QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

İhtiyat ve epistemik kiplik (Hedging: it would appear, may well)

Yabancı Diller · İngilizce C1 · Akademik Tartışma ve Eleştirel Düşünce
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Akademik tartışmada kanıtın gücüne göre iddiayı yumuşatan ihtiyat ve epistemik kiplik, C1 öğrencisinin hem inandırıcı hem de etik bir akademik ses kurmasını sağlar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

İhtiyat nedir: Akademik seste ölçülü konuşmanın yolu

Bu iki öğrenci iddialarını hangi ihtiyatlı kalıplarla yumuşatıyor olabilir?

CEFR C1 can-do hedefi şudur: Öğrenci akademik bir iddiayı kanıtın gücüne göre yumuşatabilir ve kesin olmayan çıkarımı açıkça işaretleyebilir. İngilizcede buna hedging denir; telaffuz hecing. Dilbilimde bu terim, bir yargının kesinlik derecesini düşüren sözcük ve kalıpları kapsar. Amaç kaçmak değil, okuru yanıltmamak ve eleştiriye yer açmaktır.

Dünyada konu özellikle akademik amaçlı İngilizce derslerinde öğretilir. Öğrenci önce kesin cümleyi görür: This method solves the problem. (Bu yöntem sorunu çözer.) Sonra aynı fikri ihtiyatla yeniden yazar: This method may well solve the problem. (Bu yöntem sorunu çözebilir; çözmesi oldukça olasıdır.) Telaffuz: may well mey vel. Terim 1970'lerde dilbilimde belirsiz sınırlı anlamları tanımlamak için öne çıktı; sonraki on yıllarda akademik yazın çalışmaları, makale yazarlarının iddialarını nasıl yumuşattığını gösterdi.

Günlük hayatta da aynı mantık işler. The film is a masterpiece. (Film bir başyapıt.) kesin bir yargıdır. It would appear that the film is a masterpiece. (Film bir başyapıt gibi duruyor.) ise yargıyı izlenime bağlar. Akademik tartışmada ikinci tür daha saygın bulunur çünkü dinleyiciye her şeyi biliyorum mesajı vermez. Sık yanlış anlama şudur: İhtiyat zayıflık sanılır; oysa C1'de ihtiyat, kanıtı ciddiye alan bir güç işaretidir.

Örnek

A: The experiment proves that sleep improves memory. (Deney, uykunun belleği geliştirdiğini kanıtlıyor.) B: It would appear that sleep improves memory, but the sample was small. (Uyku belleği geliştiriyor gibi görünüyor, ancak örneklem küçüktü.) A: Fair point. The results may well change with a larger group. (Haklısın. Daha büyük bir grupla sonuçlar değişebilir.) Burada proves (pruvz, kanıtlar) fazla kesindir; it would appear ve may well kanıtın sınırını korur.

Epistemik kiplik: Kesinlik merdivenini okumak

Yansıtılan grafikte hangi ifadeler daha yüksek, hangileri daha düşük kesinlik gösteriyor?

Epistemik kiplik, konuşanın bir önermenin ne kadar doğru olabileceğine dair yargısını taşır. Telaffuz ipucu: epistemik. C1'de merdiven kabaca şöyledir. Yüksek kesinlik: must (mast), will (vil), certainly (sötınli). Orta-yüksek: should (şud), likely (laykli), may well (mey vel). Orta-düşük: it would appear (it vud öpiır), seem (siim), suggest (söcest). Düşük: might (mayt), could (kud), possibly (posibli). Öğrenci iddiayı bu merdivende kaydırarak kanıta uydurur.

Türkçede belki, galiba, herhalde, kesin gibi sözcükler benzer işi görür; ancak akademik İngilizcede tek bir I think (ay think, bence) yetmez. C1 okuru The evidence suggests that... (Kanıt şunu düşündürüyor...) veya It is likely that... (Şu olasıdır...) bekler. Öğretmenin tahtadaki grafiği şu işe yarar: Öğrenci must ile might arasındaki mesafeyi görür ve cümlesini bilinçle seçer.

Somut olay: Bir öğrenci iklim ödevinde Cities will disappear by 2050. (Kentler 2050'ye kadar yok olacak.) yazarsa iddia kanıttan büyük durur. Aynı fikir C1'de şöyle durur: Some coastal cities may well face severe flooding by 2050. (Bazı kıyı kentleri 2050'ye kadar ciddi sel riskiyle karşılaşabilir.) Telaffuz: may well face mey vel feys. Merdiven, abartıyı değil oranı öğretir.

Örnek

Aynı kanıt, üç kesinlik derecesi: 1) Yüksek: This policy must reduce traffic. (Bu politika trafiği mutlaka azaltır.) 2) Orta: This policy may well reduce traffic. (Bu politika trafiği azaltabilir; oldukça olasıdır.) 3) Düşük: This policy might reduce traffic. (Bu politika trafiği azaltabilir; emin değiliz.) Akademik metinde 2. basamak çoğu zaman en inandırıcı olanıdır çünkü hem yön gösterir hem kapı açık bırakır.

İki temel kalıp: it would appear ve may well

Öğretmen tahtaya hangi ihtiyatlı kalıbı yazarak örneklendiriyor?

It would appear (that) + cümle kalıbı, eldeki belirtiye dayanan temkinli bir çıkarımdır. Telaffuz: it vud öpiır det. Appear (öpiır) burada görünmek, izlenim vermek demektir. Yakın eşleri: It appears that... (Görünüşe göre...), It would seem that... (Öyle görünüyor ki...), It seems likely that... (Olası görünüyor ki...). C1'de would eki kalıbı daha resmi ve daha mesafeli yapar; bu yüzden sözlü seminerde ve yazılı makalede sık tercih edilir.

May well + yalın fiil kalıbı ise may den daha güçlü bir olasılıktır: oldukça olası, şaşırtıcı olmaz. Telaffuz: mey vel. She may come. (Gelebilir.) zayıf bir kapı açar; She may well come. (Gelmesi oldukça olasıdır.) ise konuşanın eğilimini belli eder. Kardeşi might well (mayt vel) biraz daha temkinlidir. C1 öğrencisi şu ayrımı ezberlemelidir: may well ihtimal bildirir; may as well (mey ez vel) ise madem öyle, bari yapalım anlamındadır ve bu dersteki konu değildir.

Kalıpları birleştirmek C1'de doğaldır. It would appear that the new timetable may well reduce late arrivals. (Yeni programın geç kalmaları azaltması oldukça olası görünüyor.) Telaffuz: taymteybl, ridiuz, leyt örayvılz. Öğretmen tahtada önce kesin cümleyi yazar, sonra would appear ve may well ekleyerek aynı fikrin nasıl akademikleştiğini gösterir. Öğrenci de kendi taslağında her kesin fiili bu iki süzgeçten geçirmeyi alışkanlık edinir.

Örnek

Kesin taslak: Online learning replaces classroom teaching. (Çevrimiçi öğrenme sınıf öğretimini yerinden eder.) C1 ihtiyatı: It would appear that online learning may well replace some classroom teaching, at least for large lecture courses. (Çevrimiçi öğrenmenin, en azından kalabalık dersler için, bir kısım sınıf öğretimini yerinden etmesi oldukça olası görünüyor.) Eklenen some ve at least de ihtiyatın parçasıdır; kapsamı daraltırlar.

Akademik yazıda ihtiyat: Kanıtın cümledeki yeri

Ekrandaki makale taslağında hangi kiplik ifadeleri vurgulanmış, hangileri hâlâ fazla kesin?

Yazılı akademik İngilizcede ihtiyat çoğu zaman fiilin yanına, öznenin başına veya tümce başı kalıba yerleşir. Sık C1 araçları: suggest (söcest, düşündürür), indicate (indikeyt, gösterir), tend to (tend tu, eğilimindedir), appear to (öpiır tu), arguably (argüöbli, tartışılabilir biçimde), relatively (reletivli, görece). Prove (pruv), show clearly, always, never gibi sözcükler kanıt zayıfsa tehlikelidir. Can-do: Öğrenci bir taslak paragraftaki kesin fiilleri tarayıp kanıta uygun kiplikle değiştirebilir.

Dünyada bu beceri derlem temelli öğretilir: Öğrenci gerçek makalelerde may, might, appear sıklığına bakar ve kendi metnini o dağılıma yaklaştırır. Fen yazınında the data suggest yaygındır; toplum bilimlerinde it would appear ve arguably daha sık duyulur. Disiplin farkını ezberlemek zorunda değilsiniz; önemli olan şudur: Sonuç bölümünde bile yüzde yüz dil, C1 okurunu tedirgin eder.

Somut metin. Zayıf taslak: The survey proves that teenagers hate reading. Schools fail because they ignore this fact. (Anket, ergenlerin okumaktan nefret ettiğini kanıtlar. Okullar bu gerçeği yok saydığı için başarısızdır.) Güçlü C1 taslak: The survey suggests that many teenagers read less than expected. It would appear that schools may well need more engaging reading lists, although other factors could also play a role. (Anket, birçok ergenin beklenenden az okuduğunu düşündürüyor. Okulların daha çekici okuma listelerine ihtiyaç duyması oldukça olası görünüyor; yine de başka etkenler de rol oynayabilir.) İkinci metin aynı fikri taşır ama abartmaz.

Örnek

Fiil değişimi alıştırması: causes yerine may well cause; is yerine appears to be; proves yerine suggests; all students yerine a considerable number of students (önemli sayıda öğrenci). Telaffuz: konsidıröbl. Her değişiklik kesinlik merdiveninde bir basamak aşağı iner ve metni akademikleştirir.

Sözlü akademik tartışmada ihtiyat: Tezi ölçülü sunmak

Öğrenciler tezlerini sunarken neden kesin değil ihtiyatlı kiplik seçmiş olabilir?

Sözlü seminerde ihtiyat, yazıdaki kadar kalıp ama daha esnek durur. C1 can-do: Öğrenci bir tez sunumunda karşı görüşe yer açacak kiplik kullanabilir. İşe yarayan sözlü kalıplar: I would argue that... ( savlardım ki...), It seems to me that... (bana öyle geliyor ki...), One could say that... (denebilir ki...), To some extent... (belli ölçüde...), As far as the evidence goes... (kanıtın elverdiği kadarıyla...). Telaffuz: ay vud argyu det; it siimz tu mi det; tu sam ekstent.

Karşı çıkarken de ihtiyat nezaket ve güç bir arada tutar. You are wrong. (Yanılıyorsun.) tartışmayı kilitler. It would appear that another reading is possible. (Başka bir okumanın mümkün olduğu anlaşılıyor.) ise kapıyı açık bırakır. Your data may well support a different conclusion. (Verileriniz başka bir sonucu da destekliyor olabilir.) dinleyiciyi rencide etmeden itiraz eder. Telaffuz: difrınt kınklujın. Ortaöğretim münazarasında bu ton, jüriye olgunluk sinyali verir.

Pratik kural: Sunumun iddia cümlesinde bir ihtiyat, kanıt cümlesinde daha az ihtiyat, sınırlılık cümlesinde yeniden ihtiyat. Örneğin tez: School uniforms may well improve punctuality. Kanıt: In our survey, late arrivals dropped by twelve percent. Sınır: It would appear that other factors, such as bus times, also played a role. (Başka etkenlerin, örneğin otobüs saatlerinin, de rol oynadığı anlaşılıyor.) Böylece öğrenci ne kaçmış ne de abartmış olur.

Örnek

Presenter: Our thesis is that shorter lessons may well raise concentration. (Tezimiz, daha kısa derslerin dikkati yükseltmesinin oldukça olası olduğudur.) Peer: It would appear that you only tested one grade. (Yalnızca bir sınıfı test ettiğiniz anlaşılıyor.) Presenter: That is fair. The pattern could be different in older groups, so we do not claim a general rule. (Haklısın. Örüntü daha büyük gruplarda farklı olabilir; bu yüzden genel kural iddia etmiyoruz.) Kısa diyalog, ihtiyatın hem sunumu hem savunmayı nasıl taşıdığını gösterir.

Türkçe kaynaklı sık hatalar ve onarım yolları

Birinci aktarım hatası, Türkçedeki bence ve bana göre kalıplarını akademik metinde sürekli I think ile karşılamaktır. C1 akademik seste kişi zamiri yerine kanıt özne olur: The findings suggest... (Bulgular düşündürüyor...), It would appear that.... İkinci hata, kesinlikle, mutlaka, hiç kuşkusuz sözcüklerini her yerde definitely (definitli) veya must ile vermektir. Kanıt sınırlıysa bu sözcükler abartıya dönüşür. Üçüncü hata, may well ile may as well karışımıdır; ikincisi ihtimal değil, bari yapalım anlamındadır.

Dördüncü hata, ihtiyatı abartıp iddiayı yok etmektir: It might possibly perhaps seem that the results could maybe indicate something. Böyle cümle C1 değil, sisdir. Bir veya iki yumuşatıcı yeter. Beşinci hata, appear ile seem farkını yok saymaktır; ikisi de izlenim bildirir, ancak it would appear that yazılı akademik tonda biraz daha mesafelidir. Onarım alıştırması: Her taslakta önce kesin sözcükleri işaretle, sonra merdivenden bir basamak in, sonra cümleyi sesli oku. Telaffuz oturunca seçim de oturur.

Örnek

Hatalı: I think the author is definitely wrong and students must hate this book. (Bence yazar kesinlikle yanılıyor ve öğrenciler bu kitaptan nefret etmek zorunda.) Onarılmış: It would appear that some readers may well disagree with the author, especially where the examples feel dated. (Bazı okurların yazarla aynı fikirde olmaması oldukça olası görünüyor, özellikle örnekler eski kaldığında.) Kişi zamiri azalmış, kesinlik kanıta inmiş, kapsam some ile daralmıştır.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: İhtiyat kullanmak fikrimi zayıf gösterir; akademik tartışmada kesin konuşmalıyım. Doğrusu: C1'de ihtiyat zayıflık değil, kanıtı ciddiye alma işaretidir. It would appear ve may well iddiayı silmez, oranlar.
  • Yanlış: May well ile may as well aynıdır; ikisi de belki demektir. Doğrusu: May well (mey vel) oldukça olasıdır anlamındadır. May as well (mey ez vel) madem öyle bari yapalım demektir ve bu konunun parçası değildir.
  • Yanlış: Akademik yazıda I think demek yeterince ihtiyattır. Doğrusu: Kişisel I think C1 akademik metinde zayıf kalır. Kanıtı özne yapın: The evidence suggests veya It would appear that.
  • Yanlış: Ne kadar çok maybe, perhaps, might eklersem o kadar akademik olurum. Doğrusu: Aşırı ihtiyat iddiayı sisler. Bir cümlede bir veya iki yumuşatıcı yeter; merdivenden tek basamak inmek çoğu zaman doğrudur.
  • Yanlış: Must her zaman güçlü ve akademik bir kesinliğin en iyi yoludur. Doğrusu: Must (mast) çıkarımda yüksek kesinlik taşır; kanıt sınırlıysa abartı olur. Orta basamak may well veya it would appear daha inandırıcıdır.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, C2'ye yaklaşırken ihtiyatın kardeşi olan güçlendirme devreye girer: Kanıt gerçekten sağlamsa clearly, indeed, the data demonstrate gibi pekiştiriciler bilinçle seçilir. Öğrenci o zaman yalnızca yumuşatmaz; duruşunu ayarlar, yani hangi cümlede çekilip hangi cümlede öne çıkacağını planlar. Rapor fiillerinin gücü de ayrışır: hint, suggest, show, demonstrate aynı işi görmez. Disiplin farkı belirginleşir; fen yazını ile edebiyat eleştirisi farklı kesinlik dağılımı bekler. Bu dersteki merdiven, o daha ince duruş çalışmasının iskeletidir.

Özet

İhtiyat ve epistemik kiplik, C1 öğrencisinin akademik iddiayı kanıtın gücüne göre yumuşatmasını sağlar. It would appear temkinli çıkarım, may well ise güçlü olasılık bildirir; ikisi de kesin fiillerin yerini ölçülü biçimde doldurur. Türkçeden gelen bence ve kesinlikle aktarımlarını bırakıp kanıtı özne yapmak, hem yazıda hem seminerde inandırıcı bir akademik ses kurar.

Aynı ünitedeki konular

Eleştirel düşünce sözlüğü (premise, refute, caveat, warrant) ›