Yeniden çeviri, Fransızca bir metni başka bir kültürün bakışına ve üslubuna göre yeniden kurmaktır; kültürlerarası brifing bu kuruşu hazırlar, tekrar ise nüansı kalıcı kılar.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Yeniden çeviri nedir ve dünyada nasıl öğretilir?
Yeniden çeviri, daha önce çevrilmiş bir yapıtı yeni bir dönemde tekrar çevirmek ya da aynı bildiriyi başka bir okur için yeniden söylemektir. Fransızcada buna retraduction (rö-tra-dük-si-yon) denir. Çeviribilimde Antoine Berman 1990’da ilk çevirilerin çoğu zaman hedef dile fazla yaklaştığını, sonraki çevirilerin ise kaynağın yabancılığını daha cesurca koruyabildiğini tartışmıştır. C2 sınıfında biz bunu şöyle sadeleştiririz: aynı metin, aynı dil çiftinde bile farklı üsluplarla yeniden doğabilir.
Konu dünyada nasıl işlenir? Fransa’da version (ver-si-yon) ve thème (tem) alıştırmalarının yanında metni başka bir kayıtta yeniden yazmak yaygındır. Avrupa Konseyi’nin C2 aracılık becerisi şunu ister: karmaşık bir metni, örtük kültürel göndermeleri açarak ve üslubu hedef kitleye göre ayarlayarak yeniden ifade edebilirim. Günlük hayatta bu, bir Fransız köşe yazısını sınıf arkadaşınıza aynı iğneyi kaybetmeden anlatmak demektir.
Dikkat: yeniden çeviri kör bir rétrotraduction (ret-ro-tra-dük-si-yon), yani çeviriyi kaynağa geri götürmek değildir. Amaç denetim değil, yeni bir okurla yeni bir sözleşme kurmaktır. Bu yüzden önce metnin enjeu (an-jö), yani asıl meselesi bulunur; sonra üslup seçilir. Öğretmenin tablette yan yana duran iki metni tam da bu seçimin somut hâlidir.
Örnek
Kaynak: Il ne faut pas vendre la peau de l'ours avant de l'avoir tué. (il nö fo pa vandr la po dö lurs a-van dö la-vuar tü-e). Sözcüğü sözcüğüne: Ayıyı öldürmeden postunu satmamalı. Kültürlerarası yeniden çeviri: Dereyi görmeden paçaları sıvama. Brifing: Fransızca deyim avcılık imgesinden, Türkçe deyim çay taşmasından gelir; ikisi de erken sevinmeyi uyarır. C2 kararı: okur çocuksa deyimi açıkla, yetişkinsse eşdeğer deyimi seç.
Kültürel metaforlar: koku, kahve ve romanın görünmeyen katmanı
C2’de zorluk sözcük dağarcığı değil, metaforun hangi dünyadan geldiğidir. Fransızcada le terroir (lö ter-uar) yalnızca toprak değil, bir bölgenin tadı, tarihi ve gururudur. L'esprit de l'escalier (les-pri dö les-kal-ye) merdivende akla gelen geç cevaptır; pişmanlığın mizahi adıdır. Türk kahvesinin telvesinde fal bakmak ise Fransız okura aynı duyguyu vermez. Yeniden çeviriden önce bu imgeleri masaya koymak, yani kokuyu, tadı ve kitabı yan yana tutmak, brifingin ilk adımıdır.
Sık görülen bir sahne: öğrenci un parfum entêtant (ên par-fê ân-te-tan) ifadesini baş döndürücü koku diye çevirir ve geçer. Oysa klasik Fransız romanında ağır koku çoğu zaman salon, sınıf ya da yapaylık iması taşır. Türkçede aynı cümleyi ağır bir parfüm salonu boğuyordu diye kurmak üslubu korur; çok güzel kokuyordu demek imayı siler. Kültürlerarası üslup, nesneyi değil nesnenin toplumsal değerini taşır.
Kısa diyalog: — Pourquoi tu poses le roman à côté du café turc ? (pur-kua tü poz lö ro-man a ko-te dü ka-fe türk) Neden romanı Türk kahvesinin yanına koyuyorsun? — Pour rendre visible la métaphore avant de retraduire. (pur randr vi-zibl la me-ta-for a-van dö rö-tra-düir) Yeniden çevirmeden önce metaforu görünür kılmak için. Bu tekrar, ezber değil; imgeyi bedende sabitleme işidir.
Örnek
Cümle: Cette invitation sentait le piège à plein nez. (set ê-vi-tas-yon sân-te lö pyej a plê ne). Sözcüğü sözcüğüne: Bu davet buruna tuzak kokuyordu. Yeniden çeviri A (edebi): Davetin içinden tuzak kokusu geliyordu. Yeniden çeviri B (gündelik Türkçe): Bu davet baştan şaibeliydi. Brifing: Fransızca sentir (sân-tir) burada burun değil sezgi ve kuşkudur; Türkçede koku bazen fazla somut kalır, o yüzden şaibe ya da içinden gelmek daha doğal durabilir.
Aynı metin, üç üslup: kaydı değiştirerek yeniden kurmak
Fransızca C2’nin can-do hedefi şudur: aynı bildiriyi registre soutenu (rö-jistr su-tö-nü) yüksek üslup, registre familier (fa-mi-lye) tanıdık üslup ve registre journalistique (jur-na-lis-tik) haber üslubu arasında kaydırabilirim. Üslup süs değildir; kiminle konuştuğunuzu, ne kadar yaklaştığınızı ve kime hesap verdiğinizi gösterir. Öğretmenin ekranda üç sütun açması, öğrencinin kulağını bu mesafeye alıştırmak içindir.
Somut olay: bir belediye başkanı semt pazarının taşınacağını duyurur. Yüksek üslup resmi bildiridir, tanıdık üslup semt sohbetidir, haber üslubu ise tarafsız aktarımdır. Türk öğrencinin sık yanılgısı, Fransızca yüksek üslubu Türkçe ağdalı Osmanlıca sanmak ya da tanıdık üslubu kaba sanmaktır. Oysa familier kaba değil yakındır; soutenu ise eski değil ölçülüdür.
Kalıp: adapter le registre sans trahir l'enjeu (a-dap-te lö rö-jistr san tra-ir lan-jö) asıl meseleyi bozmadan kaydı uyarlamak. Tekrar tekniği: aynı cümleyi üç kez sesli okuyun, her seferinde dinleyiciyi değiştirin: bakanlık, arkadaş, gazete. Ses değişince sözcük de değişmek zorundadır.
Örnek
Ortak anlam: Kent çok değişti. Yüksek: La métropole a connu de profondes mutations. (la me-tro-pol a ko-nü dö pro-fond mü-tas-yon) Kent köklü dönüşümler geçirdi. Tanıdık: La ville, c'est plus du tout pareil. (la vil se plü dü tu pa-rey) Kent hiç eskisi gibi değil. Haber: La ville s'est profondément transformée en deux décennies. (la vil se pro-fon-de-man trans-for-me an dö de-se-ni) Kent yirmi yılda derin biçimde dönüştü. Yanlış yol: üçünü de Kent değişti diye tek cümleye indirmek; nüans ölür.
Kültürlerarası brifing: örtük olanı karşı tarafa hazırlamak
Briefing interculturel (brifing ê-ter-kül-tü-rel) kültürlerarası brifing, metni çevirmeden önce dinleyiciye gereken arka planı vermektir. Fransızcada daha yerleşik karşılıklar da vardır: une mise en contexte (ün miz an kon-tekst) bağlama oturtma, expliciter les implicites (eks-pli-si-te lez ê-pli-sit) örtük olanı açık kılma. C2 can-do: başka kültürden bir okurun kaçıracağı göndermeyi, metni bozmadan açıklayabilirim. Tahtada yan yana yazmak, brifingin görünür hâlidir.
Örnek olay: Chez nous, on ne discute pas politique à table. (şe nu on nö dis-küt pa po-li-tik a tabl) Bizde sofrada politika konuşulmaz. Birçok Türk evinde sofra tam tersine politikanın yeridir. Sözcükler doğru olsa da etki tersine döner. Brifing cümlesi şöyle olabilir: Fransız orta sınıf nezaketinde sofra barış alanıdır; cümle yasak değil, zarafet kuralıdır. Böylece yeniden çeviri Bizde yemek huzur içindir, politika sonra diye kurulabilir.
Kısa diyalog: — Ce passage te paraît anodin ? (sö pa-saj tö pa-re a-no-dên) Bu pasaj sana zararsız mı görünüyor? — Pas tout à fait. Il y a une ironie de salon que le lecteur turc ne captera pas sans éclairage. (pa tu ta fe. il i a ün i-ro-ni dö sa-lon kö lö lek-tör türk nö kap-te-ra pa sanz ek-le-raj) Tam değil. Salona özgü bir ironi var; Türk okur aydınlatma olmadan yakalamaz. Brifing metni uzatmak için değil, yanlış gülüşü önlemek içindir.
Örnek
Kaynak: Il faut laisser du temps au temps. (il fo le-se dü tan o tan) Zamana zaman tanımalı. Sözcüğü sözcüğüne aktarım boş bir tekrar gibi durur. Brifing: Fransızcada bu kalıp sabrı, aceleci reformun tersini ve siyasal hitabetin sakin tonunu çağrıştırır. Yeniden çeviri seçenekleri: İşi zamana bırakmak gerekir. / Acele etmeyelim, zaman kendi işini yapsın. C2 sorusu: kime söylüyorum, bir bakanlığa mı bir dosta mı? Cevap üslubu değiştirir.
Tekrar ve grupla yeniden söyleme: nüansı kalıcı kılmak
Tekrar, aynı cümleyi papağan gibi okumak değildir. C2’de tekrar, reformuler (rö-for-mü-le) yeniden biçimlemek ve répéter en variant le destinataire (re-pe-te an var-yan lö des-ti-na-ter) dinleyiciyi değiştirerek yinelemektir. Grup çalışması bunun için biçilmiş kaftandır: bir öğrenci kaynağı okur, ikincisi yüksek üslupta kurar, üçüncüsü tanıdık üslupta kurar, dördüncüsü brifing cümlesini ekler. Yanlışlar utanç değil malzeme olur.
Dünyada bu yöntem konferans tercümanlığı stüdyolarında da vardır: anlam önce zihinde yeniden kurulur, sonra dile dökülür. Sınıfta da sıra şudur: anla, brifingi söyle, üç üslupta kur, arkadaşının sürümünü dinle, farkı adlandır. Adlandırmadan tekrar, ezberde kalır. Adlandırınca décalage culturel (de-ka-laj kül-tü-rel) kültürel kayma görünür.
Kalıplar: Autrement dit, (o-trö-man di) başka deyişle; En d'autres termes, (an do-tr term) başka sözcüklerle; Pour un lecteur turc, cela revient à dire que... (pur ên lek-tör türk söla rö-vyen a dir kö) Türk okur için bu şuna gelir ki. Bu kalıplar çeviri değil aracılıktır ve C2’nin kalbidir.
Örnek
Grup metni: On n'est pas sorti de l'auberge. (on ne pa sor-ti dö lo-berj) İşin içinden henüz çıkamadık; sözcüğü sözcüğüne handan çıkmadık. Öğrenci A (haber): Sorun henüz çözülmedi. Öğrenci B (tanıdık): Daha işimiz bitmedi, hatta yeni başlıyor. Öğrenci C (brifing): Fransızca hân imgesi yolculuk ve masraf çağrıştırır; Türkçede han bugün aynı canlılıkta değildir, o yüzden işin içinden çıkmak daha doğaldır. Tekrar: üç sürümü sesli okuyup hangisinin hangi dinleyiciye gideceğine oy verin.
Türkçe kaynaklı üslup tuzakları
Türkçeden Fransızcaya ya da Fransızcadan Türkçeye giderken en sık tuzak, Türkçenin esnek bağlama biçimini Fransızcaya taşımak ve Fransızcanın net cümle sınırını Türkçeye zorla giydirmektir. Türkçe uzun birleşik cümle kurmayı sever; C2 Fransızcası da uzun cümle kurabilir ama bağlaçları ve göndermeleri çok daha görünür ister. Öğrenci Türkçe düşünüp Fransızca dize dizince ce qui (sö ki) ve dont (don) zinciri dolaşır, üslup ağırlaşır, anlam bulanır.
İkinci tuzak, sen ve siz ile tu (tü) ve vous (vu) denklemini tek çizgide sanmaktır. Türkçede siz hem saygı hem mesafe hem çoğuldur; Fransızcada vous resmiyet, tu yakınlık taşır ve geçiş bir üslup olayıdır. Üçüncü tuzak, Türkçe evet ama, inşallah, Allah’tan ki gibi kültür parçacıklarını Fransızcaya olduğu gibi yapıştırmak ya da Fransızca quand même (kan mem), tout de même (tud mem), en même temps (an mem tan) gibi küçük bağlaçları yok saymaktır. Bu küçük sözcükler C2’de üslubun iskeletidir.
Dördüncü tuzak, deyimi her zaman deyimle karşılamaktır. Bazen eşdeğer vardır, bazen açıklama gerekir, bazen kaynağın imgesi korunur. Karar okura ve amaca bağlıdır; kural ezbere bağlı değildir. Yeniden çeviri bu kararı bilinçli vermek, brifing ise kararı dinleyiciye duyurmaktır.
Örnek
Yanlış yol: Inşallah on se voit demain diye karışık cümle. Doğru yol, bağlama göre: On se voit demain, j'espère. (on sö vua dö-mên jes-per) Yarın görüşürüz, umarım. Ya da daha mesafeli: Je devrais pouvoir vous voir demain. (jö dö-vre pu-vuar vu vuar dö-mên) Yarın sizi görebilmem gerekir. Başka tuzak: Fransızca On (on) öznesini hep insanlar diye şişirmek. On verra. (on ve-ra) çoğu zaman Göreceğiz demektir, İnsanlar görecek değil.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Yeniden çeviri, çeviriyi Fransızcaya geri götürmektir. Doğrusu: Geri çeviri bir denetim tekniğidir. Yeniden çeviri ise yeni okur, yeni dönem veya yeni üslup için metni baştan kurmaktır.
- Yanlış: En doğru çeviri her zaman sözcüğü sözcüğüne olandır. Doğrusu: C2 düzeyinde doğruluk, edimsel etkiyi ve kültürel göndermeyi de kapsar. Sözcük sözcük aktarım çoğu zaman yanlış üslup doğurur.
- Yanlış: Üslup yalnızca süslemedir, anlamı değiştirmez. Doğrusu: Üslup kibarlık, mesafe, alay ve aidiyet taşır. Kaydı değiştirmek bazen bildirinin kime gittiğini ve nasıl duyulduğunu da değiştirir.
- Yanlış: Kültürlerarası brifing metni bozar çünkü ekleme yapar. Doğrusu: Brifing örtük bilgiyi görünür kılar. Amaç metni şişirmek değil, şakanın hakaret, kibarlığın soğukluk sanılmasını önlemektir.
- Yanlış: Fransızca deyimler Türkçeye her zaman hazır bir deyimle çevrilmelidir. Doğrusu: Bazen eşdeğer deyim vardır, bazen kısa açıklama, bazen de kaynağın imgesini korumak daha doğrudur. Seçim okura ve amaca bağlıdır.
Bir adım ileri
Bir sonraki adımda bu konu lisans çeviribilimine, karşılaştırmalı üslup çalışmalarına ve ardıl tercümede zihinsel yeniden kurmaya gider. Orada Vinay ve Darbelnet’nin 1958’de ortaya koyduğu kaydırma işlemleri, edebi yeniden çeviri projeleri ve aracı metinler daha dizgeli incelenir. C2 sınıfındaki üç üslup alıştırması, ileride aynı bildiriyi kurumsal, edebi ve medya söylemleri arasında bilinçle taşımanın tabanıdır. Şimdilik amaç kural ezberlemek değil, her yeniden söyleyişte kime konuştuğunu duymaktır.
Özet
Yeniden çeviri, Fransızca metni başka bir kültürün kulağına göre yeniden kurmaktır; sözcük değiştirmekle yetinmez. Kültürlerarası brifing örtük göndermeyi karşı tarafa hazırlar, üç üslup alıştırması ise mesafeyi duyulur kılar. Tekrar, aynı cümleyi dinleyiciyi değiştirerek yeniden söylemekle nüansı kalıcı hale getirir.