Nazik kalıplarla sipariş vermek ve hesabı istemek, A2 düzeyinde bir restoranda bağımsızca yemek yemenin anahtarıdır.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Restoranda A2 ile neler yapabilirim?
CEFR A2 can-do hedefleri restoranda şöyledir: basit bir menüde tanıdık yemek ve içecek adlarını bulabilirim; yemek ve içecek sipariş edebilirim; ekmek, su veya küçük bir ek isteyebilirim; hesabı isteyebilirim; nakit veya kartla ödeyeceğimi söyleyebilirim. Dünyada bu ünite neredeyse her zaman gerçek menü parçaları ve kısa rol oyunuyla öğretilir, çünkü sipariş ezber bir liste değil, garsonun sorusunu duyup hemen cevap verme işidir. Sen de önce kalıbı boş olarak öğrenir, sonra yemek adını içine yerleştirirsin.
Restoran sözcüğü Fransızcadan gelir ve se restaurer (sö restorö) fiiliyle, yani toparlanmak ve güçlenmekle bağlantılıdır. Modern restoran kültürü on sekizinci yüzyıl Paris'inde belirginleşmiş, Fransız mutfağı da uzun süre dünya yemek dilini etkilemiştir. Bu yüzden menu (mönü), chef (şef) ve entrée (antre) birçok dile geçmiştir. Günlük hayatta masada arkadaşlarına Bon appétit ! (bon apeti) dersin; garsona ise bağırmazsın, göz teması ve s'il vous plaît (sil vu ple) yeter.
Örnek
Can-do örneği. Menüde une soupe (ün sup) ve un jus d'orange (en jü doranj) görürsün. Dersin: Je voudrais une soupe et un jus d'orange, s'il vous plaît. (Jö vudre ün sup e en jü doranj, sil vu ple.) Anlamı: Bir çorba ve bir portakal suyu isterim, lütfen.
Siparişi nazikçe vermek
Siparişin en güvenli A2 kalıbı Je voudrais ... (jö vudre) kalıbıdır. Bu, isterim demenin yumuşak yoludur. Je veux (jö vö) anlaşılır ama restoranda kaba durabilir. Diğer A2 kalıpları: Je prends ... (jö pran) alıyorum; Pour moi, ... (pur mua) benim için. Her isteğin sonuna s'il vous plaît eklemek Fransız nezaketinin temelidir. Yiyecek ve içecek adlarının önünde tanıtıcı unutulmaz: une salade (ün salad), un poulet (en pule), de l'eau (dö lo) su, un café (en kafe).
Garson sıkça Vous désirez ? (vu dezire) veya Et pour vous ? (e pur vu) diye sorar. Cevap kısa tutulur. İçecek ayrı söylenebilir: Comme boisson, une eau minérale. (kom buason, ün o mineral). İstemediğin bir malzeme için sans (san) yeter: une pizza sans fromage (ün pizza san fromaj). Pişirme A2'de basit kalır: bien cuit (biyen küi) iyi pişmiş. Sınıfta bu sahne önce koro tekrarı, sonra çiftli rol oyunuyla çalışılır; çünkü garsonun sorusunu bekleyip kalıbı doldurman gerekir.
Örnek
Kısa diyalog. Garson: Bonjour, vous désirez ? (Bonjur, vu dezire?) Merhaba, ne arzu edersiniz? Müşteri: Bonjour. Je voudrais une omelette et une salade, s'il vous plaît. (Bonjur. Jö vudre ün omlet e ün salad, sil vu ple.) Merhaba. Bir omlet ve bir salata isterim, lütfen. Garson: Et comme boisson ? (E kom buason?) İçecek olarak? Müşteri: Un thé, s'il vous plaît. (En te, sil vu ple.) Bir çay, lütfen.
Yemek masaya geldiğinde
Siparişten sonra garson yemeği getirir ve çoğu zaman Voilà. (voala) veya C'est pour vous. (se pur vu) der. Sen Merci. (mersi) dersin. Yanlış tabak geldiyse sakin ve net olunur: Pardon, ce n'est pas pour moi. (Pardon, sö ne pa pur mua.) Affedersiniz, bu benim için değil. Kendi tabağını belirtmek için C'est pour moi. (se pur mua) Bu benim için, yeterlidir. Ekmek veya su bitince yine aynı nezaketle çağırırsın: Encore un peu de pain, s'il vous plaît. (Ankor en pö dö pen, sil vu ple.) Biraz daha ekmek, lütfen.
Sofrada Bon appétit ! hem arkadaşın hem bazen garson tarafından söylenir; cevap Merci. veya karşılıklı aynı cümledir. Yemeği beğenmek zorunlu değildir ama A2 için uygundur: C'est très bon. (se tre bon) Çok güzel. Bir şey eksikse Il manque une fourchette. (il mank ün furşet) Bir çatal eksik. Parmak şıklatmak veya bağırmak Fransa'da kaba bulunur. Günümüzde garçon (garsön) diye seslenmek de eski ve çoğu yerde kaba kabul edilir; Monsieur (mösyö), Madame (madam) veya yalnız s'il vous plaît tercih edilir. Bu sahneler dinlediğin kısa kalıbı hemen cevaplaman için rol oyunuyla pekiştirilir.
Örnek
Garson tabağı koyar: Voilà, une omelette. (Voala, ün omlet.) İşte, bir omlet. Müşteri: Merci beaucoup. (Mersi boku.) Çok teşekkürler. Garson: Bon appétit ! (Bon apeti!) Afiyet olsun! Müşteri: Merci. Excusez-moi, il manque un verre d'eau. (Mersi. Eksküze mua, il mank en ver do.) Teşekkürler. Affedersiniz, bir bardak su eksik.
Hesabı istemek
Yemek bittiğinde hesap kendiliğinden gelmez; istemen gerekir. En sık A2 kalıbı L'addition, s'il vous plaît. (Ladisyon, sil vu ple.) Hesap, lütfen. Daha tam cümle: Je voudrais l'addition, s'il vous plaît. (Jö vudre ladisyon, sil vu ple.) Birlikte yiyorsanız On peut avoir l'addition ? (On pö avuar ladisyon?) Hesabı alabilir miyiz? Doğru sözcük l'addition dir. Türkçedeki hesap anlamına gelen le compte (lö kont) restoran fişi için kullanılmaz. Garson hesabı çoğu zaman küçük bir klasör veya tabakla getirir.
Garsonu bağırmadan çağırırsın: el kaldırmak veya göz teması yeter. Hesap gelince tutara bakabilirsin: Ça fait combien ? (sa fe kombien?) Ne kadar tutuyor? A2'de onlar ve yüzler, menü fiyatlarıyla birlikte bu anı kolaylaştırır. Fransa'da fiyata servis çoğu zaman dahildir; fişte service compris (servis kompri) görebilirsin. Bahşiş ayrı bir vergi gibi zorunlu değildir; yuvarlamak veya küçük bir tutar bırakmak yaygındır ama bu dersin zorunlu hedefi değildir. Asıl hedef, hesabı nazikçe isteyip sayıyı tanımaktır.
Örnek
Müşteri: S'il vous plaît ! (Sil vu ple!) Lütfen! Garson: Oui, monsieur ? (Ui, mösyö?) Buyurun, beyefendi? Müşteri: L'addition, s'il vous plaît. (Ladisyon, sil vu ple.) Hesap, lütfen. Garson: Tout de suite. (Tu dö süit.) Hemen.
Kartla veya nakit ödemek
Hesap geldikten sonra garson Vous payez comment ? (vu peye koman?) Nasıl ödüyorsunuz? diye sorabilir. A2 cevapları kısadır: Par carte, s'il vous plaît. (par kart, sil vu ple.) Kartla, lütfen. Nakit için En espèces. (an espes). Tek hesap istiyorsanız C'est ensemble. (se ansambl) Birlikte, yani tek fiş. Ayrı ödemek A2'de şöyle söylenir: On paie séparément. (on pe separman) Ayrı ödüyoruz. Kartı klasörün içine koyabilir veya uzatabilirsin; garson bazen cihazı masaya getirir.
Ödeme günlük hayatta sipariş kadar sık geçer. Otelde kahvaltı, müzedeki kafe ve tren büfesi de aynı kalıpları kullanır. Fişteki yemek adlarını A2 sözcüklerinle eşleştirmek, yanlış tabak veya yanlış fiyat fark etmeni sağlar. Kart şifresi veya cihaz ayrıntısı bu düzeyin hedefi değildir; önemli olan ödeme türünü net söylemektir. İşin bitince kısa bir veda yeter: Merci, au revoir. (mersi, o rvuar) Teşekkürler, hoşça kalın. Garson da çoğu zaman Merci, bonne journée ! (mersi, bon jurene) Teşekkürler, iyi günler! der.
Örnek
Garson: Vous payez comment ? (Vu peye koman?) Nasıl ödüyorsunuz? Müşteri: Par carte, s'il vous plaît. C'est ensemble. (Par kart, sil vu ple. Se ansambl.) Kartla, lütfen. Tek hesap. Garson fişi getirir. Müşteri kartı uzatır: Merci. Au revoir. (Mersi. O rvuar.) Teşekkürler. Hoşça kalın.
Türkçe kaynaklı sık hatalar
Türkçeden bire bir çeviri, restoranda en çok burada bozulur. Ben istiyorum cümlesi öğrenciye Je veux dedirtir; oysa masada beklenen kalıp Je voudrais veya Je prends tir. Hesap lütfen deyince akla le compte gelir; doğrusu l'addition dir. Türkçede yemek adının önüne bir demeden geçilebilir; Fransızcada omelette tek başına eksik kalır, une omelette gerekir. Su için un eau demek de yanlıştır: çıplak su de l'eau, şişe için une eau minérale denir.
İkinci grup hata, menü sözcüğü ve seslenişten doğar. Türkçede menü hem liste hem sabit menü gibi kullanılır. Fransızcada le menu sıkça sabit fiyatlı menüyü, la carte (la kart) ise à la carte listeyi anlatır; à la carte (a la kart) listeden tek tek seçmek demektir. Garson diye seslenmek Türkçede doğal, Fransızcada risklidir. Merci teşekkür, s'il vous plaît ricadır; siparişin sonuna teşekkür değil lütfen konur. Telaffuzda l'addition İngilizce addition gibi okunmaz; ladisyon yaklaşır. Fişi kontrol ederken bu sözcüğü ve tutarı tanımak, yanlış çeviriyi de düzeltir.
Örnek
Yanlış: Je veux le compte. Doğru ve nazik: Je voudrais l'addition, s'il vous plaît. (Jö vudre ladisyon, sil vu ple.) Yanlış: Eau, merci. Doğru: De l'eau, s'il vous plaît. (Dö lo, sil vu ple.) Su, lütfen.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Je veux her yerde nazik bir isterim demektir. Doğrusu: Anlaşılır ama restoranda sert durur. A2'de sipariş için Je voudrais veya Je prends kullanılır.
- Yanlış: Hesap demek le compte demektir. Doğrusu: Restoran fişi l'addition dir. Le compte bu sahnede yanlış seçimdir.
- Yanlış: Menu her zaman yemek listesinin adıdır. Doğrusu: Fransızcada le menu sıkça sabit menüyü, yemek listesi ise la carte sözcüğünü kullanır.
- Yanlış: Garsona Garçon ! diye seslenmek doğal ve doğru. Doğrusu: Birçok yerde eski ve kaba bulunur. Monsieur, Madame veya s'il vous plaît yeter.
- Yanlış: Yemek adının önüne un veya une koymadan sipariş verilebilir. Doğrusu: A2'de tanıtıcı gerekir: une salade, un café, su için de l'eau.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B1'e doğru, restoranda yalnızca sipariş ve hesap kalmaz. Telefonla masa ayırtma, özel istek, şikayet ve yemek hakkında kısa yorum devreye girer. Garsonun hızlı ve bağlaçlı konuşmasını anlamak, alerji veya pişirme ayrıntısını daha uzun cümleyle anlatmak çalışılır. Bölgesel yemek adları ve fişteki kısaltmalar da genişler. Sen A2'de kalıbı sağlam kurarsan, B1'de o kalıbın içine neden ve ayrıntı eklemeye hazırsın.
Özet
Restoranda A2'nin işi nazikçe seçmek, istemek ve ödemektir. En güvenli yol Je voudrais, s'il vous plaît ve l'addition üçlüsüdür. Türkçeden çeviri yerine bu hazır kalıpları doldurmak, hem doğru yemeği almanı hem de kaba durmamanı sağlar.