Çince bir restoranda menüyü okuyup yemek sipariş etmek ve yemeğin tadını basit kelimelerle anlatmak, günlük iletişimde bağımsız davranmanın önemli bir yoludur.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
Menüde temel kelimeler
Restoranda ilk karşılaşacağınız önemli kelime 菜单 (càidān) sözcüğüdür ve “menü” demektir. 菜 (cài) ise bağlama göre “yemek”, “yemek türü” veya “sebze” anlamına gelebilir. Bu nedenle 菜单 (càidān) kelimesini iki parçayla hatırlayabilirsiniz: 菜 (cài) yemek, 单 (dān) liste anlamı taşır.
Bir yemeğin acı olduğunu söylemek için 辣 (là) kullanılır. 辣 (là) sözcüğündeki dördüncü ton, sesin belirgin biçimde aşağı inmesini gerektirir; Türkçe konuşanlar bunu kısa ve güçlü bir “la” gibi söyleyebilir. Ancak ses tonunu tamamen bırakmamak gerekir, çünkü pinyin tonu Çince kelimenin anlamını değiştirebilir.
Örnek
这是菜单。(Zhè shì càidān.) Bu menü. 这个菜很辣。(Zhège cài hěn là.) Bu yemek çok acı. Burada 很 (hěn) sıfatı cümlede kullanmaya yarar; bağlama göre “çok” anlamı verebilir. 很辣 (hěn là) birlikte “çok acı” demektir.
Sipariş vermek: 点菜
Yemek sipariş etmek için temel kalıp 点菜 (diǎn cài) ifadesidir. 点 (diǎn) burada “sipariş etmek”, 菜 (cài) ise “yemek” anlamındadır. Garson, siparişe hazır olup olmadığınızı 可以点菜了吗?(Kěyǐ diǎn cài le ma?) diyerek sorabilir. Bunun anlamı “Sipariş verebilir miyiz artık?”tır.
Bir isteği kibarca belirtmek için 我要…… (Wǒ yào...) kalıbı kullanılabilir. Bu kalıp “Ben … istiyorum” anlamındadır. Daha yumuşak bir istek için 我想要…… (Wǒ xiǎng yào...) da denebilir; 想要 (xiǎng yào) “istemek, arzu etmek” anlamına gelir. Sipariş verirken yemeğin adını veya sayısını bu kalıbın arkasına ekleyin.
Örnek
Kısa bir sipariş örneği: 服务员,我要一份饺子。(Fúwùyuán, wǒ yào yí fèn jiǎozi.) Garson, bir porsiyon mantı istiyorum. 还要什么?(Hái yào shénme?) Başka ne istersiniz? 不要了,谢谢。(Bú yào le, xièxie.) Başka istemiyorum, teşekkürler. Burada 一份 (yí fèn) “bir porsiyon” anlamındadır.
Yemeğin masaya gelmesi
Siparişten sonra yemeğin masaya getirilmesini anlatmak için 上菜 (shàng cài) ifadesi kullanılır. Bu ifade kelime kelime “yemeği yukarı çıkarmak” gibi görünse de restoranda “yemeği servis etmek, masaya getirmek” anlamına gelir. 菜来了。(Cài lái le.) cümlesi “Yemek geldi” demektir.
Masadaki yemekleri belirtirken 这个菜 (zhège cài) “bu yemek”, 那个菜 (nàge cài) “şu yemek” anlamına gelir. Bir yemeği istemediğinizi söylemek için 我不要这个。(Wǒ bù yào zhège.) diyebilirsiniz. Olumsuzluk sözcüğü 不 (bù), dördüncü tondan önce geldiğinde çoğu zaman ikinci tonla, yani bú olarak söylenir.
Örnek
Somut bir restoran anı: 服务员,什么时候上菜?(Fúwùyuán, shénme shíhou shàng cài?) Garson, yemek ne zaman servis edilecek? Garson 马上来。(Mǎshàng lái.) diye cevap verebilir: “Hemen geliyor.” 马上 (mǎshàng) “hemen, birazdan” anlamındadır.
Tatları anlatmak
“Tat” anlamında en kullanışlı kelime 味道 (wèidào) sözcüğüdür. “Bu yemeğin tadı nasıl?” demek için 味道怎么样?(Wèidào zěnmeyàng?) kalıbını kullanabilirsiniz. Temel tat sözcükleri şunlardır: 甜 (tián) tatlı, 酸 (suān) ekşi, 咸 (xián) tuzlu, 苦 (kǔ) acımsı ve 辣 (là) baharat acısı.
Yemeğin yeterince tuzlu olmadığını anlatmak için 淡 (dàn) sözcüğü kullanılır; bu sözcük “hafif, az tuzlu” anlamına gelebilir. Güzel kokan veya hoş aromalı yemekler için 香 (xiāng) denir. Bir yemeği beğendiğinizi söylemenin en doğal yollarından biri 很好吃 (hěn hǎochī) ifadesidir. Bu ifade “çok lezzetli” anlamına gelir.
Örnek
Bir öğrenci şöyle söyleyebilir: 这个菜很香,但是有点辣。(Zhège cài hěn xiāng, dànshì yǒudiǎn là.) Bu yemek çok güzel kokuyor, ama biraz acı. 有点 (yǒudiǎn) “biraz” demektir. 但是 (dànshì) ise iki düşünceyi “ama” ile bağlar.
Tadına bakmak ve tepki vermek
Bir yemeğin tadına baktıktan sonra fikrinizi 我觉得…… (Wǒ juéde...) kalıbıyla söyleyebilirsiniz. 觉得 (juéde) “düşünmek, … bulmak” anlamındadır. Örneğin 我觉得很好吃。(Wǒ juéde hěn hǎochī.) “Bence çok lezzetli” demektir. Beğenmediğiniz bir yemek için 我不太喜欢。(Wǒ bú tài xǐhuan.) diyebilirsiniz; bu ifade “Pek sevmiyorum” anlamında daha yumuşaktır.
Çince konuşurken yemekle ilgili fikrinizi kısa ve doğrudan söylemek normaldir. Yine de başka birinin damak zevkine saygı göstermek için 对我来说太辣了。(Duì wǒ lái shuō tài là le.) kalıbı kullanılabilir: “Bana göre fazla acı.” 太 (tài) “fazla, aşırı” anlamı verir; bu yüzden 太辣了 (tài là le) “fazla acı” demektir.
Örnek
Kısa diyalog: 你觉得味道怎么样?(Nǐ juéde wèidào zěnmeyàng?) Tadını nasıl buldun? 很好吃,不太辣。(Hěn hǎochī, bú tài là.) Çok lezzetli, pek acı değil. 我觉得有点咸。(Wǒ juéde yǒudiǎn xián.) Bence biraz tuzlu. Bu diyalog, hem olumlu hem olumsuz bir tat değerlendirmesini gösterir.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: 辣 (là) her zaman “sıcak” demektir. Doğrusu: 辣 (là) özellikle biberden gelen baharat acısını anlatır. Yemeğin sıcaklığını söylemek için 热 (rè) kullanılır; bu sözcük “sıcak” anlamındadır.
- Yanlış: 点菜 (diǎn cài) yalnızca menüye bakmak demektir. Doğrusu: 点菜 (diǎn cài) restoranda yemek seçip sipariş vermektir. Menüye bakmak için 看菜单 (kàn càidān), yani “menüye bakmak” denebilir.
- Yanlış: 好吃 (hǎochī) bütün yiyecek ve içecekler için aynı şekilde kullanılır. Doğrusu: 好吃 (hǎochī) çoğunlukla katı yiyeceklerin lezzetli olduğunu anlatır. İçeceklerin tadı için 好喝 (hǎohē) daha uygundur ve “içimi güzel” anlamına gelir.
- Yanlış: Türkçedeki “acı” sözcüğü Çinceye her durumda 辣 (là) olarak çevrilir. Doğrusu: Türkçede “acı” hem biber acısını hem de hoş olmayan tadı anlatabilir. Biber acısı için 辣 (là), acımsı tat için 苦 (kǔ) kullanılır.
Bir adım ileri
Bir üst sınıfta bu konu, yalnızca tat söylemekten çıkıp daha ayrıntılı restoran iletişimine ilerler. Öğrenciler içerik sorma, alerji belirtme, porsiyon ve fiyat öğrenme gibi kalıpları kullanabilir. Ayrıca 少辣 (shǎo là) “az acılı”, 不要辣 (bú yào là) “acı olmasın” ve 打包 (dǎbāo) “paket yapmak” gibi ifadeleri öğrenebilirler. Sonraki aşamada kısa bir restoran diyaloğunu dinleyip sipariş, tat ve ödeme bilgilerini ayırt etmek hedeflenebilir.
Özet
Restoranda 菜单 (càidān) menü, 点菜 (diǎn cài) yemek sipariş etmek ve 辣 (là) acı anlamına gelir. 味道 (wèidào), 甜 (tián), 酸 (suān), 咸 (xián), 苦 (kǔ) ve 淡 (dàn) gibi kelimelerle yemeğin tadı anlatılır. Sipariş verirken 我要…… (Wǒ yào...), değerlendirme yaparken 我觉得…… (Wǒ juéde...) kalıpları kullanılabilir.