B2 düzeyinde sürdürülebilirlik önerisi yazmak ve bunu sınıfça tartışmak, öğrencinin sorun-çözüm-gerekçe üçlüsünü hedef dilde kurup ortak bir eyleme dönüştürmesini sağlar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Öneri metninin iskeleti ve can-do hedefi
CEFR B2 öğrencisi tanıdık bir toplumsal konuda net bir öneri yazabilir, avantaj ve dezavantajları gerekçelendirebilir ve kısa bir eylem planı sunabilir. Hedef dilde bu metin türüne proposal (prı-POU-zıl) denir. Sağlam bir proposal üç parçadan oluşur: problem (PROB-lım), solution (sı-LU-şın) ve benefit (BE-nı-fit). Amaç ezber cümle yığmak değil, gerçek bir değişikliği savunmaktır.
Aynı iskelet e-postada, afişte veya kişisel taahhüt listesinde görünür. Kampüsteki listeyi okuyup kendi planını yazan öğrenci aslında B2 yazma hedefini uygular. Metni kısa tutun: bir paragraf sorun, bir paragraf çözüm, bir cümle de ölçülebilir adım. Ölçülebilir adım şöyle durur: I will use a reusable bottle every day for one month. Türkçesi: Bir ay boyunca her gün tekrar kullanılabilir şişe kullanacağım.
Örnek
Somut mini metin: Our campus uses too much paper in the library. Kampüsümüz kütüphanede çok fazla kâğıt kullanıyor. I propose that we print double-sided by default. Varsayılan olarak iki yüzlü yazdırmayı öneriyorum. This will cut paper waste by about half. Bu, kâğıt atığını yaklaşık yarıya indirecektir. Telaffuz: propose (prı-POUZ), double-sided (DA-bıl SAY-dıd), waste (veyst).
Öneri ve tartışma kalıpları
B2’de öneri dili emir cümlesi değildir; seçenek sunar. En güvenli kalıplar şunlardır: I suggest + -ing (ay sı-CEST), I recommend that we + fiil (ay re-kı-MEND dıt vi), We could / We should / We ought to (vi kud / vi şud / vi ot tu). Gerekçe bağlamak için because (bi-KOZ), so that (sou dıt) ve in order to (in OR-dır tu) yeter. Avantaj-dezavantaj için One advantage is that... (van ıd-VAN-tic iz dıt) ve On the other hand... (on di A-dır hend) B2 tavanını aşmaz. Sınıfta grup tartışması bu kalıpları canlı konuşmaya taşır.
Kısa diyalog şöyle kurulur. A: I suggest installing more bike racks near the gate. A: Kapının yakınına daha fazla bisiklet park yeri koymayı öneriyorum. B: That’s a good idea. We should also add lights so that students feel safe at night. B: Güzel fikir. Öğrenciler gece güvende hissetsin diye ışık da eklemeliyiz. C: I agree to some extent, but it might be expensive. C: Bir ölçüde katılıyorum ama pahalı olabilir. Nazikçe katılmama kalıbı I see your point, but... (ay si yor poynt bat) tartışmanın omurgasıdır. Vurguyu anlam taşıyan sözcüklere koyun: suggest, should, expensive (ik-SPEN-siv).
Örnek
Çözümlü dönüştürme: Zihindeki yanlış kalıp I suggest to plant trees. doğrusu I suggest planting trees. veya I suggest that we plant trees. Türkçesi: Ağaç dikmeyi öneriyorum. Türkçedeki -meyi öneriyorum yapısı, suggest fiilinden sonra to + yalın fiil getirme hatasını doğurur; B2’de bu kalıbı yazmadan önce bir kez sesli kontrol edin.
Enerji önerisi: güneş ve rüzgâr
Yenilenebilir enerji B2 sözcüğünde renewable energy (ri-NYU-ı-bıl E-nı-ci) olarak geçer. Solar panels (SOU-lır PE-nılz) güneş paneli, wind turbines (vind TÖR-baynz) rüzgâr türbinidir. Kampüs çatısını incelemek öneriye görsel kanıt katar: If we use solar power, we will lower our electricity bills. Güneş enerjisi kullanırsak elektrik faturalarını düşürürüz. Bu, B2’nin birinci koşul cümlesidir: If + present, will + verb. Sürdürülebilir kalkınma fikri 1987 Brundtland Raporu’nda, gelecek kuşakların ihtiyaçlarını tehlikeye atmadan bugünün ihtiyaçlarını karşılamak diye tanımlanmıştır; okulda enerji önerisi yazmak bu tanımın küçük bir uygulamasıdır.
B2’de volt veya watt hesabına girmek gerekmez; dil hedefi gerekçedir. Somut olay: öğrenciler çatıdaki panelleri görünce şöyle yazabilir. The roof already gets a lot of sun, so solar panels are a practical solution. Çatı zaten çok güneş alıyor, bu yüzden güneş panelleri pratik bir çözümdür. Wind turbines may be noisy, so we should check the rules first. Rüzgâr türbinleri gürültülü olabilir, bu yüzden önce kurallara bakmalıyız. may (mey) olasılık, should tavsiye bildirir; böylece öneri hem istekli hem temkinli kalır.
Örnek
Tam kısa öneri: Title: Clean Energy on Campus. Başlık: Kampüste Temiz Enerji. Problem: We still depend on fossil fuels for lighting. Sorun: Aydınlatma için hâlâ fosil yakıtlara bağlıyız. Solution: I recommend that we install solar panels on the science building. Çözüm: Fen binasına güneş paneli takmamızı öneriyorum. Benefit: We will reduce our carbon footprint and teach students about renewable energy. Yarar: Karbon ayak izimizi azaltır ve öğrencilere yenilenebilir enerjiyi öğretiriz. carbon footprint (KAR-bın FUT-print) karbon ayak izi demektir.
Atık: azalt, yeniden kullan, geri dönüştür
İngilizcedeki ünlü üçlü reduce, reuse, recycle (ri-DUS, ri-YUZ, ri-SAY-kıl) sırasıyla azalt, yeniden kullan, geri dönüştür demektir. Sıra önemlidir: önce üretmemek, sonra tekrar kullanmak, en sonda dönüştürmek. Birçok öğrenci yalnızca recycle yazar; oysa güçlü B2 önerisi reduce ile başlar. Kampüs istasyonunda atık ayırmak günlük hayatın kendisidir: kâğıt, pet şişe, cam ve organik atık ayrı kutulara gider. organic waste (or-GA-nik veyst) komposta (compost / KOM-post) dönüşebilir.
Kısa diyalog: A: Why don’t we put recycling bins next to every classroom? A: Her sınıfın yanına geri dönüşüm kutusu koysak nasıl olur? Why don’t we...? (vay dont vi) nazik öneridir. B: I’m not sure. People might still mix plastic and paper. B: Emin değilim. İnsanlar yine plastik ile kâğıdı karıştırabilir. A: Then we should add clear signs in English and Turkish. A: O zaman İngilizce ve Türkçe net tabelalar eklemeliyiz. Öneri itirazla güçlenir. Birçok ülkede dil dersi, eko-okul komitesinin kısa tutanağını İngilizce yazdırarak aynı işi gerçek hayata bağlar.
Örnek
Yazılı öneri parçası: I propose a three-step plan for the canteen. Kantin için üç adımlı bir plan öneriyorum. First, stop offering plastic spoons. Önce plastik kaşık sunmayı bırakın. Second, give a small discount to students who bring their own cups. İkinci olarak kendi bardağını getiren öğrenciye küçük bir indirim verin. Third, sort leftover food for compost. Üçüncü olarak artan yemeği kompost için ayırın. leftover (LEFT-o-vır) artan yemek demektir.
Gıda ve topluluk bahçesi
Yerel gıda B2’de local food (LOU-kıl fud) ve grow our own vegetables (grou ar on VE-cı-tı-bılz) ile anlatılır. Topluluk bahçesi (community garden / kı-MYU-nı-ti GAR-dın) hem ders hem uygulamadır: öğrenci toprağı görür, sonra bunu metne çevirir. Yarar cümleleri B2’yi aşmaz: Local food travels less, so it produces less pollution. Yerel gıda daha az yol gider, bu yüzden daha az kirlilik üretir. pollution (pı-LU-şın) sayılamaz addır; a pollution denmez. We can compost leaves and use them as natural fertiliser. Yaprakları kompost yapıp doğal gübre olarak kullanabiliriz. fertiliser (FÖR-tı-lay-zır) İngiliz yazımıdır; Amerikan yazımı fertilizer aynı söylenir.
Okul bahçeleri birçok ülkede dil ile yaşam becerisinin birlikte yürüdüğü projelerdir; amaç kelime listesi ezberlemek değil, hasadı anlatabilecek kadar dil üretmektir. Somut olay: öğrenciler nane ve salatalık eker, ardından kısa öneri yazar. I suggest starting a herb garden near the canteen so that the cooks can use fresh mint and parsley. Aşçıların taze nane ve maydanoz kullanabilmesi için kantinin yanında bir ot bahçesi başlatmayı öneriyorum. herb İngiliz İngilizcesinde çoğunlukla h’siz (örb), Amerikan İngilizcesinde h’li (hörb) okunabilir; B2’de ikisi de kabul görür.
Örnek
Kısa diyalog: A: Shall we grow tomatoes this spring? A: Bu bahar domates eksek mi? Shall we...? (şel vi) birlikte karar kalıbıdır. B: Yes, and we ought to ask the biology teacher for advice. B: Evet, bir de biyoloji öğretmeninden tavsiye almalıyız. A: If the garden works, we will share the harvest with the neighbourhood. A: Bahçe tutarsa hasadı mahalleyle paylaşırız.
Tartışmayı tekrar etmek ve uzlaşmak
Yazılı öneri tek başına yetmez; B2 konuşma hedefi fikri savunmak ve itirazı yönetmektir. Can-do şöyle özetlenir: tanıdık konuda tartışmaya katılabilir, görüşünü örnekle destekleyebilir, kısmen katılıp alternatif sunabilir. Yararlı kalıplar: Could you explain why? (kud yu ik-SPLEYN vay) Nedenini açıklar mısın? I take your point. (ay teyk yor poynt) Meseleyi anlıyorum. Let’s find a middle way. (lets faynd ı Mİ-dıl vey) Ortayı bulalım. We need more facts before we decide. Karar vermeden önce daha çok bilgiye ihtiyacımız var. Tartışma tekrarı aynı konuyu ikinci kez konuşmaktır: ilk turda fikirler dağınık kalır, ikinci turda grup bir cümlelik karara iner.
Uygulama düzeni şöyledir. Dört öğrenci, dört rol: öneren, destekleyen, kuşku duyan, not tutan. İki dakika konuşulur, not tutan özeti İngilizce okur. Özet kalıbı: We agreed to try reusable cups for two weeks and then check the results. İki hafta tekrar kullanılabilir bardak denemeye ve sonra sonuçlara bakmaya karar verdik. Bu, kurul toplantısının küçük bir kopyasıdır. Şimdilik amaç B2 sözcük ve yapı tavanını aşmadan net uzlaşma cümlesi kurmaktır.
Örnek
Uzlaşma diyalogu: A: I think plastic bottles should be banned on campus. A: Bence kampüste plastik şişeler yasaklanmalı. B: I see your point, but some students need them for sport. B: Haklılık payın var ama bazı öğrencilerin sporda bunlara ihtiyacı var. C: Let’s find a middle way. We could ban single-use bottles in the canteen but allow them at the sports hall. C: Ortayı bulalım. Kantinde tek kullanımlık şişeleri yasaklayıp spor salonunda izin verebiliriz. single-use (SİN-gıl yuz) tek kullanımlık demektir.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: I suggest to recycle more. veya I recommend to use less water. Doğrusu: suggest ve recommend fiillerinden sonra to + yalın fiil gelmez. Doğrusu I suggest recycling more. veya I suggest that we recycle more. Hata, Türkçedeki -meyi öneriyorum kalıbından gelir.
- Yanlış: Let’s discuss about the environment. Doğrusu: discuss nesneyi doğrudan alır; about konmaz. Doğrusu Let’s discuss the environment. Karışan kalıp talk about (tolk ı-BAVT) ile konuşmaktır.
- Yanlış: Çevre kastedilirken We must protect the nature. demek Doğrusu: Kampüs, atık ve enerji konularında doğru sözcük the environment (in-VAY-rın-mınt) olur. nature daha çok yabanıl doğadır ve çoğu zaman the almaz: We must protect nature.
- Yanlış: Ucuz veya tasarruflu anlamında This solution is very economic. Doğrusu: Az harcayan anlamı economical (e-kı-NO-mi-kıl) ile verilir. economic ekonomiyle ilgili demektir. Doğru cümle: LED lights are economical. LED ışıklar tasarrufludur.
- Yanlış: According to me, we should plant trees. Doğrusu: According to başkasının görüşü içindir. Kendi fikriniz için In my opinion (in may ı-PIN-yın) veya I think kullanın. Doğrusu: In my opinion, we should plant trees.
Bir adım ileri
Bir üst basamakta aynı konu daha uzun gerekçeli yazıya ve kaynaklı ikna metnine dönüşür. Öğrenci yalnızca I suggest demekle kalmaz; karşı savı özetler ve daha uzun bağlaçlarla karmaşık cümle kurar. Sınıf tartışması resmi münazaraya (debate / di-BEYT) evrilebilir. Şimdilik B2’de kısa, net, ölçülebilir öneri yeter; sonraki iş kanıtı seçmek ve üslubu resmi metne taşımaktır.
Özet
Sürdürülebilirlik önerisi B2’de sorun, çözüm ve yarar üçlüsüyle yazılır; temel kalıplar suggest -ing, should ve birinci koşul cümlesidir. Tartışmada nazik itiraz ve uzlaşma, yazıyı eyleme bağlar. Kişisel taahhüt, kampüs enerjisi, atık ayrıştırma ve topluluk bahçesi bu dili günlük işe çevirir.