil çok doğaldır: On mangeait ensemble. Resmî yazıda nous mangions (nu man-ji-yon) da doğrudur; ikisini aynı cümlede karıştırma. Kendi uygulaman için üç adım yeter: 1) bir alışkanlık seç, 2) sol sütuna imparfait, sağa présent yaz, 3) bir zaman sözcüğü ve bir sıklık ekle. Sonra sesli oku; -ais ekini Türkçe 'e' gibi, burundan şişirmeden bitir.

Örnek

Düzeltme örneği. Yanlış düşünce: 'Ben eskiden çok TV izledim, şimdi daha çok kitap.' Yanlış cümle: J'ai regardé la télé beaucoup, maintenant plus livre. Doğrusu adım adım: izlemek regarder la télé; alışkanlık je regardais; bugün je lis; karşılaştırma plus ... que. Sonuç: Avant, je regardais beaucoup la télé. Maintenant, je lis plus qu'avant. (avan, jö rö-gar-de bo-ku la te-le. men-tö-nan, jö li plü kavan.) İkinci doğru seçenek: Je lis plus de livres maintenant. (jö li plü dö livr men-tö-nan.) Şimdi daha çok kitap okuyorum.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Geçmişteki her cümleyi passé composé ile kurmak, çünkü 'geçmiş = -di'li geçmiş' sanmak. Doğrusu: Tekrarlanan alışkanlık ve geçmişteki durum imparfait ister. Passé composé belirli, bitmiş bir olayı anlatır. Her gün oynardıysan je jouais dersin, dün bir maç oynadıysan j'ai joué.
  • Yanlış: eskiden sözcüğünü ancien veya vieux ile çevirmek. Doğrusu: ancien ve vieux sıfattır (eski bina, eski arkadaş). Zaman zarfı olarak avant, autrefois veya à l'époque kullan.
  • Yanlış: Je suis plus sportif avant gibi hem kip hem karşılaştırma ekini eksik bırakmak. Doğrusu: Şimdiki durum présent ister ve plus çoğu kez que ile tamamlanır: Je suis plus sportif qu'avant. (jö süi plü spor-tif kavan.)
  • Yanlış: Türkçedeki 'yapardım'ı présent ile söyleyip cümlenin başına sadece avant koymak. Doğrusu: Avant tek başına kipi düzeltmez. Fiil imparfait olmalıdır: Avant, j'habitais à Ankara. (avan, ja-bi-te a an-ka-ra) Eskiden Ankara'da otururdum.

Bir adım ileri

Bir sonraki basamakta, A2+'tan B1'e geçerken aynı karşılaştırmaya passé composé karışır: alışkanlık imparfait, araya giren tek olay passé composé. Je regardais la télé quand le téléphone a sonné. gibi cümleler gelir. B1'de depuis, ça fait ... que ve neden-sonuç (parce que, alors) ile değişimin gerekçesini de anlatırsın. Metinler uzar: bir mahallenin değişimini kısa paragraf halinde yazmak, dinlediğin bir tanıklığı özetlemek DELF B1'in kapısıdır. Şimdilik hedef kısa, doğru ve kişisel iki cümledir; karmaşık zamanları acele etme.

Özet

Eskiden ve şimdi karşılaştırması A2'de imparfait ile présent'ı zaman sözcükleriyle yan yana getirme işidir. Yemek, alışveriş ve iletişim gibi somut sahneler, kalıbı ezber değil konuşma haline getirir. Türkçeden gelen passé composé ve ancien tuzaklarını ayıklarsan, kendi hayatını kısa diyaloglarla anlatabilirsin.

Örnek sorular

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Eskiden televizyon yoktu.' anlamına gelir?
  1. Avant, il n’y avait pas de télévision.
  2. Maintenant, il y a une télévision.
  3. Avant, il y avait une télévision.
  4. Maintenant, il n’y a pas de télévision.
Cevabı göster
Doğru cevap: Avant, il n’y avait pas de télévision.
'Avant, il n’y avait pas de télévision.' cümlesi 'Eskiden televizyon yoktu.' anlamına gelir.
2. Aşağıdaki görselde eski bir bisiklet ve modern bir araba var. Hangisi doğru bir karşılaştırmadır?
  1. Avant, on utilisait des vélos. Maintenant, on utilise des voitures.
  2. Avant, on utilisait des voitures. Maintenant, on utilise des vélos.
  3. Avant, il y avait des avions. Maintenant, il y a des vélos.
  4. Avant, il y avait des trains. Maintenant, il y a des bateaux.
Cevabı göster
Doğru cevap: Avant, on utilisait des vélos. Maintenant, on utilise des voitures.
Görselde eski bisiklet ve modern araba olduğu için doğru karşılaştırma ilk seçenektir.
3. Aşağıdakilerden hangisi 'Eskiden insanlar mektup yazardı, şimdi e-posta gönderiyorlar.' anlamına gelir?
  1. Avant, les gens écrivaient des lettres, maintenant ils envoient des e-mails.
  2. Avant, les gens envoyaient des e-mails, maintenant ils écrivent des lettres.
  3. Avant, les gens téléphonaient, maintenant ils écrivent des lettres.
  4. Avant, les gens envoyaient des messages, maintenant ils écrivent des lettres.
Cevabı göster
Doğru cevap: Avant, les gens écrivaient des lettres, maintenant ils envoient des e-mails.
Bu cümle, geçmişte mektup yazıldığını, şimdi ise e-posta gönderildiğini ifade eder.
4. Aşağıdaki görselde biri kitap okuyan, diğeri tablet kullanan iki çocuk var. Hangisi doğru bir karşılaştırmadır?
  1. Avant, les enfants lisaient des livres. Maintenant, ils utilisent des tablettes.
  2. Avant, les enfants utilisaient des tablettes. Maintenant, ils lisent des livres.
  3. Avant, les enfants jouaient au football. Maintenant, ils lisent des livres.
  4. Avant, les enfants regardaient la télévision. Maintenant, ils jouent dehors.
Cevabı göster
Doğru cevap: Avant, les enfants lisaient des livres. Maintenant, ils utilisent des tablettes.
Görselde kitap okuyan ve tablet kullanan çocuklar olduğu için doğru karşılaştırma ilk seçenektir.
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Eskiden insanlar pazara giderdi, şimdi alışveriş merkezine gidiyorlar.' anlamına gelir?
  1. Avant, les gens allaient au marché, maintenant ils vont au centre commercial.
  2. Avant, les gens allaient au centre commercial, maintenant ils vont au marché.
  3. Avant, les gens faisaient du shopping en ligne, maintenant ils vont au marché.
  4. Avant, les gens allaient au supermarché, maintenant ils vont au marché.
Cevabı göster
Doğru cevap: Avant, les gens allaient au marché, maintenant ils vont au centre commercial.
Bu cümle, geçmişte pazara gidildiğini, şimdi ise alışveriş merkezine gidildiğini belirtir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Okuma-dinleme: Çocukluk anısı ve kısa sesli anlatı