QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Ekonomi ve ESG söz varlığı (externality, austerity, resilience)

Yabancı Diller · İngilizce C1 · Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişkiyi anlamak için dışsallık, kemer sıkma ve dayanıklılık kavramlarını ESG yaklaşımıyla birlikte değerlendirmek gerekir.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Dışsallık: Görünmeyen ekonomik etkiler

Bu ortamda ekonomik bir kararın toplumun başka kesimlerini nasıl etkileyebileceğini tartışıyor olabilirler?

Bir ekonomik karar, kararı alan kişi veya kurum dışında kalan üçüncü tarafları da etkileyebilir. Bu etki, piyasa fiyatlarına veya kararı alan kişinin maliyet ve kazançlarına tam olarak yansımıyorsa externality olarak adlandırılır; Türkçede genellikle dışsallık denir. Telaffuz ipucu: externality yaklaşık olarak “ekstörnəliti” şeklinde söylenir. Etki yararlıysa positive externality, zararlıysa negative externality olarak adlandırılır.

Örneğin bir şirket, üretim sırasında havayı kirletirse şirketin üretim maliyeti düşük görünebilir; fakat çevrede yaşayan insanlar sağlık sorunları ve temizlik giderleriyle karşılaşabilir. Bu durum negative externality örneğidir. Bir kişinin eğitim alması ise yalnızca o kişiye değil, daha bilgili ve üretken bir topluma da katkı sağlayabileceği için positive externality oluşturabilir.

Örnek

Bir fabrikanın bacasından çıkan dumanın sağlık giderlerini artırdığını düşünelim. The factory benefits from low production costs, but local residents bear part of the social cost. Türkçesi: Fabrika düşük üretim maliyetlerinden yararlanır, ancak toplumsal maliyetin bir bölümünü yerel halk üstlenir. Devlet, emisyon sınırı veya carbon tax uygulayarak bu dışsallığı azaltmaya çalışabilir.

Austerity: Kriz dönemlerinde kamu harcamaları

Konferans katılımcıları ekonomik büyüme ile kamu harcamalarını nasıl dengelemeyi tartışıyor olabilir?

Devletin gelirleri azalırken borçları artarsa hükümet harcamaları kısmayı tercih edebilir. Bu politika austerity olarak adlandırılır; Türkçede kemer sıkma politikası denir. Telaffuz ipucu: austerity yaklaşık olarak “osteerıti” şeklinde söylenir. Austerity measures ifadesi, kamu harcamalarını azaltma, vergileri artırma veya bazı hizmetleri sınırlama gibi önlemleri kapsar.

Kemer sıkmanın amacı kamu borcunu kontrol altına almak ve mali güveni artırmak olabilir. Ancak bu politikalar eğitim, sağlık ve sosyal yardım bütçelerini azaltırsa eşitsizlik derinleşebilir ve ekonomik talep zayıflayabilir. Bu nedenle bir politikanın yalnızca bütçe açığını azaltıp azaltmadığına değil, toplumun farklı gruplarını nasıl etkilediğine de bakmak gerekir.

Örnek

Bir hükümet bütçe açığını azaltmak için toplu taşıma desteğini kaldırmayı planlıyor. The government claims that austerity is necessary, but critics argue that the policy may increase inequality. Türkçesi: Hükümet kemer sıkmanın gerekli olduğunu savunuyor, ancak eleştirmenler bu politikanın eşitsizliği artırabileceğini ileri sürüyor. Dengeli bir değerlendirme, kısa vadeli tasarrufu uzun vadeli sosyal maliyetlerle birlikte inceler.

Resilience: Krizlere hazırlanma ve toparlanma

Bu toplantıda ekonomik sistemlerin krizlere karşı daha dayanıklı hâle getirilmesi nasıl ele alınabilir?

Bir toplumun, işletmenin veya ekonominin şoklara dayanma ve sonrasında toparlanma kapasitesine resilience denir. Türkçede dayanıklılık, dirençlilik veya toparlanma kapasitesi anlamlarında kullanılır. Telaffuz ipucu: resilience yaklaşık olarak “rizilyıns” şeklinde söylenir. İklim olayları, salgınlar, enerji krizleri ve tedarik sorunları ekonomik dayanıklılığın önemini gösterir.

Dayanıklı bir sistem yalnızca krize tepki vermez; riskleri önceden belirler ve hazırlık yapar. Örneğin bir şirket tek bir tedarikçiye bağlı kalmak yerine farklı tedarikçilerle çalışabilir. Bir şehir de enerji kaynaklarını çeşitlendirebilir, acil durum planları hazırlayabilir ve düşük gelirli grupları koruyacak sosyal politikalar geliştirebilir.

Örnek

Bir gıda şirketi, tek bir ülkeden ürün almak yerine üç farklı bölgeden tedarik sağlıyor. The company is more resilient because it can continue operating when one supply route is disrupted. Türkçesi: Şirket daha dayanıklıdır; çünkü bir tedarik yolu kesildiğinde faaliyetlerine devam edebilir. Burada dayanıklılık, hiç zarar görmemek değil, zararı sınırlayıp hızlı biçimde toparlanabilmektir.

ESG: Şirketleri daha geniş ölçütlerle değerlendirmek

Pazardaki ürünlerin çevresel ve sosyal özellikleri tüketicilerin ekonomik kararlarını nasıl etkileyebilir?

ESG, environmental, social and governance ifadesinin kısaltmasıdır ve çevresel, sosyal ve yönetişim ölçütlerini anlatır. Environmental boyut karbon salımı, enerji kullanımı, atık ve doğal kaynakları; social boyut çalışan hakları, iş güvenliği ve toplum üzerindeki etkileri inceler. Governance ise yönetim yapısı, şeffaflık, etik kurallar ve yolsuzlukla mücadele gibi konulara odaklanır.

ESG yaklaşımı, şirketin yalnızca ne kadar para kazandığını değil, bu kazancı nasıl elde ettiğini de sorgular. Yatırımcılar ESG performance bilgilerini kullanarak uzun vadeli riskleri değerlendirebilir. Bununla birlikte, her çevreci iddia otomatik olarak güvenilir değildir; şirketlerin ölçülebilir veri sunması ve greenwashing olarak adlandırılan yanıltıcı çevrecilikten kaçınması gerekir.

Örnek

Bir şirket ambalajlarını azaltıyor, çalışanlarına güvenli çalışma koşulları sağlıyor ve yönetim kararlarını bağımsız denetime açıyor. Its ESG strategy covers environmental protection, social responsibility and transparent governance. Türkçesi: Şirketin ESG stratejisi çevrenin korunmasını, sosyal sorumluluğu ve şeffaf yönetişimi kapsıyor. Bu örnekte üç ESG alanı birbirinden ayrı değil, birlikte değerlendirilmektedir.

Kavramları birlikte kullanmak: Politika ve karar analizi

Toplantıdaki kişiler ekonomik politikaların çevreyi ve toplumun farklı kesimlerini nasıl etkilediğini tartışıyor olabilir mi?

Bu kavramlar tek başına değil, çoğu zaman birlikte kullanılır. Örneğin karbon vergisi, kirletici faaliyetlerin oluşturduğu negative externality maliyetini fiyatlara yansıtmayı amaçlar. Ancak böyle bir politika bazı ürünleri pahalılaştırabilir; bu nedenle hükümet, düşük gelirli aileleri koruyan desteklerle hem adaleti hem de ekonomik dayanıklılığı gözetmelidir.

Bir politikanın sürdürülebilir olup olmadığını anlamak için kısa ve uzun vadeli sonuçları karşılaştırmak gerekir. Trade-off, yani ödünleşim, bir hedefe ulaşırken başka bir hedefte kayıp yaşanabileceğini anlatır. Örneğin hızlı ekonomik büyüme kısa vadede istihdam yaratabilir, fakat çevre korunmazsa uzun vadede sağlık giderleri ve iklim riskleri artabilir.

Örnek

Bir şehir dizel araç kullanımını azaltmak istiyor. The policy may reduce air pollution, but it should also provide affordable public transport for low-income residents. Türkçesi: Politika hava kirliliğini azaltabilir, ancak düşük gelirli sakinler için uygun fiyatlı toplu taşıma da sağlamalıdır. Böylece dışsallık azaltılır, ESG hedefleri desteklenir ve toplumun dayanıklılığı güçlendirilir.

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Dışsallık, yalnızca şirketlerin yaptığı ve yalnızca çevreyi etkileyen bir sorundur. Doğrusu: Dışsallık, bireylerin, şirketlerin veya devletin kararlarından doğabilir. Eğitim, aşılanma ve toplu taşıma gibi yararlı etkiler de pozitif dışsallık oluşturabilir.
  • Yanlış: Austerity her zaman ekonomiyi düzeltir ve toplumun bütün kesimleri için faydalıdır. Doğrusu: Kemer sıkma kamu borcunu azaltmaya yardımcı olabilir; ancak kamu hizmetlerini ve düşük gelirli grupları olumsuz etkileyebilir. Sonuç, uygulamanın kapsamına ve ekonomik koşullara bağlıdır.
  • Yanlış: Resilience, bir sistemin krizden hiç etkilenmemesi demektir. Doğrusu: Dayanıklılık, krizi tamamen önlemek değil, şoku karşılamak, zararı sınırlamak ve uygun sürede toparlanmaktır.
  • Yanlış: ESG yalnızca çevre dostu ürünlerle ilgilidir. Doğrusu: ESG çevresel konuların yanı sıra çalışan hakları, toplum etkisi, yönetim şeffaflığı ve etik denetim gibi sosyal ve yönetişim alanlarını da kapsar.

Bir adım ileri

Bir üst sınıfta bu konu, sürdürülebilir finans, iklim politikaları ve sosyal eşitsizlik arasındaki ilişkiye doğru ilerler. Life-cycle assessment (yaşam döngüsü değerlendirmesi), bir ürünün ham maddeden atık hâline gelmesine kadar çevre üzerindeki etkilerini inceleyen yöntemdir; carbon pricing (karbon fiyatlandırması) ise karbon salımına ekonomik bir bedel koyma yaklaşımıdır. Ayrıca öğrenciler şirket raporlarını karşılaştırarak ESG iddialarının kanıtlarla desteklenip desteklenmediğini değerlendirebilir. Tartışmalarda görüş belirtmenin yanında veri kullanma, karşı görüşü yanıtlama ve politika önerisini gerekçelendirme becerileri geliştirilir.

Özet

Dışsallık, ekonomik kararların kararı almayan üçüncü taraflar üzerindeki ve piyasa fiyatlarına tam olarak yansımayan etkilerini açıklar. Austerity kamu maliyesini düzeltmeyi amaçlasa da sosyal sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir; resilience ise krizlere hazırlanma ve toparlanma gücünü ifade eder. ESG yaklaşımı çevresel, sosyal ve yönetişim ölçütlerini bir araya getirerek sürdürülebilir ekonomik kararların daha kapsamlı biçimde incelenmesini sağlar.

Aynı ünitedeki konular

‹ Katılımcı cümlecikleri (Having been, Never having)Yatırım brifingi kalıpları (In the long run) ›