A2 öğrencisi bir giyim mağazasında ürün, beden, renk ve fiyat sorabilir, prova yapabilir ve fişle basit bir değişim isteyebilir.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Mağazada nazikçe ürün sormak
CEFR A2 can-do hedefi şudur: Öğrenci bir mağazada günlük bir giysiyi nazikçe sorabilir ve kısa yanıt alabilir. Almanca konuşulan ülkelerde müşteri önce selamlar, sonra ne aradığını söyler; doğrudan çeviri kaba durur. En işe yarayan kalıplar şunlardır: Entschuldigung! (Affedersiniz! telaffuz: ent-şul-di-gung), Ich suche ein Hemd. (Bir gömlek arıyorum. das Hemd nötrdür), Haben Sie das? (Bunda var mı?). Görevli Ja, einen Moment bitte. (Evet, bir dakika lütfen.) veya Leider nicht. (Maalesef yok.) diyebilir.
Dünyada bu konu rol oyunu ve bilgi boşluğuyla öğretilir: biri stok listesine, diğeri müşteri listesine bakar. Günlük hayatta das Kaufhaus (büyük mağaza) ile küçük die Boutique aynı kalıpları kullanır; fark tempo ve resmiyettedir. Soru cümlesinde fiil öne gelir: Haben Sie ein Hemd in Blau? (Mavi bir gömleğiniz var mı?). Düz cümlede özne başta kalır: Ich suche ein Hemd. Bu iki dizilişi karıştırmak A2’nin en sık kırılma noktasıdır.
Örnek
Somut olay: Ayşe cumartesi bir mağazada mavi gömlek arar. Ayşe: Guten Tag, ich suche ein blaues Hemd. (Günaydın, mavi bir gömlek arıyorum.) Görevli: In welcher Größe? (Hangi bedende?) Ayşe: In Größe M, bitte. (M beden, lütfen.) Görevli: Hier, bitte schön. (Buyurun.) Ayşe: Danke. Kann ich das anprobieren? (Teşekkürler. Bunu deneyebilir miyim?)
Mankendeki kazak: beden ve renk sormak
İkinci can-do hedefi: Öğrenci vitrindeki veya mankendeki bir giysi için beden ve renk sorabilir. Almancada beden die Größe (telaffuz: grö-se) ile söylenir; Türkçedeki beden sözcüğünü der Körper diye çevirmek yanlış olur, çünkü der Körper insan vücududur. Renk die Farbe ile sorulur. A2 için yeterli renkler: rot, blau, schwarz, weiß, grün, grau, braun, gelb (kırmızı, mavi, siyah, beyaz, yeşil, gri, kahverengi, sarı). Kalıplar: Haben Sie das in Größe M? (Bu M bedende var mı?), Haben Sie das in einer anderen Farbe? (Bu başka renkte var mı?), Ich möchte den Pullover in Schwarz. (Kazakı siyah istiyorum. der Pullover / günlük dilde der Pulli).
Almanya, Avusturya ve İsviçre’de üst giyside S, M, L, XL; birçok pantolon ve kadın giysisinde 36, 38, 40 gibi sayılar görülür. in ile renk veya beden belirtmek A2’de yeterlidir: in Blau, in Größe 38. Manken cümlesi pratiktir: Der Pullover im Schaufenster: haben Sie den auch in Grün? (Vitrindeki kazak: onu yeşil de var mı?). Görevli olumluysa Ja, in Grün haben wir Größe S und M. (Evet, yeşilde S ve M bedenimiz var.) der; olumsuzsa Die Farbe ist leider ausverkauft. (Bu renk maalesef tükenmiş.) duyabilirsiniz.
Örnek
Kısa diyalog. Müşteri: Entschuldigung, der Pullover da: haben Sie den in Größe L und in Grau? (Affedersiniz, şuradaki kazak: onu L bedende ve gri var mı?) Görevli: Größe L ja, aber nur in Blau. Grau haben wir in M. (L beden evet, ama yalnızca mavi. Gri bizde M’de var.) Müşteri: Dann nehme ich Blau in L. (O zaman mavi L alıyorum.)
Fiyat sormak ve etiket okumak
Üçüncü can-do: Öğrenci bir giysinin fiyatını sorabilir ve etiketteki sayıyı basitçe yorumlayabilir. En güvenli soru Was kostet das? (Bu ne kadar? telaffuz: vas kos-tet das) veya Was kostet die Hose? (Pantolon ne kadar? die Hose dişil ve tekildir; Almancada bir pantolon çift gibi düşünülmez). Kısa sıfatlar A2’de yeter: teuer (pahalı), billig (ucuz; bazen kaba duyulur), günstig (uygun fiyatlı). Tepki cümleleri: Das ist zu teuer. (Bu çok pahalı.), Das ist günstig. (Bu uygun.). Karşılaştırma da A2 kapsamındadır: Haben Sie etwas Günstigeres? (Daha uygun bir şeyiniz var mı?).
Etiket okumak ayrı bir okuma becerisidir: büyük sayı fiyat, yanındaki küçük sayı çoğu zaman bedendir. Para birimi Euro olarak okunur; virgül kuruşu ayırır, örneğin 29,90. Türkçeden gelen Wie viel Geld? kalıbı doğal değildir; konuşurlar Was kostet ...? veya Wie viel kostet ...? der. Pazarlık küçük butiklerde sınırlıdır, zincir mağazada ise fiyat genellikle sabittir. Bu yüzden A2’de hedef pazarlık etmek değil, fiyatı net sormak ve zu teuer veya gut diye değerlendirmektir.
Örnek
Somut etiket okuma. Etikette 49,90 ve 40 yazar. Müşteri: Was kostet die Hose? Görevli: Die Hose kostet neunundvierzig Euro neunzig. (Pantolon kırk dokuz Euro doksan.) Müşteri: Okay. Und das ist Größe 40, ja? (Tamam. Ve bu 40 beden, değil mi?) Görevli: Ja, genau. (Evet, aynen.)
Prova: denemek, uymak ve yakışmak
Dördüncü can-do: Öğrenci prova isteyebilir ve giysinin olup olmadığını kısa cümlelerle söyleyebilir. Ana fiil anprobieren (denemek; telaffuz: an-pro-bi-rın) ayrılabilirdir: soruda Kann ich das anprobieren? (Bunu deneyebilir miyim?), izin için Darf ich das anprobieren? (Bunu deneyebilir miyim?). Kabini sormak: Wo ist die Umkleidekabine? (Soyunma kabini nerede? telaffuz: um-klay-de-ka-bi-ne). Aynanın önünde beden cümleleri: Das passt. (Bu oluyor.), Das passt nicht. (Bu olmuyor.), Das ist zu groß / zu klein / zu eng / zu weit / zu lang / zu kurz. (Bu çok büyük / küçük / dar / bol / uzun / kısa.).
Türkçe kaynaklı kritik ayrım: passen bedenin vücuda oturmasıdır; stehen ise giysinin kişiye yakışmasıdır. Die Jacke passt, aber sie steht mir nicht. (Ceket oluyor ama bana yakışmıyor.) cümlesi tam A2 düzeyindedir ve stehen burada mir ile kullanılır. Resimde görevlinin mezura ile beklemesi olağandır; kalıp Darf ich messen? (Ölçebilir miyim?) veya müşteriden Können Sie mir helfen? (Bana yardım edebilir misiniz?) yeterlidir. Yeni sözcük: das Maßband (mezura). Prova bitince karar net olmalıdır: Ich nehme die Jacke. (Ceketi alıyorum.) veya Nein, danke, die Jacke ist zu weit. (Hayır teşekkürler, ceket çok bol.).
Örnek
Kısa prova diyaloğu. Müşteri: Kann ich die Jacke anprobieren? Görevli: Natürlich. Die Kabine ist dort hinten. (Tabii. Kabin şurada arkada.) Biraz sonra müşteri: Die Jacke ist zu eng in den Schultern. Haben Sie eine größere Größe? (Ceket omuzlardan çok dar. Daha büyük bedeniniz var mı?) Görevli: Ja, Größe 42. Einen Moment. (Evet, 42 beden. Bir dakika.)
Fişle değiştirmek ve iade etmek
Beşinci can-do: Öğrenci satın aldığı bir giysiyi fişle birlikte basitçe değiştirmek veya geri vermek istediğini söyleyebilir. İki fiil ayrılabilirdir ve karıştırılmamalıdır: umtauschen (değiştirmek; telaffuz: um-tau-şın) başka beden veya renk almak içindir, zurückgeben (geri vermek) üründen vazgeçmek içindir. Fişin adı günlük dilde der Kassenbon (ka-sen-bon), bazen der Beleg veya die Quittung olur. Çekirdek kalıp: Ich möchte das umtauschen. Hier ist der Kassenbon. (Bunu değiştirmek istiyorum. Fiş burada.) Neden A2’de kısa tutulur: Es ist zu klein. (Çok küçük.), Die Farbe gefällt mir nicht. (Rengi beğenmiyorum.).
Mağaza içi değişim kuralları dükkandan dükkana değişir; bu yüzden kesin gün sayısı ezberletilmez, ama fişsiz işlem çoğu yerde zor olur. Etiketi koparılmış giysi de kabul edilmeyebilir. A2’de geçmiş için Perfekt yeter: Ich habe das gestern gekauft. (Bunu dün aldım.). Görevli çözüm önerir: Möchten Sie eine andere Größe? (Başka beden ister misiniz?) veya Leider geht das nur mit Kassenbon. (Maalesef bu yalnızca fişle oluyor.). Nazik kapanış: Kein Problem, ich bringe den Bon morgen mit. (Sorun değil, fişi yarın getiririm.) Bu sahne gerçek hayatta sınavdaki mutlu diyalogdan daha sıktır; sakin ve net cümle, uzun özürden daha işe yarar.
Örnek
Somut değişim. Müşteri: Guten Tag. Ich habe dieses Hemd gestern gekauft. Es ist zu groß. Ich möchte es umtauschen. (Günaydın. Bu gömleği dün aldım. Çok büyük. Değiştirmek istiyorum.) Görevli: Haben Sie den Kassenbon? Müşteri: Ja, hier bitte. Haben Sie Größe S in Weiß? (Evet, buyurun. Beyazda S beden var mı?) Görevli: Ja. Ich tausche das um. (Evet. Bunu değiştiriyorum.)
Türkçe konuşurların sık yaptığı dil hataları
Birinci grup hata sözcük seçimidir. Türkçe beden diye Körper demek; Wie viel Geld? diye sormak; pantolon için İngilizceye benzeyen yanlış bir sözcük aramak A2’de iletişimi bozar. Doğrusu sırasıyla die Größe, Was kostet das? ve die Hose olur. die Hose dişildir: die Hose ist teuer, Was kostet die Hose? İkinci grup hata passen ile stehen karışımıdır. Beden olmuyorsa Das passt nicht. denir; yakışmıyorsa Das steht mir nicht. denir. Das macht nicht veya Türkçe söz dizimiyle Das ist nicht yakışık diye bir cümle yoktur.
Üçüncü grup hata ayrılabilir fiil ve soru dizilişidir. anprobieren ve umtauschen soruda çoğu zaman birlikte kalır: Kann ich das anprobieren?, Kann ich das umtauschen? Düz cümlede önek sona gider: Ich probiere die Jacke an., Ich tausche das Hemd um. Ich will umtauschen das dizilişi yanlıştır. Cinsiyet de giysi sözcüklerinde tuzaktır: das Hemd nötr, die Jacke dişil, der Pullover eril, die Bluse dişil. Sıfat bu cinsiyete uymalıdır: ein blaues Hemd, eine schwarze Jacke, einen grauen Pullover. A2’de tam sıfat tablosunu ezberlemek değil, bu üç kalıbı doğru üretmek yeterlidir. Dördüncü pratik kural: önce selam, sonra ne aradığınız, en sonda beden veya renk; Türkçedeki tek nefeslik şu mavi büyük gömlek var mı yığını Almancada üç kısa cümleye bölünür.
Örnek
Yanlış üretim ve onarımı. Yanlış: Körper 38, das Jacke nicht gut, ich will umtauschen das. Doğrusu üç cümledir: Ich brauche Größe 38. (38 beden lazım.) Die Jacke steht mir nicht. (Ceket bana yakışmıyor.) Ich möchte die Jacke umtauschen. (Ceketi değiştirmek istiyorum.) Telaffuz ipucu: umtauschen um-tau-şın, Größe grö-se, Jacke ya-kı.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Beden sormak için Körper kullanılır. Doğrusu: der Körper vücut demektir. Giyside beden her zaman die Größe ile sorulur: In welcher Größe?
- Yanlış: passen hem olmak hem yakışmak anlamına gelir. Doğrusu: passen bedenin oturmasıdır. Yakışmak için Das steht mir (nicht). denir.
- Yanlış: Pantolon çoğul ve eril sanılır; Was kostet der Hose? denir. Doğrusu: die Hose dişil ve tekildir. Doğru soru: Was kostet die Hose?
- Yanlış: Ayrılabilir fiil başta tam hâlde kalır: Ich umtausche das. veya Ich will umtauschen das. Doğrusu: Düz cümlede önek sona gider: Ich tausche das um. Soru kalıbı: Kann ich das umtauschen?
- Yanlış: Fiyat Wie viel Geld? diye sorulur. Doğrusu: Doğal soru Was kostet das? veya Wie viel kostet die Hose? biçimindedir.
Bir adım ileri
B1’de aynı mağaza sahnesi daha nazik ve daha kesin konuşmaya taşınır: Könnten Sie mir bitte eine andere Größe bringen? gibi Konjunktiv II kalıpları, şikayet mektubu ve die Ware ist defekt türü sorun anlatımı beklenir. Sıfatlar çoğalır: kariert, gestreift, einfarbig, aus Baumwolle ile kumaş ve desen tarif edilir. Çevrimiçi sipariş, kargo iadesi ve Widerruf gibi tüketici hakları metinleri okuma becerisine girer. Bağlaçlı uzun cümleler (weil, obwohl, damit) prova ve değişim gerekçesini tek solukta anlatmayı ister.
Özet
A2’de mağaza konuşması dört işe indirgenir: nazikçe ürün sormak, beden ve renk netleştirmek, fiyatı anlamak, prova edip fişle değişim istemek. Çekirdek sözcükler die Größe, die Farbe, der Preis, anprobieren, passen, stehen, umtauschen, der Kassenbon etrafında döner. Kısa, doğru dizilmiş cümleler uzun ve bozuk çevirilerden her zaman daha işe yarar.