Edebî Fransızcada geçmişe bağlı dilek, zorunluluk ve gerçekleşmemiş varsayım, subjonctif imparfait ile conditionnel passé 2e forme sayesinde hem dilbilgisi hem üslup olarak kurulur.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Edebî kiplerin yeri, tarihçesi ve can-do hedefi
Fransızca öğretiminde temps littéraires (tan lide-rer) denilen küme, konuşmadan çekilmiş ama yüksek yazı dilinde yaşayan çekimlerdir. Subjonctif imparfait (sübzonktif emperfe) ve conditionnel passé 2e forme (kondisyonel pase dözyem form) bu kümenin iki temel üyesidir. 17. yüzyıl klasik sahnesinde bu biçimler olağandı; 19. yüzyıl anlatısında yazar, anlatıcı mesafesini ve karakterin iç sesini bu kiplerle ayarlardı. 20. yüzyılda günlük dil bunları bıraktı; okul ise onları okuma ve üslup konusu olarak tuttu.
Dünyada konu çoğu programda passé simple (pase simpl) öğretildikten sonra edebî çekimler başlığıyla gelir. Öğrenci önce tanımayı, sonra kısa pastiş cümleleri yazmayı öğrenir. Günlük hayatta bir müze panosunda, bir opera librettosunda veya kalıplaşmış Qui l’eût cru ? (ki lö krü, Kim inanırdı ki?) sorusunda karşınıza çıkar. Sık yanlış anlama, bu kipleri ölü sayıp atlamaktır; oysa C2 okur-yazarlığı tam da bu biçimleri duymayı gerektirir.
Örnek
Somut metin: Il souhaitait que je vinsse le voir avant minuit. (İl suete kö jö vens lö vuar avan minüi. Gece yarısından önce onu görmeye gelmemi istiyordu.) Ana fiil geçmiştedir; vinsse (vens) biçimi venir kökünden subjonctif imparfait birinci tekildir. Konuşma dili aynı içeriği Il voulait que je vienne le voir. (Gelmemi istiyordu.) diye kurar.
Subjonctif imparfait: gövde, ek ve kullanım
Subjonctif imparfait gövdesi passé simple gövdesidir. Ekler şunlardır: -sse, -sses, üçüncü tekilde şapka aksanlı ünlü artı yazılı -t, sonra -ssions, -ssiez, -ssent. parler: je parlasse, tu parlasses, il parlât, nous parlassions, vous parlassiez, ils parlassent. être: je fusse, tu fusses, il fût, nous fussions, vous fussiez, ils fussent. avoir: j’eusse, tu eusses, il eût, nous eussions, vous eussiez, ils eussent.
Telaffuzda üçüncü tekil -t yazılır ama okunmaz: parlât (par-la), fût (fü), eût (ö), vînt (vin), fît (fi), dût (dü). j’eusse (jös), je fusse (jö füs) diye duyulur. Kullanım kuralı nettir: ana cümle geçmiş bir zamandaysa ve yan cümle subjonctif istiyorsa, edebî üslupta eşzamanlı veya sonraki eylem subjonctif imparfait alır. Il fallait qu’il vînt. (İl fale kil vin. Gelmesi gerekiyordu.) Je craignais qu’elle ne parlât trop. (Jö krenye kel nö par-la tro. Çok konuşmasından korkuyordum.)
Olumsuzlukta edebî dil bazen ne explétif koyar; bu Türkçedeki korkmak ki yapısına benzer ve anlamı olumsuzlaştırmaz. Can-do: öğrenci geçmiş bir ana cümleden sonra gelen dilek, zorunluluk, kuşku veya duygu yan cümlesinde doğru gövdeyi seçer ve üçüncü tekil şapka aksanını unutmaz.
Örnek
Çözümlü örnek. Görev: vouloir geçmişte, yan cümlede faire. Modern: Il voulait que je fasse un discours. Edebî: Il voulait que je fisse un discours. (İl vule kö jö fis en diskur. Bir konuşma yapmamı istiyordu.) faire için geçmiş basit gövde fis artı -se verir je fisse; üçüncü tekil il fît (fi) olur.
Conditionnel passé 2e forme: gerçekleşmemiş geçmiş
Conditionnel passé 1re forme herkesin bildiği j’aurais parlé, je serais allé yapısıdır. İkinci form ise yardımcıyı subjonctif imparfaite çeker: j’eusse parlé (jös parle), tu eusses parlé, il eût parlé (il ö parle), nous eussions parlé, vous eussiez parlé, ils eussent parlé. Hareket fiillerinde être kullanılır: je fusse venu (jö füs vönü), il fût venu (il fü vönü). Anlam birinci formla aynıdır: yapmış olurdum veya gelmiş olurdum; fark üsluptadır.
Bu kip iki yerde parlar. Birincisi si ile kurulan gerçekleşmemiş geçmiş: Si j’eusse su la vérité, je fusse resté. (Si jös sü la verite, jö füs reste. Gerçeği bilseydim kalırdım.) Modern karşılık: Si j’avais su la vérité, je serais resté. İkincisi ana cümlede zarif pişmanlık veya nazik varsayım: J’eusse préféré un autre dénouement. (Jös prefere en otr denuman. Başka bir sonucu tercih ederdim.) Hitabette bu biçim konuşmacıyı yüksek nutuk geleneğine bağlar.
Örnek
Somut olay: okul münazarasında öğrenci şunu der: Eussé-je prévu cet obstacle, je n’eusse point promis l’impossible. (Öse-jö prevü set obstakl, jö nös puan promi lemposibl. Bu engeli öngörmüş olsaydım imkânsızı vaat etmezdim.) Hem devrik eussé-je hem n’eusse point ikinci formdur. Çözüm: yardımcı avoir gövdesi eusse; anlam j’aurais prévu ve je n’aurais pas promis ile özdeştir.
İki kipin birlikte işi: uyum, öncellik ve que farkı
Edebî concordance des temps (konkordans de tan) şunu ister: ana cümle geçmişteyse yan cümledeki subjonctif de geçmişe çekilir. Eşzamanlılık veya sonralık için subjonctif imparfait; öncellik için plus-que-parfait du subjonctif kullanılır. Je ne croyais pas qu’il fût coupable. (Jö nö kruaye pa kil fü kupabl. Suçlu olduğuna inanmıyordum.) Je ne croyais pas qu’il eût menti. (Jö nö kruaye pa kil ö manti. Yalan söylemiş olduğuna inanmıyordum.) İkinci cümlede yalan, inanmama anından öncedir.
Biçim tuzağı şudur: j’eusse parlé hem conditionnel passé 2e forme hem plus-que-parfait du subjonctif gibi görünür. Ayırıcı que ve cümle görevidir. que j’eusse parlé yan cümle ve öncellik bildirir; j’eusse parlé veya si j’eusse parlé ise varsayımın sonucu veya koşuludur. Si elle eût parlé plus tôt, tout eût changé. (Si el ö parle plü to, tut ö şanje. Daha önce konuşsaydı her şey değişirdi.) İki yardımcı da eût (ö) ile ikinci formdadır ve que yoktur. Can-do: öğrenci fût ile eût artı ortaç çiftini görünce dilek mi, varsayım mı, öncellik mi diye sorar.
Örnek
Çözümlü mini metin: Le ministre exigeait qu’on lui dît la vérité ; eût-on osé la taire, la crise fût devenue irrémédiable. (Lö ministr egzije kon lüi di la verite; ö-ton oze la ter, la kriz fü dövonü iremedyabl. Bakan gerçeğin söylenmesini istiyordu; bunu gizlemeye cesaret edilseydi kriz onulmaz hâle gelirdi.) dît (di) dire fiilinin subjonctif imparfait üçüncü tekilidir. eût-on osé ve fût devenue ikinci form varsayımdır.
Hitabet, inversiyon ve yaratıcı üslup
Hitabet bu kipleri süs olarak değil, ritim ve mesafe aracı olarak kullanır. Kalıplaşmış inversiyonlar şunlardır: fût-il (fü-til, olsa bile), dût-il (dü-til, gerekse bile), eût-il (ö-til, olmuş olsa bile), fût-ce (füs, hatta / olsa olsa). Dût-il y laisser sa fortune, il n’abandonnerait pas l’honneur. (Dü-til i lese sa fortün, il naban-donöre pa lonör. Servetini kaybetmesi gerekse bile onurunu bırakmazdı.) Fût-ce pour une heure, je souhaitais le revoir. (Füs pur ün ör, jö suete lö rövuar. Bir saatliğine bile olsa onu yeniden görmek istiyordum.)
Yaratıcı üslupta öğrenci pastiş yazar: 19. yüzyıl mektubu, sahne tiradı, resmi özür. Amaç arkaik konuşmak değil; okurun kulağında yüksek register çalmaktır. Kısa diyalog: — Dût-il m’en coûter cher, je dirais la vérité. (Dü-til man kute şer, jö dire la verite. Bana pahalıya mal olsa bile gerçeği söylerdim.) — Plût au ciel que tu l’eusses dite plus tôt ! (Plü o syel kö tü lös dit plü to! Keşke bunu daha önce söyleseydin!) plût au ciel (plü o syel) kalıplaşmış subjonctif imparfait dileğidir. Can-do: öğrenci bir nutuk taslağında bir inversiyon ve bir si artı ikinci form cümlesi üretir; fazlası parodiye kayar.
Örnek
Somut nutuk cümlesi: Eussions-nous écouté les anciens, nous n’en fussions point arrivés là. (Ösyon-nu ekute lez anysen, nu nan füsyon puan arive la. Eskileri dinlemiş olsaydık bu noktaya gelmezdik.) Çözüm: eussions-nous eşittir si nous avions; n’en fussions point arrivés eşittir nous n’en serions pas arrivés. Yardımcıların şahsı nous ile uyumludur.
Türkçe kaynaklı tuzaklar
Türkçe -seydi / -ecekti tek bir geçmiş varsayım ailesi sunar; Fransızca ise konuşma biçimi ile edebî biçimi ayırır. Öğrenci her olsaydıyı doğrudan si j’avais artı j’aurais kalıbına bağlar ve metindeki eusse, fût biçimlerini yanlış yazılmış subjonctif sanır. İkinci tuzak, il parlât içindeki şapka aksanını à veya geçmiş basit il parla ile karıştırmaktır; oysa parlât (par-la) yan cümle kipidir ve t yazılır. Üçüncü tuzak, ne explétifi Türkçe olumsuzluk gibi okumaktır: Je craignais qu’il ne vînt. (Gelmesinden korkuyordum.) cümlesi gelmemesinden demez.
Dördüncü tuzak, her que artı eusse yapısını koşul sanmaktır; que varsa çoğu zaman yan cümle öncelliğidir, koşul değildir. Beşinci tuzak, bu kipleri konuşmada kullanmaya kalkışmaktır; C2 bile olsa sınıf dışında si j’avais su demek doğaldır, si j’eusse su ise ancak metin, sahne veya bilinçli pastişte yerini bulur. Doğru yol: önce tanı, sonra sınırlı üret, sonra registerı seç.
Örnek
Hata ve düzeltme. Yanlış üretim: Si j’étais su, je fusse venu. Karışım hem yardımcı seçimini hem gövdeyi bozar. Doğrusu edebî: Si j’eusse su, je fusse venu. (Si jös sü, jö füs vönü. Bilseydim gelirdim.) Konuşma doğrusu: Si j’avais su, je serais venu. Türkçe tek cümle iki Fransızca registera açılır; öğrenci önce hangisini yazdığını seçer.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: Subjonctif imparfait ölü bir kiptir, C2’de tanımak bile gerekmez. Doğrusu: Konuşmada seyrektir ama edebî okuma, hitabet ve pastiş üretiminde C2 can-do’sunun parçasıdır; tanımak zorunlu, sınırlı üretmek yeterlidir.
- Yanlış: il parlât ile il parla aynı çekimdir, şapka yalnızca süs. Doğrusu: il parla passé simpledir; il parlât subjonctif imparfait üçüncü tekilidir, t yazılır, okunmaz.
- Yanlış: j’eusse parlé her zaman koşul cümlesidir. Doğrusu: que varsa çoğu kez plus-que-parfait du subjonctif (öncellik)dir; que yoksa veya si varsa conditionnel passé 2e formedir.
- Yanlış: Je craignais qu’il ne vînt onun gelmeyeceğinden korkuyordum demektir. Doğrusu: ne explétif anlamı olumsuz Tramaz; cümle gelmesinden korkuyordum demektir.
- Yanlış: Edebî kipi günlük diyalogda kullanmak C2’yi kanıtlar. Doğrusu: Register seçimi C2’nin kendisidir; konuşmada birinci form, metinde ikinci form doğal seçimdir.
Bir adım ileri
Bir sonraki adım, aynı biçimleri uzun hipotaks içinde plus-que-parfait du subjonctif ile güvenle ayırmak ve bir sayfalık pastişte passé simple anlatıya yedirmektir. Öğrenci bir edebî paragrafın üslup yorumunu yazacak: hangi kip mesafe, hangi kip pişmanlık, hangi kip sahne ritmi verir. Üniversite edebiyat seminerine giden yol, tek cümle üretiminden metin ölçeğinde bilinçli seçime geçmektir. Abartısız kural şudur: tanıdığın kip, ancak registerı doğruysa üslup olur.
Özet
Subjonctif imparfait geçmiş ana cümleden sonra edebî dilek, zorunluluk ve kuşkuyu taşır; gövdesi passé simple, üçüncü tekili şapka aksanlıdır. Conditionnel passé 2e forme yardımcıyı eusse / fusse ile çeker ve gerçekleşmemiş geçmişi yüksek üslupta söyler. C2 öğrencisi bu kipleri metinde ayırır, que farkını görür ve hitabette ölçülü üretir; konuşmada ise modern birinci formda kalır.