QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Kelime: Çocukluk, alışkanlıklar ve günlük etkinlikler

Yabancı Diller · Fransızca A2 · Günlük Yaşam ve Geçmiş Alışkanlıklar
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Çocukluk anılarını ve o yıllardaki günlük alışkanlıkları Fransızcada imparfait ile sade cümlelerle anlatmak, A2 öğrencisine hem düzenli bir geçmiş zaman hem de gerçek sohbette işe yarayan kişisel bir hikâye kazandırır.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Anıya bakmak: çocukluk neden A2'nin kalbidir

Albümdeki eski fotoğraflara bakarak bu kişinin çocukluğunda neler yaptığını nasıl anlatırsın?

CEFR A2'de öğrenci şunu yapabilir: çocukluğunu ve geçmişteki alışkanlıklarını kısa, anlaşılır cümlelerle betimleyebilir; basit sorular sorup cevaplayabilir. Dünyanın birçok dil sınıfında bu konu, şimdiki zaman ve tek seferlik geçmişten sonra gelir; çünkü çocukluk hem duygusal olarak yakındır hem de tekrarlayan eylemler için biçilmiş kaftandır. Hedef roman yazmak değil, bir albüme bakıp üç dört dürüst cümle kurmaktır. Öğretmenin gösterdiği yetişkin albümü, dilin ezber listesinden çıkıp insana dönmesini sağlar.

Fransızcada çocukluk denince ilk kelime l'enfance gelir; telaffuzu anfans'tır. Anı için un souvenir (sövönir), fotoğraf albümü için un album photo (albom foto) kullanılır. Kapı cümlesi neredeyse her zaman şudur: Quand j'étais petit veya kızlar için Quand j'étais petite (Kan jete pöti / pötit). Bu kalıp, Türkçedeki küçükken ifadesinin en doğal karşılığıdır ve hemen ardından bir alışkanlık gelir. Yaş söylerken avoir fiilinin imparfait hali kullanılır: J'avais huit ans. (Jave üit an. Sekiz yaşındaydım.)

Sınıfta albüme bakmak, dinleme ve konuşmayı aynı anda çalıştırır. Öğrenci kendi fotoğrafına işaret edip C'est moi. (Se mua. Bu benim.) diyebilir, sonra bir ayrıntı ekler: J'étais avec mes cousins. (Jete avek me kuzin. Kuzenlerimleydim.) A2'de sayı, renk ve aile kelimeleri zaten bilinir; yeni olan, o resmi geçmişte tutmaktır. Böylece kelime listesi bir hikâyenin iskeleti olur, yığın olmaz.

Örnek

Somut sahne. Öğretmen albümü açar. Öğrenci: Qui est-ce ? (Ki es? Bu kim?) Arkadaş: C'est ma mère. Elle avait dix ans. Elle jouait dans le jardin. (Se ma mer. El ave diz an. El jue dan lö jardin. Annem. On yaşındaydı. Bahçede oynardı.)

Her gün, her pazar: imparfait ile alışkanlık

Tahtadaki şemada hangi çocukluk rutinlerini görüyorsun ve bunları hangi zamanla söylersin?

Fransızca A2'de geçmiş alışkanlıkların motoru imparfait'tir. Tek bir olay, örneğin dün bir kez top oynadım, daha önce öğrenilen passé composé ile anlatılır; oysa her yaz, her pazar, hep, sık sık gibi tekrarlayan resimler imparfait ister. Fiilin şimdiki zaman nous köküne -ais, -ais, -ait, -ions, -iez, -aient eklenir. jouer (jue) fiilinde sıra şöyledir: je jouais, tu jouais, il/elle jouait, nous jouions, vous jouiez, ils/elles jouaient. Telaffuz ipucu: je jouais yaklaşık jue; nous jouions ise nu juyon, buradaki i sesi duyulur. être ve avoir ezberlenir: j'étais (jete), j'avais (jave).

Zaman ifadeleri cümleyi A2 seviyesinde tutar ve anlamı kilitler: tous les jours (tu le jur, her gün), tous les dimanches (tu le dimanş, her pazar), le matin (lö maten, sabahları), souvent (suvan, sık sık), toujours (tujur, her zaman), d'habitude (dabitüd, genellikle), parfois (parfua, bazen), jamais (jame, hiçbir zaman). Örnek: Tous les dimanches, je faisais du vélo avec mon père. (Tu le dimanş, jö föze dü velo avek mon per. Her pazar babamla bisiklet sürerdim.) Tahtadaki basit çizimler tam da bu kalıba oturur: yataktan kalkış, kahvaltı, yol, oyun, akşam.

Günlük rutin fiilleri A2 dağarcığının içindedir. Kalkmak: je me levais (jö mö löve). Kahvaltı: je prenais le petit-déjeuner (jö pröne lö pöti dejöne). Okula gitmek: j'allais à l'école (jale a lekol). Ödev: je faisais mes devoirs (jö föze me devuar). Televizyon: je regardais la télé (jö rögarde la tele). Dönüşlü fiillerde me, te, se yerinde kalır; Türkçedeki kendi ekini ayrıca aramayın. Şemayı cümleye çevirmek, çizgiyi dile bağlamanın en somut yoludur.

Örnek

Kısa diyalog. A: Qu'est-ce que tu faisais le dimanche ? (Kes kö tü föze lö dimanş? Pazarları ne yapardın?) B: D'habitude, je jouais au foot avec mes copains. Après, on mangeait chez ma grand-mère. (Dabitüd, jö jue o fut avek me kopin. Apre, on manje şe ma granmer. Genellikle arkadaşlarımla futbol oynardım. Sonra büyükannemde yerdik.)

Çocukluğun kelimeleri: ev, oyun, okul, mutfak

Çocuk ve büyükannesi mutfakta ne yapıyor ve bu sahne hangi çocukluk alışkanlığını anlatıyor?

Kelime seçimi A2 sınırında kalır: ev, aile, oyun, okul ve basit mutfak. Büyükanne la grand-mère (granmer), büyükbaba le grand-père (granper), arkadaşlar les copains / les copines (kopin / kopin). Oyunlar: jouer au foot (jue o fut, futbol oynamak), jouer à cache-cache (jue a kaş kaş, saklambaç), faire du vélo (fer dü velo, bisiklet), dessiner (desine, resim çizmek), lire (lir, okumak). Okul: l'école (ekol), la récréation (rekreas yon, teneffüs), les devoirs (devuar, ödev). Bu listeler ezber yığını değil, bir sahneyi kurmak içindir.

Mutfak sahnesi çocukluk alışkanlığının klasik resmi dir. Faire des gâteaux veya faire des biscuits (fer de gato / fer de bisküi, kek veya kurabiye yapmak), aider ma grand-mère (ede ma granmer, büyükanneme yardım etmek), le goûter (gute, ikindi kahvaltısı / çocuk atıştırması) A2'de yeterlidir. Örnek cümle: Quand j'étais petite, je faisais des gâteaux avec ma grand-mère. (Kan jete pötit, jö föze de gato avek ma granmer. Küçükken büyükannemle kek yapardım.) On mangeait le goûter dans la cuisine. (On manje lö gute dan la küizin. İkindi kahvaltısını mutfakta yerdik.) Koku, gülüş ve tekrar bu cümlelerde gizlidir; süslü sıfat gerekmez.

Sık kullanılan fiil çerçeveleri şunlardır: je jouais à..., je regardais..., j'aimais... (jeme, severdim), je n'aimais pas... (jö neme pa, sevmezdim), on allait... (on ale, giderdik). Olumsuzluk A2'de ne ... pas ile kurulur ve imparfait'de de aynıdır: Je ne regardais pas la télé le soir. (Jö nö rögarde pa la tele lö suar. Akşam televizyon izlemezdim.) Türkçedeki -mazdım eki buraya bire bir oturur. Kelimeyi cümleye gömmek, listeyi ezberlemekten daha kalıcıdır.

Örnek

Metin örneği. Le mercredi, je n'avais pas école. J'allais chez ma grand-mère. On faisait des biscuits. Après, on buvait du chocolat chaud. (Lö merkrödi, jö nave pa ekol. Jale şe ma granmer. On föze de bisküi. Apre, on büve dü şokola şo. Çarşamba okulum olmazdı. Büyükanneme giderdim. Kurabiye yapardık. Sonra sıcak çikolata içer dik.)

Fotoğrafa bakıp anlatmak: kısa diyalog ve iskelet

Öğrenciler eski fotoğraflara bakarak geçmişi hangi zaman ve hangi sırayla anlatmalı?

Anı anlatmanın A2 iskeleti üç basamaktır: zaman, alışkanlık, küçük ayrıntı. Zaman: Quand j'étais petit, À l'école primaire (a lekol primèr, ilkokulda), En été (an ete, yazın). Alışkanlık: imparfait'li bir fiil. Ayrıntı: yer, kişi veya basit nesne. Örnek: Quand j'étais petit, je jouais dans la rue avec mes copains. C'était super. (Kan jete pöti, jö jue dan la rü avek me kopin. Sete süper. Küçükken sokakta arkadaşlarımla oynardım. Harikaydı.) C'était (sete) betimleme için çok işe yarar; A2'de uzun sıfat dizisi istenmez.

Sınıfta fotoğrafa bakmak, soru-cevap alışkanlığı doğurur. Yararlı sorular A2'dir: Tu avais quel âge ? (Tü ave kel aj? Kaç yaşındaydın?), Où est-ce que tu habitais ? (U es kö tü abite? Nerede otururdun?), Tu jouais à quoi ? (Tü jue a kua? Ne oynardın?), Tu aimais l'école ? (Tü eme lekol? Okulu sever miydin?). Cevaplar tam cümle olsun diye öğretmen model verir, öğrenci tekrarı kendi hayatına çevirir. Böylece dinleme, konuşma ve kişisel anlam aynı anda yürür.

Kısa diyalog ezberlenmez, iskelete oturtulur. Bir öğrenci fotoğrafı gösterir, diğeri sorar, bir üçüncü cümle ekler. Yanlış telaffuz olursa kelimeyi Türkçe harflerle fısıldamak yeter: rue rü, âge aj, habitais abite. Amaç kusursuz aksan değil, anlaşılır bir anıdır. Fotoğraf somut olduğu için öğrenci boşta kalmaz; gözünün önündeki resmi dile döker.

Örnek

Sınıf diyaloğu. A: C'est toi sur la photo ? (Se tua sür la foto? Fotoğraftaki sen misin?) B: Oui. J'avais six ans. Je lisais beaucoup. (Ui. Jave sis an. Jö lize boku. Evet. Altı yaşındaydım. Çok okurdum.) A: Tu lisais quels livres ? (Tü lize kel livr? Hangi kitapları okurdun?) B: Des bandes dessinées. J'adorais ça. (De band desine. Jadore sa. Çizgi roman. Bayılırdım.)

Dün ve bugün: alışkanlıkları karşılaştırmak

Öğrencinin etrafındaki çocukluk eşyaları bugünkü hayatından nasıl farklı?

A2'de geçmiş alışkanlığı anlatmak, çoğu zaman bugünle kıyaslayınca tamamlanır. Kalıp sadedir: Avant, je... (Avan, jö... Eskiden ...) ve Maintenant, je... (Mentnan, jö... Şimdi ...). Örnek: Avant, je jouais aux billes. Maintenant, je joue au basket. (Avan, jö jue o biy. Mentnan, jö ju o basket. Eskiden misket oynardım. Şimdi basket oynuyorum.) Çocukluk eşyaları (oyuncak, eski defter, küçük bisiklet) bu köprüyü görünür kılar. Öğrenci not tutarken önce geçmiş cümleyi, sonra şimdiki cümleyi yazar; böylece iki zaman karışmaz.

Karşılaştırma abartısız sıfatlarla yapılır: plus (plü, daha çok), moins (muan, daha az), comme avant (kom avan, eskisi gibi). Je dors moins maintenant. (Jö dor muan mentnan. Şimdi daha az uyuyorum.) Je lisais plus quand j'étais petit. (Jö lize plü kan jete pöti. Küçükken daha çok okurdum.) A2'de karmaşık karşılaştırma cümleleri gerekmez. Önemli olan, öğrencinin kendi gerçeğini iki zamana ayırmasıdır: o zaman her gün, şimdi bazen.

Not tutmak, konuşmayı yazıya bağlar. Öğrenci üç sütun açabilir: çocuklukta her gün, çocuklukta bazen, bugün. Her sütuna bir imparfait veya şimdiki zaman cümlesi düşer. Tous les soirs, je regardais un dessin animé. Maintenant, je fais mes devoirs le soir. (Tu le suar, jö rögarde en desin anime. Mentnan, jö fe me devuar lö suar. Her akşam çizgi film izlerdim. Şimdi akşam ödev yapıyorum.) Bu alıştırma hem kelimeyi hem can-do hedefini ölçer: geçmiş alışkanlığı anlatabilir ve bugünle sade biçimde bağlayabilirim.

Örnek

Karşılaştırma metni. Quand j'étais petit, j'avais beaucoup de jouets. Je jouais dans ma chambre. Maintenant, je n'ai plus ces jouets. Je sors avec mes amis. (Kan jete pöti, jave boku dö jue. Jö jue dan ma şambr. Mentnan, jö ne plü se jue. Jö sor avek me zami. Küçükken çok oyuncağım vardı. Odamda oynardım. Şimdi o oyuncaklar yok. Arkadaşlarımla dışarı çıkarım.)

Türkçe konuşanların sık düştüğü tuzaklar

Türkçede oynardım ile oynadım ayrımı vardır; birincisi alışkanlık, ikincisi tek seferlik olaydır. Fransızcada bu ayrım çoğunlukla imparfait ile passé composé'ye denk düşer. Türkçe kaynaklı en sık hata, alışkanlığı passé composé ile söylemektir: Quand j'étais petit, j'ai joué au foot tous les jours yerine doğru olan Quand j'étais petit, je jouais au foot tous les jours (Kan jete pöti, jö jue o fut tu le jur). Tous les jours gibi tekrar ifadesi görünce içgüdüyle imparfait seçin. Ters hata da olur: dün bir kez olan şeyi imparfait ile uzatmak. A2'de kural pratiktir: tekrar ve sahne imparfait, tek tamamlanmış olay passé composé.

İkinci tuzak, küçükkeni şimdiki zamanla çevirmektir: Quand je suis petit denmez; geçmişte kalmak için Quand j'étais petit / petite gerekir. Üçüncü tuzak cinsiyettir: erkek petit (pöti), kız petite (pötit); sıfat kişiye uyar. Dördüncü tuzak nous biçimidir: şimdiki nous jouons ile geçmiş nous jouions (nu juyon) karışır; i sesini bilinçli çıkarın. Beşinci tuzak zarf yeridir. Türkçe her gün futbol oynardım sırasını Fransızcaya yığınca cümle bozulur. Zaman ifadesi çoğu kez başa gelir: Tous les jours, je jouais au foot.

Altıncı tuzak jouer edatıdır: spor ve oyun için jouer à (jouer au foot, jouer aux cartes), çalgı için jouer de (jouer du piano). Türkçe tek oynamak fiili her şeyi örtünce edat unutulur. Yedinci tuzak yaştır: J'étais huit ans yanlış, J'avais huit ans doğrudur; yaşta avoir kullanılır. Bu hatalar utanç kaynağı değil, Türkçenin haritasıdır. Farkı bir kez duyunca cümle yerine oturur. Sınıfta kendi yanlış cümlenizi düzeltmek, kuralı ezberlemekten daha hızlıdır.

Örnek

Düzeltme. Yanlış: Quand je suis petit, j'ai regardé la télé tous les soirs. Doğru: Quand j'étais petit, je regardais la télé tous les soirs. (Kan jete pöti, jö rögarde la tele tu le suar. Küçükken her akşam televizyon izlerdim.)

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Her geçmiş cümleyi passé composé ile kurmak, çünkü geçmişte oldu diye düşünmek. Doğrusu: Tek, tamamlanmış olay passé composé ister; her pazar, her gün, genellikle gibi tekrarlayan alışkanlıklar imparfait ister.
  • Yanlış: Quand je suis petit veya Quand j'étais un petit demek. Doğrusu: Doğrusu Quand j'étais petit veya Quand j'étais petite kalıbıdır; un eklenmez ve fiil imparfait olur.
  • Yanlış: Yaş için j'étais huit ans demek. Doğrusu: Yaşta avoir kullanılır: J'avais huit ans. (Jave üit an.)
  • Yanlış: jouer fiiline edat eklememek veya sporla çalgıyı karıştırmak. Doğrusu: Oyun ve spor jouer à (jouer au foot), çalgı jouer de (jouer du piano) alır.
  • Yanlış: nous imparfait'ini nous jouons gibi söylemek. Doğrusu: Doğru biçim nous jouions (nu juyon) ve nous faisions (nu fözyon) gibi i sesinin duyulduğu hallerdir.

Bir adım ileri

Bir sonraki adımda, A2'nin sonu ve B1'de aynı hikâyede imparfait ile passé composé yan yana durur: imparfait sahneyi ve alışkanlığı kurar, passé composé bir olayı keser. Örneğin bahçede oynardık, birden yağmur başladı. Daha sonra plus-que-parfait, daha uzun anlatı, duygular ve neden-sonuç cümleleri gelir. Çocukluk konusu da genişler: okul sistemi, aile karşılaştırması, kısa okuma metinleri. Şimdilik iskeleti sağlam kurmak, o katmanları taşıyacak zemini döşer.

Özet

A2'de çocukluk, imparfait ile anlatılan alışkanlıkların en doğal ev sahibidir. Zaman ifadesi, sade fiil ve küçük bir ayrıntı yetir; albüm, mutfak ve eski oyuncaklar cümleyi hayata bağlar. Türkçedeki -ardı ile -dı ayrımını imparfait ve passé composé'ye taşıyınca hem hata azalır hem sohbet açılır.

Örnek sorular

1. Fransızca'da 'oyuncak bebek' hangi seçenekte doğru verilmiştir?
  1. la poupée
  2. le ballon
  3. le livre
  4. la voiture
Cevabı göster
Doğru cevap: la poupée
'La poupée' Fransızca'da 'oyuncak bebek' anlamına gelir. Diğer seçenekler farklı nesnelerdir.
2. 'Je me brosse les dents' ifadesi ne anlama gelir?
  1. Dişlerimi fırçalıyorum
  2. Yüzümü yıkıyorum
  3. Saçımı tarıyorum
  4. Ellerimi yıkıyorum
Cevabı göster
Doğru cevap: Dişlerimi fırçalıyorum
'Je me brosse les dents' ifadesi 'Dişlerimi fırçalıyorum' anlamındadır.
3. 'Toujours' kelimesinin Türkçe karşılığı nedir?
  1. Her zaman
  2. Bazen
  3. Asla
  4. Sık sık
Cevabı göster
Doğru cevap: Her zaman
'Toujours' kelimesi 'her zaman' anlamına gelir.
4. 'Je prends mon petit-déjeuner' cümlesinde kişi ne yapıyor?
  1. Kahvaltı yapıyor
  2. Okula gidiyor
  3. Yatıyor
  4. Oyun oynuyor
Cevabı göster
Doğru cevap: Kahvaltı yapıyor
'Prendre le petit-déjeuner' ifadesi 'kahvaltı yapmak' anlamına gelir.
5. 'À quelle heure tu te lèves?' sorusunun anlamı nedir?
  1. Saat kaçta kalkıyorsun?
  2. Ne zaman yemek yiyorsun?
  3. Nereye gidiyorsun?
  4. Kimle oynuyorsun?
Cevabı göster
Doğru cevap: Saat kaçta kalkıyorsun?
'À quelle heure tu te lèves?' ifadesi 'Saat kaçta kalkıyorsun?' anlamına gelir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Dil bilgisi: Geçmişte süreklilik (imparfait)Günlük konuşma: Geçmiş alışkanlıkları anlatma ›