Mağazada beden, renk, fiyat ve tarz hakkında basit sorular sorarak uygun giysiyi seçebilir ve iki ürünü karşılaştırabiliriz.
Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.
1. Mağazaya girme ve beden sorma
Mağazada ilk amaç, istediğimiz giysinin olup olmadığını ve uygun bedenini öğrenmektir. Satıcıya kibarca soru sormak için هَلْ عِنْدَكُمْ مَقَاسٌ؟ (hel ındekum makâsun) denir. Bu cümle, “Beden var mı?” veya “Uygun beden var mı?” anlamına gelir.
Arapçada mağaza çalışanlarına genellikle çoğul saygı biçimiyle hitap edilir. Bu nedenle عِنْدَكُمْ (ındekum) “sizde, mağazanızda” anlamındadır. Ürün veya beden bulunduğunu söylemek için نَعَمْ، عِنْدَنَا. (neam, ındenâ), bulunmadığını söylemek için لَا، لَيْسَ عِنْدَنَا. (lâ, leyse ındenâ) kullanılabilir.
Örnek
الزَّبُونُ: هَلْ عِنْدَكُمْ مَقَاسٌ كَبِيرٌ؟ (ez-zebûnu: hel ındekum makâsun kebîrun) — Müşteri: Büyük bedeniniz var mı? الْبَائِعُ: نَعَمْ، عِنْدَنَا مَقَاسٌ كَبِيرٌ. (el-bâi'u: neam, ındenâ makâsun kebîrun) — Satıcı: Evet, büyük bedenimiz var.
2. Beden, renk ve deneme
Bir giysinin bedenini sormak için مَا الْمَقَاسُ؟ (mâ el-makâsu) veya kendi bedenimizi belirtmek için مَقَاسِي مُتَوَسِّطٌ. (makâsî mutevassıtun) denebilir. Temel beden adları صَغِيرٌ (sağîrun) “küçük”, مُتَوَسِّطٌ (mutevassıtun) “orta” ve كَبِيرٌ (kebîrun) “büyük” şeklindedir.
Ürünü denemek istediğimizde هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ أُجَرِّبَهُ؟ (hel yumkinunî en ucerribehû?) denebilir. Deneme kabinini sormak için أَيْنَ غُرْفَةُ الْقِيَاسِ؟ (eyne ğurfetü’l-kıyâsi?) cümlesi kullanılır. Renk belirtirken giysinin adıyla uyumlu basit sıfatlar seçmek gerekir; örneğin قَمِيصٌ أَزْرَقُ (kamîsun ezraku) “mavi gömlek” demektir.
Örnek
الزَّبُونُ: أُرِيدُ أَنْ أُجَرِّبَ هَذَا الْقَمِيصَ. أَيْنَ غُرْفَةُ الْقِيَاسِ؟ (ez-zebûnu: urîdu en ucerribe hâzâ el-kamîsa. eyne ğurfetü’l-kıyâsi?) — Müşteri: Bu gömleği denemek istiyorum. Deneme kabini nerede? الْبَائِعُ: هِيَ هُنَا. (el-bâi'u: hiye hunâ) — Satıcı: Burada.
3. Fiyat sorma ve alışveriş konuşması
Fiyat sormanın en yaygın yollarından biri كَمْ سِعْرُ هَذَا؟ (kem si'ru hâzâ?) cümlesidir. Gömlek için daha açık söylemek istersek كَمْ سِعْرُ هَذَا الْقَمِيصِ؟ (kem si'ru hâzâ el-kamîsi?) denir. Satıcı fiyatı söylerken سِعْرُهُ خَمْسُونَ لِيرَةً. (si'ruhû hamsûne lîraten) diyebilir.
A2 düzeyinde fiyat konuşmasında birkaç temel sıfat yeterlidir. غَالٍ (ğâlin) “pahalı”, رَخِيصٌ (rahîsun) “ucuz” ve مُنَاسِبٌ (münâsibun) “uygun” anlamına gelir. Fiyatı kabul ederken هَذَا سِعْرٌ مُنَاسِبٌ. (hâzâ si'run münâsibun), indirim istemek için هَلْ هُنَاكَ تَخْفِيضٌ؟ (hel hunâke tahfîdun?) denebilir.
Örnek
الزَّبُونُ: كَمْ سِعْرُ هَذَا الْقَمِيصِ؟ (ez-zebûnu: kem si'ru hâzâ el-kamîsi?) — Müşteri: Bu gömleğin fiyatı ne kadar? الْبَائِعُ: سِعْرُهُ ثَلَاثُونَ لِيرَةً. (el-bâi'u: si'ruhû selâsûne lîraten) — Satıcı: Fiyatı otuz lira. الزَّبُونُ: هَلْ هُوَ رَخِيصٌ؟ (ez-zebûnu: hel hüve rahîsun?) — Müşteri: Ucuz mu?
4. İki ürünü karşılaştırma
İki giysiyi karşılaştırırken beden, renk, fiyat ve görünüş hakkında konuşabiliriz. “Bu, şundan daha büyük” demek için هَذَا أَكْبَرُ مِنْ ذَاكَ. (hâzâ ekberu min zâke) denir. “Bu, şundan daha küçük” cümlesi ise هَذَا أَصْغَرُ مِنْ ذَاكَ. (hâzâ asğaru min zâke) şeklindedir.
Tarz ve görünüş karşılaştırmasında أَجْمَلُ (ecmelu) “daha güzel”, أَرْخَصُ (erhasu) “daha ucuz” ve أَفْضَلُ (efdalu) “daha iyi” anlamına gelir. Seçimimizi belirtmek için أُفَضِّلُ هَذَا. (ufaddilu hâzâ) veya أُفَضِّلُ الْقَمِيصَ الْأَزْرَقَ. (ufaddilu el-kamîse’l-ezrak) denebilir. مِنْ (min) kelimesi karşılaştırılan ikinci ürünü gösterir.
Örnek
هَذَا الْقَمِيصُ أَرْخَصُ مِنْ ذَاكَ، وَلَكِنْ ذَاكَ أَجْمَلُ. (hâzâ el-kamîsu erhasu min zâke, velâkin zâke ecmelu) — Bu gömlek şundan daha ucuz, fakat şu daha güzel. أُفَضِّلُ هَذَا لِأَنَّهُ مُنَاسِبٌ. (ufaddilu hâzâ li-ennehu münâsibun) — Bunu tercih ediyorum, çünkü uygun.
5. Geleneksel ve modern kıyafetleri tanıma
Giyim konusu yalnızca alışverişte değil, kültürleri tanımada da kullanılır. Bir kıyafeti tanımlarken مَلَابِسُ تَقْلِيدِيَّةٌ (melâbisü taklîdiyyetün) “geleneksel kıyafetler”, مَلَابِسُ حَدِيثَةٌ (melâbisü hadîsetün) “modern kıyafetler” demektir. Öğrenciler bir görseldeki kıyafetleri renk, biçim ve kullanım yerine göre basitçe karşılaştırabilir.
Karşılaştırma yaparken kişileri veya kültürleri yargılamak yerine giysinin özelliklerine odaklanmak önemlidir. هَذِهِ الْمَلَابِسُ أَكْثَرُ تَقْلِيدِيَّةً. (hâzihi el-melâbisü ekseru taklîdiyyeten) “Bu kıyafetler daha gelenekseldir” anlamına gelir. Günlük kullanım için هَذِهِ الْمَلَابِسُ مُرِيحَةٌ. (hâzihi el-melâbisü murîhatün) denebilir.
Örnek
هَذَا الثَّوْبُ تَقْلِيدِيٌّ، وَهَذَا الْقَمِيصُ حَدِيثٌ. (hâzâ es-sevbu taklîdiyyun, ve hâzâ el-kamîsu hadîsun) — Bu giysi geleneksel, bu gömlek moderndir. هَذَا الْقَمِيصُ مُنَاسِبٌ لِلِاسْتِعْمَالِ الْيَوْمِيِّ. (hâzâ el-kamîsu münâsibun lil-isti'mâli’l-yevmi) — Bu gömlek günlük kullanım için uygundur.
6. Tam mağaza diyaloğu ve iletişim stratejisi
Mağaza diyaloğu genellikle selamlaşma, ürün isteme, beden sorma, deneme, fiyat öğrenme ve karar verme sırasını izler. Her cümleyi uzun kurmak gerekmez; kısa ve açık sorular iletişimi kolaylaştırır. Anlamadığımızda مِنْ فَضْلِكَ، أَعِدْ. (min fadlike, a'id) diyerek “Lütfen tekrar edin” anlamını verebiliriz.
Türkçe konuşan öğrenciler özellikle Arapçadaki kelime sırasına, eril-dişil uyumuna ve belirli artikeline dikkat etmelidir. هَذَا (hâzâ) eril adlarla, هَذِهِ (hâzihi) dişil adlarla kullanılır. Konuşurken fiyatı veya bedeni anlamadıysak tahminde bulunmak yerine مَاذَا تَعْنِي؟ (mâzâ ta'nî?) yani “Ne demek istiyorsunuz?” diye sorabiliriz.
Örnek
الزَّبُونُ: مَرْحَبًا. أُرِيدُ قَمِيصًا أَزْرَقَ. (ez-zebûnu: merhaben. urîdu kamîsan ezraka) — Müşteri: Merhaba. Mavi bir gömlek istiyorum. الْبَائِعُ: أَهْلًا وَسَهْلًا. مَا مَقَاسُكَ؟ (el-bâi'u: ehlen ve sehlen. mâ makâsuka?) — Satıcı: Hoş geldiniz. Bedeniniz nedir? الزَّبُونُ: مَقَاسِي مُتَوَسِّطٌ. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ أُجَرِّبَهُ؟ (ez-zebûnu: makâsî mutevassıtun. hel yumkinunî en ucerribehû?) — Müşteri: Bedenim orta. Onu deneyebilir miyim? الْبَائِعُ: نَعَمْ. سِعْرُهُ خَمْسُونَ لِيرَةً. (el-bâi'u: neam. si'ruhû hamsûne lîraten) — Satıcı: Evet. Fiyatı elli lira. الزَّبُونُ: أُفَضِّلُهُ. (ez-zebûnu: ufaddiluhu) — Müşteri: Onu tercih ediyorum.
Sık yapılan yanlışlar
- Yanlış: “Bedeniniz var mı?” sorusunda tekil biçim kullanmak gerekir. Doğrusu: Mağaza çalışanlarına kibar ve genel bir hitap için هَلْ عِنْدَكُمْ مَقَاسٌ؟ (hel ındekum makâsun?) denir. عِنْدَكَ (ındeke) daha çok tek bir erkeğe, عِنْدَكِ (ındeki) tek bir kadına yöneliktir.
- Yanlış: أَكْبَرُ (ekberu) kelimesi yalnızca yaş için kullanılır. Doğrusu: Bu kelime “daha büyük” anlamıyla beden veya giysi ölçüsü için de kullanılabilir: هَذَا أَكْبَرُ مِنْ ذَاكَ. (hâzâ ekberu min zâke).
- Yanlış: Arapçada Türkçedeki “bu gömlek” ifadesinde her zaman هَذِهِ (hâzihi) kullanılır. Doğrusu: قَمِيصٌ (kamîsun) eril bir addır; bu nedenle “bu gömlek” هَذَا الْقَمِيصُ (hâzâ el-kamîsu) olur. هَذِهِ (hâzihi) dişil adlarla kullanılır.
- Yanlış: Fiyat sorarken Türkçedeki kelime sırası doğrudan Arapçaya aktarılır. Doğrusu: Doğal kalıp كَمْ سِعْرُ هَذَا؟ (kem si'ru hâzâ?) şeklindedir. Burada كَمْ (kem) “ne kadar”, سِعْرُ (si'ru) “fiyat” anlamına gelir.
Bir adım ileri
Bir üst sınıfta mağaza konuşmaları daha ayrıntılı hâle gelir. Öğrenciler iade ve değiştirme istemeyi, farklı ödeme biçimlerini ve indirim koşullarını anlatabilir. Ayrıca renk, kumaş ve kullanım amacı hakkında daha uzun karşılaştırmalar yapabilirler. Sonraki adım, alışverişte geçmiş zaman kullanarak “Bu ürünü dün aldım” gibi deneyimleri anlatmaktır.
Özet
Mağazada beden ve fiyat sormak için kısa, kibar Arapça kalıplar kullanılır. Giysiler beden, renk, fiyat ve tarz bakımından أَكْبَرُ (ekberu), أَصْغَرُ (asğaru), أَرْخَصُ (erhasu) ve أَجْمَلُ (ecmelu) gibi sözcüklerle karşılaştırılabilir. Başarılı bir diyalog için soru sormak, ürünü denemek, anlamadığımızda tekrar istemek ve kararımızı açıkça belirtmek yeterlidir.