A2 Almancasında basit bir kurs programını okuyup dinleyerek gün, saat ve ders bilgisini çıkarabilir, kendi öğrenme deneyimini kısa ve doğru cümlelerle anlatabilirsin.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Kurs programını okumak: gün, saat ve yer
A2 düzeyinde bir dil öğrencisi olarak kısa bir kurs programını okuyabilirsin. CEFR can-do hedefi şudur: basit bir Stundenplan üzerinde günü, saati, dersin adını ve odayı bulabilirsin. Telaffuz: ştundenplan. Almanya, Avusturya ve İsviçre’deki dil kurslarında bu kâğıda sıkça Kursprogramm denir; telaffuz: kursprogram. Türkiye’de ortaöğretim yabancı dil dersinde öğretmenin tahtaya yazdığı haftalık plan da aynı işi görür: ne zaman, nerede, kiminle.
Programda ilk arayacağın sözcükler gün adlarıdır: Montag (montak: pazartesi), Dienstag (dinstak: salı), Mittwoch (mitvoh: çarşamba), Donnerstag (donerstak: perşembe), Freitag (fraytak: cuma), Samstag (zamstak: cumartesi), Sonntag (zontak: pazar). Saat için iki kalıp yeter: um neun Uhr (um noyn u:r: saat dokuzda) ve von zehn bis elf Uhr (fon tseen bis elf u:r: saat ondan on bire). Ara için die Pause (di pauze), ders süresi için eine Stunde (ayne ştunde), oda için Raum (raum) kullanılır.
Öğretmen unvanı Frau (frau: bayan) ve Herr (her: bay) ile gelir. Örnek satır: Montag, 9.00–10.30 Uhr, Deutsch A2, Raum 3, Frau Berger. Anlamı: Pazartesi 9.00–10.30, Almanca A2, 3. oda, Bayan Berger. Bu tek satırda kim, nerede, ne zaman ve hangi ders sorularının dördü birden vardır. Okurken önce günü, sonra saati, sonra dersi, en son odayı işaretlemek A2 için en güvenli yoldur.
Örnek
Metin: Dienstag: 11.00 Uhr Lesen, 12.00 Uhr Pause, 12.15 Uhr Hören, Raum 5, Herr Klein. Soru: Dinleme ne zaman ve nerede? Cevap: Das Hören beginnt um zwölf Uhr fünfzehn in Raum fünf. (Das hören begint um tsvölf u:r fünftseen in raum fünf: Dinleme 12.15’te 5. odada başlar.)
Okuma ve dinleme: programdan bilgi çıkarmak
A2 can-do hedefi: yavaş ve net konuşulmuş kısa bir duyuruda kurs saati ile ara saatini anlayabilirsin; aynı bilgileri yazılı bir metinde de bulabilirsin. Dinleme metinleri bu konuda çoğu zaman öğretmenin veya sekreteryanın ağzından gelir ve üç bilgiden fazlasını taşımaz: başlangıç, ara, bitiş. Okuma metni ise aynı bilgiyi tablo veya madde işaretleriyle verir. İkisini birlikte çalışmak, kulağın ve gözün aynı kalıpları tanımasını sağlar.
Tipik bir dinleme metni şöyledir: Guten Tag. Unser Kurs beginnt um neun Uhr. Wir haben eine Pause um zehn Uhr dreißig. Der Unterricht endet um zwölf Uhr. Telaffuz: guten tak. unzer kurs begint um noyn u:r. vir haben ayne pauze um tseen u:r draysik. der unterriht endet um tsvölf u:r. Anlamı: Merhaba. Kursumuz saat dokuzda başlar. Saat on buçukta aramız var. Ders saat on ikide biter. Burada üç zaman ifadesi vardır; dinlerken kâğıda 9.00 / 10.30 / 12.00 yazman yeter. beginnt (begint: başlar), endet (endet: biter) ve haben eine Pause (haben ayne pauze: ara vermek) bu metin türünün omurgasıdır.
Okurken aynı cümleleri şimdi yazılı görürsün. A2’de uzun cümle bekleme; bağlaç olarak çoğunlukla und (unt: ve) ile dann (dan: sonra) gelir. Soru kalıplarını ezberle: Wann beginnt der Kurs? (van begint der kurs: Kurs ne zaman başlar?), Wie lange dauert der Unterricht? (vi lange dauert der unterriht: Ders ne kadar sürer?), Wo ist der Raum? (vo ist der raum: Oda nerede?). Cevapta fiil ikinci sıradadır: Der Kurs beginnt um neun Uhr. Türkçedeki gibi özneyi fiilden sonra bırakmazsın.
Örnek
Dinleme notu: 9.00 başlar, 10.30 ara, 12.00 biter. Soru: Wie lange ist die Pause? Metinde ara uzunluğu yoksa A2’de şöyle dersin: Das weiß ich nicht. (das vays ih niht: Bunu bilmiyorum.) Uydurma saat söylemek dinleme puanını düşürür; bilmediğini söylemek doğrudur.
Öğrenme deneyimini anlatmak
A2 can-do hedefi: nasıl öğrendiğini, neyin kolay neyin zor geldiğini kısa cümlelerle söyleyebilirsin. Sınıf sohbetinde öğretmen sıkça şunu sorar: Wie lernst du Deutsch? (vi lernst du doyç: Almancayı nasıl öğreniyorsun?). Cevap kalıbı hazır olsun: Ich lerne jeden Tag eine Stunde. (ih lerne yeden tak ayne ştunde: Her gün bir saat çalışırım.) Ich lese kurze Texte und ich höre Dialoge. (ih leze kurtse tekste unt ih höre diyaloge: Kısa metinler okurum ve diyalog dinlerim.) jeden Tag (yeden tak: her gün), oft (oft: sık sık), manchmal (manşmal: bazen), nie (ni: hiç) sıklık sözcükleridir; bunlar fiilden hemen sonra veya cümle başında durur.
Duygu ve değerlendirme için A2 sıfatları yeter: leicht (layht: kolay), schwer (şver: zor), interessant (intersant: ilginç), langweilig (langvaylih: sıkıcı), nützlich (nütslih: yararlı). Kalıp: Ich finde Grammatik schwer, aber Sprechen interessant. (ih finde gramatık şver, aber şprehen intersant: Dilbilgisini zor, konuşmayı ise ilginç buluyorum.) aber (aber: ama) iki kısa cümleyi bağlar; weil (vayl: çünkü) ise neden ekler ve fiili cümle sonuna atar: Ich lerne am Abend, weil ich am Morgen Schule habe. (ih lerne am abent, vayl ih am morgen şule habe: Akşam çalışırım çünkü sabah okulum var.)
Geçmiş deneyim için A2’de Perfekt yeter. Ich habe gestern zwei Stunden gelernt. (ih habe gestern tsvay ştunden gelern t: Dün iki saat çalıştım.) Wir haben im Kurs einen Dialog gehört. (vir haben im kurs aynen diyalog gehö:rt: Derste bir diyalog dinledik.) Ich habe den Text nicht verstanden. (ih habe den tekst niht ferştanden: Metni anlamadım.) Anlamadığını söylemek ayıp değil, A2 sınıfının günlük gerçeğidir. Yardım istemek için: Kannst du das bitte wiederholen? (kanst du das bite viderholen: Bunu lütfen tekrarlar mısın?) ve Was bedeutet das? (vas bedeitet das: Bu ne demek?).
Örnek
Kısa diyalog. A: Wie lernst du Vokabeln? (vi lernst du fokabeln: Kelimeleri nasıl çalışıyorsun?) B: Ich schreibe jeden Abend zehn Wörter auf. Das ist nützlich. (ih şraybe yeden abent tseen vörter auf. das ist nütslih: Her akşam on sözcük yazarım. Bu yararlıdır.) A: Findest du Hören schwer? B: Ja, ein bisschen. Aber ich übe oft. (ya, ayn bişhen. aber ih übe oft: Evet, biraz. Ama sık çalışırım.)
Çalışma saatlerini planlamak
A2 can-do hedefi: kendi çalışma saatlerini gün ve saat söyleyerek planlayabilir, bir arkadaşına kısa bir cümleyle bildirebilirsin. Takvim ve çizelge, kurs programının evdeki kardeşidir. Kalıplar aynıdır, sadece özne ich olur. Am Montag lerne ich von sieben bis acht Uhr. (am montak lerne ih fon ziben bis aht u:r: Pazartesi saat yediden sekize çalışırım.) Cümle günle başlarsa fiil hemen ikinci sıradadır: lerne gelir, ich üçe kayar. Bu, Türkçe kaynaklı en sık kırılan kuraldır; Türkçede ‘pazartesi ben çalışırım’ dersen Almancada *Am Montag ich lerne demek yanlış olur.
Yük modal fiillerle konuşulur ve bunlar A2’nin çekirdeğidir. Ich muss heute lernen. (ih mus hoyte lernen: Bugün çalışmam lazım.) Ich will am Wochenende lesen. (ih vil am vohenende lezen: Hafta sonu okumak istiyorum.) Ich kann nicht am Freitag. (ih kan niht am fraytak: Cuma günü yapamam.) Ich soll jeden Tag zehn Wörter lernen. (ih zol yeden tak tseen vörter lernen: Her gün on sözcük öğrenmem gerekiyor, öğretmen/kural öyle diyor.) müssen zorunluluk, wollen istek, können yeti veya imkân, sollen başkasının beklentisidir. Ödev için kalıp hazırdır: Ich mache am Abend Hausaufgaben. (ih mahe am abent hausaufgaben: Akşam ödev yaparım.) Hausaufgaben machen eşdizimdir; *Deutsch machen demezsin.
Örnek
Plan metni: Montag 19.00 Lesen, Mittwoch 19.00 Hören, Samstag 10.00 Wörter. Arkadaşına mesaj: Ich lerne am Montag und am Mittwochabend. Am Samstag lerne ich Wörter. (ih lerne am montak unt am mitvoh-abent. am zamstak lerne ih vörter.)
Notları ve kelime listelerini karşılaştırmak
A2 can-do hedefi: bir arkadaşının defterindeki kısa notu okuyabilir, kendi listenle karşılaştırabilir ve anlamadığın sözcüğü sorabilirsin. Grup çalışması dil kursunun günlük gerçeğidir; kimse bütün kelimeleri tek başına bitirmez. Açılış cümleleri: Was hast du geschrieben? (vas hast du gelegriben: Sen ne yazdın?), Ich habe andere Wörter. (ih habe andere vörter: Bende başka sözcükler var.), Kannst du mir helfen? (kanst du mir helfen: Bana yardım eder misin?). mir (mir: bana) burada yönelme halidir; *mich helfen demezsin.
Kelime listesinde üç sütun işe yarar: Almanca sözcük, artikeli, Türkçesi. Artikel A2’de sözcüğün parçasıdır: der Kurs (erkek), die Stunde (di ştunde: kadın), das Buch (das buhh: nötr). Listeyi yüksek sesle okumak hem okuma hem telaffuz çalışmasıdır. Karşılaştırırken farkı söyle: Bei mir steht ‘die Pause’. Bei dir steht ‘der Pause’. Das ist falsch. Es heißt ‘die Pause’. (bay mir ştet di pauze. bay dir ştet der pauze. das ist falş. es hayst di pauze: Bende die Pause yazıyor. Sende der Pause yazıyor. Bu yanlış. die Pause denir.) Düzeltme nazik olsun: Ich glaube, das ist nicht richtig. (ih glaube, das ist niht rihtih: Bence bu doğru değil.).
Kısa bir sınıf olayı düşün: Ayşe’nin listesinde lernen var, Mert’in listesinde studieren var. İkisi Türkçede ‘öğrenmek / okumak’ gibi durur ama aynı değildir. lernen bir şeyi çalışmak, kurs veya okulda dil öğrenmektir. studieren üniversitede bölüm okumaktır. Ayşe doğru yazmıştır: Ich lerne Deutsch im Kurs. Mert üniversitede Almanca bölümünde değilse Ich studiere Deutsch dememelidir. Bu ayrımı defterde kırmızı kalemle işaretlemek, sonraki yazma ödevinde aynı hatayı keser.
Örnek
Not karşılaştırma. Ayşe: der Text, die Übung, das Wort. Mert: die Text, der Übung, der Wort. Doğru liste Ayşe’dedir. Mert söyler: Danke. Ich schreibe das noch einmal. (danke. ih şraybe das noh aynmal: Teşekkürler. Bunu bir daha yazarım.)
Günlük hayatta kurs konuşması ve bir sonraki adımın kapısı
Kurs programı yalnızca sınıf kâğıdı değildir. Aynı kalıplar otobüs durağındaki kurs afişinde, okulun yabancı dil kulübü duyurusunda ve aileye gönderilen kısa notta da çıkar. Dünyada bu konu çoğu zaman ‘timetable reading’ ve ‘talking about learning’ başlıklarıyla öğretilir; amaç metni edebiyat gibi yorumlamak değil, üç soruya cevap vermektir: ne zaman, nerede, ne yapıyoruz? Tarihçe olarak modern dil kursu, yirminci yüzyılda seyahat, iş ve göçle büyümüş bir pratiktir; bugün hâlâ ilk dersin ilk on dakikası programı okumakla geçer. Yanlış anlama şudur: programı baştan sona çevirmek. Doğrusu anahtar sözcükleri taramaktır: gün, saat, Raum, Pause, öğretmen adı.
Aşağıdaki diyalog bir kursun ilk gününde gerçekten geçebilir. Öğretmen: Guten Morgen. Hier ist das Kursprogramm. (guten morgen. hir ist das kursprogram: Günaydın. İşte kurs programı.) Öğrenci: Wann haben wir Hören? (van haben vir hören: Dinlememiz ne zaman?) Öğretmen: Am Donnerstag um zehn Uhr. In Raum zwei. Öğrenci: Danke. Ich lerne auch zu Hause. Ich lese jeden Tag. (danke. ih lerne auh tsu hauze. ih leze yeden tak: Teşekkürler. Evde de çalışırım. Her gün okurum.) Öğretmen: Sehr gut. Das ist wichtig. (ze:r gut. das ist vihtih: Çok iyi. Bu önemli.) Bu diyalogdaki her cümle A2 sınırındadır; yeni bağlaç, edilgen çatı veya uzun yan cümle yoktur. Sınıfta önce koro halinde, sonra ikili olarak oyna; ardından kendi saatin ve kendi odanla değiştir.
Örnek
Boşluk doldurma. Am Freitag ___ der Kurs um vier Uhr. Doğru: beginnt veya endet; bağlam ‘bitiş’ ise endet, ‘açılış’ ise beginnt. Fiili unutup *Am Freitag der Kurs um vier Uhr dersen cümle Alman kulağına cümle gibi gelmez; fiil ikinci sırada durmak zorundadır.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Ich studiere Deutsch demek, dil kursunda Almanca öğreniyorum demektir. Doğrusu: studieren üniversitede bir bölüm okumaktır. Kurs veya okulda dil çalışıyorsan Ich lerne Deutsch dersin.
- Yanlış: Am Montag ich habe Deutsch. Gün başta olduğu için özne hemen sonra gelir. Doğrusu: Almancada fiil ikinci sıradadır. Doğrusu: Am Montag habe ich Deutsch. Gün bir sayı, fiil iki sayı, ich üç sayıdır.
- Yanlış: die Kurs, der Pause, der Buch: artikeli Türkçedeki ‘o’ gibi rastgele seçerim. Doğrusu: Artikel sözcükle ezberlenir. Doğrusu der Kurs, die Pause, das Buch. Yanlış artikel, sonraki sıfat ve nesne ekini de bozar.
- Yanlış: Ich mache Deutsch. Türkçedeki ‘Almanca yapmak / çalışmak’ bire bir çevrilir. Doğrusu: Ders çalışmak Deutsch lernen, ödev yapmak Hausaufgaben machen der. machen ile dil adı yan yana gelmez.
- Yanlış: Ich lerne Deutsch her gün. Zaman ifadesini Türkçe sırayla cümle sonuna veya ortaya İngilizce gibi sıkıştırırım. Doğrusu: Sıklık ve zaman çoğu kez fiilden hemen sonra veya cümle başındadır: Ich lerne jeden Tag Deutsch. veya Jeden Tag lerne ich Deutsch.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta, B1’de kurs programı artık tek satırlık tablo olmaktan çıkar; koşullar, istisnalar ve gerekçeler eklenir. weil ve deshalb ile neden-sonuç, obwohl ile beklenmedik durum, geçmiş deneyim ise daha zengin Perfekt ve zaman zaman Präteritum ile anlatılır. Öğrenme deneyimin ‘kolay/zor’ sıfatından çıkıp yöntem karşılaştırmasına gider: neden dinlemenin okumadan daha çok işine yaradığını bağlı cümlelerle yazarsın. Duyuru metinleri de uzar; iptal, telafi dersi ve sınav kuralı gibi ayrıntıları okuyup kendi cümlelerinle özetlemen beklenir.
Özet
A2’de kurs programı gün, saat, oda ve ders adını tarayarak okunur ve aynı kalıplar yavaş bir dinlemede de yakalanır. Öğrenme deneyimin lernen, sıklık sözcükleri, finden ve kısa weil cümleleriyle anlatılır; planın ise fiil ikinci sıra kuralına uyar. Artikel, lernen ile studieren farkı ve zamanlı cümle dizilişi, Türkçe konuşan öğrencilerin en çok takıldığı üç noktadır; bunları şimdi düzeltmek bir sonraki düzeyde uzun metni taşımanı kolaylaştırır.