QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Kelime: Yiyecekler, içecekler ve yemek siparişi

Yabancı Diller · Fransızca A2 · Yemek ve Restoran
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Basit bir menüyü okuyup nazikçe yiyecek ve içecek sipariş edebilmek, Fransızca A2 öğrencisinin gerçek hayatta en çok işine yarayan dil becerilerinden biridir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Can-do hedefi ve sofra kültürü

Masadaki yiyecek ve içeceklerden hangilerinin adını Fransızca söyleyebilirsin?

Bu ünitenin CEFR A2 can-do hedefleri şunlardır: Basit bir kafe veya restoran menüsünü anlayabilirsin. Ne yemek ve içmek istediğini nazikçe söyleyebilirsin. Fiyat veya içerik hakkında kısa soru sorabilirsin. Sevdiğin ve sevmediğin yiyecekleri belirtebilirsin. Dünyada bu konu çoğu dil sınıfında menü okuma ve rol oyunuyla öğretilir; sınıf bir kafeye döner, çiftler garson ve müşteri olur, çünkü sofra sahnesi her kültürde tekrarlanır.

Fransızca restaurant (restoran) sözcüğü restaurer (gücünü yerine getirmek) fiilinden gelir ve 18. yüzyıl Paris’inde güçlendirici yemek sunan yerlerle özdeşleşmiştir. 2010’da UNESCO, Fransız gastronomi sofrasını insanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine almıştır. Bu bilgi ezber için değil, menünün neden dil dersinin merkezinde durduğunu anlamak içindir. A2’de uzun tarif veya karmaşık şikayet beklenmez.

Günün öğün adları da A2 listesindedir: le petit-déjeuner (lö pöti dejöne) kahvaltı, le déjeuner (lö dejöne) öğle yemeği, le dîner (lö dine) akşam yemeği. Temel nazik kalıp şudur: Je voudrais artı yiyecek veya içecek, sonra s'il vous plaît. Örnek: Je voudrais une salade et de l'eau, s'il vous plaît. (Jö vudre ün salad e dö lo, sil vu ple.) Bir salata ve su isterim, lütfen. eau o gibi okunur; s'il vous plaît sil vu ple’dir.

Örnek

Somut sahne: Elif masadaki tabaklara bakıp sayar. Je vois du pain, du fromage et un jus d'orange. (Jö vua dü pen, dü fromaj e en jü doranj.) Ekmek, peynir ve bir portakal suyu görüyorum. Can-do kontrolü: Menüdeki üç satırı anladım mı, nazikçe sipariş verebildim mi, teşekkür edip hesabı isteyebilir miyim?

Yiyecekler: tabaktan mutfağa

Şefin hazırladığı salatayı ve suyu Fransızca hangi article ile söylersin?

Temel yiyecekler A2’de article ile öğrenilir; çünkü Fransızcada çıplak ad neredeyse hiç kullanılmaz. la salade (la salad) salata, l'eau (lo) su, le pain (lö pen) ekmek, le fromage (lö fromaj) peynir, la viande (la viyand) et, le poisson (lö puason) balık, le poulet (lö pule) tavuk, la soupe (la sup) çorba, les légumes (le legüm) sebzeler, les fruits (le früi) meyveler, le riz (lö ri) pirinç, les pâtes (le pat) makarna, un œuf (en öf) bir yumurta, le dessert (lö deser) tatlı, la glace (la glas) dondurma, les frites (le frit) patates kızartması. Cinsiyeti sözcükle birlikte ezberlemek, sonra cümle kurmayı kolaylaştırır.

Belirsiz miktar söylerken partitif article gerekir: erkek adda du, dişi adda de la, ünlüyle başlayanda de l', çoğulda des. Bu yüzden peynir istiyorum cümlesi Je voudrais du fromage. (Jö vudre dü fromaj.) olur. Salata için de la salade, su için de l'eau, meyve için des fruits denir. Article’siz Je voudrais fromage A2’de hatalı kabul edilir.

Beğenme kalıbı bu ünitenin bel kemiğidir. J'aime le poulet. (Jem lö pule.) Tavuğu severim. Je n'aime pas le poisson. (Jö nem pa lö puason.) Balığı sevmem. Somut olay: Mutfakta şef salata hazırlar ve su koyar; sen tarif edersin: Le chef prépare une salade et de l'eau. (Lö şef preparar ün salad e dö lo.) Şef bir salata ve su hazırlıyor.

Örnek

Mini diyalog. Ayşe: Qu'est-ce que c'est ? (Kes kö se?) Bu nedir? Şef: C'est une salade de tomates. (Se tün salad dö tomat.) Domates salatası. Ayşe: Je prends la salade, s'il vous plaît. Je n'aime pas la viande. (Jö pran la salad, sil vu ple. Jö nem pa la viyand.) Salatayı alıyorum, lütfen. Eti sevmem.

Fırın, ekmek ve hamur işi sözcükleri

Fırındaki ürünlerden hangisine pain, hangisine gâteau dersin?

Fransızca günlük yaşamda ekmek ayrı bir yer tutar; birçok sofra ekmeksiz düşünülmez. le pain (lö pen) genel ekmek adıdır. Fırında pişen diğer A2 sözcükleri şunlardır: le gâteau (lö gato) pasta veya kek, la tarte (la tart) tart, la quiche (la kiş) tuzlu, yumurtalı tart. Mutfak malzemeleri de aynı listede durur: le beurre (lö bör) tereyağı, le sucre (lö sükr) şeker, le sel (lö sel) tuz. Fırın için le four (lö fur) denir.

Fırın sahnesini anlatmak için şimdiki zaman yeter. Le pain est au four. (Lö pen e to fur.) Ekmek fırındadır. J'aime le gâteau au chocolat. (Jem lö gato o şokola.) Çikolatalı pastayı severim. Tat ve sıcaklık sıfatları A2’de menüyü anlamayı kolaylaştırır: chaud (şo) sıcak, froid (frua) soğuk, sucré (sükré) tatlı tadında, salé (sale) tuzlu. C'est chaud et bon. (Se şo e bõ.) Sıcak ve lezzetli.

Siparişte bütün mü yoksa bir parça mı istediğini ayırmak önemlidir. Bir baget istemek doğaldır: une baguette. Bir parça ekmek için un morceau de pain (en morso dö pen) denir. A2’de fırıncıya uzun tarif anlatılmaz; ürünü tanımak, sıcak veya soğuk olduğunu söylemek ve nazikçe istemek yeter. Sınıfta bu sahne sıkça fırın resmi veya gerçek poşet ekmekle canlandırılır.

Örnek

Fırın önünde somut sipariş: Bonjour, je voudrais une tarte aux pommes et du pain, s'il vous plaît. (Bonjur, jö vudre ün tart o pom e dü pen, sil vu ple.) Merhaba, elmalı bir tart ve ekmek isterim, lütfen. Satıcı: Oui, voilà. C'est chaud. (Ui, vuala. Se şo.) Evet, işte. Sıcak.

Pazarda Fransız hamur işleri

Tezgahtaki croissant, baget ve makaronun hangisi kahvaltılık, hangisi tatlıdır?

Pazar tezgahı, Fransızca öğretirken dünyada en çok kullanılan sahnelerden biridir; çünkü sayı, fiyat ve nazik istek bir araya gelir. la baguette (la baget) uzun, ince Fransız ekmeğidir. le croissant (lö kruasan) tereyağlı, hilal biçimli hamur işidir; kökeni Avusturya kipferl geleneğine dayanır ve Fransa’da 19. yüzyılda yaygınlaşmıştır. le macaron (lö makarõ) bademli, iki kaplı küçük tatlıdır. Telaffuz tuzakları nettir: croissant kroisant değil kruasan; baguette baget; macaron’da ünlü burundan okunur, makarõ.

Sayı ve article birlikte gelir. deux croissants (dö kruasan) iki kruvasan, une baguette (ün baget) bir baget, des macarons (de makarõ) makaronlar. Pazar kalıbı şudur: Je voudrais une baguette et deux croissants, s'il vous plaît. (Jö vudre ün baget e dö kruasan, sil vu ple.) Fiyat sormak A2 can-do’sudur: C'est combien ? (Se köbyen?) Kaç para? Yanıtta sık duyulan kalıp: Ça fait ... euros. (Sa fe ... öro.) ... avro tutuyor.

Beğeni ve sınır da kısa cümlelerle söylenir. C'est bon. (Se bõ.) Lezzetli. C'est trop sucré pour moi. (Se tro sükré pur mua.) Benim için çok tatlı. Somut olay: Pazar sabahı tezgaha yaklaşırsın. Satıcı Bonjour ! der. Sen baget ve kruvasan istersin, sonra kapatırsın: C'est tout. (Se tu.) Hepsi bu kadar. Merci, au revoir. (Mersi, o rövuar.) Teşekkürler, hoşça kalın.

Örnek

Kısa pazar diyaloğu. Satıcı: Bonjour, vous désirez ? (Bonjur, vu dezire?) Merhaba, ne arzu edersiniz? Sen: Une baguette, deux croissants et six macarons, s'il vous plaît. (Ün baget, dö kruasan e sis makarõ, sil vu ple.) Satıcı: Ça fait huit euros. (Sa fe üit öro.) Sekiz avro. Sen: Voilà. Merci beaucoup. (Vuala. Mersi boku.) Buyurun. Çok teşekkürler.

İçecekler ve Türkçe kaynaklı hatalar

İçecek listesi A2 için yeterince kısadır ve her restoranda işe yarar. l'eau ve de l'eau (lo / dö lo) su, l'eau minérale (lo mineral) maden suyu, le café (lö kafe) kahve, un café crème (en kafe krem) sütlü kahve, le thé (lö te) çay, le jus d'orange (lö jü doranj) portakal suyu, le lait (lö le) süt, le chocolat chaud (lö şokola şo) sıcak çikolata, un soda (en soda) gazlı içecek. Bardak kalıbı: un verre d'eau (en ver do) bir bardak su. Comme boisson (kom buason) içecek olarak, garsonun sık sorduğu bir köprüdür.

Türkçede su lütfen article’sizdir; Fransızcada doğrusu De l'eau, s'il vous plaît. biçimidir. Kahve istiyorumu bire bir Je veux un café diye çevirmek restoranda kaba durabilir. A2’de nazik kalıp Je voudrais un café. (Jö vudre en kafe.) tercih edilir. Je veux istiyorumdur; çocuk konuşması veya çok samimi ortam dışında sert kaçabilir. Aynı şekilde donne-moi ver bana, sınıfta pratik bile olsa garsona söylenmez.

Cinsiyet karışıklığı çok yaygındır: fromage erkektir, le fromage ve du fromage; salade dişidir, la salade ve de la salade. Türkçe açım kalıbı yanlışlıkla Je suis faim üretir; doğrusu J'ai faim. (Je fen.) Açım. Susuzluk: J'ai soif. (Je suaf.) Menü sözcüğü de tuzaktır: le menu çoğu kez sabit fiyatlı menü demektir; yemek listesine bakmak için la carte (la kart) istenir: La carte, s'il vous plaît.

Örnek

Yanlış cümle: Je suis faim, je veux eau. Doğrusu: J'ai faim. Je voudrais de l'eau, s'il vous plaît. (Je fen. Jö vudre dö lo, sil vu ple.) Açım. Su isterim, lütfen. İkinci düzeltme: la fromage değil le fromage; Je voudrais fromage değil Je voudrais du fromage.

Restoranda sipariş diyaloğu

Garson menüyü uzatınca nazikçe siparişe nasıl başlarsın?

Garson menüyü uzattığında ilk adım selam ve kartı almaktır. Bonjour. (Bonjur.) La carte, s'il vous plaît. (La kart, sil vu ple.) Kartı alabilir miyim, lütfen? Garson sıkça sorar: Vous désirez ? (Vu dezire?) Ne arzu edersiniz? veya Qu'est-ce que vous prenez ? (Kes kö vu pröne?) Ne alıyorsunuz? Cevap kalıpları üç tanedir ve hepsi A2’dir: Je voudrais ... isterim, Je prends ... (jö pran) alıyorum, Pour moi, ... (pur mua) benim için. Gülümseyerek s'il vous plaît eklemek, cümleyi hemen nazikleştirir.

Üç tabaklı düşünme bu düzeyde yeter: giriş l'entrée (lantre), ana yemek le plat (lö pla), tatlı le dessert (lö deser). Örnek: Comme entrée, une soupe. Comme plat, du poulet. Comme dessert, une glace. (Kom antre, ün sup. Kom pla, dü pule. Kom deser, ün glas.) Soru sormak da can-do’dur: Qu'est-ce que vous recommandez ? (Kes kö vu rökömande?) Ne tavsiye edersiniz? Est-ce que vous avez un plat végétarien ? (Es kö vuz ave en pla vejetaryen?) Vejetaryen bir yemeğiniz var mı? Alerji için kısa ve net kalıp: Je ne mange pas de ... (Jö nö manj pa dö) ... yemem.

Hesap ve kapanış A2’nin son basamağıdır. C'est tout. (Se tu.) Başka bir şey yok. L'addition, s'il vous plaît. (Ladisyon, sil vu ple.) Hesap, lütfen. Telaffuz: addition ayrı adisyon gibi değil, l'addition elision ile ladisyon okunur. Merci, au revoir. Bahşiş oranı ülkeden ülkeye değişir; dil olarak merci her zaman yeter. Somut olay: İlk kez bir Fransız kafesine giren öğrenci menüyü alır, bir salata ve su söyler, yemek bitince hesabı ister; bütün sahne on cümleyi geçmez.

Örnek

Tam diyalog. Garson: Bonjour, voici la carte. (Bonjur, vuasi la kart.) Merhaba, menü burada. Sen: Merci. Je voudrais une salade et du poulet, s'il vous plaît. Et de l'eau. (Mersi. Jö vudre ün salad e dü pule, sil vu ple. E dö lo.) Garson: Et comme boisson, un jus ? (E kom buason, en jü?) İçecek olarak bir meyve suyu? Sen: Non, de l'eau minérale. C'est tout. (Non, dö lo mineral. Se tu.) Daha sonra: L'addition, s'il vous plaît. Garson: Oui, bien sûr. (Ui, byen sür.) Elbette.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Restoranda her zaman Je veux demek yeter; sonuçta istiyorum demektir. Doğrusu: A2’de nazik sipariş Je voudrais veya Je prends ile yapılır. Je veux çok doğrudan durur ve garsona kaba gelebilir.
  • Yanlış: Su istemek için Eau, s'il vous plaît demek yeter; Türkçedeki su lütfen gibi. Doğrusu: Partitif article gerekir: De l'eau, s'il vous plaît. Peynir, salata ve meyve için de du, de la, des unutulmaz.
  • Yanlış: Açım ve susuzum için Je suis faim ve Je suis soif denir; çünkü Türkçede açım bir olmak cümlesidir. Doğrusu: Doğrusu J'ai faim. ve J'ai soif. Fransızca burada avoir kullanır, être değil.
  • Yanlış: Menu her zaman yemek listesi demektir; bu yüzden Menu, s'il vous plaît demek yeter. Doğrusu: Birçok restoranda le menu sabit fiyatlı menüdür. Listeyi istemek için La carte, s'il vous plaît. denir.
  • Yanlış: Croissant kroisant okunur ve fromage article’siz kullanılır. Doğrusu: croissant kruasan okunur. Peynir le fromage veya miktar için du fromage olur; article düşmez.

Bir adım ileri

Bir üst düzeyde, B1’de, aynı sofra sahnesi uzar: bir yemeği geçmiş zamanda anlatır, bölgesel mutfaktan söz eder, yemeğin soğuk veya eksik geldiğini nazikçe söylersin. Tarif basamakları, pazarlık değil açıklama cümleleri ve daha ayrıntılı beslenme kısıtları devreye girer. Je voudrais kalıbı durur ama gerekçe eklemeyi öğrenirsin: neden vejetaryen olduğunu, neden başka bir tabak istediğini kısa gerekçeyle bağlarsın. A2’nin on cümlelik siparişi, B1’de bir restoran öyküsüne dönüşür; önce bugünkü kalıpları otomatikleştirmek o adımı kolaylaştırır.

Özet

A2’de yiyecek, içecek ve sipariş; article’li sözcükler, partitif ve nazik Je voudrais kalıbı üzerine kurulur. Pazar, fırın ve kafe sahneleri aynı sözcükleri gerçek hayata taşır; Türkçeden gelen article’sizlik, Je suis faim ve sert Je veux en sık düzeltilen tuzaklardır. Menüyü anlamak, su veya yemek istemek ve L'addition, s'il vous plaît. diyebilmek bu ünitenin somut can-do sonucudur.

Örnek sorular

1. Aşağıdakilerden hangisi Fransızca'da 'elma' anlamına gelir?
  1. la pomme
  2. la banane
  3. la tomate
  4. la carotte
Cevabı göster
Doğru cevap: la pomme
'La pomme' Fransızca'da 'elma' demektir. Diğer seçenekler başka meyve ve sebzelerdir.
2. Bir restoranda 'Je voudrais un jus d'orange, s'il vous plaît.' diyen biri ne istemektedir?
  1. Portakal suyu
  2. Elma suyu
  3. Süt
  4. Çay
Cevabı göster
Doğru cevap: Portakal suyu
'Un jus d'orange' Fransızca'da 'portakal suyu' anlamına gelir.
3. 'Le lait' kelimesinin Türkçe karşılığı nedir?
  1. Süt
  2. Çay
  3. Kahve
  4. Su
Cevabı göster
Doğru cevap: Süt
'Le lait' kelimesi Fransızca'da 'süt' anlamına gelir.
4. Aşağıdakilerden hangisi Fransızca'da 'Bir pizza istiyorum.' demektir?
  1. Je voudrais une pizza.
  2. Je bois une pizza.
  3. Je mange une pizza.
  4. J'aime une pizza.
Cevabı göster
Doğru cevap: Je voudrais une pizza.
'Je voudrais une pizza.' ifadesi 'Bir pizza istiyorum.' anlamına gelir. Diğer seçenekler farklı anlamlar taşır.
5. Aşağıdakilerden hangisi bir içecektir?
  1. le thé
  2. le poulet
  3. la salade
  4. le gâteau
Cevabı göster
Doğru cevap: le thé
'Le thé' çay anlamına gelir ve bir içecektir. Diğerleri yiyeceklerdir.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Dil bilgisi: Belirsiz miktar (articles partitifs)Günlük konuşma: Restoranda sipariş verme ve hesap isteme ›