QuizistKonu anlatımı, test ve birebir dersTüm konular

Dijital Alışkanlık Değerlendirmesi ve Tartışma

Yabancı Diller · Almanca B2 · Dijitalleşme ve Teknoloji
Bu konunun testini çözÖğretmenle dinle

Ders videosu

Konu anlatımı

Dijital alışkanlıkları ölçmek, karşılaştırmak ve tartışmak B2 öğrencisine veri betimleme, öz değerlendirme ve nezaketli karşı çıkma becerilerini gerçek teknoloji hayatına bağlar.

Ücretsiz üye ol, hemen başla

Üyeler sınırsız test çözer, dersi dinler, Bir'e Bir ders alır ve ilerlemesini görür. Üye olmadan 20 dakika deneyebilirsin.

Kendi dijital portremi çizmek

Öğrenci neden yalnız not alıyor ve bu an öz değerlendirme ile nasıl bağlanır?

CEFR B2 can-do hedefi şudur: Öğrenci kendi dijital alışkanlıklarını ayrıntılı betimleyebilir, süre ve sıklık verebilir, neden-sonuç bağlaçlarıyla etkiyi açıklayabilir. Almancada alışkanlık die Gewohnheit (ge-von-hayt), çoğulu die Gewohnheiten (ge-von-hay-ten) sözcükleridir. Ekran süresi die Bildschirmzeit (bilt-şirm-tsayt) ile karşılanır. Öz değerlendirme kalıbı: Ich habe die Gewohnheit, abends noch lange am Handy zu sein. (Akşamları telefonda uzun süre kalma alışkanlığım var.) zu artı mastar, fiilden sonra virgülle gelir. Telaffuz: Handy (hen-di) günlük Almancadır; das Smartphone (das smart-fon) daha nötr durur.

Bu sahne, öğrencinin bir haftalık kullanımını kimseye göstermeden yazmasıdır. Dil öğretiminde öz değerlendirme CEFR ile güçlenmiştir; öğrenci yalnızca kural ezberlemez, kendi davranışını hedef dilde yansıtır. İç monolog: Ich checke zu oft meine Nachrichten. Das lenkt mich vom Lernen ab. (Mesajlarımı çok sık kontrol ediyorum. Bu beni öğrenmeden uzaklaştırıyor.) Fiil ablenken (ap-len-ken) dikkat dağıtmak demektir. Sıklık zarfları nüans taşır: ständig (şten-dih) sürekli, gelegentlich (ge-le-gent-lih) ara sıra, selten (zel-ten) seyrek. Öğrenci bu zarfları seçerek abartmadan konuşmayı öğrenir.

Örnek

Somut defter notu: Gestern habe ich vier Stunden soziale Medien genutzt. Zwei Stunden davon waren unnötig. (Dün dört saat sosyal medya kullandım. Bunun iki saati gereksizdi.) davon (da-fon) veriyi böler. İkinci cümle: Ich sollte nach 22 Uhr das Handy weglegen. (Saat 22'den sonra telefonu bir kenara koymalıyım.) sollte (zol-te) tavsiye ve öz eleştiri için Konjunktiv II'dir.

Ekran sürelerini karşılaştırmak

Öğrenciler telefonlarındaki istatistiklere bakarak hangi karşılaştırmaları yapıyor olabilir?

Can-do: Akran verisiyle kendi verisini karşılaştırabilir, üstünlük ve eşitlik yapılarını doğru kullanır. Kalıplar: mehr ... als (meer ... als) daha fazla, weniger ... als (ve-ni-ger ... als) daha az, genauso viel ... wie (ge-naw-zo fiil ... vi) aynı ölçüde. Örnek: Ich verbringe mehr Zeit in sozialen Medien als du. (Ben senden daha fazla zamanı sosyal medyada geçiriyorum.) Uygulama süresi için die Nutzungsdauer (nut-zungs-daw-er) denir. Die App zeigt, dass ich am Wochenende länger online bin. (Uygulama, hafta sonunda daha uzun çevrim içi olduğumu gösteriyor.) Yan cümlede fiil sonda durur.

Dünyada birçok B2 kitabı bu konuyu otantik ekran görüntüsü ve infografikle işler; amaç uydurma diyalog değil, gerçek veri üzerinden konuşmaktır. Türkçe kaynaklı sık hata: Ich bin drei Stunden Handy demek. Doğrusu Ich bin drei Stunden am Handy veya Ich verbringe drei Stunden mit dem Handy olur. Kısa diyalog: Wie viel Bildschirmzeit hattest du gestern? (Dün ne kadar ekran süren vardı?) Ungefähr fünf Stunden, aber ein Teil war für die Schule. (Yaklaşık beş saat, ama bir kısmı okul içindi.) ungefähr (un-ge-feer) yaklaşık demektir; abartmamak B2 nezaketidir. je ... desto (ye ... des-to) ile vurgu artar: Je länger ich scrolle, desto schlechter schlafe ich. (Ne kadar uzun kaydırırsam o kadar kötü uyurum.)

Örnek

Meine Bildschirmzeit ist höher als deine, obwohl ich weniger Spiele spiele. (Ben daha az oyun oynamama rağmen ekran sürem seninkinden yüksek.) obwohl (op-vol) rağmen yan cümlesinde fiil sonda durur. Karşı örnek: Wir haben ungefähr gleich viel Bildschirmzeit, aber du nutzt mehr Lern-Apps. (Neredeyse aynı ekran süremiz var ama sen daha çok öğrenme uygulaması kullanıyorsun.)

Kontrol listesiyle alışkanlığı tartmak

Kâğıt üzerindeki maddeler neden telefon ekranından daha yavaş ve bilinçli bir değerlendirme sağlar?

Can-do: Öğrenci evet-hayır ve sıklık maddeleriyle kendini ve arkadaşını değerlendirebilir, sonucu kısa gerekçeyle sunabilir. Kontrol listesi die Checkliste (çek-lis-te) veya der Fragebogen (fra-ge-bo-gen) olarak geçer. Maddeler B2 sözcükleriyle yazılır: Ich lege das Handy beim Essen weg. (Yemek sırasında telefonu bir kenara koyarım.) Ich schalte nachts den Flugmodus ein. (Gece uçuş modunu açarım.) der Flugmodus (fluk-mo-dus) uçuş modu. Ich fühle mich unwohl, wenn das Handy nicht in der Nähe ist. (Telefon yakında değilse kendimi rahatsız hissederim.) Bu son cümle bağımlılık tartışmasına kapı açar; sözcük die Abhängigkeit (ap-hen-gik-kayt) bağımlılıktır, abartmadan ve teşhis koymadan kullanılır.

Kâğıt liste, ekrandaki renkli grafikten yavaştır; tam da bu yüzden birçok sınıfta önce kâğıt tercih edilir. Öğrenci maddeyi okur, işaretler, sonra komşusuyla karşılaştırır. Diyalog: Hast du bei Punkt drei auch ja angekreuzt? (Üçüncü maddede sen de evet mi işaretledin?) Nein, ich lasse Benachrichtigungen an. Das ist wahrscheinlich keine gute Idee. (Hayır, bildirimleri açık bırakıyorum. Bu muhtemelen iyi bir fikir değil.) die Benachrichtigung (be-nah-rih-ti-gung) bildirim. wahrscheinlich (var-şayn-lih) muhtemelen, kesin konuşmamayı öğretir. Liste maddelerini karşılaştırırken im Gegensatz zu dir (im ge-gen-zats tsu dir) senin tersine kalıbı işe yarar.

Örnek

Karşılaştırılmış iki madde: Ali Ich nehme das Handy nicht mit ins Bett. (Telefonu yatağa götürmem.) der. Elif Im Gegensatz zu dir scrolle ich oft noch im Bett. (Senin tersine ben yatakta sık sık kaydırıyorum.) Sonuç cümlesi: Wir sollten beide eine digitale Pause festlegen. (İkimiz de dijital bir mola belirlemeliyiz.) die digitale Pause (di-gi-ta-le paw-ze) dijital mola.

Veriyi pasta grafiğiyle sınıfa sunmak

Pasta grafiğindeki dilimler hangi uygulamalara ait olabilir ve sunucu bunları nasıl sıralamalıdır?

Can-do: Öğrenci basit bir grafikteki payları tarif edebilir, en büyük ve en küçük dilimi vurgulayabilir, dinleyiciye soru sorabilir. Yüzde das Prozent (das pro-tsent), pay der Anteil (der an-tayl) sözcükleridir. Kalıplar: Der größte Anteil entfällt auf soziale Medien. (En büyük pay sosyal medyaya düşer.) entfallen auf (ent-fal-len auf) bir şeye düşmek, payı oluşturmak. Zwanzig Prozent der Zeit nutze ich für Videos. (Zamanın yüzde yirmisini videolar için kullanıyorum.) Nur ein kleiner Teil geht an Lern-Apps. (Yalnız küçük bir kısım öğrenme uygulamalarına gider.) Sıra: önce toplam süre, sonra en büyük dilim, sonra karşıt küçük dilim, en sonda kısa yorum.

Sunum B2'de ezber konuşma değildir; dinleyiciyi içeri almak gerekir. Wie ihr seht, verbringe ich zu viel Zeit mit Kurzvideos. (Gördüğünüz gibi kısa videolarla çok fazla zaman geçiriyorum.) Habt ihr ähnliche Werte? (Sizde de benzer değerler var mı?) Dünyada bu tür mini sunumlar sıkça dil sınavının konuşma bölümünde yer alır; amaç grafik okuma ile görüşü birleştirmektir. Sayı okunuşu: 35 Prozent (fünff-unts-droy-sih pro-tsent). Türkçe kaynaklı hata, yüzdeyi isim gibi Prozente ile çoğullayıp yanlış çekimle kullanmaktır; dilimde genelde yalın Prozent yeter. Yorum cümlesi abartısız olsun: Das überrascht mich nicht, aber es ist trotzdem problematisch. (Bu beni şaşırtmıyor ama yine de sorunlu.)

Örnek

Kısa sunum metni: Meine gesamte Bildschirmzeit beträgt etwa sechs Stunden. Der größte Anteil entfällt auf soziale Medien, ungefähr die Hälfte. Dreißig Prozent sind Videos. Nur zehn Prozent nutze ich für die Schule. Deshalb möchte ich die Zeit für Lern-Apps erhöhen. (Toplam ekran sürem yaklaşık altı saat. En büyük pay sosyal medyaya düşüyor, yaklaşık yarısı. Yüzde otuz video. Yalnız yüzde onu okul için kullanıyorum. Bu yüzden öğrenme uygulamaları için süreyi artırmak istiyorum.)

Anket soruları yazmak ve tartışmayı başlatmak

Öğretmen tahtaya hangi tür sorular yazıyor ve öğrenciler neden aynı anda not alıyor?

Can-do: Öğrenci anket sorusu kurabilir, kapalı ve açık soruyu ayırabilir, tartışmayı nazikçe başlatabilir. Kapalı soru: Schaltest du nachts den Flugmodus ein? (Gece uçuş modunu açıyor musun?) Açık soru: Warum fällt es dir schwer, das Handy wegzulegen? (Telefonu bir kenara koymak neden sana zor geliyor?) Görüş kalıpları B2'nin omurgasıdır: Meiner Meinung nach ist zu viel Bildschirmzeit ungesund. (Bence fazla ekran süresi sağlıksızdır.) Ich bin der Ansicht, dass wir Regeln brauchen. (Kurala ihtiyacımız olduğu görüşündeyim.) Da bin ich anderer Meinung. (Bu konuda başka fikirdeyim.) Karşı çıkış kişiyi değil içeriği hedefler.

Tahtadaki sorular sınıfın ortak dilini kurar; herkes aynı sözcükle konuşunca tartışma dağılmaz. Tarihçe olarak dil dersinde anket, iletişimsel yaklaşımdan beri kullanılır: soru sormak gerçek bir iştir, ezber cümle değildir. Diyalog: Sollen wir das Handy in der Schule ganz verbieten? (Okulda telefonu tamamen yasaklamalı mıyız?) Einerseits wäre das ruhiger, andererseits brauchen wir es für Recherchen. (Bir yandan daha sakin olurdu, öte yandan araştırma için ona ihtiyacımız var.) einerseits ... andererseits (ay-ner-zayts ... an-de-rer-zayts) iki yüzü göstermek için temel B2 bağlacıdır. Es kommt darauf an, ob man die Apps bewusst nutzt. (Uygulamaları bilinçli kullanıp kullanmamaya bağlıdır.) bewusst (be-vust) bilinçli.

Örnek

Tahta soruları ve kısa yanıt: Wie viele Stunden verbringst du täglich vor dem Bildschirm? (Her gün ekran karşısında kaç saat geçiriyorsun?) Yanıt: Durchschnittlich vier Stunden. (Ortalama dört saat.) Was würde dir helfen, weniger zu scrollen? (Daha az kaydırmana ne yardım ederdi?) Yanıt: Ich würde das Handy in einem anderen Zimmer laden. (Telefonu başka odada şarj ederdim.) würde (vür-de) nazik öneri ve varsayımdır.

Tartışmayı derinleştirmek ve Türkçe kaynaklı hataları ayıklamak

Can-do: Öğrenci avantaj ve dezavantajı dengeli sıralayabilir, çözüm önerebilir, spekülasyonu gerçekten ayırabilir. Avantaj: Digitale Medien erleichtern das Lernen und die Kommunikation. (Dijital medya öğrenmeyi ve iletişimi kolaylaştırır.) Dezavantaj: Ständige Benachrichtigungen rauben uns die Konzentration. (Sürekli bildirimler konsantrasyonumuzu çalıyor.) Çözüm: Wir könnten feste handyfreie Zeiten vereinbaren. (Sabit telefonsuz saatler kararlaştırabiliriz.) handyfrei (hen-di-fray) telefonsuz. Spekülasyon: Wenn alle weniger scrollen würden, hätten wir mehr Zeit für Sport. (Herkes daha az kaydırsa spora daha çok zamanımız olurdu.) Bu cümle Konjunktiv II ile gerçek olmayan durumu gösterir.

Türkçe kaynaklı hatalara ayrı durulmalıdır. Bir: zamanı ich bin ile telefona yapıştırmak; doğrusu am Handy veya mit dem Handy verbringen. İki: obwohl, weil, dass yan cümlesinde fiili ortaya koymak; Almancada fiil sonda durur. Üç: diskutieren (dis-ku-ti-ren) ile streiten (ştray-ten) karıştırmak; ilki gerekçeli tartışma, ikincisi kavga çağrışımı yapar. Dört: nutzen, benutzen, verwenden üçlüsünde rastgele seçim; ekran ve uygulama için nutzen en doğalıdır. Beş: seit ve vor karışıklığı: seit zwei Jahren (zayt tsvey ya-ren) iki yıldır süren durum, vor zwei Jahren (for tsvey ya-ren) iki yıl önceki an. Bu beş nokta B2 yazı ve konuşmasında en çok puan kaybettirir.

Örnek

Düzeltilmiş mini tartışma: Yanlış iskelet yerine doğru metin: Ich nutze das Handy seit drei Jahren intensiv. Vor einem Monat habe ich meine Bildschirmzeit gemessen. Obwohl die Zahl hoch war, möchte ich nicht streiten, sondern sachlich diskutieren. Meiner Meinung nach sollten wir die Apps bewusster nutzen. (Telefonu üç yıldır yoğun kullanıyorum. Bir ay önce ekran süremi ölçtüm. Sayı yüksek olsa da kavga etmek değil, konuyu nesnel tartışmak istiyorum. Bence uygulamaları daha bilinçli kullanmalıyız.)

Sık yapılan yanlışlar

  • Yanlış: Zaman belirtirken Ich bin drei Stunden Handy demek, Türkçedeki telefon-dayım kalıbını bire bir aktarmak. Doğrusu: Doğrusu Ich bin drei Stunden am Handy veya Ich verbringe drei Stunden mit dem Handy kalıbıdır. Yer belirtmeden süre yapışmaz.
  • Yanlış: obwohl, weil ve dass yan cümlelerinde fiili Türkçe gibi ortaya koymak. Doğrusu: Almanca yan cümlede çekimli fiil sonda durur: obwohl ich müde bin, weil ich scrolle, dass die Zeit knapp ist.
  • Yanlış: diskutieren sözcüğünü her anlaşmazlık ve kavga için kullanmak. Doğrusu: diskutieren gerekçeli, sakin tartışmadır; bağırış ve kişisel çatışma için streiten daha yakındır. Sınıf tartışmasında ilkini seçin.
  • Yanlış: Ekran ve uygulama için benutzen veya verwenden diye rastgele fiil seçmek, yüzdeyi yanlış çoğullamak. Doğrusu: Kullanım ve süre bağlamında nutzen en doğalıdır. Dilimde çoğunlukla yalın Prozent yeter; der Anteil payı adlandırır.

Bir adım ileri

Bir üst dil basamağında, kabaca C1'e doğru, aynı konu soyutlaşır: veri koruma, algoritma, dijital etik ve resmi sunum dili öne çıkar. Öğrenci Datenschutz, Einwilligung ve uzun isimleştirmelerle metin yazar; edilgen ve kip birleşimleri artar. Tartışma artık kişisel alışkanlıktan toplum kurallarına kayar. Grafik tarifi de tek pasta diliminden karmaşık tablo ve kaynak göstermeye geçer.

Özet

B2 öğrencisi kendi dijital alışkanlığını adlandırır, süreyi karşılaştırır ve grafikle sunar. Anket, kontrol listesi ve nazik karşı çıkış kalıpları tartışmayı taşır. Türkçe kaynaklı sözdizimi ve fiil seçimi hataları ayıklanırsa hem sınıf konuşması hem de sınav metni güçlenir.

Örnek sorular

1. „Wie viele Stunden verbringen Sie pro Woche online?“ sorusuna verilen cevapta hangi ifade en uygun olur?
  1. Ich surfe ungefähr 15 Stunden pro Woche.
  2. Ich habe gestern ein neues Handy gekauft.
  3. Mein Computer ist sehr alt.
  4. Ich mag keine sozialen Medien.
Cevabı göster
Doğru cevap: Ich surfe ungefähr 15 Stunden pro Woche.
Soru haftalık çevrimiçi süreyi sorduğu için, doğrudan saat belirten seçenek doğru cevaptır.
2. „Ich verbringe zu viel Zeit mit Social Media.“ cümlesinde altı çizili fiil ne anlama gelir?
  1. Zamanı azaltmak
  2. Zamanı geçirmek
  3. Zamanı planlamak
  4. Zamanı kaydetmek
Cevabı göster
Doğru cevap: Zamanı geçirmek
„verbringen“, bir etkinliğe ayrılan zamanı belirtmek için kullanılır.
3. „Zu viel Zeit online verbringen“ ifadesinin Türkçe karşılığı nedir?
  1. Çevrimdışı zaman kazanmak
  2. Çevrimiçi çok fazla zaman geçirmek
  3. İnternet bağlantısını kesmek
  4. Bilgisayarı kapatmak
Cevabı göster
Doğru cevap: Çevrimiçi çok fazla zaman geçirmek
İfade, internette aşırı süre harcama durumunu tanımlar.
4. „Er ist süchtig nach Online-Spielen.“ cümlesi hangi durumu ifade eder?
  1. Oyun oynamayı sevmiyor.
  2. Çevrimdışı oyunları tercih ediyor.
  3. Çevrimiçi oyunlara bağımlı.
  4. Oyun oynamayı planlıyor.
Cevabı göster
Doğru cevap: Çevrimiçi oyunlara bağımlı.
„süchtig nach … sein“ kalıbı bir şeye bağımlı olmayı belirtir.
5. „Ich bekomme zu viele Benachrichtigungen.“ cümlesinde altı çizili kelime ne anlama gelir?
  1. Arkadaş önerileri
  2. Bildirimler
  3. Şifre hatırlatıcıları
  4. İndirme linkleri
Cevabı göster
Doğru cevap: Bildirimler
„Benachrichtigung“, uygulamalardan gelen uyarı mesajlarını ifade eder.
Testin tamamını çöz

Aynı ünitedeki konular

‹ Teknoloji Haberi ve Ürün İncelemesi (Okuma-Dinleme)