QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Günlük konuşma: Geçmişte yapabildiklerini ve zorunlulukları anlatma

Yabancı Diller · Almanca A2 · Geçmiş Deneyimler
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

A2 günlük konuşmasında geçmiş yetenek ich konnte ile, geçmiş zorunluluk ise ich musste ile kısa ve doğal cümlelerde anlatılır.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Can-do hedefi: geçmiş yetenek ve zorunluluğu anlatmak

CEFR A2 öğrencisi kısa, net cümlelerle geçmişteki becerilerini ve uymak zorunda kaldığı kuralları anlatabilir. Bunun için şimdiki zaman modal fiilleri yetmez; geçmiş biçimler gerekir: ich konnte (ih konte) yapabildim, ich musste (ih muste) zorundaydım, ich durfte (ih durfte) iznim vardı, ich wollte (ih volte) istiyordum. Dünyada Almanca öğretiminde bu basamak, haben, sein ve modal fiillerin Präteritum biçiminden sonra gelir; çünkü konuşma dilinde bu fiiller geçmişte çoğu zaman Perfekt değil Präteritum alır. Telaffuz: können könen, geçmiş kök konnt- kont gibi durur.

Günlük hayatta bu cümleler evde, okulda ve arkadaş arasında doğaldır. Büyükannen Als ich jung war, musste ich früh aufstehen. (Als ih yung var, muste ih frü aufştehen) diyebilir: Gençken erken kalkmak zorundaydım. Sen Ich konnte schon mit zehn Jahren Rad fahren. (Ih konte şon mit tsen yahren rad faren) dersen: On yaşında bisiklete binebiliyordum. Bilmen gereken pratik kural şudur: A2 konuşmasında modal fiilin geçmişi için ich konnte ve ich musste yeter ve doğrudur. Sık görülen Türkçe kaynaklı alışkanlık, her geçmişi Perfekt ile kurmaya çalışmaktır; modal fiillerde A2 günlük konuşması bunu beklemez.

Örnek

Mini diyalog: Was konntest du als Kind gut? (Vas kontest du als kint gut) Çocukken neyi iyi yapabilirdin? Ich konnte gut zeichnen. Und du? (Ih konte gut tsayhnen. Unt du) İyi resim çizebiliyordum. Ya sen? Ich musste viel helfen, aber ich konnte auch Fußball spielen. (Ih muste fil helfen, aber ih konteauh fusbal şpilen) Çok yardım etmek zorundaydım ama futbol da oynayabilirdim.

Geçmişte yapabildiklerim: ich konnte

Resimdeki öğrenci eski futbol başarısını gösterirken geçmişte neleri yapabildiğini nasıl anlatıyor olabilir?

können şimdi yetenek söyler; geçmiş yetenek için A2 konuşmasında ich konnte, du konntest, er konnte, wir konnten kullanılır. Telaffuz: konnte konte, konntest kontest, konnten konten. Cümle düzeni şimdiki zamanla aynıdır: özne + modal geçmiş + diğer öğeler + asıl fiil sonda. Ich konnte schnell laufen. (Ih konte şnel laufn) Hızlı koşabiliyordum. Früher konnte ich sehr gut Fußball spielen. (Früer konte ih zeer gut fusbal şpilen) Eskiden çok iyi futbol oynayabilirdim. Olumsuzda nicht modalın hemen ardından gelir: Ich konnte nicht gut singen. (Ih konte niht gut zingen) İyi şarkı söyleyemiyordum.

Resimdeki öğrenci kupayı veya eski bir maç anını göstererek hem beceriyi hem emeği anlatır. Somut olay: Ali on dört yaşındayken okul takımındaydı. Als ich vierzehn war, konnte ich gute Tore schießen. (Als ih firtsen var, konte ih gute tore şiisen) On dört yaşındayken iyi gol atabiliyordum. Yetenek tek başına yetmez; A2 konuşmasında hemen ardından zorunluluk da gelir. Aber ich musste jeden Tag trainieren. (Aber ih muste yeeden taak treniren) Ama her gün antrenman yapmak zorundaydım. Zaman ifadesi başa da gelebilir: Früher konnte ich ohne Pause laufen. (Früer konte ih one pauza laufn) Eskiden molasız koşabiliyordum. Bu kalıp spor, müzik, dil ve ev işi anılarında aynı şekilde işler.

Örnek

Kısa diyalog: Konntest du früher gut Fußball spielen? (Kontest du früer gut fusbal şpilen) Eskiden iyi futbol oynayabiliyor muydun? Ja, ich konnte schnell laufen und gute Pässe spielen. (Ya, ih konte şnel laufn unt gute pese şpilen) Evet, hızlı koşabiliyor ve iyi pas verebiliyordum. Musstest du viel trainieren? (Mustest du fil treniren) Çok antrenman yapmak zorunda mıydın? Ja, ich musste dreimal in der Woche trainieren. (Ya, ih muste draymal in der vohe treniren) Evet, haftada üç kez antrenman yapmak zorundaydım.

Geçmişte zorunluluklar: ich musste

Kadın temizlik yaparken geçmişteki hangi zorunlu ev işlerinden bahsediyor olabilir?

müssen şimdi zorunluluk söyler; geçmiş zorunluluk A2 konuşmasında ich musste, du musstest, wir mussten ile kurulur. Telaffuz: musste muste, musstest mustest, mussten musten. Ich musste das Zimmer aufräumen. (Ih muste das tsimer aufroymen) Odayı toplamak zorundaydım. Jeden Samstag musste ich putzen. (Yeeden zamstaak muste ih putsen) Her cumartesi temizlik yapmak zorundaydım. Olumsuz ich musste nicht zorunda değildim anlamına gelir; yasak değildir. Am Sonntag musste ich nicht helfen. (Am zontaak muste ih niht helfen) Pazar günü yardım etmek zorunda değildim.

Resimdeki kadın süpürge veya bezle geçmiş ev ritüelini anlatır. Somut olay: Ayşe evin büyük kızıydı. Als ich klein war, musste ich meiner Mutter helfen. (Als ih klayn var, muste ih mayner muter helfen) Küçükken anneme yardım etmek zorundaydım. Ich musste die Küche putzen und den Tisch decken. (Ih muste di kühe putsen unt den tiş dekn) Mutfağı silmek ve masayı kurmak zorundaydım. Zorunluluk sıkça zaman ifadesiyle gelir: jeden Tag her gün, am Wochenende hafta sonu, nach der Schule okuldan sonra. Nach der Schule musste ich einkaufen gehen. (Nah der şule muste ih aynkaufn gehen) Okuldan sonra alışverişe gitmek zorundaydım. Bu cümleler şikayet değil, geçmiş düzeni anlatmanın en kısa yoludur.

Örnek

Ev anısı diyalogu: Musstest du zu Hause viel helfen? (Mustest du tsu hauze fil helfen) Evde çok yardım etmek zorunda mıydın? Ja, ich musste oft putzen. (Ya, ih muste oft putsen) Evet, sık sık temizlik yapmak zorundaydım. Konntest du am Wochenende spielen? (Kontest du am vohenenende şpilen) Hafta sonu oynayabiliyor muydun? Nur am Sonntag. Am Samstag musste ich die Wohnung aufräumen. (Nur am zontaak. Am zamstaak muste ih di vonung aufroymen) Yalnızca pazar. Cumartesi evi toplamak zorundaydım.

İzin ve kural: ich durfte ve ich durfte nicht

Öğrenci geçmişteki beslenme kurallarını ve market alışverişi zorunluluğunu nasıl anlatıyor olabilir?

dürfen izin verir; geçmişte ich durfte iznim vardı, ich durfte nicht iznim yoktu veya yasaktı. Telaffuz: durfte durfte, durftest durftest. Türkçe konuşur için kritik ayrım şudur: ich musste nicht zorunda değildim, ich durfte nicht yapmama izin yoktu. Ich durfte nicht viel Süßes essen. (Ih durfte niht fil züses esen) Bol tatlı yememe izin yoktu. Ich durfte nur Obst essen. (Ih durfte nur opst esen) Yalnızca meyve yiyebilirdim. Zorunluluk ayrı cümledir: Ich musste oft Gemüse kaufen. (Ih muste oft gemüze kaufen) Sık sık sebze almak zorundaydım.

Resimdeki öğrenci eski bir liste, diyet notu veya market poşetiyle konuşuyor olabilir. Somut olay: Ece bir dönem sağlık nedeniyle sıkı kurala uymak zorundaydı. Letztes Jahr durfte ich kein Fastfood essen. (Letstes yar durfte ih kayn fastfut esen) Geçen yıl fastfood yememe izin yoktu. Ich musste jeden Tag Obst und Wasser kaufen. (Ih muste yeeden taak opst unt vaser kaufen) Her gün meyve ve su almak zorundaydım. Ich konnte zu Hause kochen, aber ich durfte nicht allein in die Stadt. (Ih konte tsu hauze kohen, aber ih durfte niht alayn in di ştat) Evde yemek pişirebiliyordum ama tek başıma şehre gitmeme izin yoktu. A2 düzeyinde bu üç modal yan yana durur: yetenek konnte, zorunluluk musste, izin durfte.

Örnek

Market ve kural diyalogu: Durftest du früher Süßigkeiten kaufen? (Durftest du früer züsikayten kaufen) Eskiden şekerleme almana izin var mıydı? Nein, ich durfte nicht. Ich musste Obst kaufen. (Nayn, ih durfte niht. Ih muste opst kaufen) Hayır, iznim yoktu. Meyve almak zorundaydım. Konntest du selbst einkaufen gehen? (Kontest du zelpst aynkaufn gehen) Kendi başına alışverişe gidebiliyor muydun? Ja, aber ich musste immer eine Liste nehmen. (Ya, aber ih muste imer ayne liste neemen) Evet, ama her zaman bir liste almak zorundaydım.

Yetenek ve zorunluluğu aynı hikâyede birleştirmek

Adam eski kamerayı tutarken neyi yapabildiğini ve neden bırakmak zorunda kaldığını nasıl söyler?

Gerçek sohbet tek kalıpla bitmez. A2 öğrencisi aynı kısa hikâyede konnte ve musste yi yan yana kullanır. Kalıp şudur: önce beceri, sonra kural veya neden bırakıldığı. Ich konnte alte Kameras reparieren. (Ih konte alte kameralar repariren) Eski kameraları tamir edebiliyordum. Ich konnte Computer gut verstehen. (Ih konte komputer gut ferştehen) Bilgisayarı iyi anlayabiliyordum. Ardından bedel gelir: Aber ich musste oft lange arbeiten. (Aber ih muste oft lange arbayten) Ama sık sık uzun çalışmak zorundaydım. Sonuç da A2 cümlesidir: Deshalb musste ich aufhören. (Deshalb muste ih aufhören) Bu yüzden bırakmak zorundaydım.

Resimdeki adam eski bir makineyi elinde tutarak hem gururu hem vazgeçişi anlatır. Somut olay: Mehmet küçük bir tamir atölyesinde çalışıyordu. Früher konnte ich Radios und Kameras reparieren. (Früer konte ih radiolar unt kameralar repariren) Eskiden radyo ve kamera tamir edebiliyordum. Die Arbeit machte Spaß, aber ich musste am Abend lange bleiben. (Di arbayt mahte şpas, aber ih muste am aabend lange blayben) İş eğlenceliydi ama akşamları uzun kalmak zorundaydım. Ich konnte nicht mehr Fußball spielen. (Ih konte niht meer fusbal şpilen) Artık futbol oynayamıyordum. Nach zwei Jahren musste ich den Job wechseln. (Nah tsvay yahren muste ih den cop vekseln) İki yıl sonra işi değiştirmek zorundaydım. Bağlaçlar A2 sınırında kalır: aber, und, deshalb, dann.

Örnek

Atölye anısı: Was konntest du gut? (Vas kontest du gut) Neyi iyi yapabiliyordun? Ich konnte Kameras reparieren. (Ih konte kameralar repariren) Kamera tamir edebiliyordum. Warum hast du aufgehört? (Varum hast du aufgehört) Neden bıraktın? Bu soru Perfekt ile gelir; cevap modal geçmişle sade kalır: Ich musste zu lange arbeiten. Ich konnte nicht Sport machen. (Ih muste tsu lange arbayten. Ih konte niht şport mahan) Çok uzun çalışmak zorundaydım. Spor yapamıyordum.

Okul ve işte telefon, evrak ve fatura

Öğrenci iş yerindeki zorunlu telefon görüşmelerini, evrak takibini ve fatura ödemeyi nasıl anlatır?

Okul stajı veya ilk iş A2 için zengin bir sahne sunar. Ich musste oft telefonieren. (Ih muste oft telefoniren) Sık sık telefon etmek zorundaydım. Ich konnte höflich sprechen. (Ih konte höflih şprehen) Kibar konuşabiliyordum. Ich musste Papiere kontrollieren. (Ih muste papiere kontroliren) Evrakları kontrol etmek zorundaydım. Am Ende des Monats musste ich die Rechnungen zahlen. (Am ende des monats muste ih di rehnungen tsahlen) Ay sonunda faturaları ödemek zorundaydım. Telaffuz: Rechnungen rehnungen, zahlen tsahlen, Papiere papiire. Fiil yine sonda durur; Türkçedeki serbest sırayı Almancaya taşımak cümleyi bozar.

Resimdeki öğrenci eski bir iş önlüğü, telefon veya fatura dosyasıyla konuşuyor olabilir. Somut olay: Deniz yazın bir ofiste yardımcıydı. Im Sommer musste ich jeden Morgen telefonieren. (Im zomer muste ih yeeden morgen telefoniren) Yazın her sabah telefon etmek zorundaydım. Ich konnte die Namen gut verstehen. (Ih konte di naamen gut ferştehen) İsimleri iyi anlayabiliyordum. Ich durfte nicht zu spät kommen. (Ih durfte niht tsu şpeet komen) Geç kalmama izin yoktu. Nach der Arbeit musste ich zu Hause die Rechnungen zahlen. (Nah der arbayt muste ih tsu hauze di rehnungen tsahlen) İşten sonra evde faturaları ödemek zorundaydım. Aynı kalıplar okul için de geçerlidir: Ich musste Hausaufgaben machen. (Ih muste hausaufgaaben mahan) Ödev yapmak zorundaydım. Ich konnte schon gut Deutsch lesen. (Ih konte şon gut doyç lezen) Almancayı iyi okuyabiliyordum.

Örnek

İş anısı diyalogu: Was musstest du in dem Job machen? (Vas mustest du in dem cop mahan) O işte ne yapmak zorundaydın? Ich musste telefonieren und Papiere kontrollieren. (Ih muste telefoniren unt papiere kontroliren) Telefon etmek ve evrak kontrol etmek zorundaydım. Konntest du das gut? (Kontest du das gut) Bunu iyi yapabiliyor muydun? Ja, ich konnte gut sprechen. Aber ich musste auch Rechnungen zahlen. Das war nicht leicht. (Ya, ih konte gut şprehen. Aber ih musteauh rehnungen tsahlen. Das var niht layht) Evet, iyi konuşabiliyordum. Ama fatura da ödemek zorundaydım. O kolay değildi.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Geçmiş yetenek için ich kann veya ich habe können demek Doğrusu: A2 günlük konuşmasında geçmiş yetenek ich konnte (ih konte) ile söylenir. ich kann şimdiki zamandır; ich habe können bu düzeyde doğal kabul edilmez.
  • Yanlış: ich musste nicht ile ich durfte nicht aynı sanmak Doğrusu: ich musste nicht zorunda değildim demektir. ich durfte nicht iznim yoktu, yasaktı demektir. Türkçede ikisi de yapmadım gibi durabilir; Almancada anlam ayrıdır.
  • Yanlış: Fiil sırasını Türkçe gibi kurmak: Ich konnte spielen Fußball Doğrusu: Modal geçmişten sonra asıl fiil cümlenin sonundadır: Ich konnte Fußball spielen. Nesne ve zarf ortada durur: Ich musste jeden Tag das Zimmer aufräumen.
  • Yanlış: Her geçmiş cümleyi ich habe ... gemacht kalıbına zorlamak Doğrusu: können, müssen, dürfen, wollen konuşma geçmişinde çoğunlukla Präteritum alır: ich konnte, ich musste. A2 sohbetinde bu biçim beklenen ve doğrudur.
  • Yanlış: konnte ile könnte sesini ve anlamını karıştırmak Doğrusu: konnte (konte) gerçek geçmiş yetenektir. könnte (könte) dilek veya nezaket kipidir ve bu A2 hedefinin üstündedir; bu konuda ona ihtiyaç yoktur.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta geçmiş anlatı uzar: neden-sonuç weil ve karşıtlık obwohl ile bağlanır, yazılı metinlerde daha çok fiilin Präteritum biçimi görülür. B1 öğrencisi aynı olayı birkaç cümlelik öyküye çevirir ve daha önce bitmiş bir eylemi daha sonraki geçmişe bağlamak için Plusquamperfekt e adım atar. Modal fiillerin Perfekt nadir biçimleri ve hätte können gibi pişmanlık kalıpları da o düzeyde gelir. Şimdilik görev kısa, doğru ve doğal A2 cümlesi kurmaktır: neyi yapabildin, neyi yapmak zorundaydın, neye iznin yoktu.

Özet

A2 günlük konuşmasında geçmiş beceri ich konnte, geçmiş zorunluluk ich musste, geçmiş izin veya yasak ich durfte / ich durfte nicht ile anlatılır. Asıl fiil sonda durur; zaman sözcükleri früher, als ich klein war, jeden Tag cümleyi somutlar. Türkçeden gelen Perfekt zorlaması, yanlış fiil sırası ve musste nicht / durfte nicht karışıklığı bu düzeyin başlıca tuzaklarıdır.

Örnek sorular

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Ben dün yüzebildim.' anlamına gelir?
  1. Ich konnte gestern schwimmen.
  2. Ich musste gestern schwimmen.
  3. Ich wollte gestern schwimmen.
  4. Ich durfte gestern schwimmen.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich konnte gestern schwimmen.
'Können' fiilinin geçmiş zamanı 'konnte'dir ve 'yapabildim' anlamı verir. Diğer seçenekler farklı modal fiillerdir.
2. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Ben dün ödev yapmak zorundaydım.' anlamına gelir?
  1. Ich musste gestern Hausaufgaben machen.
  2. Ich konnte gestern Hausaufgaben machen.
  3. Ich durfte gestern Hausaufgaben machen.
  4. Ich wollte gestern Hausaufgaben machen.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich musste gestern Hausaufgaben machen.
'Musste' geçmişte zorunluluk bildirir. Diğer fiiller farklı anlamlar taşır.
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Ben dün sinemaya gitmek istedim.' anlamına gelir?
  1. Ich wollte gestern ins Kino gehen.
  2. Ich musste gestern ins Kino gehen.
  3. Ich konnte gestern ins Kino gehen.
  4. Ich durfte gestern ins Kino gehen.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich wollte gestern ins Kino gehen.
'Wollte' fiili geçmişte istek belirtir. Diğer fiiller farklı anlamlar taşır.
4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Ben geçen yıl erken kalkmak zorundaydım.' anlamına gelir?
  1. Ich musste letztes Jahr früh aufstehen.
  2. Ich konnte letztes Jahr früh aufstehen.
  3. Ich durfte letztes Jahr früh aufstehen.
  4. Ich wollte letztes Jahr früh aufstehen.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich musste letztes Jahr früh aufstehen.
'Musste' geçmişte zorunluluk bildirir. Diğer fiiller farklı anlamlar taşır.
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'Ben çocukken bisiklet sürebildim.' anlamına gelir?
  1. Ich konnte als Kind Fahrrad fahren.
  2. Ich musste als Kind Fahrrad fahren.
  3. Ich durfte als Kind Fahrrad fahren.
  4. Ich wollte als Kind Fahrrad fahren.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich konnte als Kind Fahrrad fahren.
'Konnte' geçmişte yapabilmek anlamı taşır. Diğer fiiller farklı anlamlar taşır.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Kelime: Başarılar, zorluklar ve yaşam deneyimleriOkuma-dinleme: Kısa biyografi ve röportaj ›