QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Günlük konuşma: Yetenek sorma ve rica etme kalıpları

Yabancı Diller · İngilizce A1 · Boş Zaman ve Yetenekler
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Boş zamanda hem yetenek sorarız hem oyuna katılmak için rica ederiz; A1’de ikisi de kısa can kalıbıyla yapılır.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Yetenek sormak: Can you...?

Resimdeki çocuklar basketbol oynuyor; birine yetenek sormak için hangi kısa cümleyi kullanırsın?

CEFR A1 can-do hedefi açıktır: Basit sözcüklerle birinin bir sporu veya etkinliği yapıp yapamadığını sorabilir ve kısa cevap verebilirim. Temel kalıp Can you + yalın fiil? şeklindedir. Telaffuz ipucu: can zayıf okunur, yaklaşık ken; you yu; birlikte ken yu. Olumlu cevap Yes, I can. yani yes ay ken, olumsuz No, I can’t. yani no ay kent. can’t içindeki t sesi duyulur. Fiil yalın kalır: play pley, swim suim, run ran, draw dro, sing sing, dance dens, help help.

Dünyada bu konu çoğu kitapta abilities başlığıyla gelir. Öğretmenler kart, pandomim veya sınıf içi zincir soru kullanır: bir öğrenci sorar, diğeri cevaplar ve yeni soru üretir. Tarihçe olarak can Eski İngilizce cunnan kökünden gelir; eski anlamda bilmek ve ehli olmak vardı, bugün hem yetenek hem rica için tek kısa biçim durur. Günlük hayatta spor sahasında, müzik köşesinde ve parkta bu soru doğal akar. Türkçedeki -ebilmek ekine benzediği için anlam çabuk oturur; asıl iş sözcük sırası ve kısa cevaptır.

Somut sahne basketboldur. Soru Can you play basketball? ken yu pley basketbol olur. Cevap uzun cümle istemez. İstersen a little e litıl ile biraz eklersin ama A1’de zorunlu değildir. Olumsuzda I can’t play basketball. dersin. Soru cümlesinde özne you, cevapta I olur. Bu yer değiştirme Türkçe kaynaklı en sık karışıklıklardan biridir; kalıbı ezbere değil sahneye bağlayarak öğrenmek daha kalıcıdır.

Örnek

Örnek diyalog: A: Can you play basketball? Türkçesi: Basketbol oynayabilir misin? B: Yes, I can. I play at the park. Türkçesi: Evet, oynayabilirim. Parkta oynarım. A: Can you play football too? Türkçesi: Futbol da oynayabilir misin? B: No, I can’t. Türkçesi: Hayır, oynayamam. too yaklaşık tu okunur ve de/da anlamı verir.

Oyuna katılma ricası: Can I play with you?

Parkta futbol oynayan çocuklardan birine katılmak için ne sorarsın?

Rica ve izin A1’de yine can ile sorulur ama özne değişir. Can I ...? ken ay yaklaşık yapabilir miyim veya izin var mı demektir. Parkta futbola katılmak için kalıp şudur: Can I play with you? Telaffuz: ken ay pley viz yu. with you viz yu gibi bağlanır. Cevaplar kısa ve naziktir: Yes, you can. Sure! şör, OK. Of course. ov kors. Olumsuzda A1 için Sorry, no. veya Not now. nat nau yeter. Please pliz cümlenin sonuna eklenebilir: Can I play with you, please?

Yetenek sorusu Can you play football? iken katılma ricası Can I play with you? olur. Birincisi sen yapabiliyor musun diye sorar, ikincisi ben katılabilir miyim diye sorar. İkisi karışmasın. Dünyada playground English yani oyun bahçesi İngilizcesi bu iki cümle üzerine kurulur. Ortaöğretim yabancı dil dersinde bu ayrım, CEFR A1 içindeki can make simple requests hedefine denk düşer. Günlük hayatta top, ip, kovalamaca veya sıra oyunu gördüğünde aynı cümleyi kullanırsın.

Somut olay: Ali parkta top oynamaktadır. Efe gelir, elini kaldırır ve kısa sorar. A1 uzun gerekçe istemez; tek cümle yeter. Cevap da tek cümledir. Bu kısalık nezaketsizlik değildir, başlangıç düzeyi konuşmasının doğasıdır. İleride daha uzun cümleler gelecektir ama şimdi hedef, doğru kalıbı doğru yerde söylemektir.

Örnek

Örnek diyalog (futbol): Efe: Hi! Can I play with you, please? Türkçesi: Merhaba! Seninle oynayabilir miyim, lütfen? Ali: Yes, you can. Come! Türkçesi: Evet, oynayabilirsin. Gel! Efe: Thanks! Türkçesi: Teşekkürler! Come! kam okunur ve gel anlamındadır.

Oyun alanında katılma: kısa diyaloglar

Oyun alanında gruba katılmak isteyen çocuk sence ne diyor?

Etiket veya kovalamaca gibi oyunların adı her ülkede farklıdır. İngilizcede sıkça tag teg denir; sözcüğü bilmiyorsan A1’de this game dis geym demen yeter. Katılma yine aynı kapıdan girer: Can I play? veya Can I play with you? veya Can I play this game? Telaffuz: ken ay pley dis geym. Cevap yine kısa: Yes! Come on! kam on, Let’s play! lets pley. Let’s hadi gidelim/yapalım anlamında A1 kalıbıdır.

CEFR can-do burada şunu ister: Çok kısa diyalogla bir etkinliğe katılma isteğini belirtebilirim. Dünyada bu hedef rol oyunlarıyla öğretilir: sınıfın bir köşesi park olur, öğrenciler sırayla gelir ve kapı cümlesini söyler. Tarihçe olarak oyun bahçesi konuşması, dil öğretiminde iletişimsel yaklaşımın en eski pratiklerinden biridir çünkü gerçek bir ihtiyaç vardır: dışarıda kalmamak. Günlük hayatta bu cümle sadece çocuk parkında değil, masa oyununda, top sahasında ve teneffüste de işe yarar.

Olumsuz cevap da A1’de nazik ve kısa tutulur. Sorry. It’s full. sori its ful yani üzgünüm, dolu. Ya da Wait, please. weyt pliz. Tam cümle ezberi şart değildir; üç dört hazır cevap yeter. Unutulmaması gereken nokta şudur: katılma ricasında cevap çoğu zaman Yes, I can. değildir çünkü soru senin yeteneğin değil, grubun iznidir.

Örnek

Örnek diyalog (oyun alanı): Ceren: Hello! Can I play this game? Türkçesi: Merhaba! Bu oyunu oynayabilir miyim? Mert: Yes. Run! Türkçesi: Evet. Koş! Ceren: OK. Thanks. Türkçesi: Tamam. Teşekkürler. Run! ran okunur.

Yardım isteme: bahçede Can you help me?

Bahçede birlikte çiçekle uğraşan çocuklar birbirinden nasıl yardım ister?

Boş zaman yalnız oyundan ibaret değildir. Bahçe, sınıf panosu, resim köşesi ve kulüp işi de A1 konuşmasına girer. Yardım isteme kalıbı Can you help me? ken yu help mi ve daha nazik Can you help me, please? şeklindedir. Telaffuz: help net okunur, h sesi vardır. Karşı teklif ise Can I help you? ken ay help yu olur. Bu iki cümle ayna gibidir: birinde sen bana, diğerinde ben sana.

Dünyada yardım isteme, ricayı öğretirken yetenekten hemen sonra gelir çünkü gerçek ihtiyaçtır. Sınıfta kalem düşer, çanta ağırdır, sıra taşınır. Bahçe sahnesinde çocuklar birlikte iş yapar. A1 sözcükleri sınırlı tut: help, please, here hiyır, a bag, water votır, a flower e flauır. Fiil plant A1’in kenarında kalabilir; emin değilsen Can I help you here? demen yeter. Uydurma ayrıntıya gerek yoktur; kısa ve doğru cümle yeter.

Somut olay: Elif ve Deniz bahçededir. Elif eğilir, Deniz sorar. Diyalog üç satırı geçmez. Bu kısalık, A1’in matematik gibi formül ezberi değil, kullanılabilir konuşma hedefidir. Please bazen başa da konur ama senin için en güvenli yer cümle sonudur. Böylece Türkçe lütfen sen yardım et sırasına kaymazsın.

Örnek

Örnek diyalog (bahçe): Deniz: Can I help you? Türkçesi: Sana yardım edebilir miyim? Elif: Yes, please. Can you help me? Türkçesi: Evet, lütfen. Bana yardım edebilir misin? Deniz: Sure. Here. Türkçesi: Tabii. Al/burada. Here hiyır okunur.

Resim ve sanat köşesi: yetenek plus rica

Resim etkinliğine katılmak isteyen çocuk nasıl sorar?

Sanat köşesi, yetenek sorusu ile katılma ricasını aynı sahnede birleştirir. Önce yetenek: Can you draw? ken yu dro. Sonra katılma: Can I draw with you? ken ay dro viz yu. draw dro, a picture e pikçır A1 sözcükleridir. a cat, a house, a tree tri gibi somut nesneler yeter. Uzun renk listesi bu dersin zorunlu parçası değildir; ihtiyaç olursa red red, blue blu gibi birkaç renk yeter.

CEFR can-do hedefi çift yönlüdür: Hem birinin resim yapıp yapamadığını sorabilirim hem de etkinliğe katılmak için basit rica edebilirim. Dünyada bu sahne sıkça sınıf köşesi veya kulüp afişiyle öğretilir. Günlük hayatta doğum günü masası, defter süsleme ve proje ödevi aynı cümleleri ister. Sık yanlış anlama şudur: öğrenci yetenek sorusunu katılma sanır. Can you draw? davet değildir; davet Can I draw with you? veya öğretmenin You can draw here. cümlesidir.

Cevaplar yine kısa kalsın. Yes, I can. I draw cats. Evet, yapabilirim. Kedi çizerim. Katılma cevabı: Yes. Sit here. sit hiyır. Sit otur demektir ve A1’dedir. Olumsuz yetenek: I can’t draw well. vel yani iyi. well A1’in ucundadır; zor gelirse sadece I can’t draw. de.

Örnek

Örnek diyalog (resim): A: Can you draw a cat? Türkçesi: Kedi çizebilir misin? B: Yes, I can. Türkçesi: Evet, çizebilirim. A: Can I draw with you, please? Türkçesi: Seninle resim yapabilir miyim, lütfen? B: Yes. Sit here. Türkçesi: Evet. Buraya otur.

Telaffuz, dünya pratiği ve Türkçe kaynaklı hatalar

can ve can’t çiftini kulağın ayırmadan konuşmak zorlaşır. Olumlu can zayıf ken, olumsuz can’t daha net kent gibidir. Soru Can you...? ken yu, rica Can I...? ken ay. play pley, with you viz yu, please pliz, help help, draw dro, sure şör, sorry sori, thanks tenks. Bu liste A1’i aşmaz. Yüksek sesle, kısa ve tekrarlı söylemek dünya genelinde en sık kullanılan yoldur.

Dünyada konu nasıl öğretilir? Çoğu program önce yetenek, hemen sonra rica verir çünkü biçim aynı, işlev farklıdır. Oyunlar yaygındır: Can you...? bingo, pandomim, park rolü. İletişimsel yaklaşım uzun dilbilgisi anlatmaz; sahne kurar. Günlük hayattaki yeri nettir: teneffüs, spor, kulüp, misafir evinde oyun, yardım. Bir sonraki adım A2’de could ve daha nazik ricalardır; şimdi o kapıyı açmana gerek yoktur.

Türkçe kaynaklı hatalar ayrı durur çünkü çeviri bire bir işlemez. Türkçede yapabilir misin hem yetenek hem rica olabilir; İngilizcede özne seçimi ayrımı taşır. do ile can yan yana gelmez. Soru ezgisiyle You can play? demek A1’de hedef değildir; yardımcı başa gelir. Rica cevabına otomatik Yes, I can. yapmak da karışıklıktır. Bu hataları utanç değil, ayna gibi gör: her biri bir kalıbı netleştirir.

Örnek

Hata düzeltme örneği: Yanlış konuşma: Do you can play football? Doğrusu: Can you play football? Yanlış: I play with you? Doğrusu: Can I play with you? Yanlış cevap (katılma ricasına): Yes, I can. Daha uygun: Yes, you can. veya Sure!

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Do you can play football? gibi hem do hem can kullanmak. Doğrusu: İngilizcede can zaten yardımcı fiildir; do eklenmez. Doğrusu Can you play football?
  • Yanlış: Soru ezgisiyle I can play with you? veya You can play? demek. Doğrusu: A1’de soru için yardımcı başa gelir: Can I play with you? ve Can you play?
  • Yanlış: Katılma ricasına hep Yes, I can. diye cevap vermek. Doğrusu: Soru senin yeteneğin değil grubun izniyse Yes, you can. veya Sure! daha uygundur.
  • Yanlış: oynayabilir miyim cümlesini I play can? sırasıyla kurmak. Doğrusu: Sıra sabittir: Can I play? Fiil yalın ve sonda yakın durur, can baştadır.
  • Yanlış: can’t ile can not ve I don’t can biçimlerini karıştırmak. Doğrusu: A1’de olumsuz kısa biçim can’t yeter. don’t can yoktur.

Bir adım ileri

Bir üst basamakta, A2’de aynı boş zaman sahneleri daha nazik ve daha ayrıntılı konuşulur. could ve Would you like to...? ricaları, geçmiş yetenek için could, beğeniler için like + -ing devreye girer. Yetenekler well ve badly ile nitelenir; kulüp, hobi ve hafta sonu planı cümleleri uzar. Şimdilik görevin kısa, doğru ve nazik can cümleleridir; kapı A2’de kendiliğinden genişler.

Özet

A1’de yetenek Can you...? ile, katılma ve yardım ricası Can I...? ve Can you help me, please? ile sorulur. Park, oyun alanı, bahçe ve resim köşesi bu iki kalıbın doğal sahnesidir. Kısa cevap, doğru özne ve can / can’t ayrımı, Türkçe çeviri tuzaklarını aşmanın en güvenli yoludur.

Örnek sorular

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir kişiye yetenek sormak için uygundur?
  1. Can you swim?
  2. You swim fast.
  3. I like swimming.
  4. Swimming is fun.
Cevabı göster
Doğru cevap: Can you swim?
‘Can you swim?’ bir kişiye yüzüp yüzemediğini sormak için kullanılır. Diğer seçenekler yetenek sorma değildir.
2. Aşağıdaki ifadelerden hangisi bir ricadır?
  1. Can you help me, please?
  2. I can help you.
  3. You help me.
  4. Helping is good.
Cevabı göster
Doğru cevap: Can you help me, please?
‘Can you help me, please?’ bir ricadır ve kibarca yardım istenir.
3. Bir arkadaşına gitar çalıp çalamadığını sormak için hangi cümle uygundur?
  1. Can you play the guitar?
  2. Do you play the guitar?
  3. Are you play the guitar?
  4. Did you play the guitar?
Cevabı göster
Doğru cevap: Can you play the guitar?
'Can you play the guitar?' ifadesi yetenek sormak için doğrudur. Diğerleri farklı zaman veya yapıdadır.
4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi kibarca bir ricadır?
  1. Can you open the window, please?
  2. You open the window.
  3. I open the window.
  4. Open the window now.
Cevabı göster
Doğru cevap: Can you open the window, please?
‘Can you open the window, please?’ kibarca bir ricadır. Diğerleri emir veya bildirimdir.
5. Bir arkadaşından kalemi ödünç almak için hangi cümle uygundur?
  1. Can I borrow your pen, please?
  2. I borrow your pen.
  3. You borrow my pen.
  4. Borrow my pen, please.
Cevabı göster
Doğru cevap: Can I borrow your pen, please?
‘Can I borrow your pen, please?’ kibarca ödünç istemek için kullanılır.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Kelime: Hobiler, sporlar ve boş zaman etkinlikleriOkuma-dinleme: Kısa hobi profili ve etkinlik duyurusu ›